— Devletin 7 tane uçağıyla ABD’ye gitmek hak yeme değil mi?
— Maç izlemeye bile 200 araçlık konvoyla gitmek hak yeme değil mi?
— Yüzlerce korumayla camiye gitmek hak yeme değil mi?
— Millet açken milyonlarca liraya dinazorlar almak hak yeme değil mi?
— Kendi bakanlığına dezenfektan satmak hak yeme değil mi?
— İnsanlar soğuktan donarken çadır satmak hak yeme değil mi?
Bunlara gelince tek kelime etmezler, adam 1 tane dandik araçla Nevşehir’e gider “hak yeme” olur.
Siz hak yemenin kitabını yazdınız kitabını!
Fatih Altaylı:
Kılıçdaroğlu "Laikler hem maymundan geldik diyor, hem de Atatürk'e atam" diyen yani Atatürk'e maymun diyen kadını kendine danışman yapıp partide oda vermiş
CHP Başkanlık koltuğunu yani Atatürk’ün makamını işgal eden Kılıçdaroğlu denen bu zat, Akp'nin bastonudur
Ertuğrul Özkök, Akit TV’de öyle bir konuşuyor ki, sunucu tek kelime edemiyor. İyi dinleyin:
“— Tayyip Erdoğan da bu ülkede 2002’de yolsuzluktan yargılandı.
— Erdoğan'a yapılan suçlamalar da, bugün Ekrem İmamoğlu'na yapılanlarla tamamen aynı. Hatta suç maddeleri bile aynı!
— Hatta Erdoğan’ın sadece Akbil yolsuzluğu dosyasında geçen para miktarı, bugünkinden çok daha fazla!
— Ama Tayyip Erdoğan ne evinden alındı, ne eşine dostuna bir şey yapıldı!
— Hatta ilk duruşmadan sonra bir sonraki duruşmalara katılmasına gerek duyulmadı! Peki ya şimdi?
Akit sunucusu: ..ERROR!..”
İşte böyle. Ekrem İmamoğlu’na yapılan hukuksuzluk ve zulmü hafife almamak lazım. Adamın adeta her şeyine el koydular.
Olay bundan ibaret!
İçkiyi ve onu hatırlatan her şeyi sosyal yaşamdan silme çabası. Oysa turistlerin Taksim'de, Beşiktaş'ta, Gezi Parkında rahatça eğlenmeleri için tüm imkanlar seferber ediliyor, kendi vatandaşına gelince yasak ve engeller devreye giriyor. Dubai, Malezya örneğine dönüşüyor ülke.
Erdoğan'ın Diploması Tartışması!
Özgür Özel:
"Erdoğan'a 'diplomasız' dedim diye dava açtı. Mahkeme başkanı diplomayı dosyaya sunmasını isteyince, Erdoğan'ın avukatları 'hâkimin tarafsız olmadığını' iddia ederek hâklimin reddini talep etti. Varsa diplomanız sunarsınız, bu kadar basit!"
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Rümeysa Eker adlı malum ŞEY için yaptığımız gibi, domuz bağı ile insan katleden Hizbullah terör örgütü uzantısı ve Cumhur ittifakı ortağı bir sözde siyasi parti başkanı sıfatıyla -maalesef- milletvekili de yapılmış bu ŞEY hakkında da yarın suç duyurusunda bulunacağız.
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
İzmir'de bir çiftçi, ihracatlık kirazına 15 TL fiyat verilince, kirazını kendisi 35 TL'ye satmaya başladı.
Bu kalitede kiraz İstanbul'da 300-500 TL'ye satılıyor.
Çiftçiden 15 TL'ye alınan ürün, İstanbul'da 500'tl'ye satılıyorsa o ülkede Tarım Bakanlığı diye bir bakanlık yok demektir!
Cezayı peşinen çektirdiler hala bırakmıyorlar. Hukuka, ahlaka, vicdana, matematiğe aykırı ama ne gam. Sonra da bu yapılanların siyasi baskı olmadığına inanalım öyle mi?!
