Florida’da bir eve girmeye çalışan 3 hırsız, ev sahibi tarafından Ak-47 yani kalaşnikof marka silahla tarandı!
Polis Florida yasaları gereği ev sahibine suçlama yöneltilmeyeceğini açıkladı.
SİZ HİÇ CAN ÇEKİŞEN BİR ESNAF GÖRDÜNÜZ MÜ?
Gece saat 11 olmuş, 12 olmuş… Hâlâ para arayan bir esnaf gördünüz mü?
“Çekim yazılmasın… Kredim gecikmesin… Taksitim aksamasın… Bir gün daha dayanayım.” diye telefon rehberindeki son kişiyi bile arayan; çünkü tek bir ödemenin aksamasının, otuz yılda ilmek ilmek kurduğu bütün düzeni yıkabileceğini bilen bir insan gördünüz mü?
Siz hiç malını vadeli satan, çekini vadeli yazan ama alacaklı olduğu şirket konkordato ilan ettiği için parasını alamayan; kendi alacağını tahsil edemediği hâlde kendi borcundan sorumlu tutulan bir tacirin çaresizliğini gördünüz mü?
Siz hiç alacağını alamadığı için borcunu ödeyemeyen; sonra alacaklıların, tehditlerin, icraların arasında kalan bir esnaf gördünüz mü?
Evinin önünde…
İş yerinde…
Çoluğunun çocuğunun yanında…
Siz hiç yıllarca üreten, istihdam sağlayan, vergi veren, yatırım yapan; kimsenin almaya cesaret edemediği riskleri alarak fabrikasını ayakta tutmaya çalışan bir sanayicinin, bir sabah bütün emeğinin avuçlarının arasından kayıp gittiğini gördünüz mü?
Bugün görmek isteyen etrafına baksın.
Çünkü mesele yalnızca para değil.
Bir işletme battığında yalnızca bir bilanço kapanmıyor.
Bir işveren düşüyor.
Çalışanlar işini kaybediyor.
Tedarikçinin alacağı kalıyor.
Başka bir işletmenin çeki dönüyor.
Bir ailenin düzeni bozuluyor.
Ve zincir böyle devam ediyor.
Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, sabah kepengi açarken içeride neyle karşılaşacağını düşünen esnaftır. Maaş gününde çalışanının karşısına mahcup çıkmamak için geceleri uyuyamayan patrondur. Çocuğuna belli etmeden borç telefonu kapatan babadır, annedir.
Enflasyon yalnızca fiyatları yükseltmez. Uzun sürdüğünde güveni, öngörülebilirliği ve insanların yarına ilişkin hesabını da aşındırır. Bunun yanına bir de ahlaki erozyon, sözün değer kaybetmesi ve borcun-alacağın birbirinden kopması eklenirse mesele ekonomik olmaktan çıkar; toplumsal bir yaraya dönüşür.
Sabah yine olacak.
Telefonlar yine çalacak.
Birileri yine “Bugün ne kadar ödeyebilirim?” diye hesap yapacak.
Birileri alacağını tahsil etmeye, birileri borcunu kapatmaya çalışacak.
Ve belki birileri yine kendi kendine:“Bugünü de çıkarabilirsem…” diyecek.
Asıl sormamız gereken soru şu: Üreten, çalışan, istihdam sağlayan insanları kaybetmeden bu insanların sesini ne zaman duyacağız?
Çünkü üreticiyi kaybettiğimiz gün yalnızca fabrikaların ışıkları sönmez.
Bir ülkenin geleceğinin ışıkları da birer birer söner.
Hasan Mete
Geçen gün şöyle bi cümle okudum "Seyahat, mevcut hayatınızın tek olası hayat olduğu illüzyonunu yıkar." Hakikaten de öyle…Psikolojik sağlığınız için bol bol seyahat edin.
☀️ Bu Yaz En Çok İltifat Aldıracak 5 Niş Parfüm (+2 Dört Mevsimlik Şaheser)
Bu listeyi oluştururken sadece popülerliği değil;
• performansı
• özgünlüğü
• aldığı kullanıcı puanlarını birlikte değerlendirdim.
Ailem Ermeni. Hep hikayelerle büyüdük ve bu hikâyelerin kötü öznesi Türklerdi. İnsan çocukken bunlara inanır ama sonra diyorsun ki bin sene bize dokunmayan Türk niye dokundu? Zamanla çift taraflı bakınca gördüm ki bizim Atatürk gibi liderimiz yoktu. Bu da bize vatan kaybettirdi👇
SPK 1.6 milyar lira borcu olan leblebiciyi borsaya açıp 2.7 milyar lira toplama izni verirse, leblebicinin küçük çocuğu da basın toplantısını sahanda yumurta yerken yapar. Yatırımcılarına şimdiden geçmiş olsun. https://t.co/YDm0fBwFu3
Big Mac Endeksi, Temmuz 2026 sonunda Türk Lirası’nın dolar karşısındaki satın alma gücüne dayalı kurunun yaklaşık 65 TL olduğunu gösteriyor. Piyasa kuru ile bu hesap arasındaki 17,50 TL'lik fark bize ne anlatıyor?
https://t.co/t9kHNm8ElT
TERÖR ÖRGÜTÜNÜN FESHİ VE SİLAH BIRAKMASI SÜRECİ KANUNUNA KARŞIYIM..
