70 yaşıma kadar 4 milyon Osmanlı evrakı inceledim, 98 yaşıma kadar 28 eser yazıp bıraktım ve anladım ki, bugün buradaysak bunu tamamen Atatürk'e borçluyuz, Gazi Mustafa Kemal olmasaydı bizde olmayacaktık. Bunu göremeyenler boş insanlar.
Prof Dr Halil İnalcık dinleyiniz lütfen.
"Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Gençliğe Hitabe, Nutuk, 1927)
İSTANBUL'DA KURYELİK YAPAN BİR KİŞİNİN MÜLTECİLERLE İLGİLİ İZLENİMLERİ.
Mülteci sorununu sadece sosyal medyadan
ya da TV'den gördüğünüz kadar sanıyorsanız yanlıyorsunuz.
Gelin size ben gerçeği anlatayım:
Ben İstanbul'da kuryelik ve genelde
günde ortalama 200 km. yol yapıyorum. Pendik'ten Silivriye her ilçeye
ve her mahalleye giriyorum.
Tahminime göre ESENYURT, BAŞAKŞEHİR, BEYLİKDÜZÜ, FATİH ve BAĞCILAR ilçelerine
bir süre sonra TC. VATANDAŞI giremiyecek.
Size kurye olarak gittiğim adreslerden bahsedeyim; Herşeyden önce hem Suriyeliler hem de bizim partililerden bazıları diyor ya "Suriyeliler ekonomik olarak bize çok faydalı", diye; bu söz külliyen yalan,
çünkü örneğin Esenyurt'ta telefonu bozulan
bir Suriyeli telefonunu Sirkeci'de işyeri olan
bir tamirciye gönderiyor,
ya da altın takı alacak olan Başakşehir'deki
bir Pakistanlı Bağcılar'daki Pakistanlı kuyumcudan kurye ile aldırıyor alacağını,
ya da Afganlar Fatih ve Yenikapı'da bulunan kendi marketlerinden alışveriş yapıyorlar...
Çünkü çok kere Afgan pirinci alıp teslim ettim. Şimdi gelelim işin sağlık boyutuna;
Bu durum çok vahim.
İstanbul genelinde diş protezi yaptıran kişilerin %90'ı Suriyelilerin merdiven altı protezlerini ağızlarına takıyor ve diş klinikleri "ucuz" diye buraları tercih ediyorlar.
Size bir anımı anlatayım;
Bir gün Fatih'te bir adrese gittim.
Adres virane merdiven altı bile değil
eski müstakil bir gecekondu idi.
Neyse gittim kapıyı çaldım,
baktım protez imalatı yapılıyor.
Gönderiyi teslim aldım, Florya'da bir adrese,
bir diş kliniğine gittim.
Gittiğim yerin kalitesi ne Amerikan Hastanesinde ne de Memorial' da var.
Bu nasıl oluyor, diye düşünürken teslimatı alacak kişinin adresine baktım,
o da Suriyeli bir bayandı.
Bayanı çağırdılar ki doktormuş kendisi.
O esnada orada bekleyen şık giyimli bir bey de bekleme salonunda oturuyordu. Bayan Doktor Türkçe "Ahmet bey proteziniz geldi, buyurun odama" dedi.
Ben şok oldum.
Benim ülkemde benim vatandaşıma sağlıksız medikal ürünle tedavi uyguluyorsun, neden? "Kendi vatandaşı kazansın diye".
Devam edeyim; yurtdışına çıkarken kovid testi yaptıran insanların %90'ı yine merdiven altı Suriyeli laboratuvarlarda karman çorman
hiç bir önlem olmadan coca cola dolaplarının içinde yüzlerce test tüpünün olduğu yerlerde testlerini yaptırdı!
Burada olabilecek en büyük sorun, "test sonucunun yanlış çıkmasıdır".
Ama gelelim en tehlikelisine; Başakşehir'de yine merdiven altı bir laboratuvar var
ve ben günde bir kez mutlaka gidiyorum; binlerce kurye var, biri giriyor biri çıkıyor.
Kan tüpleri yerlerde, kendim girip çıkarken maskesiz girmiyorum, çıkarken bildiğiniz dezenfektan ile banyo yapıyorum.
Bir tane cihaz var onun yanında da ev tipi Vestel, Arçelik buzdolapları, test tüpleri her yerde ve bu tüplerin yarısı idrar yarısı da kan.
Peki buraya bu tüpleri kim gönderiyor?
Özel hastane diye gittiğiniz çoğu hastaneler ucuz diye buraya yolluyor.
Gelelim zenginlerine; Başakşehir'de oturuyor çoğu.
