Şanlı zaferleri ortaokul tarih kitaplarında okumuştuk, ezberden yazabiliyor olmalısın. Ben bize okutulmayanları gösterdim. Ne kadar varsa değil, çoğunu yazmadım.
"Ufak operasyon" dediklerin 100.000 askerlik ordumuzun komple imha edildiği, tüm donanmamızın yakıldığı veya kuşatma yaparken kuşatılanın karşı saldırısı yüzünden kaçtğımız savaşlar. Gizlendikçe yeni mağlubiyetlerin yaşanıp sıralanması, hatalardan ders almamanın sonucu girilen tipik bir kısırdöngüdür. Bu ders almazlık, imparatorluğu küçültmekle kalmaz, yıkar. Ve yıktı da.
Askeri, siyasi ve jeopolitik sonuçları bakımından en kritik ve dönüm noktası mahiyetinde olan mağlubiyetleri gösteriyorum, daha nice şansız mağlubiyetler var:
KURULUŞTAN YIKILIŞA OSMANLI İMPARATORLUĞU ORDULARININ MAĞLUP OLDUĞU SAVAŞLAR - II
Aydos ve Kestel Kaleleri Hurucu: (1328)
Orhan Gazi'nin ilk yıllarında, İstanbul yakınlarındaki Aydos ve Kestel kalelerini kuşatan Osmanlı öncü birlikleri, Bizans imparatorunun içeriden gönderdiği gizli destek kuvvetleri ve kaledeki askerlerin ani karşı taarruzu (huruç) ile ağır bir darbe almış, kuşatmayı kaldırarak geriye, İzmit sınırına çekilmek zorunda kalmıştır.
İznik Huruç Harekâtı ve Bozgunu: (1330)
Orhan Gazi döneminde, meşhur Pelekanon zaferinden hemen sonra İznik Kalesi'nin ablukası sıklaştırılmıştı. Ancak kaledeki Bizans garnizonunun, dışarıdan gizlice yardıma gelen küçük bir deniz müfrezesiyle birleşerek yaptığı çok kanlı bir "huruç" (kaleden dışarı taarruz) baskınında Osmanlı kuşatma siperleri çiğnenmiş ve öncü birlikler geri püskürtülmüştür.
Karesi Beyliği Sınır Çatışması: (1345)
Osmanlı'nın Anadolu Türk birliğini sağlamak için Karesi Beyliği'nin iç karışıklıklarından yararlanarak düzenlediği ilk harekatta, Karesi hanedanına sadık yerel güçler Osmanlı öncü sipahilerini dağlık arazide pusuya düşürmüş, Osmanlı birlikleri zayiat vererek ana ordu bölgeye gelene kadar ilerleyişini durdurmuştur.
Gelibolu Kontluğu Deniz Savaşı: (1366)
14. yüzyılın en kritik yenilgisidir. Savoy Kontu VII. Amadeus önderliğindeki Haçlı deniz filosu, Osmanlı'nın Avrupa'ya geçiş köprüsü olan Gelibolu'ya saldırdı. Osmanlı sahil muhafızları ve küçük deniz filosu Haçlı donanmasının ateş gücü karşısında mağlup oldu ve Gelibolu Kalesi düşerek Bizans'a iade edildi. Osmanlı, Rumeli'deki topraklarıyla 10 yıl boyunca coğrafi olarak tamamen koptu; ta ki 1376'da Bizans'taki iç savaştan yararlanıp kaleyi geri alana kadar.
Savcı Bey İsyanı ve Kıstırma: (1373)
I. Murad'ın oğlu Savcı Bey, Bizans imparatorunun oğlu Andronikos ile ittifak kurarak babasına isyan etti. İsyanı bastırmak için hareket eden I. Murad'ın öncü sadık birlikleri, iki şehzadenin ortak kuvvetleri tarafından Meriç yakınlarında ani bir baskınla mağlup edildi. I. Murad bizzat yetişip isyanı bastırana kadar Osmanlı tahtı kısa süreli bir fetret tehlikesi yaşadı.
Ankara'nın Ahiler Tarafından Geri Alınması: (1378)
Osmanlı, I. Murad döneminin başlarında Ankara'yı kontrol altına almıştı. Ancak Osmanlı ordusunun Balkanlar'da yoğunlaşmasını fırsat bilen Ankara Ahileri, yerel Karamanoğlu desteğiyle şehre ani bir baskın düzenleyerek Osmanlı muhafız alayını imha etti ve Ankara'da Osmanlı kontrolüne son verdi. Şehir ancak yıllar sonra yeniden kuşatılarak alınabildi.
Dubravnica (Çatlı) Muharebesi: (1381)
I. Murad döneminde, Osmanlı akıncılarının Sırbistan içlerine doğru yaptığı derin bir keşif taarruzudur. Sırp prensi Lazar'ın komutanları Crep ve Vitomir, Osmanlı akıncı kolunu Dubravnica Nehri yakınlarında kıstırarak mağlup etmiş ve Osmanlı ilerleyişini durdurmuştur.
Gümülcine (Balkan) Pusu Olayı: (1382)
Balkanlar'da ilerleyen Osmanlı akıncılarının komutanı Lala Şahin Paşa'nın birlikleri, Sırp ve Bulgar derebeylerinin kurduğu ortak bir keşif müfrezesi tarafından dağ geçitlerinde pusuya düşürüldü. Hafif akıncı süvarileri dar alanda ağır kayıplar verdi ve bu pusu Osmanlı'nın Manastır yönündeki ilerleyişini neredeyse bir yıl geciktirdi.
Karamanoğlu Konya Taarruzu: (1386)
Osmanlı'nın Balkanlar'a gömülmesini fırsat bilen Karamanoğlu Alâeddin Bey, Osmanlı topraklarına girerek ikmal hatlarını vurdu ve Konya yakınlarındaki yerel Osmanlı birliklerini bozguna uğrattı. I. Murad, Balkan seferini yarıda keserek ordusuyla Anadolu'ya dönmek ve damadı Alâeddin Bey'in üzerine yürümek zorunda kaldı.
Vidin (Bulgaristan) İstihbarat Pususu: (1387)
Ploşnik bozgunundan hemen önce, Balkanlar'daki durumu kontrol etmek amacıyla kuzeye gönderilen bir Osmanlı keşif müfrezesi, Bulgar Çarlığı'na sadık yerel derebeyleri tarafından Vidin yakınlarındaki ormanlık arazide pusuya düşürülmüş ve tamamen imha edilmiştir. Osmanlı ordusu bu istihbarat eksikliğinin bedelini daha sonra Ploşnik'te ağır ödemiştir.
