Beraber yola çıktığım kimseyi yolda bırakmadım. Yolun başında söylediğimden yürürken zoru görünce caymadım. Kimsenin gönlünde yük olarak kalmadım. Kalbini bile isteye kırmadım, belirsizlik içinde bırakmadım. Bu yüzden vicdanım rahat, isterim benim gibilerin gönlü bahar olsun..
Ben huzurla devam etmek istiyorum. Huzur dediysem her şeyin mükemmel bir hayattan bahsetmiyorum. Suistimal edilmediğim, korkmadan sırtımı yaslayabildiğim insanlarla, kim daha çok çabaladı yarışı olmadan, anladığım, anlaşıldığım taktiksiz sade bir hayat istiyorum.
Çatır çatır hesabını sorabilecekken sustuğum için, aynı haksızlıkla sınanmalarını dilemediğim için kendimi tebrik ediyorum. Her şeye rağmen kendime olan saygımı yitirmeyip çirkinleşmediğim için alnımdan öpüyorum. Ne olursa olsun sağlam kalabilmişim helal olsun bana.
Her geçen gün birer birer masadan eksilmiyor da dostlar adileşiyor, bayağılaşıyor, yüzüne bakılmaz oluyor, keşke kalkıp gitse. Zaten bir süre sonra niye aynı masaya oturduk ki diyorsunuz.
Şöyle bir şey okudum; "İnsan çok sevmekten, kıyamamaktan, kızamamaktan, üzememekten ve hep alttan almaktan kaybeder. Hayat, ilk olarak kendini yok sayanları harcar." Buyrun, tokat gibi gerçek.
"Bu yaşıma kadar öğrendiğim en büyük ders hiçbir şeyi zorlamamamız gerektiğidir.. Konuşmalar, arkadaşlıklar, ilişkiler, dikkat, sevgi. Zorunlu olması gereken şeyler için savaşmaya değmez, çünkü gerçekleşmesi gereken her şey olacak, olmayacak şeyler zaten olmayacak."
"Rastgele çekilen fotoğraflar daha güzel çıkar, tesadüfen tanışılan insanlarla daha mutlu oluruz, kıyıda köşede uyuyakalmak uykunun en keyiflisidir, plansız hadi denilerek yapılan aktiviteler daha eğlencelidir. Her şeyin "kendiliğinden" olanı güzel."