İstanbul Sefaköy’de yaşayan Uygur Türkü bir anne, Akide İsmail gözaltına alındı.
Ailesi, sınır dışı edilip Çin’e gönderilmesinden endişe ediyor.
Akide İsmail’in sesinin daha fazla insana ulaşması için lütfen destek olun ve paylaşın.
📍'Sekiz gündür kayıp olan KHK’lı asker Ankara Emniyeti’nde ortaya çıktı'📍
📍'Yaşananların can ve hukuk güvenliği bakımından ciddi sorular doğurduğunu belirten Gergerlioğlu, zorla kaybetme veya hukuka aykırı alıkoyma yaşanıp yaşanmadığının araştırılmasını istedi.'📍
📰Detaylar: https://t.co/Qr2WW3wZ2O
Anda Derneği, Ankara’da Doğu Türkistan’daki zulmü duyurmak için güzel bir etkinliğe imza attı:
“Doğu Türkistan'da yaşanan vicdan yarasına karşı ses olmak, unutturmamak ve adaletin, özgürlüğün, temel insan haklarının yanında durmak hepimizin insanlık borcudur.”
Huzurlu olan var mı?
Sevdiğim, gözü pek, duruşundan tâviz vermeyen birçok dostum, “Kırgınım, yorgunum.” deyip mertçe gerekçelerini sıralıyorlar.
Haklısınız. “Aynı durumdayız.” demenin dışında söyleyecek bir şey bulamıyorum.
Âraftayım…
Şimdilik talebimin arkasında durmaya devam ediyorum.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
"Hırsızlık yalnızca para ya da mal çalmak mıdır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?"
Victor Hugo, Sefiller
Huzur çalındıktan sonra geriye kalanların pek de bir önemi kalmıyor.
Dilimizde huzur ile ilgili birçok ifade var. "Huzur bulmak" deriz; gönül rahatlığına kavuşmayı anlatır. "Huzur vermek" deriz; bir insana güven ve sükûnet aşılamaktır. "Huzurunu kaçırmak" ya da "huzur bozmak" deriz; bir insanın iç dünyasını altüst etmektir.
Üstelik içinde "huzur" kelimesi geçmese de aynı anlamı taşıyan nice güzel deyimlerimiz vardır:
"Gönül rahatlığı", "içini ısıtmak", "dünyaya yeniden gelmiş gibi olmak", "başını yastığa rahat koymak"...
Hepsi, insanın vicdanla, güvenle ve sükûnetle yaşayabilmesini anlatır.
Huzurumuzu çaldılar.
Nasıl ki "zamanını çalmak", "umudunu çalmak" diyorsak; huzurun çalınması da insanın içindeki dinginliğin, sevincin ve yaşama güveninin elinden alınmasıdır.
Huzur bozanlara sessiz kalmayalım. Kavgayı, nefreti ve hakareti normalleştirenlere geçit vermeyelim.
Huzuru koruyan, huzur veren, huzuru çoğaltan insanlar olalım. Toplumun en büyük zenginliği serveti değil; ortak huzurudur.
O huzuru birlikte korumak da hepimizin sorumluluğudur. Huzurumuzun çalınmasına izin vermeyelim
#Huzur
Talebimi yineliyorum.
Çare Sizsiniz!
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
@X
Yıllardır yaşanan hukuksuzluğun yüz binlerce insanın hak gasbından, sosyal ölüme mahkûm edilmesinden, işinin, özgürlüğünün elinden alınmasından ibaret olmadığını, hatta Kavala, Demirtaş, Atalay, Kozağaçlı, İmamoğlu, Kuytul , Kuriş ve Dedetaş’ın çok ötesinde, mahallenin bakkalını, kasabını, her bireyi yakından ilgilendirdiğini; ciddiyetini ve vahametini her şeye rağmen sürekli dile getirdik.
Kaç kişiye “yaşanabilir bir ülke” hayâlimizi anlatabildik, bilmiyorum.
Mehmet Uçum Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili.
AİHM kararlarının esastan bağlayıcı olmadığını, ulusal mahkemelerin ihlâl kararlarına uyup uymama konusunda takdir yetkisi bulunduğunu savunuyor ve Türkiye’nin AİHS’ye taraflığının ve vatandaşın AİHM’e bireysel başvuru hakkının gözden geçirilebileceğini söylüyor.
Türkiye, AİHS’ye kendi iradesiyle taraf oldu; Sözleşme’nin 46. maddesiyle kesinleşmiş AİHM kararlarına uymayı taahhüt etti.
Daha da ötesi: Türkiye, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da AİHS'yi imzalayan kurucu 12 ülkeden biridir.
Şimdiyse hem bu yükümlülüğün hem de Sözleşme sisteminde kalmanın tartışmaya açılabileceği söyleniyor.
Mesele artık yalnızca KHK’lılar, Kavala ya da bir başkası değil.
Mesele çok daha ciddi:
AİHS ve AİHM’den doğan güvencelerin bağlayıcılığını tartışmaya açan bir hukuk anlayışının hazırlayacağı yeni anayasaya, vatandaş kendi hak ve özgürlüklerini hangi güvenle emanet edecek?
Bence işe tam da bu soruyla başlamalıyız!
Ve konuşmamın sürpriz konuğu… 🐈 #Kedi
@Kuzzat_Altay bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
biz de soluk alıp vermedeyiz
yani her insan gibisevmekteyiz, seviecek şeyleri
bir kır çiçeğini çimeni toprağı börtü böceği
kurban bayramlarında kınalı koçları
başları eloyasıişlemeli yemeni ile kapalı
bembeyaz saçlı kırış kırış
Bu videoyu eminim hiçbiriniz izlemediniz. 29.03.2017 tarihinde yayınlanmış. “Ganimettir ganinet.” diyen Metin Balkanlıoğlu’na bu fetvasını sormuş videoyu yayınlayan Abdullah Erkan. Dinini satmayan şerefli bir insan. Allah kendisinden razı olsun.
Engin Noyan FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen ile tanıştırılmasını ve ilk izlenimlerini anlatıryor.
Programın tamamını izlemek için:
https://t.co/Itq8VMrimS
A 14-year-old boy was killed in a horrific bus accident while protesting against Israel’s forced conscription law. He was struck and dragged to his death.
As expected, Zionists mocked him, some saying he deserved it.
At the boy's funeral, his father said: “I would rather my son die like this than join Israel’s army.”
Better to die like a Jew than to live like a Zionist.