Kendini Mesih ilan eden Hasan Mezarcı;
Ruhlar alemine bir gece giriş yaptım, bir konsey toplanmıştı beni de şahit tuttular saatlerce tartışmayı izledim. İlk defa açıklıyorum bunu insan alemine. Hak divanından çıkan karar Başak burcunun cennete giremeyeceği yönündeydi bende oyumu girmemesinden yana kullandım. Başak burcu adil değildi, doyumsuzdu ama tutkusuzdu, iyisine denk gelmedim 950 yıllık alemi cihan ömrümde. Cennete giremeyecek burçlar İkizler burcu, Yay ve başak olmak üzere 3'e çıktı.
Gafletten uyanan inançlıların bu lanetlenmiş burçlara temkinli olmasını istiyorum.
yerli dizi hiç izlemem haklarında hiç yorum da yapmam ama bir şey izlemeden ancak bu kadar nefret edilebilir ya. belli ki senaryo sosyal medyaya göre şekilleniyor, reyting getirme ihtimalli ne varsa her bölüm i��ine dolduruluyor, böyle tam bir sazan avı yani 🤮
Arzu Bulut’un şu söylediği önemli noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum:
“Öncelikle son sorduğun yerden cevap vermek istiyorum. Neden politika olduğuna dair; yeryüzünün kovulmuşları, çemberin dışına itilmişlerinin üretimleri kendi tanıklıklarıdır, kendi şahitleridir.
Sizlerin bugün ötekilerin, işte trans Romanların, Roman olmayan Kürt transların, daha öteki görülebilecek transların ya da non-transların tüm varlıklarıyla iktidarı maruz bıraktıkları yerden var ettikleri hafıza bizim bu dünyada tanığımız oluyor. Tanığımız bizim en politik zeminimizi oluşturuyor. Bu anlamda çok politik.
Bunu her kim tutarsa tutsun, bu tarih tanığımızdır bizim. Yani, atıyorum işte, 1915 soykırımı, Talat Paşa’nın telgrafları. Orada da başka tanıklar vardı ama hakikat bastırılabilen bir şey değil. Hakikat kendi öz tanıklarıyla geri gelir.
O yüzden tüm bu maruziyetler ve onun etrafında örgütlenen tüm üretimler tanıklarımız, şahitlerimiz, anlatılarımızın şahitleri oldukları için politiktir.”
Ermeni Soykırımı’nın devlet tarafından inkâr edilmesine; Türk-Müslüman burjuvazisinin oluşumunda Ermeni mülklerinin el değiştirmesinin ve bu süreçteki ilkel sermaye birikiminin oynadığı rol nedeniyle bu inkârın toplumsal ve sınıfsal bir zemine de sahip olmasına rağmen, hakikat kendi öz tanıklarıyla tekrar tekrar ortaya çıkıyor.
Ermeni Soykırımı’ndan sağ kalanların tanıklıklarında, öldürülenlerin geride bıraktığı izlerde, mektuplarda, hatıratlarda, fotoğraflarda ve yok edilmeye çalışılan kültürel mirasta yaşamaya devam ediyor.