Türk Milleti'nin tarihi kararı olan Türkiye Cumhuriyeti ve Yurtdaşlarının kesimleri arasındaki üretim, bölüşüm ve fırsat eşitliğini v. s. gözetmeyi hedefliyorum
https://t.co/wrBg5Efv0E
Yanınızdayız!
Asgari ücret en az 39.000 TL olmalıdır!
Hane halkı uygulamasına geçilmelidir!
Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı nın 97.000 TL olduğu günümüzde kesintiye tabi gelir hariç belirtilen tutara ulaşmayan hanelerden;
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Memlekette açlık sınırı 30 bin lira, asgari ücret 22 bin lira. Bir kez daha tarih önünde söylüyoruz: Hak edilen asgari ücret en az 39, bunun altında biz yokuz.
Söke söke almak için tüm Türkiye’yi, tüm emekçileri mücadeleye davet ediyoruz.”
SON DAKİKA: OTOMATİK PİLOTTAN ÇIK, ANDA KAL VE DENEYİMLE!
Bilim insanları, insanların sadece beş değil, otuzdan fazla duyuya sahip olabileceğini söylüyor.
Aristoteles’ten beri okullarda “5 duyu” görme, işitme, tat alma, dokunma, koku alma öğretiliyor. Ancak bu, eski ve eksik bir görüş. Modern nörobilim ve duyusal araştırmalar, duyularımızın izole değil, birbirleriyle sürekli etkileşim içinde çalıştığını gösteriyor. Neredeyse her deneyimimiz çok duyulu.
Neden 30+ duyu?
Çünkü vücudumuzun ve beynimizin algıladığı birçok ayrı sistem var. Geleneksel 5 duyu aslında bileşimlerden oluşuyor ve bunların dışında özel reseptörler ve sinir yolları ile çalışan onlarca duyu daha mevcut.
Bazı önemli ek duyular makaleden örnekler:
Propriosepsiyon “Vücut pozisyonu hissi”: Kol ve bacaklarının nerede olduğunu gözün olmadan bilmen. Kas ve eklemlerdeki reseptörler sayesinde.
Vestibüler duyu (Denge ve yönelim): İç kulaktaki sistem sayesinde dengede kalman. Uçakta koridorun eğik görünmesi bile bundan kaynaklanıyor.
Interosepsiyon (İç organ hisleri): Kalp atışını hissetmek, açlık, susuzluk, mesane doluluğu gibi iç vücut durumlarını algılamak.
Ajans hissi (Kontrol hissi): Hareket ettiğinde “ben yapıyorum” diye hissetmen. İnme hastalarında bu kaybolabiliyor.
Sahip olma hissi: Kolunun veya bacağının “kendine ait” olduğunu hissetmen.
Ayrıca:
Dokunma duyusu aslında ağrı, sıcaklık, kaşıntı, basınç gibi ayrı sistemleri içeriyor.
Tat alma + koku alma + dokunma birleşince “lezzet” oluşuyor. Çilek veya mango tadı dildeki tat reseptörleriyle değil, büyük ölçüde burundaki kokuyla algılanıyor.
Kokular bile dokunma hissini değiştiriyor örneğin gül kokusu saçı daha ipeksi hissettiriyor.
Makale, duyularımızın birbirini sürekli etkilediğini vurguluyor:
Uçak gürültüsü tuzlu, tatlı ve ekşi tatları bastırıyor ama domates suyunu güçlendiriyor.
Ayakkabı sesini değiştirirsek vücudumuzu daha hafif veya ağır hissedebiliyoruz.
Yemek yerken, yürürken, duş alırken aslında düzinelerce duyu aynı anda çalışıyor.
Sonuç olarak:
Biz her gün 5 duyumuzu kullandığımızı sanıyoruz ama aslında beynimiz ve vücudumuz çok daha karmaşık, zengin ve harika bir algı sistemiyle çalışıyor. Makale, bu duyuları fark etmemizi ve günlük hayatta yemek, yürüyüş, duş gibi daha bilinçli deneyimlememizi öneriyor.
