***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
(ALINTÍ)
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
@arasyetis Kurallar açısından bakılacak olursa mesela bekleme süresi 3 Banttaki ekstra süre uygulaması olabilirmi her frame için 30 sn uygulanabilir gibi geliyor bana
Gerçek Sosyalist Gerçek devrimci budur...📌
Tutuklu CHP Eski Milletvekili Aykut Erdoğdu’dan tarihi mesaj: @aykuterdogdu@herkesicinCHP
Sakın bize bunları yapanlardan vicdan veya merhamet beklemeyin.
Hiçbir pazarlığa girilmesine izin vermeyin. “Alın esirleri, verin ülkeyi” pozisyonuna kendi adıma rıza göstermiyorum.
Gerekirse müebbet yatar bu iftiracılara bir gün fazla zulüm hakkı tanımam. Bunlar sadece siyasi haklarımızı değil, yaşam biçimimizi, inançlarımızı ve değerlerimizi de elimizden almak istiyorlar.
Ne çekeceksem ben çekeceğim. Oğlum öz vatanında parya olmayacak.
Bizi bu zindanlardan ahlakını ve vicdanını yitirmiş bu kişiler kurtarmayacak. Büyük Türk Milleti’nin azmi, kararlılığı ve CESARETİ kurtaracak. Sakın umutsuzluğa veya korkuya kapılmayın.
Gücünüzün farkında olun. Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Milletimiz demokrasi ve hukuk dahilinde gücünü gösterecektir.
Bizleri hiç merak etmeyin. En ağır tecrit koşullarında aslanlar gibi direniyor ve VATAN SAĞOLSUN diyoruz. Er ya da geç bu zindanlardan çıkacağız.
Sizleri çok seviyor, selam ve saygılarımızı arz ediyoruz.
RT yap, yay! 🇹🇷#LaikliğiSavunuyoruz
50 bin olduk — bu sadece bir sayı değil, halkın iradesi.
Laik, demokratik ve özgür bir ülke için sesimizi büyütüyoruz.
Laikliği savunmak haktır.
Laikliği savunmak geleceğe sahip çıkmaktır.
#LaikliğiSavunuyoruz#LaikliğiSavunmakHaktır
https://t.co/RKCJ3yjEZ6
Emre Şirin: "Bakan Göktaş'ın çocukları Fransız okullarında okuyormuş. Kendi çocuğuna Fransız mürebbiyeler fakir çocuğuna ilahiler... Kendi çocuğunuzu da gönderin dindar nesiller yetiştiriyorduk hani? İmam hatiplere göndersenize. Veya başka bakanların çocukları yurt dışında okuyor. Ne oldu bizim milli eğitim sistemimiz kötü de mi yurt dışında okutuyorsunuz?
Ne güzel pozlar veriyorsunuz Sayın Bakan, ilahiler söylüyorsunuz. İyi de sizin çocuğunuz Fransız okullarında bu ilahileri söylüyor mu?
Topluma bunu dayatacaksın, bunu yaşıyormuş gibi imaj çizeceksin ama kendin başka bir şey yaşayacaksın."
Laiklik Haklarımızın Güvencesidir:
Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir!
Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil; aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir.
Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil; aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin; farklı kimliklerin eşit haklarla, barış içinde, bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.
Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir.
Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz.
Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile, dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır.
Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz.
Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam!
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
👇
https://t.co/T3XCPc1Ogv
DİSK, KESK, TMMOB, TTB: "Laiklik Haklarımızın Güvencesidir: Laikliği Savunmak Suç Değil Tarihsel Bir Görevdir!"
Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir.
Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin; farklı kimliklerin eşit haklarla barış içinde bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.
Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir.
Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz.
Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile, dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır.
Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz.
Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam!
@diskinsesi@TMMOB1954- @ttborgtr
Merhaba,
Bu hesabı, meslektaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması sonrası dayanışmayı büyütmek ve süreçle ilgili gelişmeleri paylaşmak için açtık.
Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek.
Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi “Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!”
MESEM’deki çocuk ölümlerini protesto ettiler diye 16 genç arkadaşımız 10 gündür tamamen hukuka aykırı biçimde özgürlüğünden alıkonulmuş durumda.
Aileleri ve avukatları Genel Başkanımız @erkbas ile birlikte açıklama yapıyor.
Yaygınlaştırmanız dileğiyle.
#MESEMeHayır
#GençleriSerbestBırakın
@TekYolFener İlk 3 çeyrek çıldırtılar beni tv yi kapattım dayanamadım tekrar açtım gözlerime inanamadım eşşeğimi kaybedip tekrar bulmuş gibi oldum helal olsun takıma 🙏👏🥰
@uluser Terörist aponun adamlarımı öpmüş bunu bu sözlerinin üzerine iktidardan yada lastikçilerden biri sen ne diyon birader diyemiyomu siz bu Ortadoğu petrolüne göz dikene kadar bu ülkede böyle sorunlar yoktu diyemiyomu yazıklar olsun