Kimse kızmasın, darılmasın ama CHP’nin içindeki o malum kitle müthiş bağnaz ve faşist bir zihniyete teslim olmuş durumda.
AKP seçmeninin bile gerisindeler!
Alın size yeni bir linç malzemesi.
Bir adamın kişisel hırsı yüzünden koca ülkeyi, ana muhalefeti uçuruma sürükleyemezsiniz.
Masal aleminde yaşamayı bırakın.
CHP belediyelerinde yapılan hırsızlıkları, ahlaksızlıkları temizlemeden, sağlam bir strateji kurmadan 24 yıllık iktidarı sandıkta falan deviremezsiniz.
Yanlışım varsa yetkili olan parti yönetici, buyursun çıksın yayına konuşsun!
https://t.co/7mtYMsjNTX
#CHP #Siyaset #Gündem #ÖzgürÖzel #İmamoğlu
@ismetguneshan17 Bir paylaştığın fotolara bakıyorum bir de profil fotona... Derdinin ne olduğunu çok iyi anlıyorum.
Ne vatan ne de vatandaş umurunda değil aslında. Sadece kendine yatırım yapıyorsun.
Ben Ekrem İmamoğlu'nun veya Özgür Özel'in düşmanı falan değilim. CHP'li değilim, üyesi de değilim. Kimseye yakın veya uzak değilim aklı hür vicdanı hür olmaya çalışıyorum.
E. İmamoğlu tutuklandığında Balat'ta yaptığım tefsir tersini 'bugün ders Saraçhane'de' diyerek iptal ederek desteğe gelmiştim.
Kaç kez oy da verdim onu sorgulamaya hakkım var hatta en çok ben sorulamalıyım diye düşünürüm.
Benim kimsenin şahsıyla bir işim olmadı olmaz. Rüşvet konusunda aşırı duyarlıyım. Hatta rüşveti butlandan daha önemli görürüm.
Buna gocunmanın bozulmanın gereği yok. Yıllarca muhafazakârların bize yaptığını şimdi de kimi sekülerler yapmasın.
Şöyle deyin geçin birader; "Belliki bu adam rüşvet, para, mal, mülk konularında aşırı duyarlı ve tetikleniyor. Her şeyden önce bunları ciddiye alıyor, asla örtbas etmiyor, kimseden çekinmiyor babası olsa silip atacak durumda. Bu adam 24 yıldır böyleydi şimdi de öyle..."
Siyasi tarihimizde liderler, yalnızca yaptıklarıyla değil, toplumun zihninde bıraktıkları izlerle de anılmış; bu da onlara çeşitli adlandırmalar kazandırmıştır.
İsmet İnönü, İnönü zaferleri, Lozan Antlaşması’ndaki ve cumhuriyetin kuruluşundaki rolü nedeniyle CHP Kurultayı tarafından “Millî Şef” unvanı verilmiştir.
Adnan Menderes, çok partili hayata geçişteki rolü nedeniyle “Milletin Adamı” olarak görülmüştür.
Süleyman Demirel, DSİ Genel Müdürlüğü dönemindeki baraj projeleri nedeniyle önce “Barajlar Kralı”, siyasi üslubuyla da “Baba” lakabını almıştır.
Bülent Ecevit, demokratik sol anlayış çerçevesindeki fikri ve siyasi atılımı sonrasında “Halkçı Ecevit”, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ise “Kıbrıs Fatihi” olarak anılmıştır.
Necmettin Erbakan, profesör kimliğinden doğan, Erbakan’ın siyasi tarzıyla birleşerek ona özgü bir anlam kazandığı “Hoca” olarak anılmıştır.
Alparslan Türkeş, Türkçülük vurgusuyla “Başbuğ” unvanıyla özdeşleşmiştir.
Turgut Özal, ekonomi reformları, altyapı projeleri ve teknoloji açılımlarıyla “yenilikçi” bir lider olarak anılmıştır.
Recep Tayyip Erdoğan, siyasi öngörüleri ve liderlik tarzıyla “Reis” olarak anılmaktadır.
Kemal Kılıçdaroğlu ise mütevazılığı, dürüstlüğü ve uzlaşmacı tavrıyla “Gandi Kemal” lakabıyla anılmıştır.
Bu tablo, siyasette yalnızca makamların değil, toplumun hafızasında yer eden kişisel özelliklerin ve bırakılan izlerin belirleyici olduğunu gösterir.
Kalıcı olan, güçten çok hatırlanan değerlerdir.
@burcukoksal03@larayimm Asıl aldatan @serakadigil 'in kendisi. Benim CHP'ye verdiğim oyla vekil oldu. Ama bana sormadan başka partiye geçti. Yani ona oy veren seçmene ihanet etti, aldattı.
Yılmaz Özdil haklı…
Hafta sonu İzmir’deydim.
CHP’li mevcut 15 belediye başkanının Kılıçdaroğlu’na düzenli olarak selam yolladığını öğrendim.
Şaşırdım mı?
Tabii ki hayır…
Başkanlar, sosyal medyadaki trollerin gazına gelmiyor. Önceki genel başkanlarına saygılı davranıyor.
Pazar günü konuştuğum CHP’li bir ilçe belediye başkanı “Abi biz bıktık bu gerilimden. Parti içinde huzur istiyoruz. Troll saldırısından çekindiğimiz için sessiz kalıyoruz. Kemal Bey de Özgür başkan da bizim için aynı değerde” dedi.
