Muğla Sakar geçidinde bölgeyi bilmeyen tatilcilerin çoğu yolda kalıyor.
“Sakar’dan yukarı” deyimine de konu olan bölge, sürücülere oldukça zor anlar yaşatıyor.
İslam Endeksi, Allah'ın emir ve yasaklarının ülkelere göre uygulanma oranını ölçer. Kuzey Avrupa ülkeleri Ateist olarak beyan edilse de İslam Endeksi için ilk sıralarda yer alır. Bu ülkelerde refah ve mutluluk da en yüksek ve yoksulluk en düşük. Müslüman geçinenler ise en kötü!..
On Emir, Yahudi, Hristiyan ve İslam dini gibi tek tanrılı dinlerin kutsal metinlerinde yer alan, insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini bildiren ilahi buyruklardır. Dinin toplumdaki (sosyal psikoloji) en önemli işlevi, özellikle okuma yazma bilmeyenler veya insanı diğer canlılardan ayıran bu önemli yetkinliği kullanmaya lüzum görmeyerek cehaleti tercih edenler için özetle akıl ve ahlak yoksunları için toplumsal düzene uymalarının sağlanması için bazı emir ve yasakları ödül (cennet) ve ceza (cehennem) korkusu ve toplumsal baskısı ile yaptırmaktır. Ancak, akıl ve ahlak sahibi olan erdemli veya kamil insan için din yalnız kendisi ve Allah arasındaki özel bir durumdur. Bireyden topluma uzanan bu bağlamda "Dine gerek var mıdır?" sorusunun yanıtı "Hayır, yoktur!" şeklinde olacaktır.
İslamiyet, Hıristiyanlık veya Musevilik, özünde 10 emir ile aynı şeyleri emreder. Bu emirler incelendiğinde de büyük ölçüde ahlak felsefesi önce çıkar: İyi bir insan ol, kimseye zarar verme!
İslam Endeksi yüksek ise yani sıralamanın üst sıralarında yer alan ülkelerin refah ve mutluluğunun da yüksek olması ya da İslam Endeksi düşük ise yoksulluğun artması ve dolayısıyla refahın ve mutluluğun düşmesi elbette tesadüf değildir. Bunun nedenini İslami emir ve yasaklar üzerinden arayabiliriz. Ancak, bu nedenleri sosyoekonomik kalkınma bağlamında inceleyecek olursak Kuran'ın şu ayetlerinin öne çıktığını görürüz.
a) Nisa Suresi 58. Ayet: Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.
b) Nahl Suresi 43. Ayet: Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.
c) Zümer Suresi 9. Ayet: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
d) Şura Suresi 38. Ayet: Onlar ki, (Müslümanlar) ... işlerini aralarında danışma ile yürütürler."
Bu ayetlerin ortaya koyduğu ortak tavsiyeler olarak liyakat, teknokrasi ve bilimsel yönetim danışmanlığı görülebilir.
Bunların haricinde Allah'ın insanlara en büyük nimet olarak akıl verdiği, okuma ve yazmayı öğrettiği, dünya ve uzayda bilimin sırlarının çözülebileceği delillerin var olduğu ve bunlara bağlı olarak Allah'tan gerçek manada sadece alimlerin korkacağı Kuran'ın çeşitli ayetlerinde (Bakara 163, Ankebut 43, Alak 5, Fatır 28) açıklanmıştır.
Kuzey Avrupa ülkeleri teknokratları kullanarak devlet ve şirketlerin yönetiminde veya insanların hayatlarında harikulade bir fark yaratmayı başarabilmiştir. Bu gerçekten de bilimsel yönetim danışmanlığı ile mümkündür. Bunu açıklayan ve teyit eden ABD ve İngiltere'de çok iyi doktora tezleri bulunmaktadır.
Ekonominin iyileşmesi için sıkça ifade ettiğimiz Yapısal Reform kavramı karşısında Siyasal İslam veya İslami Finans kavramları düşünüldüğünde, sadece yukarıdaki 4 ayet dosdoğru uygulansa Türkiye de Danimarka, İsveç veya Finlandiya'nın arasında sıralanabilir.
Buna karşın Müslüman olduğunu iddia eden liderlerin idare ettiği yine Müslüman olduğu söylenen toplumlarda yukarıda açıkladığım ayetlerin hiçbirisi bilinmez, uygulanmaz, konuşulmaz, fetva veya vaaz verilmez; kısacası toplumun bunları öğrenmesi, talep etmesi ve sorgulaması istenmez.
Sonuç olarak, yukarıda özetleyerek açıkladığım üzere, Türkiye’nin Anayasa’da laik olarak tanımlandığını söylemek isterim ama maalesef siyasilerin veya toplumun sözleri ve uygulamalarında laikliğin gereklerinin yerine getirilmediği görülmektedir. Türk toplumunun Müslüman olduğu sıkça vurgulansa da ne yazık ki bu da tam anlamıyla doğru değildir. Türkiye, bir sömürge ülkesidir. Türkiye, aklın, emeğin, insan hayatlarının, sermayenin, hazinenin, doğal kaynakların, vicdanların ve inançların içeriden ve dışarıdan sömürüldüğü; bu sayede küçük bir azınlığın aşırı zenginleşmesi pahasına tüm toplumun refahının, mutluluğunun, dünyasının ve ahiretinin çalındığı bir Orta Doğu bataklığı haline getirilmiştir.
Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Kötü insanlar ise iradelerini hakim kılmak için Allah'ı (dini) kullanırlar. Türkiye'de her kim ki Allah'ın adını kullanarak kendini zengin ederken toplumun yoksullaşmasını sağlamıştır; işte onlar münafıktır, haindir, suçludur, sapıktır ama asla Müslüman değildir! Müslüman olmadığı gibi Türk olmanın şeref, onur ve haysiyetini de taşımaz. 🇹🇷
Türk ve/veya Müslüman olan herkesin paylaşmasını rica ederim. Teşekkürler.
#islamendeksi #finans #yönetim