ama hukuk insan zihni gibi işlemez. hukukun ilkeleri katıdır, hürriyetler eğilip bükülmez. hukuk perspektifinden bakmak insani hislerden sıyrılmayı gerektirir. rahatsızlık duysan da üzülsen de incinsen de bir başkasını susturamayacağının bilincinde olmayı gerektirir.
ifade hürriyeti, saygıyla bir arada değerlendirilebilecek bir kavram değil. hukuk 1. sınıfta öğreniriz ki kimseyi rahatsız etmeyen, çok saygılı söylemlerde bulunmak için hürriyete gerek yoktur. hürriyet aşağılayıcı, kışkırtıcı, saygısız, şoke edici söylemleri korumak için vardır.
ama hukukçular bile bazen 'bu da ifade hürriyetine girmeyiversin, toplumun değerleri bu kadar da kaşınmaz ki' derler. rahatsızlık duydukları için hukuk kaidelerinden taviz verilmesi gerektiğini savunmaya başlarlar. insandır şaşar, duyguları adalet terazisinin önüne geçebilir.
ablacım, ben mezun oldum, neye uğradığımı şaşırdım, ev hanımı olmayı bile düşündüm, depresyona girdim, kendimle sistemle kavgalar ettim, mezun olalı dört yıl oluyor, hala hukuk mesleğiyle tam anlamıyla barışamadım.
ya kusura bakmayin ama. yksye bile girmeyi düsünüyor, ama sifirdan bir buroda bagli calisip yukselip isim yaptiktan sonra ayrilmayi düsünmüyor. yksye girmeyi düsünmek nasil daha kolay olabilir. yani ben de hukuk okuyorum ilk 5 yil bagli calisacagimi dunya aleme soyledim
beşte beş. en çok zorlayan anne ile babamın aralarındaki sorunları ve hiçbir çözüm olmayışını dinleyip çözmenin beklendiğini hissedip 9 yaşında çaresiz hissetmekti.
Çocuk Gelişim Uzmanı Jülide Karagül, ebeveynlerin çocuklarına asla anlatmaması gereken şeyleri paylaştı.
• Maddi sıkıntılar: 'Bu ay elektrik faturasını bile zor ödeyeceğiz. Senin de masrafların çoğaldı zaten. Vallaha bittik.'
• Evlilik içi sorunlar: 'Annen beni yıllardır anlamıyor. Baban zaten hep böyle yapar.'
• Akrabalarla ilgili sorunlar: 'Halana güvenme. Biz o tarafı hiç sevmiyoruz.'
• Kendi çocukluk travmalarınız: 'Biliyor musun, çocukken beni hiç kimse sevmedi. Benim çocukluğum çok kötü geçti. Çok kötü şeyler yaşadım.'
• Kendinize olan güvensizliğiniz: 'Ben zaten beceremem. Benim gücüm öyle şeylere hiç yetmez. Bende zaten şans mı var?'
çok çok rahatsız olduğu vardı, pekçoğuna tahammül edemezdi. dünyadan, unsurlarından, düzenin yaratıcılarından, bütün düzenlerden nefret ederdi. günlük hayatını etkileyecek kadar rahatsızlık duyardı etraftan. bazen çok hissederdi, bazen anlamazdı yaşadığını. hep tırmalardı.
kızım senin annen aklıevvelin tekiydi. ara ara bunalır eve ocağa sığamazdı. çok şey arzu ederdi, kafası yapmak istedikleriyle doluydu. istediklerine yetişemezdi, biraz da yavaştı. sıkıya gelemezdi, stres vücuduna yuva yapmıştı. çok şey düşünürdü, çok şey bilmezdi.
