Türklerin merhametiyle İran'dan gelip yok Amed, yok Ararat diye tarih hırsızlığı yapmaya kalkarsan böyle rezil olursun işte. Türkler geldiğinde Ağrı'da Ermeni prensliği vardı. Türkler onlardan aldılar orayı. Öyle kadim Kürt toprakları yalanını Ermeniye sıkamazsın tabi, yemez.
Kur'anda bahsi geçen firavunî zulmlerden biri de erkekleri yok edip kızları diri bırakmaktır. Bugün de firavunlar piyasada erkekliği yok edip kadın varlığını besliyorlar ki hakk sistemi bozulsun, şeytanî nizam tesis olsun. Çünki dünki firavun ve bugünkilerin vahy aldığı yer aynı.
Kadın istihdamı teşvik edildiği sürece hatta kimi durumlarda pozitif ayrımcılık yapılarak erkeklerden daha çok teşvik edildiği sürece nüfus azalması devam eder. Çalışan kadın evliliğe, ailesine, çocuğa vakit ayırmakta zorlanır. Bunun yerine evli olan erkeklerin maaşları ailelerine yetecek seviyeye getirilmeli, kadın istihdamı teşvik edilmemeli, gerekiyorsa mümkün mertebe kadının evden çalışması sağlanmalıdır. Dışarıda çalışması gerekiyorsa Müslüman kadının çalışacağı şartlar inancına uygun hale getirilmeli ve mahremiyet sınırlarına dikkat edilmelidir. Devlet bu konuda öncülük yapabilir. Vergisini verdiğimiz devletin Müslümanlara uygun hizmet vermesi gerekir.
Bugün çarşaflı kadın bile din dışı feminist efsaneleri söylüyor. Bakın yüzünü örtecek kadar gururundan feragat etmiş olan bile bu durumu enaniyetine yediremiyor. Videodaki arkadaş çok güzel açıklamış. Biz de bir şeyler ekleyelim.
- Arkadaşlar İslâm modernleşmeyecek. Modern hayat çerçevesinde İslâm'ı yaşamayı düşünüp böyle gevşek bir inanca sahip olabilirsiniz. Ama teorik anlamda İslâm'ı hiçbir zaman modern yaşam kalıbını adapte edemeyeceksiniz.
- 4 eş, ayette değil de hadiste geçmeseydi muhtemelen çoğu günümüz kadını hadisleri bile inkar ederdi diye düşünüyorum.
- Adaletin sevgide değil de muamelede olduğu gerçekten de önemli bir nokta. Oysa bugün kadınsı bir enaniyet, olayı Hollywood usulü bir romantikleştirme yoluna gitmiş. Beni seçmeyen, sadece bana sarılan erkek olmalı; eğer sadece bana sarılmıyorsa aldatıyordur ve kötüdür. Tüh. Sahabelerin büyük çoğunluğu eşit muameleyle başka eşlerine sarıldı. Bir eşlerine sarılmadılar. Bunun sebebi de ekonomiydi. Peygamber bu ekonomik durumu gördü. Her şeyi gören Allah'ın birçok şeyden haberdâr elçisi neden bu ekonomik durumu düzeltmedi, neden mesela kadınları istihdam etmeyip işgücüne katmadı?
- Ciddi anlamda şu ana kadarki hiçbir fıkıh literatüründe, akd dışında kadının eşinden izin alması gibi bir durum yoktu. Çünkü bu aynen sahabelerin döneminde yapılan bir uygulamaydı. Hz. Aişe böyle olsaydı peygamberin hiçbir evliliğine izin vermezdi, kıskançtı çünkü ifadesi günümüz kadınlarının hepsinin argümanlarını tek cümlede silip atıyor.
Kızlar, maalesef İslâm modernleşmeyecek. Bu yüzden seküler erkekleri sevimli bakıp İslâm geleneğini takip eden erkekleri hor ve hakir görmeye devam edin siz. Kafanızdaki modern İslâm algısını hakikat sanıp sırf akşam duygusal dalgalanmalarınızla ağlamanızı, şeytanın vesveselerle ruhunuzu kaygıları krizine sokup modernleştirmesini "ben hakiki müslümanım yaww" sanmaya devam edin. Bir taraftan toplumsal olarak ve teorik olarak dinin yapısına saldırıp, reddedip diğer taraftan "abii biz sağlam müslümanlarız elhamdülilllahh" deyin bakalım kim ahirette nelerle karşılaşıyor. Görülecek.
Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi' nin yaptığı bu tesbit o kadar muazzam ki sanki günümüzde yaşamış gibi!!
Şiilik, Sünnilik ile ortada buluşulabilecek bir mezhep değildir; çünkü temel usûl konularında (sahabe telakkisi, imâmet) derin uçurumlar vardır.
Sünnilerle Şiileri yakınlaştırmak isteyenler, aslında Sünnileri Şiileştirmekten başka bir iş yapmıyorlar!
Çünkü bir Şii, inancının temeli olan "imâmeti" ve "sahabeyi sebbi (tahkîri ve küfrünü)" asla değiştirmez; ancak Sünni, "hoşgörü" adına bu meselede susmaya zorlanır.
/alıntı
Doğurganlık oranları:
OECD ülkeleri: 1.6
Türkiye: 1.4
İsrail: 2.8
"Köpeği olan da annedir ☺️🥰 " temalı reklam çekmelerinizi, Lgbt propagandanızı ve bilumum aile kurumunu çökertme operasyonlarınızı İsrail'de yapmanız daha mantıklı, daha fazla ürüyorlar.
Kadınlar istihdamdan çıkarılmadıkça, lise sonrası meslek eğitimine yönlendirme teşvik edilmedikçe, meslek eğitimi sırasında evlilik teşviki verilmedikçe, kadınlara tıp dışında tüm yüksek eğitim kapatılmadıkça, evlilik-boşanma-miras ve velayet hukuku pederşahî olmadıkça,
Boş.
Ahmed Amiş Efendi 1807de Tırnova'da doğdu, 1920'de İstanbul'da 113 yaşında Hakka yürüdü. Fatih'in türbedârıydı, Şâbâniyye'nin son büyük şeyhiydi.
"Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur." Bu sözün onun ağzından çıkışı zamanın ne olduğuna dair bir itiraftır.
"Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur." Dikkat et, ikinci kısım geniş zaman değil, geçmiş zaman. Yani yarın henüz gelmedi ama Allah katında çoktan olup bitmiş. Çünkü Allah zamanın içinde değil, zamanın yaratıcısıdır. Senin için akan nehir, O'nun için yukarıdan bakılan harita. Nehrin her noktasını aynı anda görür, kaynağını da, denize döküldüğü yeri de. Sen nehrin içinde yüzdüğün için sadece o anki suyu hissedersin.
Tasavvuf bu noktada panteizmden de ezoterik kader anlayışından da ayrılır. Panteizm der ki her şey tanrıdır, o yüzden irade yanılsamadır. Okültizm der ki kozmik yasalar seni belirler, sen piyonsun.
Tasavvuf bunların ikisine de hayır der.
"Yakîn" terimine göre irade, Allahın teşrii iradesine hizalandıkça kader olumlu yönde açılır. Yani kader donuk bir taş değil, niyetine cevap veren canlı bir yazıdır.
Kalem kurumuştur ama kalemin yazdığı şeyin içinde senin duan, çaban ve tevbenin de hesabı vardır. Bir evi temelinden çatısına kadar yenileyebilirsin ama tek bir kiremidi yerinden oynatamazsın derler. Özgür irade o evin içindeki hareket alanın. Duvarı boyarsın, pencereyi açarsın, ama binanın krokisi sende değil.
Pişmanlık geçmiş zamanı, kaygı gelecek zamanı yeniden yazmaya çalışmaktır ve ikisi de Allah'ın defterine kalemine el uzatmaktır. Bir muradının olması ile olmaması senin nezdinde eşit değilse, diyor bir başka derviş, daha yolun başındasın. Kadere teslimiyet umursamazlık değil, zamanın dışından bakabilen (zamandan münezzeh) yaradana güvenmektir.
Görsel alıntıdır.
