Bir şirket kurduysanız mutlaka ticaret Odası’na kayıt yapmaya ve aidat ödemeye mecbursunuz!
Ticaret odası bunun karşılığında ne veriyor?
Hiç!
Oradan alınan tüm evrakları e-Devletten temin edilebilir!
Deli dumrul odaları kapatılmalıdır!
Milletin lehine işler yapın!
@RTErdogan
Kelebek Mobilya bayileri kapanıyor, bayi sahipleri paraları alıp kaçıyor...
Kelebek Mobilya’ya 78.000 TL ödendi, 124 gündür ürün yok: Bayinin yetkilerinin satıştan önce kaldırıldığı ortaya çıktı, genel merkez ise “Bayi bize para aktarmadı” dedi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“24 Nisan’da İstanbul Modoko Kelebek Mobilya bayisinden Hardy seri yemek masası, TV sehpası ve orta sehpa satın aldık. Sözleşme numaramız 24422.
Toplam 78.000 TL ödedik; 28.000 TL’sini havale, 50.000 TL’sini elden verdik. Dekont ve sözleşme elimizde mevcut.
Sözleşmede teslim süresi 45 gün olarak belirtilmişti ancak bugün 124. gün ve ürünlerimiz hâlâ teslim edilmedi.
Daha sonra Kelebek Genel Merkezi’nin bu bayinin yetkilerini 3 Nisan’da kaldırdığını öğrendik. Buna rağmen 24 Nisan’da bize satış yapıldı.
2-3 hafta önce mağazaya gittiğimizde bütün Kelebek tabelalarının söküldüğünü gördük. Telefonlara zaten ulaşamıyorduk. Bayi müdürü de bizi genel merkeze yönlendirdi.
Kelebek Genel Merkezi’yle görüştüğümüzde siparişimizin sistemde göründüğünü ancak ‘Bayi bize para aktarmadı, bizim sorumluluğumuz yok.’ denildiğini belirtiyoruz.
Şu anda ne 78.000 TL ödediğimiz ürünler teslim ediliyor ne de paramız iade ediliyor.
Kelebek Mobilya’dan, sipariş sistemlerinde görünen ürünlerimizin derhal teslim edilmesini; bunun mümkün olmaması hâlinde ödediğimiz 78.000 TL’nin eksiksiz şekilde tarafımıza iade edilmesini ve bayinin yetkileri kaldırıldıktan sonra nasıl satış yapılabildiğinin açıklanmasını talep ediyoruz.”
@Sfrdan1e Sonrada tapuya gidip tapuyu üzerinize alıyorsunuz.Benimki küçük bir ilçe olduğundan 1 günde bitti ama biraz stresli oldu.Büyük şehirlerde 1 gün yetmeyebilir.3 yıl önce böyleydi
@Sfrdan1e Bende 1 tane aldım.İhale bitene kadar herşey süper.Ama bitince arsayı nereden aldıysanız oranın adliyesine gidip harç belgerini alıyorsunuz.Sonra mal müdürlüğüne gidip harçları ödüyorsunuz.
@Karavandaborsa Ceza beyan verilmediği için kesilir.Beyan verseydi hersene sadece vergisini öderdi.Bazı belediyeler bunu takip etmiyor.Ama bizim belediye açılış yaptık bir hafta sonra geldiler,o 1.600 cezayı bizde ödedik.
Mahkemelerde yerleşmiş bir uygulama var. Duruşmada dosyanın bilirkişiye verilmesine ilişkin ara karar kuruluyor ve bilirkişi ücretinin karşılanması amacıyla taraflara iki haftalık kesin süre veriliyor. Üstelik bu masraflar vatandaş açısından azımsanacak tutarlar da değil. Siz de el mecbur bu süreye riayet edip ücreti yatırıyorsunuz ve başlıyorsunuz beklemeye.