Karamanoğlu Beyliği Taşeli Baskını: (1390)
Yıldırım Bayezid'in Anadolu seferleri sırasında, Osmanlı'ya boyun eğmek istemeyen Karamanoğlu Alâeddin Bey'in güçleri, Toroslar'ın dar geçitlerinde (Taşeli bölgesinde) Osmanlı ikmal kollarını ve eyalet askerlerini pusuya düşürerek ağır kayıplar verdirmiş ve Bayezid bizzat gelene kadar bölgedeki Osmanlı kontrolünü sarsmıştır.
Smolyan (Rodos Şövalyeleri) Deniz Çatışması: (1392)
Yıldırım Bayezid döneminde, Ege sahil şeridini korumak ve lojistik sağlamak amacıyla denize açılan ilk ilkel Osmanlı donanma gemileri, Rodos Şövalyeleri (St. Jean) ve Venedik ittifakına ait modern savaş gemileriyle karşılaşmıştır. Ateş gücü yetersiz olan Osmanlı gemilerinin bir kısmı batırılmış, bir kısmı esir alınmıştır.
Çamurlu Derbendi Muharebesi: (1413)
Yıldırım Bayezid'in oğulları arasındaki Fetret Devri iç savaşının son büyük perdesidir. Çelebi Mehmed'e karşı taht mücadelesi veren Musa Çelebi'nin (Sultan Musa) ordusu, bugünkü Bulgaristan sınırlarında yapılan bu savaşta ağır bir yenilgi almış, Musa Çelebi kaçarken yakalanarak boğdurulmuştur.
Bursa (Karaman) Kuşatması: (1413)
Ankara Savaşı'ndaki Osmanlı zafiyetinden yararlanan Karamanoğlu Mehmed Bey, Osmanlı'nın başkenti Bursa'yı kuşatmış ve şehri acımasızca yakıp yıkmıştır. Osmanlı garnizonu kaleyi savunmayı başarsa da başkentin ve Yıldırım Bayezid'in türbesinin yakılması dönemin en büyük prestij kayıplarından ve iç hezimetlerinden biri olmuştur.
Güvercinlik (Golubac) Kuşatması: (1428)
II. Murad döneminde, Tuna Nehri kıyısındaki stratejik Güvercinlik Kalesi'ni kuşatan Osmanlı ordusu, Macar Kralı Sigismund'un ani bir nehir taarruzuyla pusuya düşürülmüştür. Osmanlı ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmış, II. Murad ise bizzat fedaileri sayesinde canını zor kurtarmıştır.
Zlatitsa (İzladi) Geçidi Muharebesi: (1443)
Avrupa'da "Uzun Sefer" olarak bilinen Haçlı taarruzu sırasında, Macar komutan Hunyadi Yanoş önderliğindeki Haçlı ordusu, Osmanlı savunma hatlarını yararak Balkanlar'ın içlerine kadar ilerlemiştir. II. Murad bizzat ordunun başına geçip düşmanı İzladi Geçidi'nde durdurmaya çalışsa da Osmanlı kuvvetleri taktiksel bir mağlubiyet almış ve Edirne-Segedin Barışı'nı (Osmanlı'nın ilk ağır barış antlaşması) imzalamak zorunda kalmıştır.
Platamon Baskını: (1425)
II. Murad'ın saltanatının ilk yıllarında, Selanik ve çevresini ele geçirmek için mücadele eden Osmanlı öncü birliklerinin, Venedik donanmasının karaya çıkardığı askerler ve bölgedeki ittifak güçleri tarafından Platamon Kalesi yakınlarında gece baskınıyla imha edildiği az bilinen bir erken dönem hezimetidir.
Mokra Muharebesi: (1445)
II. Murad döneminde, Osmanlı egemenliğine isyan eden Arnavut lider İskender Bey'in, üzerine gönderilen Firuz Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu dağlık arazide pusuya düşürerek ağır bir yenilgiye uğrattığı savaştır.
Akçahisar (Krujë) Kuşatmaları: (1450, 1466, 1467)
Osmanlı'ya isyan eden Arnavut lider İskender Bey'in merkez üssü olan Akçahisar Kalesi, 15. yüzyılda Osmanlı ordularının adeta kâbusu olmuştur. Önce II. Murad (1450), yıllar sonra da bizzat Fatih Sultan Mehmet (1466 ve 1467) devasa ordularla bu kaleyi kuşatmış; ancak İskender Bey'in dahi gerilla taktikleri ve kaleden yapılan ani huruç hareketleri neticesinde Osmanlı orduları her seferinde binlerce şehit vererek kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmıştır.
Modon ve Koron Kuşatmaları: (1463)
Fatih Sultan Mehmet'in Venedik ile yürüttüğü uzun savaşlar sırasında, Mora Yarımadası'ndaki stratejik Venedik üsleri olan Modon ve Koron kalelerini kuşatan Osmanlı kuvvetlerinin, denizden gelen Venedik desteği ve kaleden yapılan güçlü çıkış harekatları (huruç) karşısında ağır kayıplar vererek kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldığı başarısız askerî girişimdir.
Otonete Muharebesi: (1448)
II. Kosova Savaşı öncesinde Arnavutluk coğrafyasında İskender Bey'e karşı girişilen askerî harekâtta, Osmanlı öncü kuvvetlerinin ani bir baskınla mağlup edilmesi ve geri çekilmek zorunda kalmasıyla sonuçlanmıştır.
Krushevac (Alacahisar) Muharebesi: (1454)
Fatih Sultan Mehmet'in Sırbistan seferleri esnasında, ünlü Macar komutan Hunyadi Yanoş'un ani bir yardımla Sırp topraklarına girmesi ve Alacahisar yakınlarında konuşlanan Osmanlı birliklerini bozguna uğratması olayıdır.
Eskişehir (Karaman) Çatışması: (1471)
Osmanlı'nın Anadolu Türk birliğini sağlama mücadelesinde, Karamanoğlu Kasım Bey ve müttefiki Akkoyunlu Devleti'nin ortak kuvvetlerinin, Osmanlı'nın Anadolu'daki bazı uç beyliklerini geri püskürttüğü yerel ama kanlı bir çatışmadır.
