♦️ Gazeteci Şule Aydın'dan 'mutlak butlan' yorumu:
🗣️ "'Mutlak butlan'ı yalnızca CHP'nin içerisinde bir hukuki karardır diye değerlendirirseniz Türkiye'de ve dünyadaki bütün gelişmeleri yok sayarsınız."
🗣️ "Bugün Türkiye'ye ABD'nin baskısıyla monarşi rejimini yerleştirmeye çalışıyorlar." @aydinsule1
Şule Aydın Aslında Kim? @aydinsule1
"Annemin bir gece huzurla uyuması, her şeyden daha önemliydi." 👇
Bir sabah uyandı ve kendi evinin kapısında o manzarayla karşılaştı.
Gece vakti yazılmış, cinsel taciz içeren iğrenç bir kelime ve şiddetli tehdit.
O an ilk aklına gelen ne kendi güvenliği ne de korkuydu... Sadece annesiydi.
Ayakkabılarını giydi, doğrudan Kadıköy İskelesi Polis Merkezi'ne gidip suç duyurusunda bulundu.
Sonra sosyal medyaya sadece şu dört kelimeyi yazdı:
"Evimizde bile güvende değiliz."
Ama susmadı.
Maltepe Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu, gezi rehberleri ve turizm kitapları yazarı... Yıllarca Tele1 ve Halk TV ekranlarında her gece izleyicinin karşısına çıkan o güçlü kadın. Özel hayatını soranlara hep gülümsedi, ısrar edenlere yine gülümsedi. Annesini üzecek tek bir cümleyi bile o ekranlara taşımadı.
2025 yılında televizyon ekranlarına veda etti.
Peki durdu mu? Hayır.
Kendi YouTube kanalını açtı ve adını koydu: "Tımarhanede Bu Hafta."
Bazı insanlar korkutulmayı ve susturulmayı bekler.
Bazıları ise ayakkabılarını giyer ve sadece yola devam eder.
Siz, Şule Aydın'ın bu sessiz direnişini izliyor musunuz?
Ankara’da, 78 yaşında olmasına rağmen küçük bir arabayla plastik şişe toplayarak geçimini sağlamaya ve ailesine bakmaya çalışan emekçi:
“Bana bakan kimsem yok. Çocuklar var ama onlar da kendilerini kurtaramadılar.
İlaç alamıyorum, ilaç parası için bunları topluyorum.”
(Kaynak: İbrahim Kordemirci)
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
İnstagramda şu teyze her gün öld*rülen kızı için adalet arıyor kendi çapında . Amnakodumun sözde kanaat önderleri, fenomenleri ne diye aylardır sesini çıkarmıyo? Şu kadının derdini birisi dinlesin artık destek lazımsa destek olsun.
Yılmaz Özdil,
Sen, Erdoğan’dan daha Akp’li, Bahçeli’den daha sinsi, Kılıçdaroğlu’ndan daha alçaksın‼️
Kendini, kalemini, namusunu, şerefini satan gazetecilerin Diva’sısın
Nokta…
Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok büyük bir tuzak kuruldu. Bu son olay, yani 21 Mayıs günü Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararı alması, bu tuzağın son adımı. Bu son adımın getirdiği başka sarsıntıları, olumsuzlukları yaşıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin hakları gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partililer bir tuzağın, bir çukurun içine itilmiştir. Hakkımızın aranması için arkadaşlarımızın çabaları, girişimleri maalesef sonuç vermiyor. Bunu karara bağlaması gereken yargı organları, yüksek yargı organları maalesef karar vermiyorlar, uzak duruyorlar, işi bir başkasının üzerine atıyorlar.
Böyle bir devlet yönetimi olamaz. Cumhurbaşkanı, ‘Bu bizim işimiz değil, bu CHP'lilerin işi’ diyor. Meclis Başkanı aynı şekilde, ‘CHP'lilerin kendi sorunu’ diyor. Yani öyle bir ortamdayız ki ne yargı organları ne de devlet yöneticileri bizim bu durumumuzla ilgili gasp edilmiş hakkımızla ilgili ilgi gösteriyorlar, çaba harcıyorlar. İş başa düştü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum; bunu biz çözmeliyiz, bunu biz çözeceğiz. Bu işin çözüm yolu kurultaydır. Bunun başka bir yolu yok. Tüm siyasi partilerde, demokrasinin olduğu her yerde karar üyeler tarafından verilir. Üyelerin verdiği karar ya da delegelerin verdiği karar geçerli olur, yargı kararları değil.
Şimdi atanan yönetimin bazı değerlendirmeleri var, onu da anlıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu bir arınmadan söz ediyor. Tabii arınması gereken bir şey varsa arınılmalı, o da ortaya konulmalı. Sayın Kılıçdaroğlu, 'önce arınma, önce hesap sorulmalı, arınma olmalı, sonra kurultay yapılmalı' diyor. Şimdi arınacak bir şey varsa ortaya konulmalı. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kirlilik içinde olduğu kanısında değilim ama eğer parti içinde bu tür kişiler varsa, Sayın Kılıçdaroğlu bu konudaki bilgilerini, belgelerini yargıya vermeli. Bir yandan o süreç işlemeli, bir yandan kurultay yapılmalı, ikisi birlikte olmalı. Yani 'önce hesap soracağım, önce arınacağım, sonra kurultay yaparız' denilemez.
