TÜGVA, bu seneki yaz okullarında 700 binden fazla katılımcı sayısına ulaşarak yeni bir rekor kırdı.
Türkiye Gençlik Vakfımız, sadece bu yıl 1,5 milyonun üzerinde gencimizin hayatına dokunarak ülkemizin en büyük gençlik hareketi haline geldi.
Yıllarca kamu imkanları ile yurt / kurs /sosyal alanlar inşa etmedikleri için gençliğimizin
MERDİVEN ALTI TARİKAT ların elinde heba olmasına göz yumanlar...
Milli ve dini hassasiyetleri ile bu boşluğu doldurmaya çalışanları da İRTİCA paranoyası ile afaroz edenler...
Şimdi de ZAMAN, ZEMİN ENTEGRASYONU ile değerlerimize bağlı, zamanın ruhuna uygun çalışmalarla gençliğimize emek veren yapıları da hedef alıyorlar. Hem kendileri bir şey yapmıyor hem de bir şeyler yapanlardan rahatsızlık duyuyorlar.
TÜGVA ortaya koyduğu performans ile gençliğimiz için umuttur.
Beğenmeyenler daha iyisini yapsınlar ama gecesini gündüzüne katıp bir şeyler yapanlara çamur atmasınlar.
Gerçekten vatanını seven herkese yetecek kadar boş bir alan var.
Gençliğimize eğilmek bekamıza sahip çıkmaktır.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@tugvaTR@tugvauniversite@bilalerdogan_TR
Un'operazione organizzata da 🇺🇸Washington e 🇮🇱Tel Aviv e coordinata con le 🇲🇦autorità marocchine per destabilizzare la 🇪🇸#Spagna, fare un regalo all'estrema destra europea, e punire il Paese che ha osato sfidare l'Impero americano e i suoi sgherri armati israeliani. #Ceuta
İsmail Heniyye'nin şehadetinin ikinci yıldönümü!
Hayatını Filistin'e adadı. Bu uğurda kendisinin ve ailesinin canını feda etti. Mert, sadık ve özgür vicdanların sesi. Allah'ın salih bir kulu.
Ruhun şâd olsun ey Şehid!
Rahman'ın rahmeti ve sınırsız ikramları seninle olsun.
Bazı çevreler ve sosyal medya trolleri tarafından dile getirilen bir hususu da netleştirmek istiyorum.
Kurucusu olduğum Gelecek Partisi’nin feshedilmiş olması, siyasi mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmemektedir.
Çalışmalarıma, Yeni Yol Grubu çatısı altında aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle devam edeceğim!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Beyefendinin gözünde 7. yüzyılda çorak bir coğrafyada yaşamış eğitimsiz bir adam olan Hz Ömer’in olmayan eşeği üzerinden yapılan darb-ı meselin bile müslümanlar arasında kendini çok zeki, çok analitik düşünen biri olarak gören bir tefsir profundan daha tanınır ve bilinir olmasının ezikliğinin çok ilginç tezahürleri oluyor:)
Hz Ömer o zamandan beri kalbinde hastalık olanları ve münafıkları incitmeye devam ediyor!
Konya bizim sevdamız…
Milli Görüş Hareketi’nin ilk adımının atıldığı, ilk meşalesinin yakıldığı, bereketin şehri Konya'mızda hemşehrilerimizle bir araya gelerek aynı heyecanı, aynı umudu ve aynı kararlılığı paylaştık.
Biz inanıyoruz; milletimizle birlikte, omuz omuza, el ele vererek Saadet’i büyütecek, Türkiye’nin yarınlarını birlikte inşa edeceğiz!
Bunun türevi bir kaç tane daha var. 3-5 tane ne idiğü belirsiz militan ateist sayfası paylaşmasa varlığından haberimiz yok yahu.
Az biraz soyut düşünme melekesi gelişmiş, safsata yakalayabilen belli bir potansiyel ıq üzerinde hiç kimse dinlemiyor abiciğim sizi.
Sizin yaş grubunda ''düşünmek yhaa, sorgulamak yhaa'' geyiğinden öteye geçememiş bir dar gruba hitap ediyorsun. Genç, eli kalem tutan, okur yazar, iyi okullarda okuyan kesime hitap etmiyorsunuz.
Aç iki tane ciddi felsefe metnini ders okut öyle ciddiye alırlar seni. Laf salatası yaparsan dinlemezler. Hata yaparsan da yakalarlar.
