Ali İsmail Korkmaz'ın katledilmesinin üzerinden 13 yıl geçti.
Katliamın sorumlularına ödül gibi cezalar verilmesi, Ali İsmail'in başına tekme atan polisin ise kendisinin mağdur olduğunu iddia ederek Gezi Davası'na müdahil olması da hafızalarda yerini koruyor.
Ali İsmail'i aramızdan alanların, iktidarın "destan yazdılar" sözleriyle övdüğü polisler olduğu unutulmamalıdır.
Ali İsmail'in eşit ve özgür bir dünya hayali, geride kalanlara bıraktığı en büyük mirastır.
Ali İsmail hep 19 yaşında.
#AliİsmailKorkmaz
TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek:
"Önümüzde iki seçenek var: Ya NATO'cu katillerin ve emperyalist şirketlerin izinden gidilecek; yoksullar daha da yoksullaşacak. Ya da NATO'dan çıkılacak, üsler kapatılacak ve bu ülkeyi yurtseverler ile emekçiler yönetecek."
#NATOyaHayır
Onlar NATO’cu, biz yurtseveriz!
NATO zirvesi öncesi bir dizi ilde düzenlenen ev baskınları ve yapılan gözaltılar, AKP’nin OHAL ya da sıkıyönetim rejimini olağan hale getirdiğinin en somut örneğidir. Sosyalist parti ve güçlerin yönetici ve üyelerinin ev baskınlarıyla göz altına alınması, 12 Eylül cunta rejiminin AKP’yle devam ettiğini fazlasıyla göstermektedir.
NATO zirvesine katılacak devlet başkanları için kendi yurttaşlarını alıkoymak, evlerine polis baskını düzenlemek ve gözaltına almak korkunun değilse hangi mantığın sonucudur?
NATO, emperyalizmin çıkarlarını koruyan bir savaş yapılanmasıdır. Patronu ise haydut ABD’dir. NATO’ya hayır demek, bu savaş örgütüne dur demek, emperyalizme karşı tam bağımsız Türkiye demek ne zamandan beri suç sayılmaktadır?
Düzenlenen ev baskınlarına ve gözaltı uygulamasına son verilmeli, bütün gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır.
Kimin yurtsever kimin işbirlikçi olduğu buz gibi ortaya çıkmıştır.
Bir tarafta Trump’ın dostları diğer tarafta Türkiye’nin yurtseverleri vardır!
DENİZ GÖKTAŞ SUÇSUZDUR!
AKP’nin yaygara siyasetine boyun eğmeyeceğiz!
Ülkemizde sermaye diktatörlüğünün adı olan AKP’nin istibdat rejimi bugün komedyen Deniz Göktaş’ı tutuklayarak yeni bir adım atmıştır. Yaptığı gösterideki mizahi unsurların “dini değerleri aşağılama” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” olarak ele alınması ve tutuklama yönünde adım atılması AKP rejiminin kendisine karşı çıkanlara tehdit siyasetinden başka bir şey değildir.
Ülkeyi parsel parsel satan, “ben ülkeyi pazarlamakla mükellefim” söylemini en başa yazan, emperyalizm ve haydut ABD’ye hizmette sınır tanımayan ve en önemlisi dini siyasete alet ederek yurttaşların inançlarını sömüren bu iktidar tüm bu yaptıklarını görünmez hale getirmek için kendisine dönük mizahi söylemlere ve şakalara dahi tahammül edemiyor.
Çünkü suçlu olduklarını, ülkemiz emekçilerinin alınterini sermayeye ve emperyalizme peşkeş çektiklerini; gençlerin geleceğini, kadınların ve emeklilerin haklarını gasp ettiklerini çok açık bir şekilde biliyorlar. O yüzden kendilerine her türlü ifade, düşünce ve eylem serbestken, kendilerine karşı çıkanların ifadelerini, düşüncelerini ve eylemlerini baskı altına almak istiyorlar.
Önümüzdeki günlerde emperyalizmin terör örgütü NATO’ya şirin görünmek için ülkemiz gerçeklerini makyajlamaya çalışan AKP iktidarı, bu ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini ve emperyalizm karşıtlarını baskı ile sindirmeye çalışıyor.
Deniz Göktaş emekçi, ilerici yurtsever bir sanatçı olarak AKP iktidarının tüm çirkin yüzünü kendilerine gösterecek bir ayna tutmuştur. Herkesin bildiği gibi söylemlerinde dini değerlere dair bir aşağılama yoktur. AKP iktidarı “dinimize saldırı var” diyerek ülkemize asıl saldırının üzerini örtmek için bir yaygara kopartmaktadır. Oysaki, ülkenin gerçekleri açlık, yoksulluk, emperyalizme kölelik, tarikatlarda tecavüze uğrayan çocuklar, Gazze’de soykırım sürerken Türkiye’nin ticaretinin devam etmesidir…
Ülkemiz hak ettiği düzlüğe mutlaka çıkacaktır.