Rodos Kuşatması: (1480)
Fatih Sultan Mehmet'in saltanatının son yılında, Mesih Paşa komutasındaki güçlü bir Osmanlı donanması ve ordusu, Akdeniz'in kilidi konumundaki Rodos Adası'nı kuşattı. St. Jean (Rodos) Şövalyeleri'nin surlarda kurduğu muazzam savunma ve Osmanlı komuta kademesinin taktiksel hataları sebebiyle, binlerce Osmanlı askeri şehit düştü ve kuşatma tam bir başarısızlıkla neticelenerek kaldırıldı.
Ağaçayırı Muharebesi: (1488)
II. Bayezid döneminde yaşanan Osmanlı-Memlük Savaşları'nın en büyük meydan muharebesidir. Çukurova (Adana) bölgesinin hakimiyeti için yapılan savaşta, Vezir Karagöz Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Memlük Devleti'nin elit süvarileri karşısında ağır bir yenilgi almıştır. Osmanlı'nın Anadolu'daki prestijini sarsan bu hezimet sonucunda Adana ve çevre kaleler Memlüklere bırakılmıştır.
Villach Muharebesi: (1492)
II. Bayezid döneminde Avusturya içlerine kadar ilerleyen akıncı komutanı Mihaloğlu Ali Bey'in komutasındaki Osmanlı süvari birliğinin, Villach yakınlarında Kutsal Roma İmparatorluğu ordusu tarafından pusuya düşürülerek neredeyse tamamen imha edildiği ve Ali Bey'in esir düştüğü ağır bir sınır mağlubiyetidir.
Kırk Kilise (Eski Zağra) Muharebesi: (1515)
Yavuz Sultan Selim döneminde İran ve Memlük seferleri planlanırken, kuzey sınırlarında patlak veren küçük çaplı bir Eflak-Boğdan saldırısında Osmanlı sınır muhafızlarının hazırlıksız yakalanarak geri çekildiği bir çarpışmadır.
Habre Muharebesi: (1517)
Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında, Ridaniye zaferinden sonra Kahire ele geçirilmişti. Ancak Memlük komutanı Kurtbay liderliğindeki direnişçiler, Habre yakınlarında devriye gezen ve hazırlıksız yakalanan Sinan Paşa (Hadım Sinan Paşa değil) komutasındaki Osmanlı öncü süvari birliğini pusuya düşürerek tamamen imha etmiştir.
Kamaran Adası Deniz Bozgunu: (1520)
Osmanlı'nın Kızıldeniz ve Yemen'i kontrol altına almaya çalıştığı erken dönemde, Hint Okyanusu'ndan gelen modern Portekiz donanması Kızıldeniz'in girişindeki stratejik Kamaran Adası'na baskın düzenlemiştir. Selman Reis komutasındaki Osmanlı-Memlük ortak deniz gücü hazırlıksız yakalanarak ağır kayıplar vermiş, gemilerin bir kısmı batırılmıştır.
Cidde Deniz Muharebesi / Portekiz Baskını: (1541)
Kanuni döneminde, Hint Okyanusu'nda hakimiyet kuran Portekiz donanması, Kızıldeniz'e girerek Mekke ve Medine'nin limanı konumundaki Cidde'ye ani bir baskın düzenledi. Limanda demirli bulunan Osmanlı lojistik gemileri yakıldı. Dönemin valisi Süleyman Paşa şehri savunmayı başarsa da bu baskın, Osmanlı'nın açık denizlerdeki zafiyetini gösteren ciddi bir darbe oldu.
Hürmüz Boğazı Deniz Savaşı: (1553)
Ünlü coğrafyacı ve amiral Seydi Ali Reis'in Basra'da sıkışan Osmanlı filosunu Süveyş'e geri getirmek amacıyla çıktığı seferdir. Hürmüz Boğazı açıklarında çok daha ağır ve gelişmiş kalyonlara sahip Portekiz donanması ile karşılaşan Osmanlı kadırgaları fırtınanın da etkisiyle darmadağın olmuştur. Seydi Ali Reis kalan birkaç gemiyle Hindistan kıyılarına sürüklenmiş ve bu hezimet Osmanlı'nın meşhur "Mir'atü'l-Memalik" kitabının yazılmasına zemin hazırlamıştır.
Katif ve Bahreyn Baskını: (1559)
Lahsa (Doğu Arabistan) Beylerbeyi Mustafa Paşa'nın, merkezden izin almadan zengin Bahreyn Adası'nı ele geçirmek için düzenlediği başarısız deniz seferidir. Portekiz donanmasının adadaki kaleye yardıma gelmesi ve deniz hatlarını kesmesi üzerine karaya çıkan binlerce Osmanlı askeri adada sıkışmış; Mustafa Paşa ağır kayıplar vererek ve Portekizlilere çok yüksek bir kurtuluş akçesi (fidye) ödeyerek geri çekilebilmiştir.
Astrahan Seferi Bozgunu: (1569)
Sultan II. Selim ve Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa döneminde, Rusya'nın güneye inmesini engellemek ve Don-Volga nehirlerini birleştirmek amacıyla başlatılan devasa harekâttır. Kasım Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ve Kırım kuvvetleri, hem Astrahan Kalesi'ni alamadı hem de sert Rus kışı, açlık ve lojistik imkansızlıklar yüzünden geri çekilirken steplerde askerlerinin çok büyük kısmını kaybederek darmadağın oldu. Rusya'nın büyümesini durduramayan bu sefer, Osmanlı tarihinin en stratejik lojistik hezimetlerinden biridir.
Molodi Muharebesi / Moskova Seferi Bozgunu: (1572)
Korkunç İvan'ın Rusya'yı büyütmesini engellemek isteyen Kırım Hanı Devlet Giray ve ona destek olarak gönderilen elit Osmanlı yeniçeri tümeninin Rusya içlerine yaptığı seferdir. Moskova yakınlarındaki Molodi mevkisinde, Rus generali Vorotınski'nin "Gulyay-gorod" (mobil ahşap kale) taktiği karşısında Osmanlı yeniçerileri ve Kırım süvarileri ağır bir bozguna uğradı. Osmanlı destekli bu ordu neredeyse tamamen imha oldu ve Rusya'nın bir imparatorluğa dönüşmesinin önü açıldı.
