Duvarların içinde sıkışıp kalmışlık hissi. Nereye dönsen bi tanıdık, sürekli sorgulayan insanlar. Yaşamdan beklentilerin, potansiyelin ile uyumsuz bi çevre-şehir. Bazen insan boğulduğunu hissediyor.
İkinci diyeceğim şey; bu dünyaya yatırım yapana yuh olsun. Bu dünyanın üzerine planlar kurana yazıklar olsun. Emeli, arzusu bu dünya olana yüz kere yuh olsun. Akıllı insan bu dünyaya abanmaz. Hep dert tasa olan, lezzetinde bile acılık olan şu dünyaya bel bağlayana yazıklar olsun
ing kitap okurken beynim anliyor ama ceviremiyor bu normal mi? Yani arada bilmediğim kelimeler çıkıyor ama metni anlıyorum fakat birebirde anlamıyorum mesela sadece sonunda anlamis oluyorum.
Narsist kelimesinin nergisten geldiğini okuduğumdan beri tek sevmediğim çiçek olabilir. Yanında bulunan tüm çiçekleri solduruyormuş, bakmayın kokusuna bencil ve acımasız bir çiçek.
Sabah çayıyla radyoda "gönlüm dağlarda" çalana dek okudum. "Kendimi ararsam belki bulurum" demiştim ama taş duvarların sıktığını ve gönlümün dağlarda yaylalarda olduğunu farkederek kapadım kitabı. Buna -hayatı kitabın ortasından yaşamak- diyoruz değil mi?
demiri düşük, ferritini düşük, b12’si düşük, d vitamini yerlerde gezen hanımefendilerin sinirini ve gerginliğini gerçek anlamda normal karşılamak gerekiyor, bir anda canlı bombaya dönüşebilirler
Doğrusu, kadın olmak zor iş;
bir hanımefendi gibi davranman, bir erkek gibi çalışman, genç bir kız gibi görünmen ve olgun bir kadın gibi düşünmen bekleniyor.
İnsan istediği, arzuladığı şeylerle imtihan olur. Gözün ile bakmadığın, gönlün ile istemediğin şeyle niye imtihan edilesin. Tüccar parayla, siyasetçi koltukla imtihan edilir. Çok mu evlenmek istiyorsun? Eşinle imtihana hazır ol. Çocuk için yanıp tutuşuyor musun? İmtihanını seçtin
Çocukların hafız mı olsun istiyorsun? İste. Ama bununla beraber imtihanını da istediğini unutma. Çocuklarının hafız olmasını istediğin yerde arabanın lastiği ile imtihanın olmaz. Zengin olmak mı istiyorsun? Haram para avucuna kadar gelecek. Melekler de seni o zaman görecek.
Aişe’yi seviyorsan ona iftira atılacak. İsmail’i seviyorsan boğazına bıçağı dayamak zorunda kalacaksın. Yusuf’u seviyorsan kuyuya atılmasına şahit olacaksın. Ne sevmekten ne imtihandan vazgeçmeyeceğiz. Sevdiklerimizle imtihanı nasıl kazanacağız ona bakalım. Yoksa sevgisiz olmaz.
Eski Twitter timeline'ını özlemek... Algoritmanın seni manipüle etmediği, herkesin kronolojik sırayla saçmaladığı, Mavi Tik'in para ile satılmadığı ve ana sayfanın nefret söylemiyle değil mizahla aktığı o altın çağ. Sosyal medyanın son gerçek mahalle ortamıydı.