Kurultayın yapılamayacağına ilişkin değerlendirmeler doğru değerlendirmeler değil. Yani 'tedbir kararı alındı, o nedenle kurultay kararı alamayız’ deniyor. Bunu Sayın Zeynel Emre, Parti Sözcümüz açıkladı. Sayın Zeynel Emre diyor ki; tedbir kararına rağmen İstanbul İl Kongresi yapıldı. Yüksek Seçim Kurulu bunu yaptı. Aynı şekilde şimdi de tedbir olmasına rağmen bunu yaparız, yapabiliriz. Burada bir engel yok. Ama eğer bunun engel olduğu kanısındaysanız, o zaman başvuruyu çekin, bunu kesinleştirmiş olalım. Dolayısıyla tedbir kararı da olmaz. Hemen kurultaya gidelim.
Sayın Zeynel Emre'nin eklediği şöyle bir görüş var, onu da önemsiyorum. Eğer Temmuz'un 25'ine kadar galiba kurultay yapılamazsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmeme olasılığı var. Bu nedenle kurultayı ivedilikle yapmalıyız. Sonuç itibarıyla birbirimizden saklayacağımız herhangi bir şey yok. Biz CHP'liyiz, biz kardeşiz.
Yani genel merkezde olanlar, olmayanlar diye bir ayrım da yapmıyorum. Bir araya gelmeliyiz, bunu biz çözmeliyiz. Bize böyle bir tuzak kuruldu. Bu tuzaktan biz dayanışma içinde, birbirimize tutunarak çıkabiliriz. Ben bunu herkese söylüyorum. Herkesin de bunu düşünmesini talep ediyorum. Eski bir genel başkan olarak, bir partili olarak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak çıkış yolumuzun böyle olacağını düşünüyorum.
#ARŞİV | Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda yaptığı konuşmadan dikkat çeken sözler:
“Çocukların başını öne eğdiren zihniyete karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğim.”
“Cumhuriyet onun için kuruldu… O terbiye ile yaşıyorum.”
“Bu süreç sadece bir yargılama değil, çocukların geleceği için verilen bir mücadeledir.”
Sözüyle memleketin her köşesine cesaret veren, umudu adım adım büyüten bir yürüyüş... Bu yürüyüş sadece bir parti meselesi değil, aydınlık yarınların Türkiye meselesidir.
Trabzon’dan Gümüşhane’ye, Tokat’tan Amasya’ya uzanan bu inançlı ve coşkulu kalabalık gösteriyor ki bu yolda asla yalnız yürümeyeceğiz, hep beraberiz! @eczozgurozel
Trabzon’dan Gümüşhane’ye, Tokat’tan Amasya’ya…
Köy köy, belde belde yaktığımız çoban ateşinin Anadolu’nun dört bir yanında gür bir aleve dönüştüğünü görüyoruz.
Mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Hedefi 86 milyona doğrudur.
Bu yürüyüşü millet başlattı, millet tamamlayacak.
Kendimizi millete emanet ediyoruz.
RÜMEYSA EKER Hk. SUÇ DUYURUSU
Kamuoyunda geniş yankı bulduğu üzere, Samsun/ Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret edilmesi nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
Ortak Açıklama: Atatürk ve Cumhuriyet Değerlerine Saldırı Asla Kabul Edilemez
05.06.2026
04.06.2026 tarihinde sosyal medya platformlarında ve basında yer aldığı üzere, Samsun ili Terme ilçesinde Belediye Meclis Üyesi olduğu belirtilen Rümeysa EKER tarafından yapılan sosyal medya paylaşımlarında; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyeti, Atatürk ilke ve devrimleri ile bu değerlere bağlı milyonlarca yurttaşımız hedef alınmış; ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve nefret söylemi içeren ifadelere yer verilmiştir.
Toplumun belirli kesimlerini sistematik biçimde hedef gösteren, Cumhuriyet değerlerini aşağılayan ve toplumsal kutuplaşmayı körükleyen bu açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Söz konusu paylaşım; demokratik toplum düzenini zedeleyebilecek, toplumsal barışı bozabilecek ve halkı kin ve düşmanlığa sevk edebilecek nitelikte ağır ithamlar ve nefret dili içermektedir.
Mustafa Kemal Atatürk yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil; aynı zamanda bağımsızlık mücadelesinin, çağdaşlaşmanın, hukukun üstünlüğünün, laik ve demokratik Cumhuriyet anlayışının simgesidir. Atatürk’e, onun manevi hatırasına ve Cumhuriyet değerlerine yönelen her saldırı; ortak tarihimize, toplumsal birlik ve beraberliğimize ve anayasal düzene yönelmiş bir saldırıdır.
Bizler; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, laik ve demokratik Cumhuriyet ilkelerini savunan barolar olarak, Atatürk’e ve Cumhuriyetin temel değerlerine yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmediğimizi, bu tür söylem ve eylemlere karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna açıkça bildiriyoruz.
Barolar olarak; Cumhuriyetin temel değerlerine, hukukun üstünlüğüne, toplumsal barışa ve demokratik hukuk devleti ilkesine yönelik her türlü saldırının karşısında olmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
🚨SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM!
Mustafa Kemal Atatürk’e ve Atatürk’ü seven insanlara “pez….., tefeci, s… shop işleten, pavyoncu…” gibi ibareler kullanarak alenen hakaret eden AKP Terme Meclis Üyesi Rümeysa Eker hakkında gereği yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyorum!
Bu ülkede kimse Atatürk’e ve aziz hatırasına hakaretamiz cümleler kullanamaz!