CHP’YE DAİR
CHP’nin en büyük sorunu yalnızca seçim kaybetmek değil; yıllardır aynı isimleri, aynı çevreleri ve aynı siyaset anlayışını yeniden üretmesidir.
19 yaşında üye olduğum partimde bugün 48 yaşındayım. Neredeyse 30 yıl geçti. Bu süre içerisinde ülke değişti, dünya değişti, seçmen deği��ti; ama dönüp parti vitrinine baktığımızda il başkanlıklarında, milletvekili listelerinde ve belediye başkanlığı adaylıklarında hâlâ aynı isimleri, aynı çevreleri görüyoruz.
Kürsülerde “gençlere yol açacağız, kadınları siyasete kazandıracağız” demek kolay. Asıl mesele o koltuklardan gerektiğinde kalkabilmek ve gerçekten arkadan gelenlere yer açabilmektir.
Gençleri sadece afiş asarken, salon doldururken, seçim döneminde sahada çalışırken hatırlayıp; adaylık ve makam zamanı geldiğinde yine aynı isimleri öne çıkarmak değişim değildir. Bu, değişim söylemi altında statükoyu korumaktır.
CHP topluma değişim vaat edecekse önce kendi içinde değişebilmelidir. Çünkü 30 yıldır aynı yöntemleri uygulayıp farklı bir sonuç beklemek siyaset değildir.
Bu parti kimsenin kişisel kariyer alanı, hiçbir makam da kimsenin ömür boyu tapulu malı değildir.
Yeni isimlere, yeni fikirlere ve aşağıdan gelen insanlara gerçek anlamda kapı açmak zorundayız. Mesele eskileri yok saymak değil; onların tecrübesini yeni kuşakların enerjisiyle buluşturmaktır.
CHP’nin ihtiyacı yeni sloganlar değil, yeni bir siyasal cesarettir.
Ve unutmayalım: Umut bazen insanın elinde kalan son şeydir; bazen de büyük bir değişimi başlatan ilk şeydir.
CHP yeniden umut olmak istiyorsa, önce değişime kendi kapısından başlamalıdır.
@t24comtr Çok rahat yalan söyleyen siyasilere, doğal olarak hiç inanmadım. G. Başkan seçildiği kurultayda, m. vekillerini ve b. başkanlarını ön seçimle seçeceğiz dedidigi halde kendisi seçen bir siyasiye inanacak kadar salak değilim.
AR DUYGUSU, NEREDESİN?
Zeynel Emre, insan biraz utanır, biraz vefa bilir.
CHP’nin iç meselesi sizi neden bu kadar ilgilendiriyor? Kendi partinizin siyasetiyle uğraşmak yerine bütün siyasi varlığınızı CHP üzerinden kurmaya çalışıyorsunuz.
Dün Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında siyaset yapanların, bugün rüzgâr başka taraftan esiyor diye en ağır sözleri söylemesi siyaset değil; vefasızlıktır, fırsatçılıktır.
Siz, dağı görünce tavşan, denizi görünce balık olan bir siyaset anlayışının temsilcisisiniz. Omurga rüzgâra göre yön değiştirmez. Ahlak, işine geldiğinde hatırlanacak bir süs değildir. Vefa da koltuk hesabına kurban edilecek kadar ucuz değildir.
Başkalarına “korsan”, “yağmacı”, “ahlaksız” diye parmak sallamadan önce insan dönüp kendi siyasi siciline ve dün söyledikleriyle bugün söylediklerine bakar.
Bir dönem daha milletvekili olmak uğruna dün yanında durduklarını bugün taşlamak marifet değildir. Koltuk kazanabilirsiniz ama böyle siyaset yaparak itibar kazanamazsınız.
CHP ganimet değil diyorsunuz; doğru.
Ama CHP sizin siyasi geçim kapınız da değil.
Biraz siyaset, biraz tutarlılık, biraz vefa…
Hepsinden önemlisi: Biraz utanma duygusu.
Halk TV yıllarca size gerçeği göstermedi; neyi gerçek sanmanız gerektiğini anlattı.
Şimdi patronu Cafer Mahiroğlu hakkında ihale suçlaması var; İBB iddianamesinde villasındaki kaçak yapıya işlem yapılmaması karşılığında Halk TV üzerinden İmamoğlu lehine yayın desteği sağladığı ileri sürülüyor.
