yüksekdağ; bu kadar toz, duman içinde demirtaş'ın yapmadığı şeyi yapmış ve çizgiyi gayet net çekmiş: "...bu çerçeve yasanın benim de Selahattin beyin de haksız yere cezaevinde tutulan siyasi mahpusların tahliyesinden çok daha büyük ve tarihi bir anlamı var."
🔴Figen Yüksekdağ İlke TV'ye konuştu:
'Barış süreci ve çerçeve yasada ne kadar eksiklik varsa demokratik siyasetin eksikliğidir'
https://t.co/1RobG7Qd9j
şovmen. cemil tugay grev kırıcılık yaparken tepki göstermedin, yaratılan ırkçı histeriye sessiz kaldın, işçilerin yanında olmadın, cemil’e karşı gelmedin.
şimdi akp’nin seni görevden alacağını bildiğin için şiir paylaşıp istifa ediyorsun. komedi. bunu da öven saflar olur tabi…
Kent Uzlaşısına Beraat…
Kent Uzlaşısı davasında 8 Belediye Meclis Üyesi ve bir belediye çalışanı beraat ederken, 2 Meclis Üyesine de hapis cezası verildi.
2024 yerel seçimleri öncesinde CHP ile DEM Parti arasında yapılan “Kent Uzlaşısı” kapsamında açılan davanın altıncı ve karar duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mahkeme, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Adalar Belediye Meclis Üyesi Nesimi Aday, Fatih Belediye Meclis Üyesi Güzin Alpaslan, Şişli Belediye Meclis Üyesi Sinan Gökçe, Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Bülent Kaygun, Tuzla Belediye Meclis Üyesi Hasan Özdemir’e beraat verirken; Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Turabi Şen ile Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi Elif Gül’e 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Şen ve Gül’ün tutuksuzluk halinin devam ettiği davaları, avukatları tarafından bir üst mahkemeye taşınacak.
14 Şubat 2024 tarihinde tutuklanan ve bir yıl kadar hapis yatan meclis üyeleri tutuksuz yargılanıyordu.
Aynı davadan yargılanan Beyoğlu Belediyesi çalışanı Şehir Plancısı İkbal Polat da beraat etti.
(Foto: 12 Mayıs 2026)
#kentuzlaşısı
Yıllarca Kürtleri Erdoğan karşıtlığına indirgemiş siyasette mahkum etmeye çalıştılar. Bizden bir kesimde bunda ısrar etti. ama kendilerinin Erdoğan ile bir problemi olmadığını şimdi çok daha somut görüyoruz.
📍ÖZEL HABER
📌Şam çeteleri Husi güçlerine esir düştü
Özel kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre Yemen'deki iç savaşa dahil olan Şam'a bağlı 3 taburun ciddi darbe yediği ve esir düşenlerin olduğu öğrenildi.
saadet partisi iletişim ekibi her zaman çok çarpıcı, etkili işler yaptı. bence bu biraz da duruş meselesi. yani chp/yeni parti içinde bu muhakeme ve bilinci taşıyarak yaşananları çıplak resmedecek berraklıkta inançlı insanların olmadığını düşünüyorum. saadet'in siyasal kimliği bir yana kendi içinde çok tutarlı ve ilkeli bir hareket. gazze‘de gerçekleşen soykırımda iktidarın israil'le ticaretini eleştiren bir vekilini dahi meclis kürsüsünde yitirdi. yani inandıkları şey uğruna nasıl tavizsiz bir yerde durduklarının daha somut bir tezahürü olamaz. bugün anamuhalefetin en büyük sorunu ise inançsızlığı ve etrafında da bu ülkenin yarınına dair en ufak kaygısı olmayan isimleri baş tacı etmesi.
Cemil Tugay dolayısıyla konu yine Kürtlere bağlandı.
Ben Van'ı Bekir Kaya'dan bilirim.