Özür dileyerek söylüyorum ama Delail'ül Hayratı sadece ama sadece bir dileğin kabul olması sebebiyle ve bunun gerçekleşme hızını öne sürerek tavsiye eden kardeşler, Delâil müellifi İmam Cezuli hazretlerinin asıl niyetine zeval getiriyor. Aynı zamanda salat-u selam etmenin hakikatini de zedelemiş oluyorlar. Kimseye tavsiye etmeyin ya da bundan bahsetmeyin diyemeyiz ama bunu uzun süreli bir yönlendirme olmayacağını da bilin. Çünkü hedeflere ulaşıldığında amaçlar terk edilir. Tekrar tekrar denenip ulaşılmadığı görüldüğünde ise hedefler de amaçlar da sorgulanır. Buna sebep olmayın.
Özellikle genç evlilere ve evlilik planı yapan kardeşlerimize bir hususu ısrarla hatırlatmak gerekiyor:
Çocuk sahibi olma konusunda cömert olalım. Nüfus meselesi beka meselesidir. Kalabalık olmayan toplumların geleceği yoktur. Nüfus, nüfuz getirir.
Sağlığımız müsaade ettikçe evlat sahibi olmayı gündemde tutalım. Bu arada bedenimizi ve psikolojimizi güçlendirmeye özen gösterelim.
Allah'a güvenerek insanın yaratılmasına vesile olmayı isteyelim.
Zor şartlar altında anne babalarımızı doğurup büyütenlerin fedakârlığı ile bugünlere geldiğimizi unutmayalım.
Çocuksuz ya da az çocuklu bir hayatla kendimizi mutlu edebiliriz ama geleceğin umudunu yok ederiz.
Dünyevi sebeplere takılmayalım. Ekonomiye göre çocuk sayısını düşürmeyelim. Allah hepimizi rızıklandırır.
Çocuk sahibi olma konusunda devlet nezdinde ekstra maddi teşviklerin olması da çok güzel olur ancak iman edenler için Allah'a güvenmek yegane sigortadır.
Çocuk yetiştirme konusunda da endişelenmeyelim. Fitne ortamında korkularımız doğaldır fakat Allah'ın himayesi ve kararı karşısında kim ne yapabilir ki?
Musa aleyhisselam, zulmün ayyuka çıktığı zamanda doğmadı mı? Allah onu, Firavun'un öğretilerine göre yetiştirildiği halde, o zalimin sarayında korumadı mı?
Bizler anne babalar olarak en zor şartlarda dahi çocukların sayısı ve ahlakı için çalışırsak Allah bize neden yardım etmesin?
Tabi ki konforumuzdan taviz vermezsek, zevklerimiz için yaşarsak ve evlatlarımız için yorulmazsak aradığımızı bulmak hayal olur.
Hayır! Para kazanmak için çalışmayı arzu ettiğimiz gibi insanlığın devamı için de çocuk sahibi olmayı ve çocuklarla ilgilenmeyi gönülden istemeliyiz.
Dünya hayatını maddeden ibaret gören anlayış bunu anlamayabilir. Bizler ise iman dolu kalplerimiz ve Allah için çalışan bedenlerimizle çocuklara ve çocuk sayısına farklı bakmalıyız.
Kötülükler artsa da maddi kaygılar olsa da Allah'ın izniyle gelecek aydınlıktır. İyilikler, kötülükleri bastıracak kadar etkilidir. İyilikler ise insanla çoğalır. İnsana yatırım yapan kazanır.
Aradığımız öncelikle kalitedir. Sayıca fazla oldukça kalitemiz de artacaktır. Hep beraber çalışırsak niceliğimiz de niteliğimiz de yükselir.
Bizim zamanımız belki de gelecek için insana yatırım yapmanın zamanıdır. Belki de kırk sene sonrasının hazırlığı bugünkü çocukların doğumuyla başlayacaktır. Kim bilir, zalimlerin korkulu rüyası annelerin karnındadır.
Devlet eğer nüfusun azalmasını beka sorunu olarak görüyorsa kadının ev içinde çalışmasını ve ev hanımlığını teşvik etmesi ve ekonomik açıdan bunu desteklemesi gerekir.