İstanbul Üniversitesi'nin Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının hukuksuzca iptal edildiğinin itirafı niteliğindeki evrağı:
“Diploma iptali hangi belgeye dayanıyor, biz de bilmiyoruz!”
Ne belge var, ne gerekçe! Sadece talimat var!
Bu bir hukuk cinayetidir.
Amaç belli: Halkın Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’ndan korkuyorlar!
Bugün diploma gider, yarın tapunuz, maaşınız, geleceğiniz!
Bu dava İmamoğlu’nun değil, hepimizin!
Bu ülke sarayın tapulu malı değildir!
Halkın iradesini çiğnetmeyeceğiz!
Utangaç KK'cıların 3 özelliği:
1. Mutlak butlana KK'dan ve siyasi iktidardan bağımsız bir doğa olayı gibi yaklaşmak
2. Uzuun uzun tivit yazmak (işbirlikçiliklerini örtmek için)
3. Habire "parti bölünmesin" demek ve kendisini partiyi düşünüyormuş gibi sunmak (tek derdi koltuk)
BANA NEDEN CHP YE BUNCA YILDAN SONRA ÜYE OLDUN, EVİNİ SATIP, NEDEN SEÇİM OTOBÜSÜ ALIYORSUN DİYENLER BU İKİ RESME İYİ BAKSIN 👍🇹🇷 @herkesicinCHP@eczozgurozel
⚠️ “Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. Sen biliyorsun demek ki…”
👉🏻 CHP’li Meclis Üyesi Neslihan Özdemir Türk milletine hakaret eden AKP’li Rümeysa Eker’i kepaze etti:
• Bu paylaşımı yapan kişi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Meclisi’nde görev almakta.
• Utanmadan bu yazıyı yazmış.
• Yetmemiş, Atatürk’ü küçültmeye çalışmış.
• Onun kurduğu Cumhuriyet’in sağladığı haklardan yararlanacaksın, onun sağladığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın…
• Yazının sonunda İslamiyet’ten, kul hakkından bahsetmişsin, hangi akrabanın torpiliyle, kimlerin kul hakkını yiyerek o listeye girdin bir düşün önce.
• Biz hiç seks shop işleten kimseyi tanımıyoruz, kaçı Kemalist, kaçı sağcı bilmiyoruz.
• Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz.
• Sen biliyorsun demek ki, yüzdelik dilimleri bir ver. Biz de öğrenelim!
• Ben hacca giden, namaz kılan, kul hakkını gözeten binlerce Cumhuriyetçi ile tanıştırabilirim seni.
• Aynı şekilde sağcıyım diyen, faiz yiyen, rüşvet alan, ayaklarını sekreterlerine yıkatan insanları da söyleyebilirim ama sen zaten tanıyorsun.
• Ahlakın sağcısı ve solcusu olmaz.
• Yazında ‘Amerikaya’ya gidenler’ demişsin sen bu Meclis kürsüsüne ‘New York’ yazılı tişörtle geldin. Biz savunduk.
• Terör örgütleri diyorsun ya, FETÖ bu ülkeye kimin zamanında sızdı, kimlerle kol kola yürüdü bir bak bakalım.
RÜŞVETÇİ KİM / HIRSIZ KİM?
Yazının konusu olan Antalya Başsavcılığının, “Özgür Özel rüşvet aldı” iddialarına hukuka olan saygım ve Masumiyet Karinesigereği yorum yapmam. Yargı bu davada karar verdiğinde elbette ki gerçekleri yazarız.
Fakat bazı sorularımız var. Kime soracağız bunları? Kime olacak?
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e…
Daha önce, defalarca ifade değiştiren Muhittin Böcek son olarak;
“Ben, Özgür Özel’in isteğiyle 950 Bin Avroyu, Ferdi Zeyrek’e verdim. Yine Özel’in talimatıyla 1 Milyon Avro’yu Veli Akbaba’ya verdim. Ayrıca 200 Bin Avro da Özel’e elden verdim” demiş…
Şu sorular Böcek’e soruldu mu, sorulduysa ne yanıt alındı?