Şirvan (Meşale) Savaşı Öncesi Çatışma: (1578)
Osmanlı-Safevi Savaşları esnasında Kafkasya'ya doğru ilerleyen Lala Mustafa Paşa ordusunun öncü kollarının, Safevi komutanı Tokmak Han'ın süvarileri tarafından dar bir geçitte kıstırılarak tamamen imha edildiği ve ordu ana gövdesi gelene kadar Osmanlı ilerleyişini durduran kanlı bir öncü savaşıdır.
Şemahi (Meşale Savaşı Öncesi) Gece Pusu Olayı: (1579)
Osmanlı ordusunun Kafkasya ilerleyişi sırasında, Kırım Hanı Adil Giray komutasındaki Osmanlı destek süvarileri, Şemahi yakınlarında Safevi ordusunun ünlü komutanı Hamza Mirza tarafından nehir geçişinde pusuya düşürüldü. Kırım süvarileri darmadağın oldu ve Adil Giray Safevilere esir düşerek İran içlerine götürüldü.
Cezayir (Aydın Reis) Deniz Mağlubiyeti: (1580)
Akdeniz'de Osmanlı adına faaliyet gösteren ünlü Türk denizcilerinden Aydın Reis'in filosu, İspanyol ve Malta gemilerinden oluşan birleşik bir filo tarafından Balear Adaları açıklarında pusuya düşürüldü. Sayıca çok üstün olan düşman karşısında Osmanlı kadırgalarının büyük kısmı batırıldı ve Aydın Reis esir düşerek İspanya'ya götürüldü.
Meşaleler Savaşı Öncesi / Çıldır Ovası Baskını: (1583)
Osmanlı-Safevi Savaşları esnasında, Özdemiroğlu Osman Paşa'nın büyük zaferiyle sonuçlanan "Meşaleler Savaşı"ndan hemen önce, Kafkasya'da ilerleyen Osmanlı ikmal ve öncü kolları, Safevi emiri İmam Kulu Han'ın süvarileri tarafından gece karanlığında baskına uğratıldı. Osmanlı ordusunun öncü gücü ağır zayiat vererek ana ordu gelene kadar geri çekilmek zorunda kaldı.
Zanzibar ve Mombasa Deniz Felaketi: (1589)
Osmanlı denizcisi Emir Ali Bey, Doğu Afrika kıyılarındaki (bugünkü Kenya ve Tanzanya) Müslüman emirlikleri Portekiz zulmünden kurtarmak için bölgeye gitti. Mombasa'da halk tarafından kahraman gibi karşılansa da, Portekizlilerin Afrika yerel kabileleri (Zimbas yamyamları) ve devasa bir donanma ile yaptığı ortak karşı taarruz neticesinde Emir Ali Bey'in filosu tamamen yok edildi, kendisi esir düştü ve Doğu Afrika'daki Osmanlı nüfuzu tamamen bitti.
Sisak Muharebesi: (1593)
Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa'nın, Avusturya-Hırvatistan sınırındaki Sisak Kalesi'ni kuşatmasıyla başlayan savaştır. Hasan Paşa, nehrin karşı kıyısından gelen ani bir Haçlı saldırısı karşısında geri çekilemeyerek ordusuyla birlikte nehirde boğulmuş ve şehit düşmüştür. Bu hezimet, meşhur 13 yıl süren Osmanlı-Avusturya Savaşları'nı başlatan kıvılcım olmuştur.
Hone Muharebesi / Fas Seferi Başarısızlığı: (1595)
Osmanlı'nın Fas üzerindeki nüfuzunu korumak ve yerel kabilelerin isyanını bastırmak amacıyla Cezayir Beylerbeyliği üzerinden gönderilen Osmanlı destek birlikleri, Fas'ın iç kesimlerindeki Hone mevkisinde yerel kabilelerin ve İspanyol destekli güçlerin gerilla taktiklerine hedef oldu. Çöl şartlarına uyum sağlayamayan Osmanlı askerleri ağır kayıplar verdi.
Keresteciler (Karasu) Çatışması: (1596)
Osmanlı'nın büyük bir zafer kazandığı meşhur Haçova Meydan Muharebesi'nden sadece haftalar önce, Avusturya üzerine ilerleyen Osmanlı ordusunun öncü ve keşif kollarını oluşturan akıncı birliği, Karasu (Krayova) yakınlarında nehir geçişi sırasında pusuya düşürüldü. Modern Avusturya topçusu ve tüfekçileri karşısında binlerce Osmanlı akıncısı nehirde boğularak veya vurularak can verdi.
Tasmas (Tebriz) Muharebesi: (1603)
Osmanlı'nın batıda Avusturya ile savaştığı dönemi fırsat bilen Safevi Şahı I. Abbas'ın ani taarruzudur. Tebriz'i savunan Osmanlı Valisi Ali Paşa, Safevi ordusunun modern tüfekçi ve topçu birlikleri karşısında ağır bir mağlubiyet almış, şehir 18 yıl sonra yeniden Safevilerin eline geçmiştir.
Lori Kalesi Katliamı ve Düşüşü: (1604)
17. yüzyılın hemen başında Safevi Şahı I. Abbas'ın ani Kafkasya taarruzunda, Gürcistan/Ermenistan sınırındaki çok kritik Lori Kalesi'ni savunan Osmanlı garnizonu kuşatıldı. Yardımın gecikmesi ve kaledeki yerel halkın isyan etmesi sonucu savunma hattı çöktü; kale düşerken Osmanlı garnizonunun neredeyse tamamı kılıçtan geçirildi.
Ciğerdelen (Párkány) İlk Çatışması: (1605)
1593-1606 Osmanlı-Avusturya Savaşı'nın sonlarında, Estergon Kalesi'ni kurtarmak amacıyla ilerleyen Osmanlı ordusunun öncü birlikleri, Ciğerdelen yakınlarında Avusturya-Habsburg süvarileri tarafından pusuya düşürülmüş ve ana ordu yetişemeden ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir.
Urmiye Muharebesi: (1605)
Osmanlı'nın batıda Avusturya ile savaştığı ve içeride Celali İsyanları ile uğraştığı bir dönemde; Safevi Şahı I. Abbas, modernleştirdiği ordusuyla Osmanlı ordusunu pusuya düşürmüştür. Osmanlı ordusu ağır bir bozguna uğramış, Tebriz, Azerbaycan ve Gürcistan tamamen Safevilerin eline geçmiştir.