Demem o ki 2000'lerin başında değiliz. Bu sahalarda piyasa yükseldi memlekette.
Ciddi bir eserin yok, bırak düzgün bir dersi, herhangi konuyu orijinal bir bakış açısıyla derli toplu anlatabildiğin bir videon bile yok. Paso kahvehane geyiği.
Hayır eski zamanda böyle beylik laflarla böyle yüksekten atınca ciddiye alındığınız oluyordu da şu ara o da yok.
Ahmet Arslan'ın bir alt modelisin işte. Aynı ezberin daha yavaş ve az şiveli konuşan bir alt sürümü. O yüzden az vites düşür, komik duruyorsun.
🗣️ Prof. Dr. Enis Doko:
"Kur'an-ı Kerim'le alay edildiği zaman 'ifade özgürlüğüdür' diyen insanlar, kendi hassasiyetleriyle dalga geçildiği zaman öyle davranmıyorlar.
'ODTÜ'ye ülkücü giremez; Müslüman, İslamcı konuşturmayız' diyorsun. Hani ne oldu ifade özgürlüğü?
Benim şahsi fikrim, ofansif mizahın önemli bir türü ahlaksızlıktır."
6 yıl önce bugün Ayasofya'nın alt katı tekrar camiye çevrildi, adeta yeniden fethedildi. Bu çok büyük başarıdır. Allah razı olsun. Ama üst katı müze olarak kaldı. İnşallah oranın da camiye çevrildiği ve İslam hukukunun ülkemizin hukuk sistemi olduğu günleri görürüz. #Ayasofya
Mesele kız çocuklarını okutmak değil. Mesele kız çocuklarını islamdan ahlaktan uzaklaştırmak. Eğer mesele çocukları okutmak olsaydı erkek ve kızların ayrı okumasına karşı çıkmazlardı. Onların amacı evlatlarımızı sömürgeci efendilerine köle etmektir.
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ciddiyetle etüt edilmesi gereken bir vaka nicedir. Maalesef bu çarpıcı eğitim vakası layıkıyla incelenemiyor. Nedenleri malum. Bunlara girmeyi gereksiz buluyorum. Kendi etüdümü yapayım.
Öncelikle okulun ÖSYM metotlarıyla ölçülmesi mümkün olmayan fevkaladelikleri var. Batıda böyle okul örnekleri çoktur. Azıcık araştıran bu örnekleri ve onlardaki nitelikleri kolayca bulabilir.
Nedir bunlar?
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, öğrencilerine her şeyden önce "kendilik bilgisi" veriyor. Bu yüzden bu yıl sözel birincisi olan öğrenci üniversitede animasyon okumak istiyor. Geçen yılki öğrenci ilahiyatı seçmişti. Roger Garaudy'nin anlattığı Don kişotluk"tur bu. İdealleri gerçeklerden üstün tutmaktır. Seçkin bir duygu ve soylu bir düşünceyle dolmaktır. Zaten mezun olan öğrencilerle azıcık sohbet ettiğinizde şaşırtıcı bir entelektüel irtifaya sahip olduklarını hemen görüyorsunuz. Çünkü bu öğrenciler hazırlık, dokuz ve onuncu sınıf boyunca test çözmüyor. Kitap okuyor, filmler izliyor. Sosyal sorumluluklar üstleniyor. Hatta o sınıflar boyunca test çözmek ayıp karşılanıyor. Okulun öğle araları, ders sonları onlarca spesifik akademik çalışmalara ayrılıyor. Hafta sonları da öyle. Geziler, kamplar… Merak eden okul almanaklarına bakabilir. Pek az kurum bunca sosyal, kültürel faaliyet yürütmektedir. On birinci sınıf bir geçiş süreci. Yavaş yavaş üniversiteye hazırlanmaya başlıyor öğrenciler. On ikinci sınıftaysa artık kendilik bilgisi kazanmış, akıllarına hükümleri geçen gençlerin zekalarını kullanma zamanları geliyor ve işte o vakit, ÖSYM metotlarıyla ölçülebilen başarı geliyor. Türkiye maalesef bu ikinci başarıyı da konuşmuyor kanımca. Dedikodusunu yapıyor, diyeceğim ama o da değil. İpe sapa gelmez lakırdılar dönüp duruyor.
