Özgür Özel, Yeni Partiye yeni saldırı olur mu sorusuna:
"Valla olmayacağının güvencesi yok ama"
"Ben 10. yaşında yatılı okulda çok kavganın içinde oldum. Ben insanları dövmeyi adam dövmeyi öğrenmedim ama dayaktan yılmamayı öğrendim."
"Birinin iyi kavga edip etmediğine bakmayın. Bugün döver, yarın dövülür. Ama dayaktan yılmıyorsa ondan korkun."
Yapımın vizyonu + cihanın vizesiz veya kaçak yolla gidebileceği ülkeleri düşünüyorum ve suriye ile yunanistan arasından birini seçerler gibi. Mülteci botu ike yunana varışını vermeseler bari 😅
Kendisini dila hanımdaki karizmatik zeybeği kadar tomruk filminde düğünde oynayışıyla da analım. Babaannemin mustafası, karagözlümün şopeni, bu topraklardan bir kadir inanır geçti
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Türkiye atanmışlar rejimine gidiyor. Kürtlerin başına Öcalan’ın, CHP’nin başına Kılıçdaroğlu’nun vasi atanmasının eş zamanlı olması tesadüf değil. Bu, yeni rejimin niteliği. Rejimin sahibi ve onunla çeşitli toplumsal gruplar adına pazarlık yapma tekeline sahip vasiler.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu Genel Merkezi’ne gidip o koltuğuna oturabilir. Sırf o koltukta oturması için bu biber gazları, plastik mermileri sıkıldı. Binanın içinde onlarca genç yaşlı fenalaştı. Koskoca CHP’ye darbe dönemlerinde bile olmayan bir uygulamayla girdiler. Yazık.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız her şeye rağmen kutlu olsun.
Büyüklere yurttaşlık, halk egemenliği, seçme ve seçilme hakkı için mücadele kararlılığı versin.
Çocuklar için yine büyüklere "çocuk işçilik" olamayacağını, çocukların sömürü, taciz ve ölüm programı MESEM'lerden ve tarikatlardan kurtarılması gerektiğini hatırlatsın.
Teoride çok haklı ama taşrada hasbelkader üniversite okumuş, mülakatta torpille atanmış, kendi ideolojisini dayatmaya çalışan öğretmenlere okula sisteme kim güvenip geri çekilsin? Olmayan çocuğumla bana daral geliyor düşündükçe
🔴Gülistan Doku Soruşturmasında Kayıp Hastane Kaydı
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında hastane kayıtları incelendi.
Gizli tanık ifadesine göre, uyuşturucu madde etkisi altındayken istismar edildiği iddia edilen Gülistan Doku’ya ait hastane başvuru kaydının POLNET ekranında yer aldığı, ancak hastane kayıtlarında bulunmadığı tespit edildi.
Yapılan incelemede, ilgili güne ait tüm kayıtların silindiğine dair bulguya ulaşıldığı belirtildi.
Ebeveynlere gerçekten bir görev düşecekse, önce o görevi taşıyabilecek zamanı, gücü ve zemini yaratmak gerekir. Bugün birçok anne baba çocuklarıyla daha fazla ilgilenmek istemediği için değil; çalışma saatleri, güvencesizlik, yorgunluk ve hayat pahalılığı yüzünden buna alan bulamadığı için geri çekiliyor. O yüzden meseleye sadece “anne baba daha çok sorumluluk alsın” diye bakamayız. Anne babaya görev verebilmemiz için onların patronlarına, çalışma düzenine, sosyal politikalara, mahalleye, okula, yani topyekûn hepimize görev düşüyor. İlk adım da burada başlıyor: örgütlenmek. Çünkü tek tek ailelerden kahramanlık bekleyerek değil, çocuk bakımını ve eğitimi ortak bir toplumsal mesele haline getirerek yol alabiliriz.