Sufiyan Muharebesi: (1605)
Urmiye yenilgisinin hemen ardından, Sadrazam Cigalazade Sinan Paşa'nın Safevilere karşı durumu toparlamak için giriştiği ancak Şah Abbas'ın dahi taktikleri karşısında ordunun tamamen dağılması ve Sinan Paşa'nın kaçmak zorunda kalmasıyla sonuçlanan bir diğer Doğu Cephesi hezimetidir.
Kili ve Akkirman Baskınları: (1615)
Karadeniz'i bir "Türk Gölü" olarak gören Osmanlı'ya karşı, Ukrayna coğrafyasından nehir tekneleriyle (şayka) inen Kazaklar, Tuna ağzındaki Kili ve Akkirman limanlarına ani baskınlar düzenlemiştir. Sahil muhafızlarını darmadağın eden Kazaklar, Osmanlı lojistik depolarını yakmış ve İstanbul'da büyük bir güvenlik krizine neden olmuştur.
Şahnalar (Erivan) Bozgunu: (1616)
Genç Osman döneminden hemen önce, Sadrazam Öküz Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Erivan Kalesi'ni kuşattığı seferdir. Kuşatma sürerken Safevi ordusunun yaptığı ani gece baskınları ve hatların yarılması sonucu Osmanlı ordusu ağır kayıplar vermiş, kış şartlarının da bastırmasıyla kuşatma başarısızlıkla kaldırılarak geri çekilinmiştir.
Tsutora (Çuçora) Öncesi Sasowy Róg Çatışması: (1620)
Osmanlı'nın büyük bir zafer kazandığı Tsutora Savaşı'ndan hemen önce, Boğdan'ın kontrolünü sağlamak için bölgeye gönderilen Osmanlı akıncı kolları ve yerel müttefikleri, Lehistan destekli Kazak süvarileri tarafından Sasowy Róg mevkisinde pusuya düşürülerek ağır kayıplar vermiştir.
Hotin Muharebesi / Kuşatması: (1621)
Genç Osman'ın (II. Osman) bizzat ordunun başında Lehistan üzerine çıktığı seferdir. Yaklaşık 100.000 kişilik Osmanlı ordusu, sayıca çok az olan Leh ve Kazak ittifakının savunduğu Hotin Kalesi'ni haftalarca kuşatmış ancak yeniçerilerin isteksizliği ve disiplinsizliği yüzünden kale düşürülememiş, ordu ağır kayıplarla geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Hera (Bağdat) Muharebesi: (1625)
Bağdat'ı Safevilerden geri almak için sefere çıkan Sadrazam Çerkes Hasan Paşa ordusunun uğradığı hezimettir. Bağdat yakınlarındaki Hera mevkisinde Şah Abbas'ın ordusuyla karşılaşan Osmanlı birlikleri, yeniçerilerin itaatsizliği ve koordinasyon hatası nedeniyle darmadağın olmuş, Sadrazam kuşatmayı kaldırıp Tokat'a çekilmek zorunda kalmıştır.
Gaza (Gazze) Deniz Savaşı: (1644)
Girit Savaşı'nın hemen öncesinde, Malta Hospitalier Şövalyeleri'ne ait gemilerin Akdeniz'de seyreden büyük bir Osmanlı hac ve ticaret konvoyuna saldırması, aralarında padişahın kızlar ağasının da bulunduğu yüzlerce kişiyi esir alarak gemileri zapt etmesiyle biten deniz mağlubiyetidir.
Kornat Deniz Savaşı: (1648)
Girit Savaşı sürerken, Ege Denizi'ni abluka altına almak isteyen Venedik donanmasının, Çanakkale Boğazı'ndan çıkmaya çalışan Osmanlı donanmasını bozguna uğratarak birçok gemiyi batırdığı ve İstanbul'da kısa süreli bir kıtlığa ve paniğe yol açtığı deniz mağlubiyetidir.
Kandiya (Girit) Huruç Bozgunu: (1649)
Tarihin en uzun kuşatması olan Girit Seferi sırasında, Osmanlı ordusu Kandiya Kalesi'ni sıkıştırmıştı. Ancak Venedik ve Fransız müttefik birliklerinin kaleden dışarıya yaptığı çok kanlı ve organize bir "huruç" (karşı taarruz) harekâtı, Osmanlı siperlerini tamamen yerle bir etmiş, binlerce asker siperlerde şehit düşmüş ve kuşatma yıllarca uzamıştır.
Çeşme (Sakız) Deniz Savaşı: (1651)
Girit Savaşı sürerken, Venedik donanmasının Osmanlı'nın lojistik hatlarını kesmek amacıyla Sakız Adası ve Çeşme açıklarında Osmanlı ikmal filosuna saldırdığı, Kapudan-ı Derya komutasındaki birçok Osmanlı gemisinin yakıldığı veya esir alındığı sancılı bir deniz mağlubiyetidir.
Çanakkale Boğazı Deniz Savaşı: (1654)
Girit'teki orduya ikmal göndermek isteyen Osmanlı donanması, Çanakkale Boğazı çıkışını kapatan Venedik donanması ile çatışmıştır. Kaptan-ı Derya komutasındaki Osmanlı filosu, Venedik kalyonlarının üstün ateş gücü karşısında ağır kayıplar vermiş, bazı gemiler batırılmış ve ikmal hattı felce uğramıştır.
Leva (Levice) Muharebesi: (1664)
Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın meşhur Avusturya seferi sırasında, Uyvar'ın fethinden sonra ilerleyen Osmanlı yan kolları, Slovakya coğrafyasındaki Leva Kalesi yakınlarında ünlü Fransız komutan Jean de Coligny ve Avusturya güçleri tarafından durdurulmuştur. Osmanlı ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir.
Podhaytsi (Podhajce) Kuşatması Başarısızlığı: (1667)
Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa döneminde, Ukrayna Kazakları ile ittifak kurarak Lehistan üzerine yürüyen Osmanlı-Kırım ortak kuvvetlerinin yaşadığı başarısız kuşatmadır. Gelecekte Osmanlı'nın baş belası olacak Jan Sobieski komutasındaki Leh ordusu, çok daha az bir kuvvetle Osmanlı-Kırım ordusunu durdurmuş ve Osmanlı'yı kaleyi alamadan barış masasına oturmaya zorlamıştır.