Kaynak: https://t.co/QI327klWKc
Latin Alfabesi doğrudan doğruya Türk alfabesidir, Etrüsk alfabesidir. Bunu ortaya çıkaran Kazım Mirşan'dır.
Prof. Dr. Kazım Mirşan: "Latin Alfabesi diye bilinen 'Ön-Türkçedir. İtalyanların dip dedeleri Etrüskler' Türk'tür. Latincenin kökeni Ön-Türkçedir" demişti.
Doç. Dr. Haluk Tarcan, eski Türk runiklerine benzeyen sembolleri ve "Tanrı adına kazanılan zaferleri halka nakletme işaretleri" yazısını göstererek bu gerçeği anlatıyor.
Atatürk'ün Latin alfabesini tercih etmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur: Çünkü O, bu alfabenin aslında binlerce yıllık Türk/Etrüsk kökenli olduğunu biliyor ve Türk milletine kendi öz alfabesini, modern ve kolay okunur bir biçimde geri veriyordu. Arap alfabesinin Türkçeye uymaması, okuma-yazmayı zorlaştırması ve milleti cahil bırakması karşısında, köklerimize dayanan Latin kökenli alfabe ile hem aydınlanmayı hızlandırmış hem de tarihî bağımızı güçlendirmiştir.
Ne yazık ki bu gerçekleri kimse Türk milletine anlatmıyor. Hâlâ Arapça ve Farsça karışımı uyduruk Osmanlıca'yı veya Arapçayı yüceltmeye devam ediyorlar.
Roma müzesinde bulunan ve Roma takımının arması olan çocuk emziren dişi kurt heykeli Etrüsklerden kalmıştır. Aynı çocuk emziren dişi kurt figürleri Orta Asya'da da bulunmaktadır.
Yine Kayı Boyu'na ait IYI tamgası vardır ki bu M.Ö. 650 yıllarında Roma ve kuzeyindeki Etrüsk uygarlığına aittir.
(Vatikan Müzesindedir) Görsel için link 👇🏿 👇🏿👇🏿
https://t.co/ThLhFQxmxP
Çin, saatte 1.000 km'nin üzerinde hız yapabilen vakumlu yüksek hızlı treni test ediyor.
Bu ultra hızlı vakumlu tüp manyetik levitasyon sistemi, Şanghay ile Hangzhou arasındaki (mesafe: 200 km) seyahat süresini sadece 9 dakikaya indirebilir.
❗ INTÉRESSANT !
Traduction :👇
Cette ferme de poulets vient de faire le tour d'Internet.
Alors que les poulets ordinaires voyagent dans de petites boîtes poussiéreuses, ces types ont construit une maison mobile alimentée à l'énergie solaire pour eux.
Le plus fou, c'est qu'il n'y a pas de plancher du tout. Les poulets se tiennent sur l'herbe fraîche comme s'ils étaient dehors dans un buffet 5 étoiles.
Chaque matin, tout le poulailler se déplace vers un nouveau terrain.. De nouveaux insectes, de nouvelles herbes, zéro odeur, zéro désordre. Et vous ne le croirez pas... tout le système fonctionne avec la lumière du soleil. Même la vitesse à laquelle les poulets grandissent.
Pas de produits chimiques, pas de cages sales.
Juste une agriculture pure et géniale.
C'est le genre d'idée qui mérite de devenir virale.
Kuş sesleri, yüksek frekanslı yapılarıyla insan beyninde rahatlama ve güven hissi oluşturuyor; bu da stresin azalmasına ve zihinsel yorgunluğun hafiflemesine katkı sağlıyor.
Doğanın sesi bazen en güçlü sakinleştiricidir.
Güneş öcü değil, endorfin fabrikası
Güneşlenmenin faydalarından biri de deride β-endorfin sentezini teşvik etmesidir.