İstibdat rejimi yenilecek, eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum kurulacaktır.
Deniz Göktaş suçsuzdur ve derhal serbest bırakılmalıdır!
AKP’nin istibdadına da, hamaset ve yaygara siyasetine de boyun eğmeyeceğiz!
📣 NATO'YA karşı yürüyoruz!
🔴 Emperyalist savaş örgütü NATO'ya da, Trump'a da istenmiyorsunuz demek için buluşuyoruz!
📆5 Temmuz Pazar
📌Boğa-Kadıköy
🕒19:00
#natoyahayır#notonato
NATO'CULARA KARŞI GÖREV BAŞINDAYIZ!
Emperyalizmin silahlı aygıtı NATO ülkemizde yapacağı toplantı ile bir yeniden yapılanmaya giriyor. NATO'nun kan ve savaşla dolu tarihine yeni halkalar katmayı hedefleyen NATO Zirvesi, ülkemizin emekçileri adına utanç verici sahnelere şahit olacak. Bir yanda Erdoğan'ın kişisel gövde gösterisi, diğer yanda sermaye düzeninin emperyalist sahipleri tarafından yeni görev yerlerinin belirleneceği NATO Zirvesini bu ülkenin emekçileri, ilericileri, yurtseverleri ve komünistleri kabul etmiyor.
Başkenti olağanüstü önlemler ile abluka altına alan, bu ülkenin ilerici, yurtsever, solcu birikimine karşı 12 Eylül darbesi günlerini andıran bir sürek avını başlatan AKP iktidarının NATO'dan alacakları kursağında kalacaktır. Yeni görev yerlerine kurşun asker olmayı hedefleyen AKP iktidarının karşısında bu ülkenin bağımsızlıkçı, ilerici, yurtsever birikimi çıkacaktır.
Partimiz Türkiye Komünist Hareketi'nin de içinde olduğu NATO'ya Hayır Koordinasyonu, Gazze'nin, Tahran'ın, Ankara'nın düşmanlarına karşı görev başına diyor.
Ülkemizin emekçileri, gençleri, kadınları, aydınları, partimiz Türkiye Komünist Hareketi sizleri emperyalizmin silahlı aygıtına karşı bağımsızlık ve sosyalizm bayrağını yükseltmeye çağırıyor.
"NATO'dan çıkılsın, üslere el konulsun" demek için, NATO Zirvesine karşı bir araya geliyoruz!
Ortadoğu'yu kan denizine çeviren, ülkeleri bölmek konusunda "uzmanlık" almış Trump'ı da, Barack'ı da, bilumum emperyalisti de bu ülkede istemiyoruz!
Orada NATO varsa, burada da komünistler var!
27 Haziran Eylem Takvimi
İstanbul 18:00 Trump Tower
Ankara 19:00 Sakarya Caddesi
İzmir 16:00 Şirinyer Migros
Türkiye Komünist Hareketi Genel Merkezi
https://t.co/aWvlsionl4 adresine erişim engeli geldi!
NATO’YA HAYIR DEMEK YASAKLANDI!
Partimiz tarafından “NATO’ya hayır” başlıklı ve “Ankara’da NATO zirvesi toplanmasını istemiyorum” içerikli imza kampanyasını yürüttüğü https://t.co/aWvlsionl4 sitesi Amasya Sulh Ceza Mahkemesi tarafından erişime engellenmiş bulunuyor.
Partimize herhangi bir posta ya da eposta aracılığıyla resmi bir tebligat yapılmamıştır.
NATO’ya hayır demenin mahkeme kararıyla suç sayılması ibretlik bir karardır.
NATO’ya hayır demek ne zamandan beri suç sayılmaktadır?
Türkiye’de sansür artık sıradan bir vaka haline gelmiştir. Ancak daha önemlisi bir siyasi partinin faaliyetlerinin mahkeme kararıyla yasaklanması, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve baskı rejimini göstermektedir.
NATO’ya hayır demeyi suç sayan mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuki boyutu bir tarafa ama siyasi tarafı ülkemiz adına utanç vericidir!
TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ
GENEL MERKEZİ
Erişime engellenen https://t.co/aWvlsionl4 adresinde bulunan imza metni aşağıda sunulmuştur.