Salankamen Muharebesi: (1691)
Sadrazam Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun, Avusturya ordusu karşısında aldığı çok ağır bir mağlubiyettir. Savaşın başında Osmanlı üstünken, Fazıl Mustafa Paşa'nın alnından yediği bir kurşunla şehit düşmesi üzerine ordu tamamen dağılmış ve ordugâh düşmanın eline geçmiştir.
Kuzey Akınları / Azak Kuşatması Başarısızlığı: (1695)
Karlofça öncesindeki uzun savaş döneminde, Rus Çarı I. Petro'nun (Deli Petro) ilk kez Azak Kalesi'ni kuşattığı senedir. Her ne kadar bu ilk kuşatma püskürtülse de, nehir kanallarında ve kale çevresinde lojistik desteği kesilen Osmanlı yardım birlikleri Rus kazakları tarafından pusuya düşürülmüş ve ertesi yıl (1696) kalenin tamamen düşmesine zemin hazırlayan ağır kayıplar verilmiştir.
DEVAMI VAR... (Ama 1700-1918 dönemi mağlubiyetleri buraya sığmaz, article yazıp yollarım.)
Buyur ilk halini de vereyim, son halini de vereyim. Dünyanın yarısının öyle sandığın gibi bişi olmadığını öğren.
KURULUŞTAN YIKILIŞA OSMANLI İMPARATORLUĞU ORDULARININ MAĞLUP OLDUĞU SAVAŞLAR
Bapheus (Koyunhisar) Öncesi Çatışmalar: (1301)
Osman Bey'in beyliği kurma sürecinde, İznik çevresindeki Bizans tekfurları ile yapılan ilk küçük çaplı öncü çatışmalarda Osmanlı birlikleri zaman zaman pusuya düşmüş ve İznik kuşatmasını kaldırarak geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Pelekanon (Maltepe) Öncesi Kuşatmalar: (1302-1326)
Bursa ve İzmit'in fethi sürecinde, kalelerin çok güçlü surlarla korunması ve Osmanlı'nın henüz kale yıkacak büyük kuşatma silahlarına (mancınık vb.) sahip olmaması nedeniyle, Bizans birliklerinin yaptığı huruç (kaleden dışarı taarruz) hareketlerinde Osmanlı kuvvetleri defalarca püskürtülmüş ve kuşatmalar başarısızlıkla sonuçlanarak yıllarca uzamıştır.
Rusokastro Muharebesi: (1332)
Orhan Gazi döneminde, Bizans İmparatoru III. Andronikos ile Bulgar Çarı İvan Aleksandr arasında Trakya'da gerçekleşen savaştır. Bu savaşta Bizans ordusuna parayla destek veren ve müttefik olarak katılan Osmanlı süvari birlikleri, Bulgar ordusunun başarılı taktikleri karşısında ağır kayıplar vermiş ve mağlup olarak savaş meydanından çekilmiştir.
Dimetoka Öncesi Püskürtme: (1352)
Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Rumeli'ye ilk geçiş yıllarında, Bizans iç savaşındaki taraflardan birine yardım etmek amacıyla ilerleyen Osmanlı öncü birlikleri, Bulgar ve Sırp ittifak kuvvetlerinin ani karşı taarruzları sonucu durdurulmuş ve ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir.
Sırpsındığı Öncesi Meriç Baskınları: (1362-1363)
I. Murad döneminde Edirne'nin fethinden hemen sonra, bölgeyi geri almak isteyen Sırp ve Bizans derebeylerinin oluşturduğu öncü birlikler, Meriç Nehri yakınlarında devriye gezen Osmanlı akıncı kollarını pusuya düşürerek imha etmiş ve Osmanlı ilerleyişini kısa süreliğine de olsa sekteye uğratmıştır.
Dubrovnik Muharebesi: (1380)
Sırplar ile Osmanlı arasında gerçekleşen savaş, Sırp zaferi ile sonuçlanmış, Balkanlar’daki Osmanlı ilerleyişi yavaşlamıştır.
Ploşnik Muharebesi: (1388)
Niş yakınlarında Osmanlılar ile Sırp-Bosna ittifakı arasında gerçekleşmiş ve 20.000 kişilik Osmanlı kuvvetinin imhasıyla neticelenmiş savaştır.
Bileca Muharebesi: (1388)
Ploşnik’in intikamını almak isteyen Osmanlı’nın Bosna Krallığı’na saldırısı ile başlamış ve Boşnakların zaferi ile sona ermiş savaştır.
Rovine Muharebesi: (1395)
Yıldırım Bayezid ile Ulahlar arasında gerçekleşen ve 10.000 kişilik Ulahlar’ın 40.000 kişilik Osmanlı ordusuna ağır kayıplar verdirerek kazandığı savaş.
Ankara Savaşı: (1402)
Büyük Türk Hakanı Timur ile Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Bayezid ve Sırp Kralı Stefan Lazarević ittifakı arasında yaşanarak Osmanlı kuvvetlerinin dağılması ve Yıldırım Bayezid'in esir düşmesiyle neticelenen muharebe.
Albulena Muharebesi: (1457)
Osmanlı ile Arnavut İskender Bey arasında cereyan eden ve İskender Bey’in 80.000 kişilik Osmanlı gücüne karşı sadece 10.000 kişilik kuvvetleri ile kesin olarak kazandığı zafer.
Jajce Kuşatması: (1463)
Osmanlı’nın Macaristan’a ait Jajce Kalesi'ni kuşatması ve başarısız olup çekilmesi ile neticelenen muharebe.
Ohri Muharebesi: (1464)
Arnavut Leş Birliği ve Venedik Cumhuriyeti ittifakının İskender Bey komutasında Osmanlı’ya karşı kazandığı ve İskender Bey’in Osmanlı’dan 40.000 duka vergi aldığı savaştır.
Racova Muharebesi: (1475)
Bugünkü Vaslui kenti yakınlarında Osmanlı ile Boğdan Prensliği arasında gerçekleşen ve Boğdan Prensliği’nin Osmanlı ordusunu pusuya düşürerek tümüyle yok etmesi ile neticelenen savaş.
Ekmek Otlak Muharebesi: (1479)
Osmanlı ile Macaristan-Eflak ittifakı arasında Transilvanya’da gerçekleşen ve Macar-Eflak zaferi ile neticelenen savaş.
Birinci Viyana Kuşatması: (1529)
Osmanlı’nın Viyana’yı kuşatması ve başarısız olarak çekilmesi ile sonuçlanmıştır.
