@Melgibsonact Tipi bak ya, cellat gibi duruyor kadınların tepesinde hem de öz ruhu Tanrı olan kadınların tepesinde. Bunlar dünya için faiş fiyatlı karekterler ve hiç ihtiyacı yok dünyanın bunlara. Yeni nesil sürümde de olmayacaklar çünkü maliyetleri tüm dünya toplumuna çok ağır geliyor.
@EmmanuelMacron çok zavallılar, baksana bu insanlara, hani insan hakları nerede? Ama bu çok üzücü gerçekten, diğerlerinin öfkesini bu çocuğun çaresizliğinde anlayamam. @netanyahu elini vicdanına koy, kimse masumlara böyle davranma hakkına sahip değildir. Bu dünya sadece bizim değil, sevmesek bile, insanlara istediğimiz gibi davranma ve onlara zarar verne hakkına sahip değiliz, bu kuşatmayı kaldır lütfen @DonaldJTrumpJr
@Muhtesem52@mfatihkacir entegre olamayan bir ünite Ile neden ısrar ediyorsunuz? Kime faydası var bunun? Hiçbir faydası yokken 13 yıldır bu kadar uğraşının amacı nedir? Olmuyorsa olmuyordur, Tanrı istemiyordur demek ki.
Açık bir şekilde yazıyorum, doğuştan kadın olanlar, doğuştan kadın olanlarla spor müsabakalarına katılmalıdır. Bunun nedenini daha önce yazdım. Şunu sormak lazım kadınların aralarına karışmak isteyenlere, neden erkeksi kaslara sahipken kadın sporlarında yer almak istiyorsun? Bu onlara bir avantaj sağlarken, kadınların dezavantajlı duruma düşmesine neden oluyor. Bunu en güzel Fransa’daki olimpiyatlarda gördük. Bariz bir şekilde kadınlardan daha erkeksi ve kaslı görünüyorlardı ve ve boks maçında onlar kazandı ve kadınlar kendilerini çok kötü ve haksızlığa uğramış hissettiler ve haklılardı. Neden kadınların haklarını kendilerine vermiyoruz ? Bir de bu açıdan bakın olaylara.
Ne inancı bu be? Bu gerçekse ne kadar iğrenç bir şey, nerde insan hakları? Medeniyetsiz pislikler, Allah belanızı versin, dilerim yer yarılsın ve gök parçalansın da masumlara zarar gelmesin yeterki. Allah sizi kahrı perişan etsin inşallah. Geleneğiniz ve inançlarınız batsın inşallah hepinize birer Trump uğrasın.
@Khan_Fatimaa1 Afganistan’da kaç kadın var? Hepsi aynı anda tepki gösterirse bence her şey değişir. En iyisi çocuk yapmasınlar. Bu bir başkaldırıdır. Kimse çocuk doğurmazsa toplum değişmeye başlar
Bazı bireylerin sergilediği aşırı ve baskıcı davranışlar, aslında “ilkel benlik” düzeyinde ortaya çıkan tepkilerdir. İlkel benlik, doğada hayatta kalma içgüdüsüne dayalı olarak gelişmiş “savaş-kaç” modelinin bir yansımasıdır. Bu model, modern toplumlarda farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır.
Örneğin, kadınların saçlarını açtıkları için onları cezalandırmaya çalışan kişiler, dini veya kültürel gerekçelerle bu davranışı meşrulaştırmaya çalışsalar da, özünde bu tutum ilkel benliğin kontrolsüz yansımasıdır. Aynı şekilde, farklı kökenden veya dinden olan insanlara saldıranlar, enerji manipülasyonu ile güç elde etmeye çalışanlar, dolandırıcılar, hırsızlar ve yolsuzluk yapanlar da aynı davranış kalıbını sergiler.
Bu tür davranışların ortak noktası, başkalarına zarar verme eğilimi ve toplumsal düzeni bozma potansiyelidir. İlkel benlik, doğada hayatta kalma refleksi olarak işlevsel olabilir; ancak toplum içinde bu refleksin kontrolsüz biçimde sürdürülmesi, bireyler ve topluluklar için yıkıcı sonuçlar doğurur.
Dolayısıyla, başkalarına zarar veren her davranış — ister fiziksel saldırı, ister ekonomik yolsuzluk, isterse duygusal manipülasyon şeklinde olsun — ilkel benliğin modern toplumdaki yansımasıdır. Bu davranışların aşılması, bireyin içsel gelişimini ve toplumsal bilinç düzeyini yükseltmesiyle mümkündür.
Zihinsel hastalık, gerçekte var olmayan bir olguyu varmış gibi sunma çabası gibi görünebilir; fakat daha çok bireyin düşünce, duygu ve davranışlarında işlevselliği bozan bir durumdur. Ancak çocukların kimlik gelişimi söz konusu olduğunda, çevresel baskılar ve aile içi dinamikler onların içsel rezonansını doğrudan etkileyebilir.
Çocuklar anne karnından itibaren çevreden gelen duyusal verileri kaydederler. Doğdukları andan itibaren anne ve babanın içsel algıları, duygusal durumları ve çevresel etkiler, çocuğun zihinsel ve bedensel gelişiminde belirleyici rol oynar. Eğer bu süreçte çocuk kendi bedeniyle sağlıklı bir özdeşlik kuramazsa, dışsal baskılar onun kimlik algısını bozabilir.
Hiçbir çocuk doğuştan “yanlış yönelimle” dünyaya gelmez. Ancak ailelerin duygusal verileri ve çevresel baskılar, çocuğun enerjisini hapsederek içsel rezonansını değiştirebilir. Bu durum fark edilmez ve düzeltilmezse, çocuk kendi kimliğini başkalarının heves ve arzularına kurban edebilir.
Çocukların korunması, onların kendi bedeniyle özdeş kimliklerini çevresel koşullarla başka bir yönelim varmış gibi değiştirmeye çalışmak değil, çevresel koşulların onlar üzerinde yarattığı baskıyı kaldırarak bedenine uygun kendi özgün kimliğinin gelişmesine olanak vermektir, dünyanın çoğunluğunun yaptığı gibi. Neden bazılarını değiştirmek istiyorsunuz diye sormak istiyorum? Yetişkinlerin kendi kararları bireysel özgürlük alanına girer; ancak çocukların kimlik gelişimi söz konusu olduğunda sınırların aşılmaması, onların bedeniyle özdeş özgün benliklerini korumak açısından hayati önem taşır.