Partiyi troll kültürü zehirliyor.
Şerefsiz troller CHP’yi parçalamaya çalışıyor.
Bu troll kültürünü CHP’ye sokanlara bin kez lanet olsun.
Sayın @kilicdarogluk dair;
Bugün önceki Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, inancına, ailesine, onuruna, mesleki birikimine, siyasi mücadelesine neredeyse hakaret etmeyen kalmadı.
13 yıl boyunca gönüllü olarak ve yürekten destekledim, eleştirdim ama asla hakaret etmedim.
Şuna çok şaşırıyorum, daha doğrusu insan nasıl bu kadar soysuzlaşır diye soruyorum.
Milletvekilliği, İş Bankası Yönetim Kurulu ve RTÜK üyeliği, Grup Başkanvekilliği vb. için evine gidip ağlayanlar, çoluk çocuğuyla gidip yalvaranlar, araya onlarca “hatırlı” insan koyanlar kısacası onurunu ve haysiyetini ayaklar altına alıp bir koltuk için yapmadığını bırakmayanlar bugün hep birlikte küfür ediyorlar.
Kemal bey sayesinde milletvekili, belediye başkanı ve aklınıza ne gelirse olanlar, şimdi bir başka Genel Başkanın gözüne girmek için her gün önceki Genel Başkana küfürde yarışıyorlar.
Sayın Özgür Özel, bütün bunlar yaşanırken tek bir açıklama yapmıyor, tek bir tweet atmıyor, sayın Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edip kendisini var eden Genel Başkanına destek vermiyor.
Daha dün partinin yolunu bilmeyenler türlü entrikalarla vekil olanlar bugün “devrim saflarından” @kilicdarogluk saldırıyor.
İnsan haysiyetini, şerefini ve onurunu kendisine değil bir başkasına ve onun verdiği koltuğa borçlu olursa sözünün hükmüde o kadar olur.
Dün Kemal bey için kılıç sallayanlar şimdi o kılıçla onu doğramaya çalışıyorlar. Boğazından bir tek haram lokma geçmemiş insana boğazına kadar harama batanlar saldıracaktır.
Ne diyordu İsmet Paşa; tarih kürsüsünden ibretle siz seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz…
Andımız’ı kaldıran AKP iktidarıdır. Buna karşı idari yargıda iptal davası açanlardan biri benim.
Mahkeme, ilkokul çağında çocuğum olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
O süreçte Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na dava açacağımı bizzat söyledim, destek verdi.
Gerçek ortadayken, sanki Andımız’ın kaldırılmasını desteklemiş gibi bir algı üretmek siyasi dürüstlükle bağdaşmaz.
Yalanla değil belgeyle konuşalım.
Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri, anlaşılan odur ki okur kitlesine meydan okuyor ve Ahlaksız Mine Kırıkkanat’a sahip çıkmaya devam ediyor!
Hadi bakalım, biz de bu densizliğin peşini bırakmayacağız!
Telefonumdaki @cumhuriyetgzt uygulamasını sildim. Düzelmediği sürece de bu gazeteyi satın almayacağım, dahası aldırmayacağım…
Her fırsatta fikrini beğenmediği herkese yargı ve yafta dağıtan birinin “kılıç artığı”tanımlamasının anlamını bilmediğine inanmamız bekleniyor.
Diyelim ki bilmiyor! “Alevi dostlardan” dilediği özürün sayın @kilicdarogluk’dan dilenmesi gerekirken nefretinin muhatabı olandan özür dilemeyerek sözünü yerli yerinde bırakmış oluyor. Ayrıca birini soyadıyla kelime oyunu yaparak aşağılamak da zannettiği gibi zekâ taklacıklarıyla yapılan ucuz laf ebeliği değil düpedüz ayrımcılıktır.
Kin ve nefretini yönelttiği farklı toplum kesimleri bu göstermelik özürlere kanmaz. Hepimiz hanımefendinin sıfatlarıyla tanışığız.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik kullandığı ifade nefretle yüklüdür. Bu çirkin dil, bir süredir sistematik şekilde körüklenen siyasi zehirlenmenin vahim bir tezahürüdür.
Her siyasetçi eleştirilebilir ve eleştirilmelidir. Fakat insanın kimliğine ve onuruna saldırmak en hafif tabiriyle densizliktir.
Uzun yıllar partimize liderlik eden Sayın Kılıçdaroğlu’nun toplumsal barış ve siyasi etik temelli müktesebatı, kendisini en sert şekilde eleştirenlerin dahi inkâr edemeyeceği bir hakikattir.
Bu ölçekte bir kurumsal emek ve siyasi birikim, ancak aynı düzeyde bir siyasi olgunlukla tartışılabilir.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ile;
Güdülenmiş olduğu açıkça anlaşılan ve utanıp sıkılmadan yalan söyleyebilen Buket Müftüoğlu denen müfteri hakkında derhal suç duyurusunda bulunacağız ve Yargı önünde kendisinden hesap soracağız.
@kilicdarogluk
@hepsiburada ısrarla ülkemin kurumlarından alışveriş yapmak istiyorum ama ısrarla beceriksizlik yapmaya devam ediyorsunuz. Bir kargo şubesine söz geciremiyorsunuz.
Galiba asla bir @amazon olamayacaksınız.