hayatta yetişemediği,gönlünce düzeltemediği olaylar için üzülen,acı çeken insanların aklına şaşardı."kalplerini elleriyle sıkıyor bu insanlar"derdi.
gülşefdeli yemeni,hüseyin su
ümidim var. elbet bı gün en hayırlı kalplerde layığıyla ağırlanacağıma, en güzeller çiçeklerin benim için açacağına dair müthiş bı inancım var. çünkü biliyorum ki Allah kulunu bırakmaz. elbet kulunun halinden de haberdar, onu bi başına koymaz. Allah kuluna yeter.
Bir şeyi çok istemekle o şeye hazır olmanın aynı sey olmaması, Yaratıcının bunu senden iyi bilmesi ve planının tıkır tıkır işlemesi.. Allah'ın ipine sarılmaya devam
Arkadaşlar,yarının belirsizliği sizi umutsuzluğa sürüklüyorsa,Secde Suresi 17.ayeti hatırlayın:“İnsan kendisi için saklanan nimetleri,gözlerini kamaştıracak güzellikleri bilemez.”Belki de endişeyle baktığınız gelecekte,hayal bile edemeyeceğin kadar güzel şeyler saklıdır. Sabredin
arefe günü duâsıdır.. Allah’ım, affının kullarına en yakın olduğu bu iklimde; kalbimizde biriken ağırlıkları rahmetinle hafiflet. Bizi nefsimizin karanlığında bırakma, gönlümüzü Sana çıkan bir yola çevir. dağınık kalplerimizi Arafat’ta cem olanlar gibi rızanda birleştir.
En önemli nimetlerden biri “yaşamdan tat almaktır.” Gezdiğiniz yerler, vakit geçirdiğiniz insanlar, elinizdeki nimetler eğer şükrünüzü artırıyor, sevincinizi ve güzel hissiyatlarınızı canlandırıyorsa anlamlıdır. Yoksa içinizdeki huzur, dilinizdeki tat, bakışınızdaki güzellik alındıysa neye sahip olursanız olun yaşam koca bir ‘hiç’tir. Afiyet dolu bir yaşam şükürle ve hikayenden razı olma haliyle mümkündür.
Sosyal medyanın en kötü özelliği cidden maruz bırakılmak. Gitmediğimiz ülkeye, yemediğimiz yemeğe, okumadığımız kitaba, yaşamadığımız olaya, hiç tanımadığımız insanlara, taraf olmadığımız kavgalara maruz kalıyoruz. Bu yüzden hepimiz bu kadar yorgunuz. Maruziyet yorgunluğu bu.