Bugün, 17 Eylül’de, Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile toplam 4 bin 300 hektar orman alanı, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldı.
Ek 16. madde 2018’de yürürlüğe girdi. O günden bu yana kah madenlere, taş ocaklarına ve enerji tesislerine yer açmak, kah zaten yapılaşmasına göz yumulmuş alanları kılıfına uydurarak örtülü bir imar affı yaratmak, kah yeni imar alanları açmak için kullanıldı.
Ormanları koruması gereken bir kanunun maddesi, rantın ve talanın kullanışlı bir aygıtı haline gelmiştir.
Bugün orman sınırları dışına çıkarılan 4 bin 300 hektar ise bugüne kadar tek seferde açıklanan en geniş alan.
Ülkenin ormanlarını korumak ve orman varlığını artırmak amacı taşıması gereken Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesi bir an önce iptal edilmelidir.
COP31’e giderken bir kez daha uyarıyoruz:
Karbon yutak alanlarımız olan ormanlarımızın bir karışını dahi kaybetme lüksümüz yok.
#orman
"Değişmez bir Parlamento, değişmez bir kraldan daha berbattır!"
Cromwell diktaya gitmeye bir noktaya mecbur kaldı çünkü inandığı Parlamenter sistemin yıkılışını gördü.. Cumhuriyet fikrine bir şekilde inanan herkes günün sonunda bu gerçekle karşılaşacak.
Vladimir Putin, Dağıstan'ı basan Teröristler hakkında konuştuğu küçücük köye gidip, Tüm Rusya'ya ve dünyaya bunları ezeceğinin sinyalini vermişti.
Bir de bizimkilere bakın, hapisteki bir şerefsizin, bebek katilinin ayağına, maaşını milletten alan sözde vekiller gidiyor.
"Fransız Devrimi,ancak yüz yılda başarılmıştır. Kimse iddia edemez ki, bizim devrimimiz de bir tepkiyle, bir gericilik hareketiyle karşılaşmasın....,çıkacak gerici hareketleri doğduğu yerlerde boğmaya çalışmalıyız."
Mustafa Kemal / 1923
Amedspor hakkında şu ana kadar hiçbir yorumda bulunmadım da; Ankara Kalesi’ndeki Türk bayrağını kaldırmak da provokasyonun b.kunu çıkarmak olmuyor mu artık.
Beşiktaş'ta bir motokurye ile çakarlı araç sürücüsü arasında yaşanan diyalog:
Motokurye: Hanımefendi görevli misiniz, şu an görev emriniz var mı?
Araç sürücüsü: Tahsisli araç.
Daha önce de yazmıştım: Burada acayip olan şey Cahit Arf’ın bu konularla ilgilenmesi değil, bu sunumu Erzurum’da bir halk konferansında ve halka yönelik yapmış olması. Cumhuriyet biraz da buydu.