Ana babasının binbir emekle kazandığı parayı sular seller gibi harcayan çocukları görünce gerçekten üzülüyorum.
Çocuklara parayı kullanmayı öğretmek her açıdan önemli. ✅
Evlenmek üzere olan çiftin WhatsApp konuşmaları gündem oldu: “Sen kendine eş değil, banka arıyorsun.”
👩: Annemlerle konuştum.
👨: Ne dediler?
👩: Düğünden önce evi benim üzerime yapmanı istiyorlar.
👨: Elif, nereden çıktı bu?
👩: Sadece kızlarını garantiye almak istiyorlar.
👨: Yahu ne alaka, bu evin kredisini ben ödüyorum.
👩: Seni beni mi var? Ayrıca altınların hepsinin de bende kalması daha doğru.
👨: Dalga mı geçiyorsun Elif? Hem “seni beni mi var” diyorsun hem de altınlar benim diyorsun. Bu ne yaman çelişki?
👩: İsteyen yapar Mert. Ben de ailemle aynı fikirdeyim. Bu devirde kimseyle kuru kuru evlenemem.
👨: Sen kendine eş değil, banka arıyorsun.
👨: Hadi, “Yolun açık olsun.” diyeceğim de bu kafayla evde kalırsın.
“Garip Yaratıklar Ansiklopedisinden: Tutunamayan (disconnectus erectus):
Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer.) Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez (...) Toplu olarak yaşamayı bilmezler ve dış tehliklere karşı birleştikleri görülmemiştir (...) Din kitapları, bu hayvanları yemeyi yasaklamışsa da, gizli olarak avlanmakta ve etleri kaçak olarak satılmaktadır. Tutunamayanları avlamak çok kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz, hemen yaklaşırlar size. Ondan sonra tutup öldürmek işten değildir. İnsanlara zararlı bazı mikroplar taşıdıkları tespit edildiğinden, Belediye Sağlık Müdürlüğü de tutunamayan kesimini yasak etmiştir. Yemekten sonra insanlarda görülen durgunluk, hafif sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir (...) Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.”
Oğuz Atay, (2003), Tutunamayanlar, İletişim Yayınları, s. 149-150 #OğuzAtay @iletisimyayin
İnsansın sen. Hep güzeli bulamazsın. Bazen yanlış yollara sapacak, yanlış kararlar alacak, yanlış insanlar seveceksin ama her yanlışın ardından yeniden başlamayı bilmelisin. Hayat böyle bir yer…