Tarafların gerekli masrafı yatırmasının üzerinden 1 ay geçiyor ve dosya hala bilirkişiye teslim edilmemiş oluyor. Öyle bir noktaya geliniyor ki, bir sonraki duruşma günü geliyor ve mahkeme, bir önceki celsede verilen ara karar uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesi yönünde yeniden ara karar kuruyor. Nedenini sorduğumda ise "Sürekli çalışılan bilirki��inin kotası dolduğu için dosya bilirkişiye verilemedi." cevabı veriliyor. "Başka bir bilirkişiyle neden çalışılmıyor?" diye sorduğumda ise "Hakimimiz bu bilirkişiden başka bir bilirkişiyle çalışmıyor." deniliyor.
Son dönemde gözlemlediğim bir başka sorun da şu: dosyada keşif yapılıyor ve dosya fiziken bilirkişiye teslim ediliyor. Aradan 60-90 gün geçmesine rağmen rapor mahkemeye sunulmuyor. Sebebini sorduğumda bilirkişinin kotasının dolduğu, bu nedenle dosyanın UYAP üzerinden bilirkişiye atanamadığı, bilirkişinin raporu aslında hazırladığı ancak sistem üzerinden atama yapılmadığı için raporu yükleyemediği, fiziken gelip teslim etmeye de zamanı olmadığı söyleniyor.
Sonuç olarak, bu ve benzeri nedenlerle "hakimin gözdesi olan bilirkişinin uygunluğu beklenirken" bir dosyada bilirkişi raporunun alınması 7-8 ayı buluyor. Bu soruna artık kalıcı ve etkili bir çözüm bulunsun lütfen. @bilirkisilikdb @adalet_bakanlik
ÇAYKUR, kuru çay fiyatına bugünden geçerli olmak üzere yüzde 15 zam yapmış.
Oysa kuru çaya 8 Nisan’da yüzde 10, 22 Mayıs’ta yüzde 25 zam yapılmıştı.
Son 3.5 ayda kuru çaya yapılan zam, toplamda yüzde 45.5’i bulmuş.
Enflasyonun yüzde 32 olduğunu dikkate alırsak çay zammını nasıl açıklamak gerekir, izaha muhtaç.
San��yorum, alım fiyatının yüksekliği zam olarak geri döndü.
Malum, buğday ve arpa için alım fiyatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 20 oranında artarken, kuru çay alımında artış oranı yüzde 40’a ulaşmıştı.
Buğday/arpa üreticisi kendi fiyatlarının düşüklüğünden ziyade bu fahiş farka daha çok tepki göstermişti.
Yanlış işler.
Sormak lazım:
Devlet bunu yaparsa özel sektöre söyleyecek sözü olur mu?
Enflasyon hedefi nasıl tutturulur?
Adamlar plajı halka açmışlar. Plajın hemen yanındaki otellere şezlong attırmamışlar. Plaj Bedava.
Bu da yetmezmiş gibi köpeklerin plaja girmesini yasaklamışlar.
Bu İngilizlerde hiç ticari akıl, zerre kadar hayvanseverlik yok.
Bizde bunu yapmaya kalksan, önce vatandaşın hakkını ve sağlığını korumakla yükümlü olan belediyeler ayaklanır. Biz kanun felan tanımayız diye meydan okurlar.
3 harfli marketlerde yerel marka yarım litre pet şişe suyun fiyatı 4 ay önce 3.75 liraydı. Önce 5.25 oldu şimdi de depozito kampanyası ayağına 7.25 lira olmuş. 4 ayda yüzde 90’ın üzerinde zam nasıl yapılabilir? Sizin yapacağınız geri dönüşümün de, ekonomi denetlemesinin de…
İZMIR BOZYAKA’DA BIR VATANDAŞIMIZ BIM, ŞOK VE 101 MAĞAZALARINDA AYNI GÜN SU FIYATLARINI 5.25’TEN 7.25’E ÇIKTIĞINI, ÜÇÜNÜN DE BIRLIKTE HAREKET ETTIĞINI ALDIĞI FIŞLERLE ISPAT ETTI…
VATANDAŞ FERYAT EDIYOR… ENFLASYONUN NEDENI BU DIYOR… VATANDAŞ %100 HAKLI…
ÖZEL DÜZENLEMELER YAPILMAZSA, BU ANLAŞMALI SOYGUNLARIN SONU GELMEZ .