Peki siz bunları neden bilmiyordunuz? Çünkü bunları sorgulayanlar susturuldu, gerçekleri söyleyenler linç edildi, soru soranlar yaftalandı. Aynı ekranlar size neyin haber, kimin kahraman, kimin düşman olduğunu anlattı. Belki de mesele sizin gerçeği görememeniz değildi; size gerçeğin tamamının gösterilmemesiydi.
Düne kadar yoldaştık sizlerle..Siyasetin medyayı, medyanın siyaseti beslediği bu düzene beraber isyan etmedik mi? Ne oldu size?
Sermayeye karşılar ama sermayenin desteklediği siyasetçinin peşindeler.
Lider kültüne karşılar ama liderin her sözünü savunuyorlar.
Kuyrukçuluğa karşılar ama kuyruğun en ön sırası için birbirleriyle yarışıyorlar.
Sonra da buna “sosyalist siyaset” diyorlar.
Marx görse Kapital’e ek bölüm yazardı:
Kuyruk Siyasetinin Ekonomi Politiği.
SIRA İSTANBUL'A GELİRSE KÜFÜRLERİNİZ ZARAR VERECEK!
Menderes'in tutuklu Belediye Başkanı'nı kim atadı?
Menderes Belediye Meclis Üyelerini kim atadı?
Söyleyeyim..
Uşak Belediye Başkanı'nın kankası.
Butlanı fırsat bilip kendisine emanet edilen partisini korumak, kollamak, parti içinde mücadele ermek yerine...
Garajına gitmekte olan Toma'ya atlayıp terk eden kim?
Onu da biliyorsunuz değil mi?
Peki ona..
Terket @herkesicinCHP'yi..
Partini kur, %40'la geliyorsun..
Kimseye ihtiyacın yok diyerek gazlayanlar kimlerdi?
Daha çok Kürtçülük yap, görmezden geliyoruz...
Atatürk mü?
Biraz bekleyebilir nasıl olsa DEM de bizle, diye yazıp çizip..
Biz "Bölünmeyin.
Emperyalistlerin oyununa gelmeyin" dedikçe akla hayale gelmeyecek küfürler ile saldırıya geçenler..
Saldırıya geçen terbiyesizleri ve onursuzları susturmayanlar kimlerdi?
Onlar da sizsiniz siz küfürbazlar!
Tertemiz Atatürkçüleri bile ambale ettiniz.
Şimdi yine peydahlanıp atadıkları onlarca belediyeyi AKP'ye hediye eden "hırsızlara değil, Nasreddin Hoca'ya" saldırıyorsunuz.
"Butlancı hain!"dediğiniz kişiden @yenipartiyiz'e kayıtsız şartsız destek istiyorsunuz.
Bunu yaparken de yine en aşağılık hakaret dilini kullanıyorsunuz.
Aslında..
Tüm öfkeyi CHP ve Kemal Bey'e yönlendirip..
AKP'ye çalışıyorsunuz.
Yanlış yaptınız.
Yanlış yapıyorsunuz.
Yakında İstanbul gündeme gelebilir.
Bakalım paramparça ettiğiniz kristal vazoyu toplayabilecek misiniz?
Kılıçdaroğlu’nun yıllardır bazı çevreleri rahatsız eden bir tarafı var:
Siyasetin kirine pasına bulaşmadan siyaset yapma iddiası.
Zoom bilmez, trol orduları kurmaz, sosyal medyada insanları linç ettirmek üzerine siyaset inşa etmez.
Gösterişli siyasi hayatlar kurmaz.
Halkın karşısına pahalı prodüksiyonlarla çıkmak yerine kendi mutfağında konuşur.
Sade konuşur.
Kibar konuşur.
Bağırmaz.
Tehdit etmez.
Korkutmaz.
Hedef göstermez.
“Ya bendensin ya düşmanımsın” anlayışıyla siyaset yapmaz.
Milleti birbirine düşürerek oy devşirmeye çalışmaz.
@BirGun_Gazetesi BirGün gazetesi siz de mi büyük sermayeye hizmet etmeye başladınız? Rüşvetçilere hizmet etmek için büyük müteahhitlere uşaklık yapıyorsunuz. Yazıklar olsun.