*Bu ifadeniz, son kararınız mı? (Evet)
*2 Milyon 150 Bin Avro verilirken, gören-duyan-tanık olan var mı? (Yok)
*Ferdi Zeyrek’in ifadesi alındı mı? (Vefat etmişti)
*Parayı nereden tedarik ettiniz? (Hatırlamıyorum. Eşten-dosttan olabilir!)
Halkın filozofu Bergamus der ki; Yargı istesin, sizi, sevdiğinize yazdığınız aşk mektubundan bile suç çıkartıp tutuklayabilir…
Sayın Adalet Bakanı, siz aynı zamanda HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) Başkanısınız, yani çok güçlüsünüz. Ben size, delilli-belgeli-TBMM zabıtlarına geçmiş bir rüşvet olayını anlatacağım. Sizdeki yürek ve meslek aşkı AKP’nin eski Adalet Bakanlarında olmadığı için olayın üstüne gidemediler. Siz bunu başarırsınız. Göreyim sizi, genç Bakan!
26 Nisan 2012 de, TBMM’ye sanki bomba düşmüş gibi oldu.
Suudi Arabistan Şeyhlerinden birinin, Bilal Erdoğan’ın Vakıfbank’ta ki hesabına 100 MİLYON DOLAR gönderdiğinin belgeleri açıklandı. Açıklayan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu idi.
Dönemin Başbakanı Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan gönderilen parayı inkar etmediler. “Vakfımıza, karşılıksız bağış yaptılar”, dediler. Vakfın adı o zaman İSEGEV idi. Bilal Erdoğan’ın resmiyette bu vakıfla ilgisi yoktu. Vakfın adı TÜRGEV olarak değiştirildi ve yönetimine Bilal Erdoğan getirildi.
Arap Şeyhinin 100 Milyon Doları, Bilal’in lepiska saçlarına hayran olduğu için göndermediği, İBB’den talep ettiği bir İMAR DEĞİŞİKLİĞİ için gönderdiği bir RÜŞVET olduğu meydana çıktı. Bir ara paranın geri gönderildiği söylendi ama, belge gösterilmedi…
Sayın Bakan, her türlü belge mevcut. Sarayın yeni sakini Kılıçdaroğlu’nda da var.
Bu basit RÜŞVET olayını çözün, sırada bir Başsavcının EMLAK KRALI olmasını, bir “PÜF” diyerek tapuları buharlaştırma yeteneğine nasıl sahip olduğunu açıklayıp, size yeni bir dosya vereceğim.
Hadi kalın sağlıcakla…
Sağlık ve başarı dileklerimle 06 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Türk vatandaşlarının Avrupa kapılarında aylarca vize randevusu beklediği, karaborsaya düşen randevular yüzünden mağdur olduğu bir dönemde; vize aracılık işini yürüten ve tekel olan firmanın sahibinin eski bir siyasetçi ile olan organik, ticari ve vakıf düzeyindeki bağları hiçbir surette kabul edilemez. Kamuoyu bu durumu, vatandaşın çile çektiği bir sistem üzerinden belirli isimlerin devasa bir servet ve tekel oluşturması skandalı olarak tartışmaktadır. Ama en ürkütücü kısımlarından biri milyonlarca vatandaşımızın kişisel verileri ve bilgilerinin böyle adamların eline geçmesidir.! #vizeimparatorluğu #vize #vizesatışınasonverilsin
Duruşmaya segbisle bağlanan İmamoğlu:
imamoğlu: söyleyeceklerimin kayda geçirilmesini istiyorum. mahkemenizin adil yargılama ile alakalı düzeni oluşturmak adına mahkemede fiili bulunmam yönündeki çağrınızı biliyorum. bu da gayet kurallara uygundur. ama durum bu sabah yaşadıklarımdan sonra artık teferruat haline dönüşmüştür. gardiyan arkadaşlar saat 06:30da beni uyandırdılar. 07:30da cezaevinden çıkarıldım. en az 60 kilometre yol yaptık. sözüm ona araba bozuldu, kaputu açtılar baktılar. bana bilgi bile verilmedi dönüş yoluna geçildi. sordum “araba arıza yaptı geri dönüyoruz” dediler.