NATO’YA HAYIR!
NATO, savaş ve terör aygıtı olarak dünya barışının baş düşmanı ve emperyalizmin jandarmasıdır. NATO’nun patronu, ABD emperyalizmidir.
Rusya’yı hedef alarak Avrupa’da yeni bir kıtasal savaşın ve Çin’i hedef alarak yeni bir dünya savaşının yolu döşenmektedir. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin başta olmak üzere Ortadoğu’da ise yıkım, savaş ve katliamlar on yıllardır sürmektedir.
Savaş planları, NATO karargâhlarında çizilmektedir.
Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerine genişleyen NATO, Ortadoğu’dan sonra şimdi Kafkasya’da üslenmeyi ve Karadeniz’i bir NATO gölü haline getirmeyi hedeflemektedir.
Ülkemiz emperyalizm tarafından dört bir yandan kuşatılmaktadır.
NATO, yeni savaş kararları almak ve yeni planlar yapmak için bu kez ülkemiz başkentinde toplanacaktır.
Ülkemizin emperyalist ABD’nin kanlı planlarına ortak olmasını ve 2026 yılında NATO zirvesine ev sahipliği yapmasını istemiyorum!
Tam bağımsız Türkiye için NATO’dan çıkılmalı, bütün NATO ve Amerikan üsleri kapatılmalıdır!
Türkiye’nin değil “rejimin” Erdoğan’a ihtiyacı var!
25 YIL OLDU: ÜLKE YORULDU, HALK BIKTI!
Cumhurbaşkanı danışmalarından Mehmet Uçum’un “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına ihtiyacı yok, ancak Türkiye’nin Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına ihtiyacı var” minvalli açıklaması Türkiye gerçeklerinden tamamen kopuk ve uçuk bir açıklamadır.
25 yıllık AKP iktidarının sonucu ortadadır: Yoksulluk, işsizlik, enflasyon, gelir eşitsizliği, daha fazla sömürü, işçi ölümleri, adaletsizlik, hukuksuzluk, haksızlık, baskı, çürüme, yolsuzluk, gericilik, talan, rant, ülkenin uyuşturucu ticaretinin merkezi olması, sokakların mafyaya teslimi, tarikatlarda çocuklara şiddet ve tecavüz, kadın cinayetleri, ülkenin bütün ekonomik işletmelerinin emperyalist tekellere satılması, ormanların, limanların, yolların, madenlerin patronlara peşkeş çekilmesi, bombalı katliamlar, 15 Temmuz kanlı İslamcı darbesi, cihatçı çetelerin ülkemizde cirit atması…
Liste uzun!
Erdoğan’ın 3. Dönemi anlamına gelmesi nedeniyle açıkça anayasaya aykırı olmasına rağmen, bugün Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı yapılmak istenmesi, kurulan rant, talan ve faiz düzeninin ve bu düzenin sahipleri olan tarikat, mafya, baron, patron rejiminin bekası içindir!
25 yıldır Türkiye geriye gitmiştir.
Ülkemiz yorulmuş, halk bıkmış, gençlik sıkılmıştır!
Türkiye 1’den büyüktür!
ABD-İRAN ANLAŞMASINA DAİR: EMPERYALİZM YENİLMEZ DEĞİLDİR!
Emperyalist ABD’nin ve işgalci İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş, İran ve ABD arasında yapılan anlaşmayla şimdilik sona ermiş gözüküyor. Ancak yapılan anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Öncelikle bu savaş emperyalizmin sömürgeci, haydut ve kanlı yüzünü bir kez daha gösterirken, savaşın nedeninin dinler olmadığı, doğrudan emperyal çıkarlar ile petro-dolar egemenliğinin tesisi amacı taşıdığı apaçık ortaya çıkmıştır.
Siyonist İsrail devletinin, Filistin’de gerçekleştirdiği yıkım ve katliamlarının yanında İran’a ve Lübnan’a yönelik saldırılarıyla emperyalizmin taşeronu ve vurucu gücü olarak işlev gördüğü açıktır. Filistin topraklarını işgal siyasetini geri dönülmez noktaya taşımak için başlattığı topyekûn savaş siyaseti, İsrail’in meşruiyet sorununu daha da büyütmüştür.
Petrol zengini Körfez Arap ülkelerinin topraklarını ve hava sahaların, ABD’ye ve İsrail’e açmasıyla, işbirlikçi karakterleri bir kez daha teyit edilmiştir.
