Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
Kayhan’ın annesi yıllardır ağır tedaviler görüyor. Kayhan’ın bir ayağı hep hastanede bir ayağı gazetesindedir. Bu gece o hasta anneyi korkutmanın, evladını gözaltına almanın mantığı nedir?
Kayhan gözaltına alınırken dahi kız kardeşini arayıp, “annemin yanına gelin” diyor.
Çağırsaydınız hemen gelecek insanlara bu eziyeti etmenize dair çok cümle var. Ama ne cümle etsek az.
BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!
Sloganın mesajının üzerinde duralım biraz. Slogan iki yönlü bir önerme içeriyor: (a) birleşirsek kazanacağız ve (b) kazanmak için birleşmemiz lazım. Olumsuz açıdan ele alırsak “birleşmezsek kazanamayız!”. https://t.co/crag9T9Aww
Cengiz Baş..
45 yaşında..
Trabzon Yomra'da çalıştığı inşaatın 6. katından kafasına demir parçası düşmesi sonucu yaralandı..
Bir gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
Arsinli..
Cemal Odabaş..
65 yaşında, tır şoförü..
Sakarya Arifiye'de 21.00 sularında çelik konstrüksiyon imalatı yapan bir fabrikaya mal getirdi..
Dorse üzerindeki halatı çözdüğü sırada çelik boruların üzerine devrilmesi sonucu hayatını kaybetti..
Üç çocuk babası, Çorum Osmancıklı..
Murat Can Pekeroğlu henüz 25 yaşındaydı. Üniversite mezunuydu, iş bulamadığı için @Trendyol Go’da kurye olarak çalışıyordu. 23 Kasım gecesi, bir sürücünün çarpmasıyla 12,5 metre sürüklendi ve yaşamını yitirdi. Direksiyonun başındaki kişi ise bir acil servis doktoruydu. Buna rağmen Murat Can’a müdahale etmedi. Bilirkişi raporları ve tanık ifadeleri ortadayken, sadece 12 saat gözaltında kaldı ve bugün hala görevine devam ediyor. Murat Can toprağın altında, sorumlusu ise özgür. Adalet bunun neresinde?
#MuratCanPekeroğluİçinAdalet
#muratcanasesol
https://t.co/78fklLiczA
Halkevleri Genel Kurulu ve "hal ve gidiş" üzerine yazdım.
Faaliyet Raporunda Mamak ve Hatay Halkevlerine dair bir faaliyet olmamasıdır. Mamak Halkevleri, Halkevleri örgütünün de Ankara muhalefetinin de en önemli mevzisiydi dersek abartı sayılmaz (uzun uzun izah etmeyeceğim, tarihine kısaca göz atmak bunu görmek için yeterlidir. Mamak’ta: Saimekadın, Mamak, Şirintepe, Mutlu şubeleri ve Ethem Sarısülük Kütüphanesi ile Salih Yıldırım Kültür Merkezi vardı. Kömür Deposu şenlikleri, haftalarca süren ulaşım eylemlerini, Cami Cemevi direnişi gibi diğer etkili eylemleri saymıyorum). Hatay Halkevi ise “idareci ekibin” deprem sonrası “hayatı da örgütü de buradan kuracağız” gibi afaki bir iddiayı ortaya attığı yerdir (afaki yani ufuksuz olduğu sonuçlarıyla ortadadır). Deprem sonrası önerdiğimiz ve Halkevlerinin daha önceki (Körfez, Van depremleri) deneyimlerinden çıkarttığı ve yerel ihtiyaçlara cevap verecek projeler veto edilip yerine bir daha adı anılmayan projeler konmuştu. “Hatay(’ı) deprem sonrasında kentin bütünüyle birlikte ve toplumun ve siyasetin de yeniden inşasının kesiştiği yer” gibi iddialı cümlelerin yanı sıra (mealen)[iv] baş çelişkinin depremzedeler ile sermayenin afet yönetimi arasında olduğu da vurgulanıyordu. Raporda bu iddiaların akıbetine dair ne bir veri ne de konuşmalarda bir özeleştiri var, ne de genel kurulda buna dair bir söz.
#İBBDavası'nda 52. Gün
"Evimizde yapılan aramada yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Onları da tutanağa geçirmemişler"
🔺️İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı ve Şehir Plancısı
#RamazanGülten beyanda bulunuyor.
🔺️Ben 20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır ise kamu görevlisiyim.
🔺️Mesleki bilgi ve birikimimi, beni yetiştiren Cumhuriyet'e ve halkıma faydalı olmak için kullandım.