Diu Kuşatması: (1538)
Gucerat’ı kontrol altına alan Portekizlilere karşı başlatılan Hint Deniz Seferi esnasında yapılan ve başarısızlıkla neticelenen kuşatma.
Malta Kuşatması: (1565)
Malta’yı almak isteyen Osmanlı ile Malta Hospitalier Şövalyeleri arasında cereyan eden ve Osmanlı’nın başarısız olarak geri çekilmesi ile neticelenen kuşatma.
İnebahtı Deniz Muharebesi: (1571)
Osmanlı donanması ile Haçlı ittifakı donanması arasında Lepanto-Adriyatik’te cereyan eden ve Haçlı donanmasının kesin zaferi ile neticelenen savaş.
Kulpa Savaşı: (1593)
5.000 kişilik Avusturya-Hırvat kuvvetlerinin 20.000 kişilik Osmanlı ordusunu bozguna uğrattığı savaş.
Cape Corvo Deniz Muharebesi: (1613)
Osmanlı donanması ile İspanya arasında Karaburun açıklarında cereyan eden ve İspanyol donanmasının zaferi ile neticelenen savaş.
Kelidonya Burnu Muharebesi: (1616)
Osmanlı donanması ile İspanya arasında Güney Ege’de cereyan eden ve İspanyol donanmasının zaferi ile neticelenen savaş.
Foça Deniz Savaşı: (1649)
Osmanlı ve Venedik donanmaları arasında Foça açıklarında cereyan eden ve Venedik zaferi ile neticelenen savaş.
Üçüncü Çanakkale Deniz Savaşı: (1656)
Osmanlı donanması ile Venedik arasında Çanakkale Boğazı’nda gerçekleşen ve Venedik’in kazandığı deniz muharebesi.
Saint Gotthard Muharebesi: (1664)
Osmanlı ile Avusturya önderliğindeki Avrupa ittifakı arasında cereyan eden ve Osmanlı’nın 50.000 civarında kayıp vererek ağır bir mağlubiyet aldığı savaştır.
İkinci Viyana Kuşatması: (1683)
Osmanlı’nın ikinci kez Viyana’yı kuşatması ile gerçekleşen ve Jan Sobieski kumandasındaki Lehistan ordusunun yardıma gelmesi ile tam bir bozguna dönüşen ve Osmanlı için sonun başlangıcı olan savaştır.
Ciğerdelen Muharebesi: (1683)
İkinci Viyana Kuşatması ertesinde Osmanlı topraklarına saldıran Lehistan-Avusturya ittifakının kazandığı muharebe.
İkinci Mohaç Savaşı: (1687)
Avusturya ordusu ile Osmanlı arasında cereyan eden ve Güney Macaristan ve Erdel’i kaybettiğimiz, neticesinde IV. Mehmed’in tahttan indirildiği muharebe.
Zenta Muharebesi: (1697)
Sultan II. Mustafa'nın bizzat başında olduğu Osmanlı ordusunun, Avusturya (Habsburg) kuvvetleri karşısında aldığı ve tarihin en ağır bozgunlarından biriyle neticelenen, Karlofça Antlaşması'na giden süreci başlatan savaştır.
Petervaradin Muharebesi: (1716)
Sadrazam Silahdar Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun, Avusturyalı komutan Savoy Prensi Eugene karşısında ağır bir mağlubiyet aldığı ve Sadrazamın da savaş meydanında şehit düştüğü savaştır.
Belgrad Kuşatması: (1717)
Petervaradin galibiyetinden sonra ilerleyen Avusturya ordusunun Belgrad'ı kuşatıp ele geçirmesiyle sonuçlanan ve Osmanlı'nın Balkanlar'daki en stratejik savunma hattını kaybetmesine yol açan kuşatmadır.
Çeşme Baskını: (1770)
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında, Baltık Denizi'nden kalkıp Akdeniz'e gelen Rus donanmasının, Çeşme Limanı'nda demirli bulunan Osmanlı donanmasını ani bir baskınla tamamen yakarak imha ettiği deniz faciasıdır.
Kozluca Muharebesi: (1774)
Rus generali Aleksandr Suvorov'un, sayıca kendinden çok üstün olan Osmanlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattığı ve Osmanlı'yı Kırım'ın kaybını içeren meşhur Küçük Kaynarca Antlaşması'nı imzalamaya mecbur bırakan savaştır.
Boze (Rymnik) Muharebesi: (1789)
Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşları esnasında, Sadrazam Cenaze Hasan Paşa komutasındaki yaklaşık 100.000 kişilik Osmanlı ordusunun, müttefik Rus ve Avusturya kuvvetleri karşısında taktiksel hatalar sebebiyle aldığı ağır mağlubiyettir.
Pramen Deniz Muharebesi / Navarin Baskını: (1827)
Osmanlı'nın Yunan isyanını bastırmak üzere olduğu bir dönemde; İngiltere, Fransa ve Rusya ittifakına ait donanmaların Navarin Limanı'na girerek Osmanlı-Mısır ortak donanmasını hiçbir savaş ilanı yapmadan yakıp yok ettiği baskındır.
Kulevçe Muharebesi: (1829)
1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Sadrazam Reşid Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Ruslara yenildiği ve Rus ordusunun Edirne'ye kadar ilerlemesine yol açan kritik savaştır.
Nizip Muharebesi: (1839)
Osmanlı Devleti'nin kendi valisi olan Mısır Hidivi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın ordusuna karşı yaptığı ve Osmanlı ordusunun kendi tebaası karşısında kesin bir yenilgi alarak dağıldığı iç siyasi ve askerî hezimettir.
Sinop Baskını: (1853)
Kırım Savaşı'nın başlangıcında, Karadeniz'de devriye gezen Osmanlı filosunun, Sinop Limanı'nda demirliyken Rus donanması tarafından ağır bombardımana tutularak batırıldığı deniz muharebesidir.
Plevne Savunması ve Düşüşü: (1877)
93 Harbi esnasında Gazi Osman Paşa'nın aylarca süren ve askerî tarihe geçen efsanevi Plevne direnişine rağmen, yardım gelememesi ve kuşatmanın yarılamaması sonucu kalenin düşmesi ve ordunun teslim olmasıyla biten askerî süreçtir.
