Tam bir ikizlerim, çok gülerim, felaket üşengecim ama kalk gel dağ bağ çayır çimen çöl göl gezelim desen koşarak gelirim, çok dengesizim ama TANISAN SEVERSİN..
Bugün bir söze denk geldim aşırı hoşuma gitti. Diyor ki “eğer beni hayatında istiyorsan, sen yer vereceksin. Ben kendime senin hayatında yer bulabilmek için savaşmayacağım.”
Fatih Keleş’in oğlu tutuklu Mustafa Keleş’in avukatı Sadık Ömer Cennetoğlu, "’Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ hikayesi anlatacağım” deyip dosyada iki farklı Mustafa Keleş’in birbiriyle karıştırıldığını söyledi.
Avukat Cennetoğlu, “Bizim Mustafa Keleş için verdiğimiz lehine olacak deliller, bir başka deyişle diğer Mustafa Keleş'in aleyhine kullanılmak üzere savcılık tarafından resmen çalınıyor” dedi.
Cennetoğlu, şunları söyledi:
“Size bu duruşmalar başlamadan öncesinde bir tahliye talebi gönderiyorum, sizler bana diğer Mustafa Keleş'in adli kontrolünün reddi için tebligat yapıyorsunuz. Bizim Mustafa Keleş için verdiğimiz deliller, bir başka deyişle diğer Mustafa Keleş'in aleyhine kullanılmak üzere savcılık tarafından resmen çalınıyor. Ki bu iki Mustafa Keleş'in birbirini tanımışlığı, birbiriyle alakası, beraber iş yapmışlığı dahi yoktur.”
Yalova’da IŞİD bağlantılı kişilerin Kandıra Cezaevi’nden yalnızca 6 ay sonra tahliye edildiğine dair bir haber gördüm. Doğru olmamasını umuyorum.
"Aylardır akşamı göremiyorum biliyor musunuz?" dedi 6 aydan uzun süredir tutuklu olan abim Mustafa Keleş.
Kimin aklına gelirdi...
Akşamın özleneceği.
Bazıları akşamları daha mı çok haketti?
Suçu Fatih Keleş'in oğlu mu olmaktı?
Peki onun suçu neydi?
Tensiple 1 kişinin bile tahliye olmaması normal miydi?
Somut bir delil yokken, başka adli kontrol tedbirleri uygulanabilecekken tutuklamak bize şart bazılarına değil miydi?