Tam da bu noktada okulun mezunu olmanın verdiği sorumlulukla üniversitedeki konumunu bırakıp lise müdürlüğü yapmayı seçen Doç. Dr. Özkan Öztürk’ün kaderini konuşmak lazım. Dünyada eğitimin özü lisedir. Biz bunu fark edebilmiş değiliz. Öztürk, eğitim üzerine bana göre Türkiye’de en esaslı fikirlere sahip kişilerin başında gelmektedir. İbnü’l Arabî de bilir Wittgenstein da… Lise gencinin kendilik bilgisine sahip olmasının onu ferd yapacağını bilgisinden dem vuran çoktur ama bunu yukarıda andığım aksiyonlarla aktüel edebilmek Öztürk'ün kaderinin başarısıdır. Kariyerist, maksimalist bir başarıyı hedeflemiş olsa bu zeki gençlere sadece on ikinci sınıfta değil hazırlıktan itibaren test çözdürüp sınava hazırlayabilirdi. Yapmıyor. Öztürk’ün eğitim görüşü kişilik gelişimini her şeyin önüne koymakta. Aksini uygulansa bu gençler ilk yüzden yirmi küsur kişiye değil elliye de ulaşabilir. Lakin bu ne ifade eder ki… Kişide şahsiyet gelişimi bu yaşlarda oluşmamışsa posterden ibaret kalan görüntülerle karşılaşılır. Nitekim zaman içinde pek çok başarılı kişi hayatta kaybolurken orta seviyeli sayılanlar asıl büyük işlere imza atabilmektedir.
Okulun mezunlarının kazandıkları gözde üniversitelerde okullarının atmosferini bulmakta zorlandıkları için bir ayaklarını hep okullarına tutmak istemeleri eğitimden anlayabilenler için çarpıcı bir göstergedir. Bu öğrenciler bir yandan Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitim alırken bir yandan da bir araştırma enstitüsü gibi çalışan okullarıyla bağlarını sürdürmektedirler.
Kartal Eğitim Vakfı’nın buradaki eğitim aksiyonuna güveni, desteği ayrı bir etüt konusu olmalı. Buna burada girmeyeceğim.
Umuyorum ki Türkiye’nin öteki seçkin okulları gibi Kartal Anadolu Lisesi de ciddiyetle etüt edilir. Giderek bunun ötesine geçilir ve buradaki model derece derece her okula kendi gerçekleri nispetinde uygulamaya konulur. O vakit milli eğitiminizin idealler üzerinde mevcut şartlarını nasıl dünya ölçeğinde aşabileceği görülecektir.
Meslek lisesinde elektronik okuyup edebiyata geçmiş, yıllarını bilinçsiz bir eğitime heba etmiş biri olarak milletimizin hiçbir gencini diğerinden ayırmadan yürekten dileklerimdir bunlar. Benim gibilerin pek çok olduğunu da biliyorum.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin:
"Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin en baştaki argümanı, çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum, oluyor. O zaman veliyi ikna etmek için biz, kız okulları da açabilmeliyiz."
Karma Eğitim ile ilgili sunmuş olduğumuz kanun teklifine kamuoyu, çok ciddi bir destek verdi.
Bunun sebebi, konuyla ilgili çok büyük bir dip dalganın olmasıdır.
Fakat bir gerçekliğe dikkat çekmek istiyorum.
Bu destek ve velilerimizin talepleri, saman alevi gibi bir anda parlayıp sönmemelidir.
Kamuoyu, bu kanun teklifinin peşine düşmelidir ve hayata geçene kadar da takibini sürdürmelidir.
Zira bürokrasi, ısrarlı takip ve kamuoyu baskısıyla hareket etmektedir.
Hiç kimse bize bu hakkı vermeyecek, ancak biz alabiliriz.
İslami camialar, STK'lar, kanaat önderleri, hassasiyet sahibi siyasetçiler, bu konuda gerçekten dertli olanlar kamuoyu önünde, bireysel görüşmelerde vatandaşın bu talebini dile getirmeli, eylemler düzenlemelidir.
Bu mesele, yabana atılabilecek, sümen altı edilebilecek bir konu değildir. Söz konusu olan evlatlarımızdır, onların sağlıklı bir eğitim öğretim sürecinden geçmeleridir.
Madem bu mesele, TBMM'den talep edilebilecek bir noktaya ulaştı, o zaman hep birlikte en gür sesimizle sahip çıkalım.
Bu, HÜDA PAR'ın kazanımı olmayacak, Müslümanların kazanımı olacaktır.