Her şeyin bu kadar hızla tüketildiği bir çağda önemli olan
neye tepki verdiğin değil, neyi yok sayabildiğindir.
Her tartışma senin seviyen değildir.
Her insan emeğini hak etmez ve
her ortam enerjini taşıyamaz.
Bu yüzden bazen en güçlü duruş, nerde durman gerektiğini bilmektir.
Manipülasyonun en ucuz hali nedir biliyor musunuz?
Saygısızlığa ve yapılan yanlışa tepki verdiğinizde sizi alıngan veya aşırı hassas göstermeleridir.
Kendi suçluluklarını örtbas etmek için sizin sınırlarınızı 'problem' gibi gösterirler.
“Ben kimseyle uğraşamam.”
İlk başta kulağa güçlü bir sınır gibi gelse de aslında sınır değil, duvar örmektir. Sınır koymak ile duvar örmeyi birbiriyle karıştırmayın.
İnsanları dışarıda tutayım derken, günün sonunda kendi ördüğünüz o duvarların içinde yapayalnız kalırsınız.
Kıskançlık çoğu zaman partnerin sadakatine değil, senin kendi 'değerine' olan inancına duyduğun güvensizliktir. Alan açmak, kaybetme riskini göze alacak kadar özgüvenli bir sevgidir.
Kaygı, boşlukları kötü senaryolarla doldurmayı sever. Bu yüzden kaygılı insanlar için şeffaflık, sevginin en saf halidir.
Sırların olmadığı, duyguların açıkça konuşulduğu bir ilişki; onların zihnindeki 'eyvah' seslerini susturan tek sessizliktir.
Tartışırken amacınız 'haklı çıkmak' mı yoksa 'sorunu çözmek' mi? Eğer haklı çıkmaya odaklanırsanız, karşı tarafı yenmeye çalışırken ilişkinizi kaybedebilirsiniz.
Unutmayın; mesele sen vs. ben değil, biz vs. sorun olmalı.
Seni seviyorum demek işin en kolay kısmı, asıl mesele o sevginin altını doldurabilmekte. Günün sonunda kimse ne duyduğuna değil, ne hissettiğine bakıyor. Güzel cümleler bir yere kadar ama insanın içini asıl ısıtan şey; o verilen sözlerin tutulması, ihtiyaç anındaki o küçük eylem.
Düşününce, insan birini her zaman
gerçekten affettiği için affetmiyor ki.
Bazen sadece uğraşmaktan
yorulduğu için affediyor. Büyümek biraz da bu demek değil mi?
Bazı şeyleri olduğu gibi bırakmak.
İlişkiler sadece kalbin çarpması değil, iki ruhun birbirini yukarı taşımasıdır. Sizi konfor alanınızdan çıkarıp potansiyelinize ulaştıran, her gün daha iyi bir "siz" için size ayna tutan biriyle yol yürüyün. Gerçek bağ, aşkın ötesinde ortak bir gelişim yolculuğudur.
Çocuğunuza saatlerce dürüstlüğün önemini anlatabilirsiniz ama sizi telefonda birine yalan söylerken duyduğunda o konuşmaların hepsi boşa gider. Çocuklar nasihatleri değil, ayak izlerini takip eder. Önce aynaya, sonra çocuğa…
Belirli bir çizginiz olmazsa hayatınızda, sınırlarınız ihlal edilmiş bulursunuz kendinizi. İnsanlar sizin belirlediğiniz mesafe kadar müdahale edebilmeli hayatınıza. Evet Samimiyet önemli lakin mahremiyet daha da önemli.
Halil Cibran’ın çok sevdiğim bir sözü vardır:
"Kaplumbağalar yollar hakkında
tavşanlardan çok daha fazla şey anlatabilirler." der.
Doğrudur da çünkü yaşamak aceleye gelmez. Çünkü yaşamak sakinlik ister...
İyi biri olduğunu kanıtlamak için dalından gül koparıp kimsenin eline tutuşturmana gerek yok. Senin çiçek açman yeterli; görmek isteyen bahçene bakmayı bilir
"Her şeyi tek başıma hallederim." düşüncesi bir güç gösterisi değil, çoğu zaman çocuklukta ihtiyaç duyduğunda orada kimseyi bulamamış olmanın verdiği bir savunma mekanizmasıdır.