universitede proje yaparken ve bugun cok ciddi yaklasip fokus olmam gereken is zamanlarinda dunyanin en dandik sarkilarini dinlemem bir tesaduf degil bilerek. ne yani sarkiya mi fokus olayim?
studyomuzun nadide cicegi bir executive managerimiz var. kendisinin tum ara konusmalari, herhangi bir AI'in mail responselarindakine esdeger gereksiz cumlelerle dolu. AI'in yapamadigini yapiyor oyle diyeyim. her firmaya gerek.
mvo'nun 'ankatamiyorum' diye bir sarkisi vardir cok ozdeslestirdigim- anlatamiyordum diye. simdi anlatmayi istiyor degilim gibi. zamanin neresinde kaldigini bilmedigim bazi hakiki tortular. sozcuk olarak bile havaya karisamamisliklari ise onlari onemsiz kilmiyor, asili kaliyorlar
sanirim yoldayken bu var oluslar ve aidiyete iliskin dusunusler daha derinlesiyor ve ne kadar yazik oluyor lead edebilecekken kendini geri cekmek zorunda kalan piril piril insanlara. diye dusunurum.
havalaninda londra ucagini beklerken kahve ictigim alanda yanimda kulak misafiri olmak durumunda kaldigim ve konusmalarindan siyasi ve hayat gorusumun herhangi bir noktada kesismesinin mumkun olmadigi kisilere dikkat kesildim. sanirim kitap yazmis ve new york times a cikmayi
umut edecek kadar bu ulkede ayagini saglam bir basisi var. ve bir de dudak kalemini ceperlerinden asiri tasirmisligi. bildigim, tanidigim ve bunu soylerken mutevazi olmak istemeyerek benim de dahil oldugum grubun onun kadar ozguveni kalmadi ne yazik ki yetistigim bu ulkede.
bir de bugun dogum gunum vesilesiyle gelen super tatli japon patronumun tebrik kartindaki sahsima sarfedilmis asiri iyi bir team member olmami reference letter olarak kullanabiliyor muyum? pragma!
yalniz seyahat edip yeni bir yer kesfediyor olmak paralelinde kendine yol acmak gibi. sasirmak yolda gordugune, gecmiste olanin sahiciligine taniklik ve sanirim en buyuleyici olanlardan- hic izinin olmadigi sokaklardan gecmek. cunku bir flanor olmak bunu gerektirir.