“e araba bozuksa niye dönüyoruz” dedim.
“komutan bey bakın 60 km geldiniz kalan mesafe de zaten o kadar arıza yaptıysa niye döndürüyorsunuz” dedim.
bu türk yargı tarihine geçsin. “bakın yanlış yapıyorsunuz. bu bir talimat, aracın bozuk olduğuna inanmıyorum” dedim. “ayıptır, yazıktır, günahtır” dedim. zorla kapıyı kapattılar, beni oturttular, geri döndük. lavabo ihtiyacımı söyledim, 20 dakikamız var beklesin dendi. bunu karşılamaktan bile imtina eden bir hale gelmiştir komutan, asker. cezaevi kapısında ben tepkimi dile getirdim. 09:20 geçe buraya girdim ben, çoktan Kartal’da olurdum. içerdekiler dedi ki “segbis’e döndüğü için böyle alındınız”. o zaman benim askerim neden buna alet edildi? biz başsavcının egosu için, İmamoğlu Kartal’a gelmesin, yargıç karşısına çıkmasın diye bir tezgah kurulmuştur. ciddi anlamda psikolojik bir şiddete tabii tutuldum. bugün yaşanan tarihi bir zulümdür işkencedir. buna tabii tutanlarla ilgili işlem yapılmasını talep ediyorum.
ben huzurda savunma yapmak istiyorum.
sebebi şudur; yüce Türk yargısını yerle bir etmek isteyenlere karşı mücadele veriyorum ben onu söyleyeyim.
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinde ele aldığımız vize işleme tekeli VFS ve onun Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini, milyarlık rant ilişkilerini ve serinin engellenme sürecini Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni @kemalgoktas ile konuştuğumuz yayından izleyebilir, dinleyebilirsiniz.
https://t.co/F9MdbTzyBu
Hepimizin canını yakan vize çilesinin arkasındaki milyar dolarlık VFS Global çarkını deşifre eden bu devasa araştırmanın mutfağında aslında kimler var? Kısa bir özet geçeyim.
Projenin ana yürütücüsü, merkezi Hollanda’da olan Lighthouse Reports. Bu adamlar işin "beyni". AB belgelerini sızdıran, yapay zekayla 2000'den fazla vize makbuzunu analiz eden ve küresel finans ağını çözen ana çekirdek ekip onlar.
Peki sahada asıl tehlikeli işi kim yaptı? Kongo'da vize merkezindeki rüşvet çarkını gizli kamerayla/undercover kaydeden Ruben Nyanguila ve Hindistan'daki %70'e varan fahiş kâr marjlarını eski çalışanları konuşturarak patlatan Ritu Sarin gibi yerel gazeteciler.
Gelelim bizimkilere... Raporda Kemal Göktaş, Canan Coşkun ve Şebnem Arsu gibi Türk gazetecilerin adı "credits" kısmında geçiyor. Bizimkiler bu dev yapbozun en kritik cephesini, yani Türkiye ayağını sırtladı.
Özetle; teoriyi kuran ve veriyi işleyen Avrupa merkezli Lighthouse Reports, dünyadaki rüşvet ve sömürüyü canı pahasına belgeleyen uluslararası saha gazetecileri ve Türkiye'deki vize soygununu ortaya çıkaran bizimkiler. Tam bir kolektif başarı öyküsü.
Hepsine saygı ve minnetle...
https://t.co/Z0pkXoUE67
#VfsGlobal #Schengen #Vize #TheVisaEmpire