@bulentgrsy Erkmen'in yorumları çok doğru. Ayrıca "Yeni" yazısının altındaki çizginin bir "somurtma" ikonu olduğunu da belirtmek gerekir. Dolayısıyla bu yeni oluşuma "Yeni Somurtkanlar Partisi" de diyebiliriz.
@NaimBaburoglu Naim bey, niye isminizin başına Dr. ünvanı koymak ihtiyacı hissediyorsunuz? Sadece isminizi kullanırsanız kimsenin sizi ciddiye almayaçağından mı korkuyorsunuz?
@SuatToktas Suat bey, şu boğazdaki yalısından başlayarak şu Cafer'i bize bi'anlatsana!
Halk TV'yi vatan, millet, Sakarya uğruna mı satın almış, kendi çıkarları uğruna mı satın almış bi'bilelim 🤣
ARINMA…
Ne ilginçtir ki mutlulukla, alkışla karşılanması gereken bu kavrama şiddetle saldıran bir güruh var. En çok da gazeteci kılıklı Troller!…
“Arınma” sözünü dile getiren, olumlayan vatandaşların videosu nasıl olur da ANKA tarafından yayımlanırmış!…
Sakın ola ki arınma, yolsuzluk, ahlaksızlık kavramlarına değinmeyin; yolsuzluğa bulaşmış olsalar da o gruptan olanları eleştirmeyin yoksa trol ordusu sistemli olarak size de saldırabilir!…
Yolsuzluk karşısında 3 maymunu oynarsanız sizi kendilerinden sayarlar, sizi korurlar. Aksi halde düşman olursunuz!
İşte böyle bir sistem, böyle bir canavar yaratıldı, bir zamanlar bizden olanlar tarafından…
Tam da bu nedenlerle mücadeleye devam etmemiz, pes etmememiz gerekiyor.
Ne de olsa ahlaksızlıkların parçası olmadık, olmayacağız.
Kaldı ki; “Doğru Duvar Yıkılmaz”…
@bulentgrsy@cemseymen Bu vatandaşın tek derdi var; milletvekili veye belediye başkanı olmak. Onun için birilerine şirin gözükmek çabasında.
Dolayısıyla bu varlığı ciddiye almamak lazım.
@kemalciftci0608@cemseymen Bu varlığın derdi vekil olmak. Onun için birilerine şirin gözükmek çabasında.
Buraya not düşüyorum; bu vatandaş yapılacak ilk seçimlerde ya milletvekilliğine ya da belediye başkanlığına aday olacak.
Şovmen milletvekilleri!
Bazı siyasetçiler vardır; bulundukları makamın kendilerine karakter kazandırdığını zanneder. Oysa makam, karakter üretmez; sadece karakteri görünür hâle getirir!
Şovmen kılıklı bazı milletvekillerinin son dönemdeki siyasi performansı da tam olarak bunu gösteriyor.
Kendisini siyasetin vicdanı, aklı ve ölçüsü ilan eden; kerameti kendinden menkul bir özgüvenle herkese ayar vermeye çalışan bu üslup, ne yeni ne de etkileyici.
Siyasette en kolay iş, rüzgâr hangi yöne esiyorsa o tarafa dönüp dün söylenenleri unutturmaya çalışmaktır. En zor iş ise dün de doğru bildiği aynı yerde durabilmektir.
Toplumun hafızası zannedildi��i kadar kısa değildir! Dün kimin yanında durduğunuzu, kimi alkışladığınızı, hangi iklimde nasıl konuştuğunuzu insanlar unutmaz.
Sonradan yazılan kahramanlık senaryoları da geçmişi silmez!
Siyaset, yüksek perdeden konuşma sanatı değildir. Siyaset, gerektiğinde bedel ödeme işidir!..
Kerameti kendinden menkul siyasetçilerin en büyük problemi de budur: Aynaya baktıklarında devlet adamı, toplum ise sadece gürültü görür!
Zaman, gerçekliği olmayan yapay algıları ortadan kaldırdıkça; kimin gerçek devlet adamı, kimin gerçek yurtsever, kimin çıkarcı, kimin hırsız, kimin hain olduğunu açığa çıkarır elbet…