Siz de kendinizi vaktiyle sizin gibi konuşan Özdil'den, Feyizoğlu'ndan, Çelebi'den, Çerçioğlu'ndan, Köksal'dan, Cevizoğlu'ndan bilin.
Kibrinizde boğulun.
🏓Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki ekolojik tahribat uydu görüntülerinde
🏓20 fotoğrafla bölgedeki kıyım gözler önüne seriliyor
🏓Bölgede 10 yıldır Türk şirketleri aralıksız ağaç kıyımı yapıyor
🏓Irak ve Kürdistan hükümeti sessiz
https://t.co/voE7K00xyQ
Özgür Özel:
"BinBin şirketinin sahibi Üsame Erdoğan, Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın oğlu.
BinBin'i halka arz eden firma Bulls Yatırım, ortağı ise Lidya Holding. Hepsi doğrudan bağlantılı.
'Erdoğan'ın yeğeni Üsame'nin şirketine koşun' demişler, herkes para yatırmış, işi bilenler çekilmiş.
Bugün 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyor.
Bunlar savcılıktan serbest bırakıldı. Bunlar tutuklanamayacak kadar büyük lokmalar."
"O gece bir aile yanarak/yakılarak katledildi. Anne karnındaki bebek de o ölümün içinde, daha dünyaya gelemeyecek kadar erken kaybedildi. Daha ilk nefesini almadan devlet şiddetinin tarihine yazıldı. On insanın hayatı bir evin duvarları arasında kül oldu. Geride yanmış bir ev ve yıllar boyunca kapanmayan bir yara kaldı. Aysel Öğüt ise o geceden geriye kalanlardan biri oldu. Bir tesadüf onu hayatta bıraktı. Belki de insanın başına gelebilecek en ağır tesadüflerden biridir bu: Hayatta kalmak."
Sakince bakınca görünüyor:
Giden sadece Cemil Tugay değil.
Hem CHP hem Yeni Parti yönetimi çözülüyor...
Önceden konuşurken gördüklerinizi şimdi pek görememeniz de bundan sebep...
Çürüme ve çözülme yine aynı yerde yeni bir yaşamı da doğurabilir.
📍"Şam hükümeti dönüşleri geciktiriyor"
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi İcra Kurulu Üyesi Ciwan Îso:
Dönüşler Şam Hükümeti ve Serêkaniyê yönetimi tarafından geciktiriliyor. Geri dönüşler tamamlanmadan Serêkaniyê ve beldelerinde meclis yönetimleri belirlenmeye çalışılıyor.
🚩Cahit Mervan: MED TV ile başlayan Kürt televizyonlarının biriktirdiği arşiv bir hafıza okyanusu gibidir
Gazeteci (@CahitmervanNews) Cahit Mervan, Medyascope'den Cevat Düşün’ün sorularını yanıtladı:
Röportajdan bir bölüm:
🎙️Cahit Mervan kimdir, nereden gelir ve gazeteciliğe uzanan hikâyesi nasıl başladı?
📌Cahit Mervan’ın “macerası” 10 Kasım 1959’da Bitlis’te başladı. Daha ben dünyaya gözlerimi açmadan bir ablam ve bir büyük kardeşim, o dönemlerde yaygın olan salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmişti. İki kız, üç erkek kardeşin dördüncüsüyüm. Mutlu bir çocukluğum vardı.
📌Çocukluktan gençliğe geçiş döneminde sol-Kürt yurtseverliğiyle tanışmam hiç de zor olmadı. Ailem zaten o yıllarda Bitlis’te parmakla gösterilecek sol-Kürt yurtseveri bir aileydi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edildiğinde evimizde yas vardı. Bunu hâlâ hatırlıyorum.