Kadınlıktan aforoz etmeyecekseniz eğer, 3 ay evli kaldığım bir erkeğin boşandıktan sonra ömür boyu süresiz olarak beni finanse etmesi ve hatta özür diliyorum, boşandıktan sonra muhtemel yeni ilişkilerime sponsor olması kendime “hak” gördüğüm bir şey değil. Kusura bakmayın.
allah bizleri ışığa çıkaracaktır. kimi muradımızı verecektir kimini vermeyecektir. ama içimizi genişletecektir. bazı şeyler olacaktır, bazı şeyler olmayacaktır, 'olanlar olmuştur, olacak olanlar da olmuştur'.
'emek para döngüsünde sıkışıp kalmıştı' demiş... kardeşim sen emek para döngüsünün farkında olmayan ve bir şirkete yani başkasının sermayesine iman eden bir kulsun.
Bir insan kaynakları uzmanı, mülakat yaptığı adayı neden elediğini açıkladı.
"Siz bize her ay 20 bin TL ödeseniz aslında kendinize yatırım yapmış olmaz mısınız?' diye sordum.
Aday 'ben buraya para kazanmaya geldim' dedi. Mülakatı bitirdim."
allah bu adamlara affetme yetkisi verse bunlar bir kişiyi bile affetmezler, o kadar katı ve merhametsizler. öte tarafta allah'ın birini affettiğini görseler fesatlanırlar, öyle insanlar. benim gördüğüm islam böyle bir din değil, ümmeti de böyle insanlardan teşekkül etmez.
Neden Ramazan ayı gelince uyku ve rehavet basıyor bizi? Bu durum Ramazan ya da oruçtan mı kaynaklanıyor?
Hayır. Binlerce kere hayır! Ramazan ve uyku, Ramazan ve rehavet, Ramazan ve keyif, Ramazan ve eğlence; kıyamete kadar bir araya gelmeyecek kelimelerdir.
Bizim gafletimiz, takvadan uzaklaşmamız ve dünyevileşmemizin sonucu bunlar bize sızmıştır. Kesinlikle bu sızıntılar, Ramazan ayının ve orucun aslında yoktur. Öyle zannederim ki Allah Teâlâ, erimeyen kulları ile liberalizmin laçka sisteminde kaybolup giden kullarını ayıracak bu süreçte. Ramazan’ı ayakta tutmak ve orijinalini korumak zorundayız. İnsanlara ibadeti sevdirmek gibi masum bir gerekçeyle de olsa Ramazan’a eğlenceyi ve gafleti sokmak dini eritmektir. Buna asla razı olmamalıyız. Ramazan artı enerji, artı gayret, artı cihat demektir. Başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere ashabın ve bu ümmetin büyüklerinin Ramazan’ı bu Ramazan’dır. Kulluğa artı getirmek Ramazan demektir. Bunun için zaten Ramazan’da rahmet ve mağfiret farkından söz edilmektedir. Bu ümmetin izzetli tarihinde, teravih namazı kadar Ramazan fetihleri de meşhurdur. Ramazan ve uykuyu bir arada görmekten çok Bedir gazvesini, Mekke fethini, Endülüs fethini, Ammuriyye fethini, Kadisiyye’yi, Aynıcalût ve benzeri zafer günlerimizi hatırlamalıyız. Ramazan asla eğlence ile anılamaz. Ramazan artı kulluktur. Artı heyecandır. Artı cihattır.
Nureddin Yıldız - 14.05.2018 @fetvameclisicom
böyle bir insan gördüğümde aklıma hadislerden bildiğim peygamberi getiriyorum. bunların gösterdiği tavrı peygamber gösterir miydi diyorum, yok hayır. peygamber çok yumuşak, merhametli, sevecen biriydi. allah insanları affetme yetkisi verse herkesi affedecek bir merhamete sahipti.
kocam retweetlemiş. inancı, heyecanı hiç bitmiyor. yenilgiyi anladığında enerjisi düşer gibi oluyor, kabullendiğinde tekrar kendini doldurmuş oluyor. yenilgi yenilgi büyüyen bir inancı var..