Hayatının bir döneminde ağır imtihanlardan geçen insanlar, o günleri atlattıktan sonra sessizleşir. Eskisi gibi her şeye tepki vermez, herkese kendini anlatmaya çalışmaz.
Çünkü bazı acılar, insanın sadece canını değil; bakışını, önceliklerini ve sabrını da değiştirir.Dışarıdan durgun görünürler. Oysa o durgunluk, pes etmiş olmanın değil; en büyük savaşını verip içinden daha güçlü çıkmanın sessiz izidir.
Bazen eskiden olduğum kişiyi çok özlüyorum. Kolayca gülebilen, her küçük detayın üzerinde günlerce düşünmeyen, hayata karşı büyük bir heyecan besleyen ve gerçekleşmeyi bekleyen onlarca hayali olan o kişiyi... Hayat bu kadar ağırlaşmadan önce, duygularımı ne kadar özgürce yaşayabildiğimi özlüyorum. Ve her şeyin tam olarak ne zaman değiştiğini bilemiyorum. Belki hayat araya girdi, belki insanlar beni biraz değiştirdi, belki de sadece çok hızlı büyümek zorunda kaldım. Ama bazı geceler, geçmişteki o halimi düşünüp merak ediyorum: Acaba bugün dönüştüğüm bu insanı görse, beni tanıyabilir miydi?
NATO gelecek diye çukurlar kapanıyor, kaldırımlar onarılıyor, binalar boyanıyor, taksiler temizleniyor.
Demek ki asfalt var, boya var, taş var ekip var, para var.
Demek ki istersek gayet medeni olabiliyoruz.
Demek ki istemiyoruz!
Istanbul/Başakşehir'de GBT kontrolü sırasında hakkında kesinleşmiş hapis cezası çıkan bir şahıs 3 polisi etkisiz hale getirip kaçmış.
Şahıs; Öğretmen, öğrenci, maden işçisi veya zeytinliğini koruyan yaşlı bir kadın olmadığından mıdır nedir, polisler hiçbir şey yap(a)mamış!
Nerede okuduğu belli olmayan , nasıl öğretmen ve nasıl müdür olduğu şüpheli olan, uyguladığı mobbing, baskı, hatta tokat atmaya kadar varan eylemleriyle densizleşen sözde okul müdürünün, babası intihar eden kızın ailesine söylediği söze bakın:
"Kızınıza sahip çıksaydınız!"
Arkadaşlar, bu kadını sürekli ifşa edelim, gündemden düşürmeyelim!
İnsanlar "Ben çalıştığım halde niye evimi, arabamı alamıyorum" demiyor artık. O aşama çoktan geçildi. İnsanlar "Çalıştığım, emek verdiğim halde niye istediğimi yiyemiyorum, giyemiyorum, kiramı ödemekte zorlanıyorum? Neden çocuğuma et, meyve yediremiyorum" diye soruyor.
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Haberden anladığım şu.
Oğlan, kendisini okula geldiğinde her gün üzerini arayan müdür yardımcısını emniyet müfettişi babasına şikayet etmiş. Babası, emniyetteki üst düzey bağlantılarını kullanıp Milli eğitim'e söylemiş ve müdür yardımcısının tayinini çıkarmış.
Bu tayinde katkısı olan herkes tutuklanmadiktan sonra o çocukların vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Nasıl adaleti sağlayacaksınız?
Kendisini sorgulayan, daha iyi versiyonu için gayret eden, utanma duygusu olan, hatalarından dersler çıkaran/pişmanlık duyan, birilerini incitmekten imtina eden iyi kimselerin; hayatı gelişi güzel yaşayan umursamaz kimselerden ahlak dersi dinlediği bir çağdayız.