Onlara neden gidiyorum biliyor musunuz?
Hani son zamanlarda vatandaşlık reklamı yapan vize şirketleri var ya onlardan
oturma izinlerini, vatandaşlık başvurularını,
vb. alıp götürüyoruz.
Hepsi lüks içinde yaşıyorlar.
Bir gün bir kargo görevlisine adres sordum,
"gel ben de oraya gidiyorum" dedi...
Elinde boyu kadar çuval sordum, "hepsi oraya mı?",
diye "aynen oraya her gün bir çuval getiriyorum" dedi, içinde "hepsiburada, trendyol ve amazon kolileri".
Beylikdüzü ve Esenyurt tayfası mafyalaşmış!
Beylikdüzü'nde örneğin "İnovia siteleri" var, orada onların izni olmadan
ne ev tutabilirsiniz ne satabilirsiniz.
Esenyurt'ta zaten tam gettolaşma var.
Bazı mahalleler var ki gözünüzü kapatıp sizi oraya bıraksam gözünüzü açtığınızda
"eyvah Suriye'ye kaçırmışlar beni!" dersiniz.
Daha yüzlerce örnek var ama yazsan ne olacak, en azından sağlığınıza dikkat edin.
DOKTORUNUZA, DİŞ HEKİMİNİZE MUTLAKA çalıştıkları laboratuvarın neresi olduğunu sorun.
GÜMBÜR GÜMBÜR İSTİLÂ
(ALINTI)
Görülen o ki, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı dinci, bölücü gruplar harekete geçmiş durumda. Afganistan'ı,Taliban'ı çağrıştıran bu görüntüler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre suçtur. Açıkça Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve üniter yapısını karşı meydan okuyorlar.
Atatürk'ün açtığı fabrikalar.
Kolay mı hem Osmanlı'nın borcunu ödeyip hem yurdun dört bir yanına fabrikalar kurmak?
➡️1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
➡️2-Gölcük Tersanesi (1924)
➡️3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
➡️4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
➡️5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
➡️7-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
➡️8-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
➡️9-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
➡️10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
➡️11-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1928)
➡️12- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
➡️13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
➡️14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
➡️15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
➡️16-Kayseri Uçak Fabrikası
➡️17-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
➡️18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
➡️19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
➡️20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
➡️21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
➡️22-Bursa Süt Fabrikası (1934)
➡️23-İzmit Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
➡️26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
➡️27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
➡️28-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Siloları (1934)
➡️29-Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
➡️30-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️31-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel Atma)
➡️32-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
➡️33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
➡️34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
➡️35- Ankara Çubuk Barajı (1936)
➡️36-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
➡️37-Barut, Tüfek Ve Top Fabrikası (1936)
➡️38-Kırıkkale Çelik Fabrikası
➡️39-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
➡️40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
➡️41-Malatya Bez Fabrikası (1937 Temel Atma)
➡️42-İzmit Kağıt Ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
➡️43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
➡️44-Divriği Demir Ocakları (1938)
➡️45-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
➡️46-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)
Atatürk'ün son yolculuğuna dair nadir fotoğraflardan oluşan bu tweet serisini lütfen sonuna kadar inceleyin değerli dostlar.
Gözleriniz dolacak, boğazınız düğümlenecek.
1⃣- Tarih 19 Kasım 1938. Atatürk'ün aziz naaşı Dolmabahçe Sarayı'nda. Cenaze namazının kılınması bekleniyor.
İşgal dönemi İstiklal caddesi,
Bayraklara dikkat edin..
Atatürk ne yapmış ki diye konuşan
Mercimek beyinli cahil cühelaya
Gösterin bu fotoğrafı...
#Atatürk#Atamİzindeyiz
Gazze’de masum sivillerin tedavi gördüğü hastanenin bombalanması kesinlikle kabul edilemez!
Tüm insanlığı, bölgede yaşanan acıya son vermek için harekete geçmeye çağırıyoruz. Savaşın en kısa sürede sona ermesini ve bir an önce bölgede barışın ve huzurun hakim olmasını canıyürekten temenni ediyoruz.
Saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı; yaralılara acil şifalar diliyoruz.
🇮🇱İsrail 2 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’yi boşaltmaya kararlı.
🇱🇧1.5 milyon Suriyeli mültecinin yaşadığı Lübnan da, Hizbullah nedeniyle hedefte.
🇵🇰Pakistan ise 1.7 milyon kaçak Afganlıyı, 1 Kasım’dan sonra sınır dışı edecek.
👉Yeni bir mülteci akını tehditi ile karşı karşıyayız.
