CHP Tüzüğü’nün 63/1. maddesi hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir: Milletvekillerini disipline sevk etme yetkisi YALNIZCA Parti Meclisi’ne (PM) aittir!
63/5'inci fıkrayı çarpıtarak attığı bu adım tamamen usulsüzdür ve kesinlikle DOĞRU DEĞİLDİR.
Tüzüğü yok sayarak PM’nin yetkisini gasp etmeye çalışan bu anlayış hukuken de siyaseten de yok hükmündedir!
KK'yı CHP Berlin Birliğinin 3 dönem başkanlığımdan ve daha önce Almanya Türk Toplumunun Genel Başkanlığımdan bu yana tanıyorum. Defalarca görüştüm. Berlin'de kendisine birçok program hazırlamış bir kişiyim. Ne yazık ki kendisini siyaseti bilmeyen, ufku dar, kinci ve kişisel hırsını aklının önüne geçiren bir kişi olarak tanıdım. Tüm bunlara rağmen yol arkadaşlarımla Berlin'de yapılan yoğun çalışmalar sonucu CB seçimlerinde neredeyse %50 oy aldık (CHP %30,2, Türkiye'den yüksek). Almanya'da RTE %67 oy aldı.
Bence artık karar verme zamanıdır. Bu hukuksuz kararlara karşı durma gerekli ve zorunludur. Ama artık partiyi AKCHP'ye dönüştürmeye çalışan bir kişinin yanında, önünde, arkasında durmak zuldür. Atılacak adım bellidir. Gereği zaman yitirilmeden yapılmalıdır.
Ak Parti tarafından “Butlan” atanan mazbatasızlar CHP’de Genel Başkanlık yapamazlar…
Erdoğan iktidarının devamı için görevlendirilen butlan yönetimi, 9 milletvekilimizi hukuksuz bir şekilde disipline sevk etmek istemektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin onurlu ve mücadeleci tarihinde, demokrasiye ve örgüt iradesine sahip çıkanlar gururla anılacaktır. İradeyi gasp edenler, korkuyla ve baskıyla yol yürüyenler ise utançla hatırlanacaktır.
Bizler, baba ocağını teslim almaya çalışanlara karşı örgütün sesini, üyelerimizin iradesini savunmaya devam edeceğiz. CHP, Saraydan icazet alan, Saraya payanda olanların değil; bedel ödeyerek mücadele edenlerin partisidir.
Milletvekillerimizi, millet seçti ancak millet görevden alır. Atanmışlar bu partide paralel CHP oluşturamazlar.
Bu darbe püskürtülecek ve CHP’yi atanmışlar değil seçilmişler yönetecektir.
74 il başkanımızın ortak açıklaması:
"Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu’dur.”
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
Kılıçdaroğlu'nun bugün CHP genel merkez bina önündeki konuşması -tek kelimeyle- ibretlik:
Öncelikle "tweet"inde, CHP genel merkez yöneticileri için, "topyekün halk ayaklanması yapanlar..." diyor.
Hiç kimse "halk ayaklanması çağrısı" yapmadı. Ama "CHP'nin butlana teslim olmayacağı, direnileceği" açıklaması yapıldı ki bu, bir hak ve aynı zamanda görevdir ("Halk ayaklanması.." sözü bana kötü bir yerlerden tanıdık geliyor; şimdilik ona girmiyorum).
CHP genel merkez önündeki konuşma çok vahim:
İktidara, AKP'ye, tek adam rejimine tek laf etmeyen -bilakis "Neo-Osmanlı coğrafyası" laflarıyla AKP'nin dış politika avukatlığını yaptı- Kemal bey, -kısa bir süre evvel lideri olduğu- CHP'yi hedef bellemiş durumda. İnanılmaz bir akıl tutulması ya da toptan "karşı safa geçme" hali.
Kemal bey, "CHP'yi arındıracak"mış.
Oysa bu ülkeyi bu hale getiren CHP değil ki, AKP.
Kamuyu yağmalayan, "128 milyar dolar"ı çalan, 5'li Çete'yi yaratan, memleket toprağını yabancı maden şirketlerine peşkeş çeken, her gün ortalama 6 (çocuk, yaşlı) işçiyi katleden AKP rejimidir. Arınacaksa -daha doğrusu yargılanacaksa- AKP'liler yargılanmalıdır.
AKP'den -kendi bakanlığına, hem de 'kovid dönemi'nde- kocasının şirketi üzerinden milyonlarca dolarlık dezenfektan satın alan bakanın yargılanmadığı bir ülkede CHP'liler neden yargılanıyor Kemal bey? Sadece muhalefete "çalışan" bir yargıya, kim/nasıl güvenebilir?
Kemal bey bu basit soruyu dahi vicdanına sormaktan aciz, Saray'a o derece teslim olmuş bir kişidir.
Halk TV'nin sahibi için, "yurda gelemeyen TV kanalları sahipleri var" diyor. Fakat Cafer Mahiroğlu'nun niçin, "memleketine gelemediğini" söylemiyor (Cafer hakkında, AİA adlı namlı işadamı/itirafçının iftiraları sonrası tutuklama kararları verildi. O yüzden gelemiyor).
Kemal bey, AİA'nın itiraflarını "hukuki" bulduğu gibi, soyut itirafçı beyanıyla herhangi bir bireyin tutuklanması kararını da böylece desteklemiş oluyor. Kaldı ki burada tutuklamayla karşılaşan kişi, Türkiye'nin en çok izlenen muhalif televizyon kanalının sahibi. Bir siyasi kararın söz konusu olduğu açık.
Kemal bey, bu sözleriyle Silivri'de şu an yargılanmakta olan tüm CHP'li belediye başkanlarını ve arkadaşlarını da suçlu ilan etmiş oluyor.
Tarih böyle bir şey yazmadı: CHP genel başkanlığı yapmış bir siyasetçi, iktidar partisinin emrine girmiş, 3 yıldan bu yana kendi partisine adeta savaş açmış halde. Ülke ne halde, gençler ülkeden neden kaçıyor, işsizler, emekliler ne halde; hiçbiri Kemal beyin umurunda değil; O varsa yoksa CHP 12. kattaki -kaybettiği- koltuğunu -Saray darbesiyle- geri alma peşinde. Ne utanç verici bir "dava".
Kemal bey, hiç mi utanmıyorsun? (Bak, oğlun bile yaptıklarını onaylamıyor).
Kendini, partini, ülkeni düşünmüyorsun anladık, bari evlatlarını düşün!
"Ayıptır, günahtır, yazıktır."
#CHP'de kendini ortaya atarak arabulucu ya da ne KK ne de ÖÖ'lu olmadığını anlatmak isteyenlere:
Mutlak butlan kararını ilkesel olarak reddetmeden, bu görevi kabul edenleri eleştirmeden suyu bulandırmalarına gerek yok. Önce net tavır, sonra herşeyi konuşalım.
Kayyum yönetimi kendince CHP'yi yeniden yapılandırma hedefindeymiş. Bu onların boyunu aşar. Tabanın ve halkın tavrı bence çok net. Bu böyle sürdüğü sürece kayyumlar particilik oynar. Bu da böyle biline derim.
@CAOIletisim1@eczozgurozel