Teşekkür ederim @uzunbirara
Yaşayabilmek için anne baba günde 12 saat çalışacak, emekli dede geçinebilmek için inşaatta çalışacak, çocuk Yusuf Tekin'in MESEM'i ile okula gitmeyip patronlara ucuz iş gücü olarak haftanın 6 günü çalışacak sonra da güçlü aile olacak, siz köle aile istiyorsunuz.
Oyunları suçlamayı bırakalım; oyunsuzluğun büyük sorun olduğunu düşünüyorum. Zaten hassas gündemde fırsat bulup "oyunlar yasaklansın" konusunun açılması çok absürt. Madem öyle ben de aleyhte görüşümü bildireyim.
Biz çocuk ve gençken liselerin önünden geçemezdik. Mahallelerde sürekli kavga olurdu. Tenesüflerde gençler birbirini döverdi. Öğretmeninin ve velisinin kaşını çatmasından korktukları halde; hınçlarını birbirinden çıkaracak yer ararlardı.
İnternet cafelerin çıkmasıyla bunların bitmesine tanık olduk. Bıçak gibi kesildi. Liselerin önü boşaldı. Kavgalar gereksizleşti, koca bir nesil oyun konuşur oldu.
Yıllar sonra, pandemi sonrası dolar yükseldi. Bilgisayar almak da oyun almak da zorlaştı. Discord yasakları falan derken yeni oyun takip etmek vs. bitti. Değişim bir günde olmadı ama oyunlar gerçekten enerjisini atmak isteyen koca bir kitleyi oyalıyordu.
Hangi genç ortada oyun varken başka bir şeyle ilgilenir ki. Şimdiki gençler hiç oyunun tadını almadıkları için aşırı iletişime sardı. İnternette yapılabilecek en ucuz şey. Sürekli birbirilerini kışkırtıyorlar. Her şeyden etkileniyorlar.
Sanayi Devrimi'nin eğitimi icat etmekeki işlevlerinden biri, savaşa değil fabrikaya gönderilecek genç nüfusu oyalamaktı. Gençlerin ne hormonlarıyla, ne öfkesiyle, ne enerji ihtiyacıyla, ne haz ihtiyacıyla başa çıkılamaz. Bunu hapsetmek yerine ılımlı bir yol vermek gerekir.
Tüm bunları geçelim; Dünya oyunlara direnmekten çoktan vazgeçti. Pandemi ve savaşı bile oyunların katlanılabilir kıldığı görüldü. Müfredat oyunlaştırılıyor.
Okullar; ne sınıfta bırakıyor ne zorunlu eğitimi kaldırıyor. Yani gençleri okulda tutmak istiyor. Yani sokakta tutmak istemiyor. Madem çoğunluk okulda zorla okuyor; spor, müzik, sinema ve oyun dersleri konsun.
Ne öğretmenin ne öğrencinin sevmediği ve tamamen işlevsiz müfredatın yarısının yerine çocukların heyecanla gittiği eğlence saatleri yerleştirilsin. Okula oyun oynamak için giden kitlenin oyunlarının bazılarını faydalı bir şeyler yaparsın, harika olur.
Ücretsiz play station merkezleri, internet cafeler olsa, okul derslerinin yarısı müfredattan değil etkinlikten ibaret olsa; hapishanelerden daha çok buraların dolacağını düşünüyorum.
Bizim bir üst neslin bu konuda yorum yapma ve karar alma hakkı sınırlı olmalı. Hiç oynamadılar, hep "dersten alıkoyucu" olarak gördüler, şimdi de yasaklamak istiyorlar. Çağ dışı anlayışlar bunlar. Dünya her şeyi oyunlaştırma peşinde, yasaklama değil.
Bu ülkede içtiğimiz su, aldığımız nefes dahi siyasidir. "Bu konu siyaset üstüdür" denilen her şey siyasete dahildir. Bu acıların yaşanmasını da yaşanmamasını da bizzat siyasal tercihler belirler.