🇹🇷En üst düzeyde sınır güvenliği şart.
#HudutNamustur
Gazze’deki olaylar nedeniyle Cumhuriyetimizin 100. yılı çerçevesindeki etkinliklerin iptal edilmesi gündeme bile gelmemelidir. Kanla, irfanla kurulan Cumhuriyetimizin Kurucularını, şehitlerini, gazilerini anmak milli bir görev ve şereftir.
Çocukların, sivillerin, hiçbir suçu olmayan binlerce insanın gözlerimizin önünde katledilmesine sessiz kalamayız. Hastanelerin, camiilerin, evlerin bombalar altında kalması kabul edilemez. Şimdi susarsam, ömrüm boyunca vicdanım rahat olmayacak. Bu katliama ve yıllardır bitmeyen zulme karşı susmayacağım. #FreePalestine #PalestineGenocide
We cannot remain silent while children, civilians, and countless innocent people are being murdered before our eyes. It is unacceptable for hospitals, mosques, and homes to be under attack. If I stay silent now, my conscience will never be at ease throughout my life. I will not be silent in the face of this massacre and the unending oppression for years. #FreePalestine #PalestineGenocide
Devlet hastanesinde çalışan uzman bir hekim arkadaşım anlatıyor:
- “Böbrek nakli yapıyorum. Son iki yıldır yaptığım nakillerin yarısı Suriyeli. Tek kuruş para ödemiyorlar. Nakil öncesi testler çok pahalı ve dışarıya yaptırıyoruz. Nakil sonrası bir ilaç var, ömür boyu kullanması gerek. Onu da devletimiz bedava veriyor.
Diğer taraftan 35 lira geçmişten kalan borcu olan Türk vatandaşa, ekran açılmadığı için borcunu ödemeden poliklinik yapamıyoruz.”
Suriyeli bugüne dek tek kuruş vergi SGK primi ödemediği halde her türlü sağlık hizmetini bedava alıyor.
Türk vatandaşı askere gidiyor, vergi veriyor, prim ödüyor ama çok az borcunu ödeyemeyince muayene bile olamıyor.
Beşar Esad: Türkiye'deki vatandaşlarımız 6 ay içinde ülkelerine dönmezlerse vatandaşlıktan çıkarılacaklar mal varlıklarına (atadan kalmada dahil) el konacaktır.
Ve asla Suriye'ye giremeyecekler ve hak talep edemeyecekler
Bugüne kadar “yok artık” dedirten çok şey paylaştık, çok şeye şaşırdık ama mevzuat eliyle bu kadar “aptal” yerine konduğumuzu hatırlamıyoruz…
Yıllardır tağşiş listelerinde jelatinli yoğurtlar ifşa edilirken, uzmanlar çıkıp market reyonlarındaki yoğurtlarda jelatin var mı yok mu diye tartışırken bakanlık tüm bu tartışmalara son bulacak bir çözüm geliştirmiş, firmalar da hemen üretime geçmiş: Isıl işlem görmüş fermente süt ürünü.
Yani nedir bunun meali derseniz;
Kılıfına uydurulmuş jelatinli yoğurt!
Bir takipçimizin İzmir’de iskender yemek için gittiği bir lokantada iskenderin yanına konulan yoğurdun tadından şüphelenip görmek istediğinde gösterilen şey işte bu…Evet, maalesef yaşadığımız ekonomik süreçte yoğurt diye tüketicilere sunulan, içinde sığır jelatini bulunan bir yoğurttan bahsediyoruz…
Ne dersek diyelim tam bir rezaletle karşı karşıyayız.
Devletin göz göre göre tağşişi yasallaştırdığı, tüketicilerin farkında bile olmadan tükettikleri bu sahte yoğurtlar sözüm ona mevzuata uygun! Dahası bu ürünler sadece ticari olarak satışa sunuluyor, tüketiciler lokanta ve kafelerde ne yediğini bilmiyor!
Acaba mevzuat kılıfına uydurulmuş bu sahte yoğurtları ne zamandan beri tüketiyoruz? Bu konuda acilen açıklama yapılması gerekiyor!
@tarimgovtr
#NeYediğiniziBilin
Türkiye acilen daha sert “sınır içi” operasyonlar başlatmalı!
Yabancılara ücretsiz sağlanan tüm tedavi ve ilaç imkanları derhal iptal edilmeli.
Savaş bitti, geri gönderme yolları vardır, Lübnan yapıyor. Türkiye de ACİLEN Suriye ile uzlaşmalı.
Yabancılar artık gerçek MİLLİ GÜVENLİK SORUNUDUR!