HÜKÜMET MEMURA, EMEKLIYE ZAM YAPACAK ÜÇ HARFLILER SUYA %38 ZAM YAPIP DAHA ZAM YAPILMADAN GELECEK PARAYI CEPLERINE INDIRIYORLAR… BÖYLE VICDANSIZLIK OLMAZ…
TÜRKIYE’YE SOYANLARA KARŞI ÇOK AĞIR CEZAI TEDBIRLER ALINMASI ŞART…
DUYARLI VATANDAŞIMIZA TEŞEKKÜR EDIYORUM…
İstanbul'da bir kadın sürücü!
Kadın!
Kullandığı araçla 'ters yönde' seyrediyor. Hal böyle olunca trafiğin de altını üstüne getiriyor. Ters yön tabelası da gözünün önünde öylece duruyor. Görüyor yani! Bir başka sürücü kadını uyarıyor. 'Ters yöndesiniz, bakın tabelada orada' diyor.
Kadının cevabı:
'G. tüne sok o tabelayı'!
Pişkin, küstah, terbiyesiz, bencil...
Ağzı bozuk ve de ahlaksız!
Çileden çıkmamak mümkün değil.
İşin vahim olan yanı, her yerdeler! Sayıları her geçen gün artıyor. Küfürsüz konuşan neredeyse kalmadı. Genci yaşlısı, kadını erkeği fark etmiyor. Yüklemi küfür olmayan cümle yok neredeyse! Yanında yamacında kadın varmış, çocuk varmış umurunda değil.
Sahne soytarıları var bir de. Küfretmeden güldüremiyor. Sosyal medya da bu rezilliğin menbaa.
Ben sahne soytarısı diyeyim, onlar kendilerine 'stund-ap'çı desinler. Daha havalı çünkü. Küfredip, bel altı muhabbet çevirip para kazanıyorlar. Müthiş iş. Salonlar tıka basa doluyor.
Saygınlık para etmiyor. Nezaket, edep sırra kadem basmış. Anasıyla da babasıyla da öğretmeniyle de kız arkadaşıyla da öyle konuşuyor. Kızlar da erkek arkadaşlarıyla.
Bu sahne soytarıları bir anda şöhret olmanın da yolunu bulmuşlar. Ülkenin cumhurbaşkanına yani Erdoğan'a saydırıyorlar birkaç saat içinde ünleri tüm ülkeye yayılıyor. Derken haklarında hakaretten dava açılıyor. Tam istedikleri gibi. Sadece hayran kitlesi edinmiyorlar bir de arkalarına kerli ferli adamların desteğini alıyorlar.
'Bu ülkede özgürlük yok'!
'Erdoğan'ı eleştirmek suç'!
Yeni türedi bir çocuk var, görmüşsünüzdür. Küfrediyor, kutsallara hakaret ediyor. Ve nihayetinde gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alıyor. Öyle ya şöhretin kapısını aralamanın en kestirme yolu.
Soytarı Kur'an-ı Kerim'e hakaret ediyor.
Şimdi tüm bunlar olurken birileri de çıkıp 'mizah bu mizah' diye dümenden 'özgürlük' edebiyatı yapıyor. Ama aynı tayfa 'kendi kutsalarına' hakaret edildiğinde yıkıyor ortalığı. Ben de diyorum ki! Cezasız olmayacak bu iş! Küfredenin, hakaret edenin ağzının tadını bozmak gerekir. Hakkıyla ceza getireceksin bu işlere!
Bir paylaşım yapıyorsun, altına doluşup en ağır küfürleri sıralıyorlar. Mahkemeye gidiyorsun 'sen ünlüsün katlanacaksın' diyor hâkim. Şaka gibi!
Hasılı durum vahim.
Dil ölürse her şey ölür.
Reklam müziği yaptıracak başka adam bulamadınız mı @ziraatbankasi !!!
Mustafa Sandal, 2024'te Meclis'e sunulan 100 bin TL üzeri kredi kartlarından 750 TL Savunma Sanayii Katkı Payı alınması fikrine limitini 99 bin TL'ye düşürerek karşı çıkmıştı!
