Tebriz Belediye Meclis Üyesi Molla Bergi İran'da yaşayan Güney Azerbaycan Türklerinin "ana dili" hakkında açıklamada bulundu.
Bergi açıklamasında, Güney Azerbaycan Türklerinin ana dili ve Türk kimliği konusuna dikkat çekti.
"Biz Türküz, ana dilimiz Türkçedir. Kimse bize ana dil olarak Farsçayı dayatamaz" ifadelerini vurguladı. Özellikle İran'ın devlet televizyonu hakkında eleştiride bulunan Bergi, Türkçe konusunda yapılan yaptırım uygulamalarını tasvif etmeyerek kınadığını belirtti.
Bergi, "Güney Azerbaycan Türklüğünün millî uyanışı tüm kesimleri etkilemiştir" söylemiyle bölgede varlığını sürdüren Türk dili ve kimliğine yönelik farkındalığın daha da arttığını işaret etti.
ABD'nin Irak'tan çekilme kararı Peşmerge'de şok etkisi yarattı; bölgede yaşayan peşmergeler Irak'ın bütünlüğünü kabul etmez bir tema ile Irak devletine bağlanmayı reddetmektedirler. Irak'ta iç savaş kapıda. ABD çekilirken bile bir devletin içini yıkmayı becerebiliyor.
Yirminci yüzyılın başında Kazak aydınları, Çarlık yönetiminin sömürgeci uygulamalarına, toplumsal ve ekonomik yerinden edilmeye, toprak kullanımındaki sorunlara ve ulusal-kültürel aşınmaya karşı siyasal çözüm arayışına girdi. https://t.co/HHof0cw2Jc
Bir Ortadoğu atasözü der ki; "Son sömürü yapıldığında, son petrol solduğunda, son kurşun taşındığında, beyaz adam terk edip gidecek" ti ve gidiyor. ABD Irak'tan ayrılıyor, Barzani ve Talabani yetim kaldı. Şimdi ne yapacaklar?
Bazı insanlar vardır; yaşadıkları coğrafyanın sınırlarına sığmaz, sadece kendi milletinin değil, aynı kökten gelen koca bir dünyanın derdini sırtlarında taşırlar. Ganire Paşayeva tam olarak böyle bir insandı. Onu yalnızca Azerbaycan Milli Meclisi’nin bir milletvekili olarak anmak, bıraktığı izin ve verdiği mücadelenin yanında eksik kalır. Ganire Hanım, Türk dünyasının ortak vicdanı, gür sesi ve Karabağ davasının sarsılmaz bir neferiydi.
Onun enerjisinde yapay hiçbir şey yoktu. Bir gün Bakü’de meclis kürsüsünde haksızlıklara karşı sesini yükseltirken, ertesi gün Türkiye’de bir yerde konferans salonunda gençlerle dertleşirken görebilirdiniz onu. Türkiye sevgisi diplomatik bir nezaketten ibaret değildi; sahiciydi, derindi, damarlarında akan kan kadar canlıydı. “Tek millet, iki devlet” sözü onun dilinde bir slogan olmaktan çıkar, yaşayan ve nefes alan bir kardeşlik bağına dönüşürdü. Anadolu’da ayak basmadığı şehir, dokunmadığı yürek neredeyse kalmamıştı.
Ömrünü adadığı en büyük dava şüphesiz Birleşmiş bir Türkistan ve kanayan yara Karabağ’dı. Yıllarca uluslararası platformlarda, Avrupa Konseyi kürsülerinde ve katıldığı her toplantıda Hocalı’nın, Karabağ’ın feryadını dünyaya haykırdı. Gözlerindeki o kararlı, tavizsiz bakış, milletine yapılan zulmü unutmayan ve unutturmayan bir hafızanın yansımasıydı. Şükürler olsun ki ömrü, 44 günlük Vatan Muharebesi ile Karabağ’ın esaretten kurtuluşunu görmeye, o tarihi zafere şahitlik etmeye yetti. Şuşa’nın azadlığını gördüğündeki gözyaşları, tüm bir ömrün mücadelesinin en anlamlı karşılığıydı.
Ama onun mücadelesi sadece diplomasi ve siyasetten ibaret değildi; bir hekim merhametiyle, bir gazeteci titizliğiyle ve bir yazarın duyarlılığıyla yaşadı. Yardıma muhtaç bir ailenin, tedavi bekleyen bir çocuğun ya da sesini duyuramayan bir Türk yurdunun feryadına ilk koşan hep oydu. Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Kırım’dan bütün Türkistan’a kadar Türk’ün nefes aldığı her coğrafyayı kendi öz yurdu bildi.