Irancilar şiiler bu videoya spam atti engelleme koydu
Tekrar yükledik onlarin inadina begenip paylaşalım lütfen...
Ey rafiziler biz size hakaret etmiyoruz
Iftirada atmiyoruz
Kendi inancinizdan ve kendi tarihinizden neden utaniyorsunuz?!
Neden hesabimizi sürekli şikayet ediyorsunuz?
.
#Iran #IranWar #IranWar2026 #Israel #füze #tahran #TelAviv #sia
Bu ülkede dayak eksikliği var. Eski ile yeni arasındaki fark bu. Doğduğumuzda ebe vurur da şaplağı, yaramazlık yaptığımızda babamız, okulda öğretmenimiz saygısızlığı dayak ile cezalandırırdı, askerde komutanı bu şekilde disiplin ederdi. Biz o nesilinin son temsilcileri olarak yetiştik. Boşuna değildi dayak cennet çıkma lafı. Ne zaman dayak çıktı hayatımızdan toplum bozuldu. Ailesine isyan eden, öğretmeni ile dalga geçen, komutanın emrine itaat etmeyen bir nesil türedi. Bazı ağaçlar yaş fidan iken eğilmeliydi. Hak edene hak ettiği muamele yapılmadığı sürece bu ölümler ne ilk ne son olacak. Allah kıymetli öğretmenimizin ailesine ve milletimize sabır versin
Evet şaşılası bir gerçek ;
Siyonist ya da İrancı olmak zorunda değilsiniz. Memleketiniz var.
“Unutmuşuz aaa memleketimiz varmış. Hadi onu sevelim.”
0-10 skalasında İsrail’den 10 puan İrandan 9 puan nefret ediyoruz.
İsrail’i sevmemek için rafizi eşeği olmak zorunda değiliz.
Bazı İslamcı Kürtler kemalizmle aralarına mesafe koyunca her şeyin bittiğini zannediyorlar. Durun kardeşim, sizin Kemalist olmanız zaten doğanın akışını aykırı. Siz apocularla, PKK ile, YPG ile aranıza mesafe koyacaksınız. Bizim Özdağ’ı, CHP’yi, Kemalizmi aşağıladığımız, yok saydığımız gibi siz de bu yapılardan uzaklaşacaksınız. Bizim şehirlerimizde nasıl Özdağ’a %70 oy çıkmıyorsa, biz nasıl 1950’den beri CHP’yi iktidara getirmiyorsak siz de Diyarbakır’da, Van’da PKK’nın siyasi kolunu desteklemeyi bırakacaksınız. Diğer mevzuları ondan sonra oturup konuşacağız, tartışacağız.
Konyalı yetim şehit olduğunda tağut bilmem ne ayağına şehit diyemiyorsun.
Apoya secde eden, Allah’tan büyüğüz diyen adamdan teberri et deyince köpürüyorsun.
Ne o çocuk “Allah’tan büyüğüz” diyenden şerliydi, ne bu devlet Allahsız örgütten daha şer.
Mazide herkesin gördüğü zulmü bahane edip her şey aklanmaz. Sen maziye atıf yaparsan biz bugüne atıf yaparız.
Konyalı yetim dün öldü. Biz giydiriyoruz diye bugün köpürdüğün Allah’sızlar öldürdü.
Tekbir çekenler Allah düşmanları ile savaşıyor. Sen onlara buğz edene ırkçı diyorsun. Bundan âla ırkçılık yok.
"İstiklâl Marşı baştan aşağı yanlış bestelenmiş bir marştır. Sözlerine söylenecek hiç bir şey yok. Bu sözlerin üzerine de bundan daha kötü bir beste yapılamaz.
İstiklâl Marşı herkesin söyleyebileceği kolaylıkta bestelenmeli."
— Sanatçı Erkin Koray
Türk nüfusunu (ve dünyadaki diğer büyük nüfusları) tarihte hiç olmadığı kadar yok eden en büyük kitle imha silahları:
1. Feminizm
2. Seküler bireyci yaşam tarzı
3. LGBT
Bu gerçekleri kabul etmeyenler en büyük ırk hainleridir.