📌1970’li yıllar, milyonlarca insan gibi benim de gençliğimin, politik kimliğimin ve daha sonra benim için bir hayat tarzına dönüşen gazeteciliğimin şekillendiği yıllardı. 70’li yılların ortalarına doğru Kürtlerde büyük bir hareketlilik vardı. Afrika ve Asya’da sömürgeciliğe karşı veya ulusal hakları gasp edilmiş halkların yürüttüğü büyük direnişler Kürtlerde büyük bir heyecan yaratıyordu. Birbirinden farklı “bağımsız örgütlenmeleri” savunan Kürt örgütleri ortaya çıkıyor, örgütlerin yayın organları çıkıyor, her yerde dernekler kuruluyor, yürüyüşler ve mitingler birbirini izliyordu.
📌1977’de liseyi bitirdiğimde artık Kürt gençlik hareketi içinde aktiftim. O yıllarda kurulan Bitlis Devrimci Halk Kültür Derneği’nde önce sayman, sonra sekreter, 12 Eylül darbesi geldiğinde ise başkandım. Aslında gazetecilik hikâyem de lise yıllarında başladı. Lisede yaptığımız duvar gazetesini teksir makinesi ve mumyalı kâğıt aracılığıyla basmak bile başlı başına heyecan vericiydi. Basılan ve dağıtılan bu okul gazetesinin ilk sayfasında ise 1976 Muradiye depreminde çaresiz bir annenin silüeti vardı.
📌Sonra 12 Eylül darbesi bir karabasan gibi üzerimize çöktü. Yakalanmaktan kıl payı, daha doğrusu şans eseri kurtuldum. Bir dönem “illegal” bir yaşam başladı. Ardından Ortadoğu ve Sofya Üniversitesi’nde gazetecilik bölümü derken zaman epey akıp gitmişti.
🎙️Türkiye’de gazetecilik yaptınız mı?
📌Hayır, Türkiye’de gazetecilik yapmadım. Az önce dediğim gibi, 12 Eylül askeri darbesi benim gibi milyonlarca insanın hayatını değiştirdi. Sıradan bir derneğin yöneticileri dahi gözaltına alınıyor, ağır işkence görüyor, hatta öldürülüyordu.
📌Olanaklar el verdiği ölçüde ülkede illegal kaldım. Aslında bu, geniş ailemin sayesindeydi. Ancak operasyonlar öyle bir hâl aldı ki artık ülkeyi terk etmek zorundaydım. 24 Haziran 1981’de mayın ve tel örgülerle bölünmüş ülkemin Rojava bölgesine geçtim. Bunun kısa bir yolculuk olacağını düşünmüştüm. Ama şimdi neredeyse yarım asra dayandı.
📌90’lı yılların başında Kürt gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskıları bir düşünün. Onlarca arkadaşımız infaz edildi. Gazete dağıtıcıları öldürüldü. Gazeteler kapatıldı. Başbakan emriyle Özgür Ülke’nin merkez binası dahi bombalandı. İşte bu koşulları bilen ve sürgünde yaşayan bir gazetecinin ruh dünyası sanıldığı gibi ülkeden çok kopuk değildir.
🎙️Kamuoyu sizi belki de en çok Sêla Sor programıyla tanıdı. Uzun yıllar boyunca bu programı hazırladınız ve yönettiniz. Sêla Sor nasıl doğdu? Sizi böyle bir program yapmaya iten neydi?
📌1995 yılında ilk Kürt uydu televizyonu MED TV kurulduğunda hepimizde büyük bir heyecan yarattı. Benim bu büyük aileye katılmam Şubat 1996’da oldu. Yani televizyonculukta kesintisiz 30 yılı devirmiş oldum. Aslında ben yazılı basında hayli “becerikliydim”. O zamana kadar birçok gazete ve dergide haber, söyleşi ve analiz yazmıştım. Söyleşi yapmak ve gazete mizanpajı en sevdiğim alanlardı. Değerli arkadaşım Günay Aslan davet etti. MED TV’yi ziyarete gittim. Gidiş o gidiş. Bir haber-aktüel program yapmam gündeme geldi. Sert, vurucu ve tabii ki biraz “sıra dışı” olsun istedim. İsim de öyle çıktı. Sêla Sor isminin babası ise gazeteci arkadaşım Eyüp Burç oldu. Bugün birçok meslektaşım için basit gelebilir ama o dönemde Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslardan bütün Avrupa’ya yayın yapan bir televizyon o kadar sıradan bir şey değildi.