🔺️20 yıllık meslek hayatımın sonunda, krediyle edinilmiş İstanbul Maltepe'de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır.
🔺️Eşimle birlikte maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz kredi ve borçların taksitlerini, maaşımın kesilmesi nedeniyle ödeyemez hale geldik ve bu nedenle evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım.
🔺️Ancak hakkımda çıkan haberler ve karalama kampanyaları nedeniyle, dosya kapsamında tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar evi satın almaktan vazgeçtiler.
🔺️Evi satamayınca aracımı sattım.
Tüm mal varlığım bunlardan ibarettir.
🔺️Evimizde yapılan aramada ise yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Ancak aramayı gerçekleştiren görevliler, bunların tutanağa geçirilmesine dahi gerek görmemişlerdir."
🔴Özşen Madencilik işçilerinin direnişi kazanımla sonuçlandı
👉 İşçi temsilcileri, İŞKUR yetkilileri, vali yardımcısı ve Bağımsız Maden-İş temsilcileri tarafından kurulacak olan heyet ile işçilerin ücret, tazminat ve fazla mesai ücreti ödemeleri öncelenecek.
👉 Ücretlerden başka şekilde yakıt, iş güvenliği ekipmanları ve tahkimat malzemeleri dışında harcama yapılmayacak.
👉 İş yerinde temsilci seçimleri yapılacak ve sendikanın iş yerinde temsilcilik odası bulunacak.
👉 Ödemelerin takip edilmesi ve çeşitli ödeme usulsüzlüklerinin giderilmesi ile birlikte yarın 4-12 vardiyası ile üretim yeniden başlayacak. Üretimden satışlar ile işçilerin borçları bitirilecek ve borçlar son bulduğunda birer ücret ikramiye dağıtılacak.
👉 İşçiler eylemde geçirdikleri günlerde sigortalı sayılacak ve 27 günlük ücret de alınacak
https://t.co/aGfW3Yr3eA
“Bir anadan dünyaya gelen yolcu…”
Bu dünyadan bir Samet Özgül geçti; sazıyla, sözüyle, tertemiz adıyla.
Canım abim seni hem özlemle anıyor hem de adını adalet mücadelemizde yaşatmaya devam ediyoruz 🤍🛵
#SametÖzgülİçinAdalet
Dün öğlen yazmıştım
CHP NE YAPABİLİR (VEYA YAPAMAZ)?
Cumhuriyetin kurucu partisi kimliği ve meşruiyetini önemli oranda buradan kurarak, egemen ve orta sınıflarda ve devlet organlarında bir karşılık bulmaya çalışması belli bir pasif desteği/meşruiyeti sağlasa da (serbest seçimlerde işe yarayan bu taktik) faşizm koşullarında bir ‘güç’ yaratamamaktadır. Sistemin bileşenlerinden biri olmanın ve örgütsel yapısının buna göre şekillenmiş olması bu daireden çıkışını güçleştiriyor. Oysa miting meydanlarını dolduran, direniş eğilimine sahip kesimlerin ağırlıklı kısmı emekçi sınıflardan gelmektedir. Kısacası “değişimcilerin” CHP’sinin restorasyonla sınırlı hedefi kitlelerde uzun vadeli heyecan yaratamamakta, saldırılara karşı reaksiyonla sınırlı kalmaya neden olmaktadır. Bu hem örgütsel hem de politik açıdan yapısal bir sorundur. Bu nedenle CHP’nin direnişi kendisini ayakta tutsa da büyük kitlesel bir davaya dönüşmemektedir, bunun aşılması 19 Martta öğrencilerin yaptığına benzer başka demokratik güçlerin devreye girmesine bağlıdır. https://t.co/ebZ9fOcHTn
1Mayısa giderken durum https://t.co/wCmFBJLdfd
Meydanın önemi yok mu?
Meydan’ın ne önemi var, önemli olan işçi sınıfının taleplerini dile getirmek, bir gün değil her gün 1 Mayıs … vs vs . tartışmaları çokça yapıldı. Evet, meydanın da önemi var, günün de önemi var. Taleplerin de önemi var. Taksim’in ise apayrı bir önemi var. Ancak “hakkını vermek” şartıyla
“Şimdi daha da açız ve çıplağız. Çok bağırdık, artık susuyoruz…”
Polisler Ankara halkı biz görmesin diye gözaltı araçlarını önümüze çekti. Konuşmuyoruz, yemiyoruz ve görünmüyoruz. Tüm Ankara halkına çağrımızdır; bizi görün, duyun, yanımıza gelin. Size ihtiyacımız var.
#MadencininEliniTut