YAZIK !
Ziraat Bankası muhalif kimliği ve sosyal medya trollüğü ile bilinen Mustafa Sandal ile reklam çalışması yapmış, savunma sanayine para gitmesin diye limitini düşüren adama ne kadar ödeme yaptınız?
🔴 Cihat Yaycı :
⁉️BİZ HANGİ DEVLETTE YAŞIYORUZ? NELER OLUYOR? 👇
27-28 Haziran’da Diyarbakır’da, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin de katılımıyla, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve siyasi yapıların iştirak ettiği Kürt Dil Konferansı düzenlendi. Basına yansıyan sonuç bildirgesinde dikkat çeken kararlar arasında şunlar yer aldı:
▪️ 15 Mayıs’ın “Kürt Dili Bayramı Haftası” olarak festival şeklinde kutlanması ve iki yılda bir Kürt Dil Konferansı düzenlenmesi,
▪️ “Kürt Dili Kurumları Konfederasyonu/Komünü” adı altında ortak bir yapılanma kurulması,
▪️ Kurum içi yazışmalarda Kürtçenin esas dil, Türkçenin ise çeviri dil olarak kullanılması,
▪️ Resmî internet siteleri, sosyal medya hesapları ve basın açıklamalarında Kürtçenin birinci dil hâline getirilmesi,
▪️ Çevrim içi Kürtçe okulunun kurulması,
▪️ Kurum, kuruluş, sokak, cadde ve park isimlerinin Kürtçeleştirilmesi,
▪️ Yerel yönetimlerde “Kürt Dilini Geliştirme ve Koruma Daire Başkanlıkları” ile yeni müdürlük ve birimlerin oluşturulması,
▪️ Kreşlerden anaokullarına kadar Kürtçe eğitim ve faaliyetlerin yaygınlaştırılması,
▪️ Kürtçe yayın yapacak televizyon kanalları ile yeni akademik ve kurumsal yapıların kurulması yönünde kararlar alınmıştır. (Politika Haber)
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dili Türkçedir. Devletin ve kamu kurumlarının işleyişine ilişkin kurallar Anayasa ve ilgili mevzuatla belirlenmiştir. Bu nedenle, kamu kurumlarında uygulanması öngörülen bu tür kararların hukuki boyutunun yetkili makamlar tarafından değerlendirilmesi ve gerekli görülmesi hâlinde ilgili mevzuat çerçevesinde işlem yapılması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
BUNLARA İLİŞKİN GEREKLİ HUKUKİ DEĞERLENDİRMEYİ VE İŞLEMLERİ YAPMAYANLAR DA TARİH VE MİLLET VİCDANI ÖNÜNDE SORUMLULUK TAŞIR.
Cihat Yaycı :
⁉️ Bu terörist için “Ölüm döşeğinde”, “artık son günlerini yaşıyor”, “çok hasta” dediler…
DEM Parti eş genel başkanları, Çetin Arkaş’ın cezaevinde tutulmasının “vicdansızlık”, “hukuksuzluk” ve “insanlık onuruna saldırı” olduğunu ileri sürerek tahliye edilmesini istediler.
Sonuçta tahliye edildi.
Şimdi ise “ölüm döşeğinde” olduğu söylenen terörist, meydan meydan dolaşıp nutuk atıyor.
Üstelik pişman olduğunu söylemek bir yana, “Biz pişman değiliz.” diyerek işlediği terör suçlarını savunmaya devam ediyor.
Millet adına soruyorum:
Hani ölüm döşeğindeydi?
Hani son günlerini yaşıyordu?
Hani tahliye edilmezse yaşayamayacaktı?
Kamuoyu mu yanıltıldı?
⁉️ Yoksa “hasta mahpus” söylemi, terör suçlusunu tahliye ettirebilmek için yürütülen bir algı operasyonu muydu?
Şehitlerimizin aziz hatırası ve milletimizin vicdanı adına bu soruların cevabı verilmek zorundadır.