Endorfinin beyinde ödül ve bağımlılık yolaklarını tetikler ve insanlar bu sayede güneşlenme bağımlısı olurlar.
β-endorfin ağrı eşiğini yükseltmesi yanında stres ve kaygıyı azaltır, mutluluk verir, anksiyeteyi hafifletir, ant-enflamatuar tesiri vardır, kalbi ve bağışıklığı destekler.
150 yıldır size petrol hakkında yalan söylüyorlar. 🛢️
Petrol nadir değildir. Ölü dinozorlardan oluşmaz. Sudan sonra Dünya’daki en yaygın ikinci sıvıdır ve kelimenin tam anlamıyla dünyanın can damarıdır.
“Fosil yakıt” denilen şeyin tamamı, 1800’lerin sonlarında Rockefeller ailesi ve Smithsonian tarafından yapay bir kıtlık oluşturmak ve fiyatları uçurmak için uydurulmuş bir aldatmacadır. Petrolün yakında tükenecek sınırlı bir “dinozorlardan oluşma” olduğuna inanmanız için size bu biyolojik yalanı anlattılar. Tamamen uydurma.
Petrol abiyotiktir. Yani Dünya’nın derin mantosunda, aşırı basınç ve yüksek sıcaklık altında oluşan sıvı bir mineraldir. Tektonik plakaların doğal yağlayıcısıdır ve gezegenin dev mekanizmasının sorunsuz çalışmasını sağlayan bir tür “yağ”dır.
Bu yüzden 1970’lerde kuruyan kuyular bugün yeniden dolmaktadır. Dünya, aşağıdan sürekli yeni petrol üretmekte ve kendini yenilemektedir. Petrol tükenmez. Biz aslında gezegenin motorundaki yağı çekiyoruz ve bu yüzden sistem sarsılmaya başlıyor.
Daha fazla deprem. Gıcırdayan fay hatları. Sürtünen levhalar. Tesadüf mü? Hayır. Yerkabuğunun düzgün kaymasını sağlayan petrolü çekiyoruz ve sistem adeta kilitleniyor.
Sözde “fosil teorisi”, insanlık tarihinin en büyük ekonomik kandırmacasıdır. Gerçek ham petrolde neredeyse hiç biyolojik iz yoktur. Azot yok, fosfor yok; yani ölü organizmalardan gelseydi hiçbir şey bulunamazdı. Saf polimerik hidrokarbonlardan oluşur; Dünya’nın oluşumundan kalan bir maddedir.
Thomas Gold dünyayı uyarmaya çalıştı. Metan ve petrol gibi hidrokarbonların eski bataklıklardan değil, derin mantodan yükseldiğini kanıtladı. Ancak gerçek ortaya çıkarsa kurdukları düzen çökeceği için itibarı yok edildi.
İnsanlar petrolün aslında gezegen için musluk suyu gibi, alttan sürekli üretilen bir kaynak olduğunu bilseydi; savaşlar, yaptırımlar ve fiyat manipülasyonları üzerine kurulu tüm sömürü düzeni bir gecede çökerdi.
Onlar, Dünya’nın kendi petrolünü ürettiğini bilmenizi istemiyor.
Sizi korkmuş, bağımlı ve fahiş fiyatlar ödeyen insanlar olarak tutmak istiyorlar.
Uyanın. Dinozorların bununla hiçbir ilgisi yok. Bu, bize satılan en büyük yalanlardan biri!
Stern Drew
Right in the middle of a rainy moment, a tiny bird becomes the star of something truly magical—a perfect water droplet lands on its head, forming a crown-like splash that feels almost unreal. The timing is flawless, capturing a split second where nature turns playful.