Dömeke Muharebesi Öncesi / Balkan Bozgunu: (1912)
I. Balkan Savaşı esnasında hazırlıksız yakalanan, siyasete bulaşmış ve lojistik desteği kesilmiş Osmanlı ordularının; Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ ittifakı karşısında Rumeli, Makedonya ve Arnavutluk'u haftalar içinde kaybederek Çatalca'ya kadar çekilmek zorunda kaldığı büyük çöküştür.
Sarıkamış Harekâtı: (1914-1915)
I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'ni açan Osmanlı Devleti'nin, Rus işgalindeki toprakları geri almak amacıyla başlattığı ancak ağır kış şartları, salgın hastalıklar ve yönetimsel hatalar nedeniyle on binlerce askerin donarak ve çatışarak şehit düştüğü askerî trajedidir.
Kanal Harekâtları: (1915-1916)
Cemal Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun, İngiliz işgalindeki Süveyş Kanalı'nı geri almak ve Mısır'ı kurtarmak amacıyla düzenlediği, lojistik yetersizlikler ve çöl şartları sebebiyle başarısızlıkla neticelenen iki taarruz girişimidir.
Megiddo Muharebesi / Nablus Bozgunu: (1918)
I. Dünya Savaşı'nın son aylarında Filistin Cephesi'nde gerçekleşen, General Allenby komutasındaki İngiliz ordusunun Osmanlı Yıldırım Orduları Grubu'nu tamamen yararak imha ettiği ve Suriye hattına kadar çekilmeye zorladığı, Mondros Ateşkes Antlaşması'na giden süreci hızlandıran son büyük mağlubiyettir.
Halil İnalcık: "Osmanlı Hanedanı'nın menşei belli değildir.
Osmanlı'yı Kayı kabilesine bağlayarak büyük Oğuz Han'ın neslinden geldiğini ispat etmek istediler. Bu Kayı nazariyesi tamamen masaldır."
@ahinGkhanKara1@DucdAnjou_ Kardeş, Kur'an'ın %80'i zaten İncil'den, Zebur'dan falan alınma. Eğer o kitaplar tahrif edildiyse, o zaman mantıken Kur'an da tahrif edilmiş olmuyor mu?
Şimdi rast geldim.
Bir sidiki-i şerifçi daha...
Bana hitaben paylaştığı bu iddiayı bilimsel kanıt sanıyor.
Muskacıları ve palavracı vaizleri bilim insanı, hacamatçıları doktor, astrologları astronom, maaşlı namaz kıldırgaçlarını imam, bebek katili padişahları rol modeli, din tüccarlarını evliya, dolandırıcıları kurtarıcı şeyh, hırsız diktatörleri lider, peygambere iftira ve hakaret eden hadis toplayıcılarını alim, deve sidiğini şifa sanan mukallitler ve müritler sürüsü...
Din adamlarının uydurdukları tüm dinler insanları ahmaklaştırıyor, geriye götürüyor.
10:100 ayetine mahkum olmuşlardır.
Çöllere Çakılan Çirkin Çizikli Taş-ı Şerifler
Edip Yüksel
17 Haziran 2026
Kardeşim Müfid’in reklamını yaptığı üstü çiziktirilmiş taşların nerdeyse hepsi sahte.
Bu çirkin çizikli kayalar yerin metrelerce altından çıkarılmış değil. Yeni keşfedilmiş mağaralardan bulunmuş da değiller.
Hayır. Her nedense 1400 yıl boyunca kimsenin fark etmediği bu antika taş-ı şerifler, yüzyıllardır Suriye’nin çöllerinde, yollarında, tepelerinde ve vadilerinde sessizce yatıp insanlığa mesaj göndermeye çalışıyormuş.
Yüzbinlerce hacı, tüccar, göçebe, asker ve kervan bu devasa kayaların yanından geçmiş. Kimsenin gözüne ilişmemişler. Tarihçiler görmemiş. Seyyahlar görmemiş. Arkeologlar görmemiş.
Taşlar artık insanlıktan umutlarını kesmek üzereyken, nihayet çağımızın dikkatli gözleri tarafından keşfedildiler!
Bir değil, on değil, yüzlerce taş-ı şerif…
Üstelik bunlar sıradan taşlar da değil. Çoğu, tam da Sünni rivayetleri destekleyen mesajlar taşıyor. Kimisinde İbn-i Filan, kimisinde Ebu Falan imzası var. Adeta çölde faaliyet gösteren bir tarihî halkla ilişkiler ajansı çalışmış gibi.
İşin daha da ilginç yanı, bu mübarek taşların önemli bir kısmında Tevbe Suresi’nin “son iki ayeti” olarak bilinen 9:128-129 yer alıyor. Hani şu Kur’an’a sonradan eklendiğini gösteren tarihî ve matematiksel delillerin bulunduğu “ayetler”…
Ne büyük tesadüf!
Bir zamanlar dünyanın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ekin çemberlerinin (crop circles) uzaylılar tarafından yapıldığına inanılıyordu. Sonradan bunların çoğunun birkaç meraklı insan tarafından oluşturulduğu anlaşıldı.
Oysa taşların üzerine eski mushafların hattı taklit edilerek yazı kazımak, tarlalarda yüzlerce metre boyutlarında kompleks ekin çemberleri oluşturmaktan çok daha kolaydır. Üstelik motivasyon da hazırdır: Mezhebi bir iddiayı desteklemek, tarihî bir delil üretmek veya inananların heyecanını canlı tutmak.
Dolayısıyla çölde duran bir kayanın üzerindeki ilkel çiziklerden hareketle bunların gerçekten antik yazıtlar olduğuna hükmetmek için ya son derece saf olmak ya da eleştirel düşünme yetisini din ve mezhep fanatizmine emanet etmek gerekir.
Çünkü tarih boyunca sahte belgeler üretildi, sahte hadisler uyduruldu, sahte mektuplar yazıldı, sahte emanetler sergilendi. İnsanlığın bu konudaki yaratıcılığı ve motivasyonu olağanüstüdür.
Anlaşılan o ki, şimdi de sahte taşlar devri yaşanıyor.
@teologmete Diğer taraftan, Türkiye’deki Sünni damarı nasıl okumalıyız? Acaba bu damar, yerel halkla karışan yerleşik Türklerin animist ve şamanist dünyasına yeterli gelmedi mi? Kırsalda yaşayan Türklerdeki Alevi-Sünni geçişkenliği bunun bir kanıtı sayılabilir mi?