Bu kanuna hem siyaseten, hem hukuken karşıyım.
I. SİYASETEN KARŞIYIM
1. Millet bunun için oy vermedi
Siyasi çoğunluk seçimden önce PKK, Öcalan, terörle mücadele ve af konusunda bugün yaptığının tersini söyleyerek oy istedi.
Tersini söyleyerek alınmış bir yetki, böylesine köklü bir politika değişikliğine siyasi meşruiyet sağlar mı?
2. Terörist Öcalan siyasi muhatap haline getirilemez
Halkın ezici çoğunluğunun, hatta Kürtlerin önemli bir kısmının tüylerini diken diken eden Öcalan’ın çağrısıyla PKK adım atıyor; devlet de hukuki ve siyasi düzenlemeleri tartışıyor.
3. Silah bırakmak, örgütün tasfiyesi değildir
Kadrolar, mali kaynaklar, örgütsel ilişkiler ve yeniden yapılanma kabiliyeti devam ediyorsa PKK tasfiye edilmiş sayılabilir mi?
4. PKK’nın tasfiye edildiğine kim karar verecek?
Türkiye, Irak, Suriye ve Avrupa’daki örgütsel yapıların geri dönülmez biçimde dağıldığını kim, hangi ölçüyle tespit edecek?
5. Başka bir isim altında yeniden kurulmasını ne önlüyor?
Aynı kadroların yeniden örgütlenmesini ve bu kanunla Türkiye’ye dönen örgüt mensuplarının yeni yapının insan kaynağı olmasını önleyen güvence nedir?
6. Devlet vazgeçiyor; PKK neden vazgeçmiyor?
Devlet cezadan vazgeçiyor, davaları düşürüyor, hak yoksunluklarını kaldırıyor.
PKK silahla birlikte terörü siyasi yöntem olarak kullanmaktan ve yeniden örgütlenmekten de vazgeçiyor mu?
“Terörü reddediyoruz, bir daha silahlı örgütlenmeye dönmeyeceğiz” taahhüdü neden yok?
7. Şehitlere, gazilere ve mağdurlara ne söyleyeceğiz?
Devlet, kendisi adına bedel ödeyen insanlara neden politika değiştirdiğini ve karşılığında ne elde ettiğini açıklamadan bunu yapabilir mi?
8. Siyasete dönüşün sınırı nedir?
Örgüt yönetiminde bulunmuş veya terör faaliyetlerinde sorumluluk taşımış kişilerin siyasete dönüşünün sınırı nedir?
Silahla ulaşamadıkları siyasi hedefleri aynı kadrolarla siyaset yoluyla sürdürmeleri kabul edilebilir mi?
II. HUKUKEN KARŞIYIM
9. İnfaz mı, özel af mı?
Cezalar kalkıyor, davalar düşüyor, hak yoksunlukları kaldırılıyor.
Bu hâlâ infaz düzenlemesi mi, yoksa sonuçları itibarıyla özel af mı?
Özel af ise Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluk gerekmez mi?
10. Pişmanlık neden aranmıyor?
Terör yöntemini reddetmeyen, pişmanlık göstermeyen bir kişinin cezasından devlet neden vazgeçiyor?
11. Etkin pişmanlık neden tersine çevriliyor?
Bir kişinin cezasından kurtulması, kendi tutumuna değil örgütün topluca aldığı silah bırakma kararına bağlanabilir mi?
12. Bireysel ceza sorumluluğu ne olacak?
Ceza sorumluluğu kişiselse, kişinin hukuki durumu örgütün kararına göre değişebilir mi?
13. Ağır suçlar ne olacak?
Kapsam dışında yalnızca kasten öldürme ile 1 Haziran 2005 öncesi müebbet gerektiren suçlar tutuluyorsa;
yaralama, bombalama, adam kaçırma ve diğer ağır suçlar ne olacak?
14. Eşitlik ilkesi ne olacak?
PKK mensubu olmak, aynı veya daha hafif suçu işleyen vatandaşa göre hukuki avantaj sağlayabilir mi?
Aynı imkân diğer terör örgütlerinin mensuplarına neden tanınmasın?
15. Kim yararlanacak?
Kim yararlanacak; hangi suç ve tarihler kapsamda; örgüt mensubiyeti ve örgütten ayrılmayı kim, hangi ölçüyle tespit edecek?
16. Meclisin yetkisi yürütmeye bırakılabilir mi?
Kimlerin hangi şartlarla yararlanacağı Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurula bırakılırken TBMM’nin yalnızca bilgilendirilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliğiyle bağdaşır mı?
17. Davalar düşüyor, hak yoksunlukları kalkıyorsa hâlâ infaz mı?
Devlet infazı mı değiştiriyor, yoksa mahkûmiyetin hukuki sonuçlarından mı vazgeçiyor?
İkincisiyse bunun adı özel af değil midir ve Anayasa’nın aradığı nitelikli çoğunluk gerekmez mi?