Ganire Paşayeva, klasik bir milletvekili veya diplomat protokolünün çok ötesinde, Türkiye’yi il il gezen, yerel derneklerle, farklı yerel yönetimlerle doğrudan programlar yapan çok yüksek profilli bir kitle figürüydü. Bazı siyasi kompleksler, Paşayeva’nın savunduğu haklı davayı Türkiye özelinde sadece kendi kontrolü veya onayı dışında gelişen, ülkücü tabanda heyecan yaratan fakat parti hiyerarşisine bağlı olmayan bu tür bağımsız ve aşırı popüler figürlere karşı daima kurumsal bir şüpheyle yaklaşmışlar ve ölümünde dahi Paşayeva’ya soğuk davranmışlardır.
Genç yaşta gelen vedası, ardında doldurulması çok güç bir boşluk bıraktı. Fakat geriye teslim olmayan bir irade, samimi bir kardeşlik mirası ve vakar dolu bir ömür hikayesi emanet etti. Türkiye içerisinde bazı siyasi grupların Biz onu cesaretiyle, bitmek bilmeyen enerjisiyle ve Türk dünyasına duyduğu o katıksız sevgiyle hatırlamaya devam edeceğiz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun
#GanirePaşayeva
#Azerbaijan
🇰🇿 Kazakistan’ın Mangistau bölgesinde gerçekleştirilen askerî eğitim tatbikatı sırasında meydana gelen elim olayda hayatını kaybeden askerî personele Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve kardeş Kazakistan halkına başsağlığı diliyoruz.
Önce kendi içindeki kahpeliği bir sil, yönünü Avrupa ve Orta Doğu'dan Doğuya bir dön sonra konuş ülkendeki alışveriş alanlarının %100'ünde israil malı varken, Filistin'in KKTC varken GKRK'ni tanıması ve KKTC'yi adada işgalci görmesi gibi bir kahpeliği nasıl sileceksiniz?
Senin gibi nifak tohumu ekmek isteyen batı beslemeli veletler de uluslararası anlaşmaları bi okuyup ondan sonra bu şekilde bir serzenişte bulunsun.
📌77 Ülke, Netanyahu'nun Konuşması Sırasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Salonunu Terk Ederken Etiyopya'nın ayakta alkışalması oldukça düşündürücü!
1851–1914 yılları arasında yaşayan Gaspıralı, Rus İmparatorluğu sınırları içindeki Müslüman toplulukların hızla değişen siyasi ve toplumsal koşullarında yetişti. Avrupa ve İstanbul’daki deneyimleri, Doğu ve Batı toplumları üzerine düşünmesini etkiledi. https://t.co/kARezFXbhq
“Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışıyla Türk dünyasının fikir ve kültür hayatında derin izler bırakan İsmail Gaspıralı’yı, vefatının yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.
Gaspıralı’nın Türk dünyasının ortak dili, eğitimi ve kültürel birliği için ortaya koyduğu fikirler bugün de hafızamızda yaşamaya devam ediyor.
Yunanistan’da yayımlanan ve 1821 Yunan İsyanı sırasında Mora Yarımadası’nda Türklere yönelik katliamları anlatan belgesel.
#TripoliçeKatliamı#MoraSoykırımı#gdhtarih
23 Eylül 1821 tarihinde Yunan İsyanı sırasında, Yunanlar tarafından Mora Yarımadası'ndaki Türk sivillere yönelik gerçekleştirilen büyük katliam olan Tripoliçe Katliamı, Batı kamuoyunda uzun bir süre "Yunan bağımsızlık mücadelesinin haklı bir adımı" olarak romantize edilmeye çalışılmıştır. On binin üzerinde Türk'ün öldürüldü katliamda bir Yunan Köpeği (askeri) 90 sivili öldürdüğünü övünerek anlatmıştı. Katliam ancak bütün Türkler öldürüldüğünde sonra ermişti.
Bu yaşanan trajediyi batı dünyası her ne kadar önemsizleştirse de tarafsız tarihçilik açısından modern dönemin ilk organize sivil katliamlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Yaşanan bu kıyımda şahadet şerbeti içen tüm soydaşlarımı rahmetle anıyorum.
Batının şımarık çocuğu kan emici yunanla da hesaplaşılacak günü sabırsızlıkla bekliyoruz.
#MoraKatliamı #Greecewillbeheldtoaccount.