nasıl da bazı şeyler kalbimizde yaprak kımıldatmayacak dinginliğe evriliyor. ortalık toz duman olmuştu ama şimdi her şey dindi. insan sanıyor ki, ömür boyunca aynı hâl üzere kalacağım. ama geçiyor. illaki geçiyor hem de öyle bir geçiyor ki, insanın kendisi bile şaşakalıyor.
"seni affetmeyeceğim çünkü sana olan zaafımı kullandın, seni affetmeyeceğim çünkü seni severken çocuk olan yanımı bana küstürdün.
Bu cümleler çok şey anlatır da sen anlamazsın..."
ne seneydi ama
- yarım kalan hevesler
- ortaya çıkan yüzler
- verilen boş değerler
- yarım kalan aşklar
- sayısız ağlama
- lafta dostlar
- yarım kalmışlık
- hissizlik
geçen sene bugün ile bugünü kıyaslayınca yüreğime koca bir acı çöktü. aradaki bir yıl, kocaman yaşanmışlıklar, derin acılar, istenmeyen sonlar, dönüşü olmayan sözler.. sabaha kadar yüreğim yangın yeri.
Eğer aynı imtihandan geçmediyseniz, aynı taşlara takılıp yere kapaklanmadıysanız, aynı sancının peşinde geceler boyu gözyaşı dökmediyseniz ve yaranız aynı yerde değilse kimsenin yaşadıkları hakkında bu kadar kolay konuşmayın.Çünkü kim, hangi savaşta, nelerini yitirdi bilemezsiniz
“bazılarını hiç affedemeyeceğiz galiba. bıraktıkları hasar öylece duruyor. zaman geçtikçe hafiflersin dediler. çatık kaşların yumuşar. kalbin uslanır, sen durulursun dediler ama içimizi kasıp kavuran öfke ve incinmişlik hissi, gün geçtikçe dinmiyor aksine daha da perçinleniyor.”