spurs'ün kısa dilemması
spurs adına soru sadece fox-harper-castle dakikaları değil, bu üçlünün hiyerarşisi.
fox maçın her zaman ana düzenleyicisi olmalı; ilk maç ne kadar kötüyse ikinci maçın neredeyse tamamında da o kadar iyiydi. onun rolü sadece şut yaratmak değil, takımın son 5 dakikadaki temposunu stabilize etmek.
harper daha fazla fiziksel sorun olarak kullanılmalı. knicks’in yorgun veya geç kaldığı anları direkt potaya baskıya çevirebilen en doğal spurs guardı o gibi duruyor. brunson’ı hem top getirirken hem savunmada çalıştırabilecek profil de onda.
castle ise değerli ama knicks’e karşı daha kontrollü kullanılmalı. kanat uzunluğu ve yardım savunması onu bazı anlarda havada karar vermeye zorluyor. castle ile başlayan aksiyonlarda knicks yaşayabiliyor; fox ile başlayanlarda savunma çok daha sert test ediliyor. ama castle olmadan da brunson'ı yavaşlatmak çok zor olacak. mitch hoca karar vermesi zor durumlarla yüzleşiyor.
ek olarak da vassell ve champagnie’nin köşe/kanat şutları da serinin matematiğini değiştiriyor. knicks wemby roll’üne küçük tag gönderdiğinde veya weakside’dan içeri daraldığında, bu yardımın bedelini kesecek isimler yine onlar olacak. özellikle champagnie burada iki taraflı bir swing oyuncusu. şutu sokarsa knicks’in yardım alanı daralır; savunmada faul veya pozisyon hatası yaparsa knicks’in karar zinciri yeniden açılır. vassell ise spurs’in yarı saha hücum tavanı için daha istikrarlı performans vermek zorunda
nba finallerinde knicks 2-0 önde ve seri bu gece madison square garden’a geliyor.
game 3 öncesi knicks’in 2-0’ı nasıl kurduğu ve spurs’in bunu nasıl çevirebileceği üzerine:
mike brown ve knicks bench unit
mike brown’ın playoff’taki en değerli taraflarından biri, knicks’i sadece ana beşe ve brunson-kat ikilisine mahkûm bırakmaması. her seride soruna göre küçük ama işlevsel beşler buldu; bazen spacing, bazen savunma, bazen ribaund, bazen de brunson’ın nefes aldığı dakikalarda oyunu taşıyacak ikincil yönlendiricilik.
game 2’deki deuce-shamet-alvarado-mikal-mitch beşi bunun örneğiydi. bu beş yıldız gücüyle değil, fonksiyonla çalıştı: deuce baskı ve zor şut, shamet spacing, alvarado enerji ve ekstra possession, mikal ana karar verici rolü, mitch ise pota çevresi ve hücum ribaundu tehdidi verdi.
bu bölüm sayesinde knicks, wemby kenardayken oyunu büyüttü ve son çeyreğe tamponla girdi. game 2’yi sadece son top veya brunson’ın son anları üzerinden okumamak lazım; brown’ın ara beşleri new york’u maçın orta bölümünde ayakta tuttu
@LowBlock442 video zaten hızlandırılmış ve dönemin lig geneline göre söylediğiniz doğru hocam ama o boston bile 101 civarı bir pace ile oynuyormuş ki hız konusunda günümüzün tepe takımlarıyla çok yakın bu sayı. lig trendi hız üzerineydi ama boston’ın olayı yarı saha hücumlarıydı tabii
80’ler modern basketbola en yakın dönem bu arada. özellikle lakers ve celtics’e bakınca yüksek tempo, top paylaşımı, transition aklı ve superstarların sürekli karar verici rolü bugüne 90-00 döneminden de daha yakın duruyor. larry bird bugüne ışınlansa yine nba’in tepesinde olurdu