Yaşanan savaş, Suriye’de Esad yönetiminin neden “devrildiğinin” de kanıtı olmuştur. Cihatçı çetelerin Suriye’de iktidara getirilmesi, Suriye hava sahasının İsrail uçaklarına açılmasının yolunu yapmıştır. Bu savaş, siyasal İslamcılığın da özünde Siyonist İslamcılık olduğunu gösteren bir turnusol kâğıdı olmuştur.
Suriye’de cihatçı çetelerin bizzat emperyalizm ve İsrail tarafından desteklenerek iktidara getirilmesi Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir aşamasıydı. İkinci aşama olarak da İran’da rejim değişikliği ve İran’ın parçalanması hedefi ise şimdilik başarılamamıştır. Ortadoğu’da oluşacak yeni dengenin ne kadar süreceği ise belirsizdir.
AKP iktidarının savaş boyunca sergilediği tarafsızlık tutumu ise görüntüden ibaret kalmıştır. İncirlik ve Kürecik üslerinin nasıl kullanıldığı kamuoyundan gizil tutulurken, savaş sırasında İsrail ile ticaretin sürdürülmesi ve Trump’ın bizzat Erdoğan’a yönelik övgüsü, AKP’nin emperyalizm yanlısı ve İsrail’e payanda olan siyasetinin görünen yüzü olarak karşımıza çıkmıştır.
İran halkı ise büyük bir mücadele göstermiş, ülkelerini emperyalizme karşı savunarak büyük bir sınav vermiştir. İran’ın iç dinamikleri ayrı bir konu olmak kaydıyla İran emekçilerinin bu kez emperyalizme karşı duruşları bölge halklarına örnek olmuştur.
Her şeyden önemlisi ABD emperyalizminin yenilmez olmadığı görülmüş, emperyalizme mutlak güç atfeden işbirlikçi görüşler yanlışlanmıştır. ABD karşısında aşağılık kompleksine denk gelen ve Amerikan hayranlığıyla sürdürülen işbirlikçiliğe karşı ülkemizin bağımsızlığının koşullarının güçlü olduğu yaşanan bu süreçle bir kez daha görülmelidir.
ABD ve İsrail’in savaş sırasında sivil hedeflere yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar ise savaş suçu olarak yargılanmayı beklemektedir. Emperyalist ABD’nin ve işgalci İsrail’in savaş suçlarının üstünün örtülmesine izin verilmemelidir.
Prof. Dr. İzzettin Önder yazdı: Üniversitemiz
@yeni_universite
📌 Buradaki mantık, bir sistem ideolojisini katı bir şekilde başka bir ideolojiyle ikame etmek olmayıp, tercihan sistem ideolojileri birlikte işlenerek, ya da farklılıklar ortaya koyularak, katılımcıların kendi hedeflerini seçişte tercihlerinde yardımcı olabilmektir. Buradaki ana hedefin, her toplumun ürettiği “organik aydın” nitelikli bireyler yerine, uygun şekilde, “bireysel özgürlükler doğrultusunda organik düşünce ve kanaat sahibi” bireyler oluşturma gayreti güdüldüğü ileri sürülebilir.
https://t.co/Z7UaejMgl4
Kamil Tekerek yazdı: “Müesses nizam”dan “yeni müesses nizam”a geçen Koç
📌 Bugün Koç’un temsil ettiği değerlerin Türkiye’de kapitalizmin devamlılığı, sermayenin iktidarı, emperyalizme olan kopmaz bağlılık ve bir adım daha ileri giderek istibdat rejimine verilen örtük onay olarak değerlendirebiliriz. Dolayısıyla, Koç’un Anıtkabir yürüyüşünün “eski müesses nizam”dan “yeni müesses nizam”a geçişin resmi geçidi olduğu söylemek pek de iddialı olmayacaktır.
https://t.co/X13JoKVOID
Telefonun çaldığı o an, henüz söylenmemiş bir cümlenin ne anlama geldiğini anlamak… Birkaç saniye içinde dünyanın ikiye ayrılması gibi. Telefon çalmadan önceki hayat ve çaldıktan sonraki hayat… 2023
Dünyaca ünlü büyük şairimiz, memleket sevdasıyla harmanlanan komünist iradesiyle burjuvazinin zindanlarına boyun eğmeyen, kalemini işçi sınıfının, partisinin ve insanlığın kurtuluş kavgasına adayan yoldaşımız Nâzım Hikmet'i, ölümsüzlüğünün 63. yıl dönümünde saygıyla ve kavgamızla anıyoruz.
Nâzım’a sözümüzdür: Fabrikalardan tarlalara, sömürünün bittiği o büyük “mavi gözlü devin” düşlediği Sosyalist Türkiye’yi ve dünyayı kurana dek durmayacağız!