Dünyadaki Ülkelerin Genel Özelliği:
1. 🇮🇳 En büyük nüfus → Hindistan
2. 🇷🇺 En büyük kara alanı → Rusya
3. 🇨🇭 Büyük savaşlarda tarafsız → İsviçre
4. 🇮🇸 Ordusu yok → İzlanda
5. 🇸🇦 Kalıcı nehir yok → Suudi Arabistan
6. 🇧🇹 Demiryolu ağı yok → Bhutan
7. 🇳🇷 Resmi başkent yok → Nauru
8. 🇸🇪 COVID-19 sırasında nadiren okulları kapattı → İsveç
9. 🇬🇧 Hiç cumhurbaşkanı olmadı → Birleşik Krallık
10. 🇳🇿 Yerli yılan yok → Yeni Zelanda
11. 🇵🇭 Boşanma genellikle izin verilmiyor → Filipinler
12. 🇲🇻 Dağ yok → Maldivler
13. 🇻🇦 Kalıcı hapishane yok → Vatikan Şehri
14. 🇨🇷 Daimi ordu yok → Kosta Rika
15. 🇳🇱 Düşük suç oranı nedeniyle hapishaneleri kapattı → Hollanda
16. 🇬🇧 Tek bir yazılı anayasa yok → Birleşik Krallık
17. 🇯🇵 Hiç resmen sömürgeleştirilmedi → Japonya
18. 🇯🇵 Güneşin Doğduğu Ülke → Japonya
19. 🇳🇴 Geceyarısı Güneşi Ülkesi → Norveç
20. 🇧🇹 Gök Gürültüsü Ejderhası Ülkesi → Bhutan
21. 🇫🇮 Bin Göller Ülkesi → Finlandiya
22. 🇹🇭 Beyaz Fil Ülkesi → Tayland
23. 🇲🇲 Altın Pagodalar Ülkesi → Myanmar
24. 🇨🇦 Akçaağaç Yaprağı Ülkesi → Kanada
25. 🇦🇺 Kanguru Ülkesi → Avustralya
26. 🇮🇸 Ateş ve Buz Ülkesi → İzlanda
27. 🇰🇷 Sabah Sükuneti Ülkesi → Güney Kore
28. 🇳🇿 Uzun Beyaz Bulut Ülkesi → Yeni Zelanda
29. 🇲🇳 Mavi Gökyüzü Ülkesi → Moğolistan
30. 🇱🇰 Hint Okyanusu'nun İncisi → Sri Lanka
31. 🇪🇬 Nil'in Hediyesi → Mısır
32. 🇸🇪 En fazla ada → İsveç
33. 🇨🇦 En uzun kıyı şeridi → Kanada
34. 🇻🇦 En küçük nüfus → Vatikan Şehri
Not: Bazı gerçekler tanımlara ve kaynaklara göre hafifçe değişebilir.
Tüm ülkeler çatıdaki yağmur suyunu tahliye etmek için boru kullanırken, Japonlar zincir kullanmaktadır. Yağmur Zincirleri Plastik boruların aksine yaprak birikerek ya da buz tutarak tıkanmıyor. Ayrıca inanılmaz tasarımlarıyla estetik görünümü büyüleyici!
La «timidez de las copas» es un fenómeno por el cual las ramas superiores de los árboles vecinos evitan tocarse para protegerse, dejando huecos visibles entre sus copas que parecen encajar como las piezas de un rompecabezas
Hiçbir dünya haritası doğru değildir.
Biri yönü korur, alanı bozar.
Biri alanı korur, şekli bozar.
Biri her şeyi biraz bozar.
Ama bize yıllarca sadece birini gösterdiler.
Ve biz de dünyayı öyle sandık.
4.cü katmanda Türklere ait kalıntılar çıkınca apar topar kazılara son verip kalıntıların üstünü kapattırdılar, nakit desteğini kestiler! Dünya'nın en eski uygarlığı 'Türk Uygarlığı'dır bu topraklar Türklere aittir.
Göbeklitepe Şaman/Kam Tapınağı İllüstratör simülasyonu dünyaya sunuldu.
Ön Türk Akademisi'ne katılın, çalıştaylarıyla çeliklenin.