📌İmkânlarınız çok sınırlıydı. Öyle ki günlük ihtiyaçlarınızı karşılayacak kadar bir geliriniz dahi yoktu. Görüntü bulmak, ülkede çekim yapmak son derece sıkıntılıydı. Bir de buna Türkiye’nin NATO üyesi olarak televizyon üzerinde kurduğu ağır baskıyı ekleyin. Tablo kendiliğinden ortaya çıkar. Ancak müthiş bir heyecan, özveri ve emek vardı. Hâlen bu iş bunun üzerinden gidiyor. Sêla Sor’a dönersek, program ilk başta aylıktı. Bir yıl içinde iki haftada bire, kısa zaman içinde ise haftalığa ve günlüğe dönüştü. Daha sonra ROJ TV döneminde yeniden haftalığa döndü. Program ilk başta Türkçeydi. Daha sonra dönemin ihtiyaçlarına göre Kürtçe-Türkçe yayınlandı. İlk program Almanya’daki Türk lobisine ilişkindi. İkinci program ise 1915 Ermeni Soykırımı’nı konu ediniyordu. Bu programdan dolayı, yanılmıyorsam, Sabah gazetesi şöyle bir manşet atmıştı: “MED TV Ermenilerin borazancılığını yapıyor.” Bu, Sêla Sor’un tanınması açısından bedava bir reklamdı. Şunu açıkça belirteyim: Sêla Sor’un başarısında sayısız arkadaşın emeği var. Hepsine minnettarım.
🎙️Sürgün gazeteciliği zamanla bir tür hafıza gazeteciliğine dönüşüyor mu?
📌Kürt basını açısından kesinlikle böyle. Sadece yakın tarihte yaşananları bir hafızaya dönüştürmedi. MED TV ile birlikte diyebilirim ki sadece Kürtlerin değil, yok olma tehdidi altındaki birçok halkın, dilin ve kültürün hafızasını geri getirdi. Farklı diller, kültürler ve inançlar, tarihin karanlık dehlizlerine hapsedilmek istenen varoluşsal değerlerini ilk kez bu televizyon sayesinde görünür kıldılar. Hafızayı geri çağırdılar. Ve bunun arşivini tuttular. Örneğin MED TV ile başlayan Kürt televizyonlarının biriktirdiği arşiv bir hafıza okyanusu gibidir. Kaybettirilmek istenen her şeyi orada bulabilirsiniz.
🚩Efrîn ve Halep Öğrenci Derneği, Özerk Yönetim okullarındaki 9 ve 12’nci sınıf öğrencileri için hazırlanacağı belirtilen geçiş programının hayata geçirilmemesine tepki gösterdi.
#MedyaHaber#MedyaHaberTv
türk devleti çok güçlü gerçekten. bir kap yemeği, bir kase çorbayı yiyebilecek imkanda olmak isteyen, yemeğe yapılan yüzde 70'lik zamma karşı çıkan ülkenin en aklı başında öğrencilerini bastırmak için elini masaya vurmuş, operasyon başlatmış.
ATK İŞKENCE RAPORU VERDİ, BAŞSAVCILIK POLİSİ AKLADI
Baskın sırasında çıkan çatışma sonrası gözaltına alınan Çetin Açik'in maruz kaldığı polis şiddetine ilişkin ATK, “hayat fonksiyonlarını ağır derece etkilediği" raporu verirken, başsavcılık polisler hakkındaki başvuruya “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi.
https://t.co/wSINI9H0V6