Psikolojideki "ameliyatlı yerine denk gelme" insanın çocukluk dönemidir. Aşırı, bayağı ya da saçma bulduğunuz tepkiler karşısında, o an karşınızdakinin çocukluğuyla muhatap olduğunuzu düşünürseniz daha merhametli olabilirsiniz.
“Herkes kendine nasıl da değer veriyor, ben veremiyorum”. Öyle çok danışandan duyuyorum ki benzer cümleleri. Bu konuda kolektif bir yanılsama içindeyiz: Maalesef genel tutumu üsttenci olan; umursamaz, duygusuz, kayıtsız tavırlarıyla ve başkalarını değersizleştirme refleksiyle kendi üstünlük yanılsamalarını besleyen; çarpık ve şişmiş benlik algılarını pekiştirecek şekilde ilişkilerinin denkliğini bozup etkileşimi asimetrikleştiren; her şeyi kendine hak görüp başkalarını araçsallaştıran bireylere imreniliyor ve onlar kendilerine gerçekten güveniyor, değer veriyor, saygı duyuyor zannediliyor. Bu narsisistik tutum ve tavırlar kuşanılırsa benlik değerinin ve saygısının artacağına inanılıyor. Maalesef bu kuşanmaları tavsiye eden ruh sağlığı uzmanları da var. Oysaki benlik değeri ve benlik saygısı; bir işe yaradığımızda, gerçek anlamda sevilip sayıldığımızda (aşk, hayranlık, minnet, korku ya da itaatle değil), insan haklarına uygun değerler benimseyip o değerler doğrultusunda yaşadığımızda artar. Ötesi şişinmektir.
Ghosting insanın hem kendini hem de ötekini kaybetme şekli. Sadece insana olan güveni değil, benlik ve gerçeklik algımızı da sabote ediyor. Bu üçünden açılan boşluğu delilik ve kaos doldurur. Dolduruyor da. Küresel benlik krizinin bir sonucu olarak. Hiç çekinmeden “ghosting yaptım” diyebilen insan, “korkaklık yaptım” ya da “kalleşlik yaptım” diyemiyor. İngilizce söyleyince daha masum duyuluyor belki ama niyetinizin ne kadar kötü olduğuna bağlı olarak bu tutumun Türkçesi korkaklık ya da kalleşlik aslında. İtirazını dile getirme cesareti olmayan insan korkaklık, art niyetle gerçekliği çarpıtarak ötekinin itiraz hakkını elinden alansa kalleşlik yapıyor. İki durumda da sen nerede bitersin, öteki nerede başlar, hepsi birbirine karışır. Haliyle gerçek bir etkileşim de olamaz. Etkileşimin olmadığı yerde “ben” de yoktur. Çok ama çok ciddi bir dejenerasyon bu.
"Does the average Jew know anything about the people of Palestine?"
Physician and trauma expert Dr. Gabor Maté answered an Israeli audience member who asked how she could 'have compassion' for the 'animals' involved in last year's 7 October attacks.
Gazze’de soykırım gecesi. Dünyanın sustuğu gece, sessizliğin her birimizi insanlığımızdan utandırdığı gece. Bu geceden sonra ağzımızdan çıkacak hiçbir sözcük, yüreğimizin acısını hafifletmeyecek. Soykırımcı katillerin yargılandığını görmeden, dünya rahat nefes alamaz artık.
-“Şu sandalyeye ben artık masa diyeceğim çünkü üzerine eşya koyuyorum, benim için masa işlevi görüyor. Masa dersem sandalyeyi de kastediyor olabilirim, tamam?”
1963: “ sanırım deli, fazla bulaşmayalım”
2023: “ niye diyemesin ki, hakkıdır, saygı gösterelim”
Adıyaman’da yeni açılan birçok yere “umut” adını vermiş insanlar. umut kreşi, umut kliniği, umut aşevi… başını ne yöne çevirsen farklı bi duygu yaşanıyorken cebime umudu koyarak döndüm, oraya tekrar dönebilmek için. fonda, bir sabah gelecek kardan aydınlık…
Benim “şu gerçekleşse onun için iyi olur” diye inandığım şey beni bağlar. Empati, kendini karşısındakinin yerine koymak değil, karşıdakinin ne kadar zorlandığı üzerine kafa yorabilmektir.
Kendi ihtiyaç inancım ile onun ihtiyacını ayırabildiğim yer ise gerçek “yardım” olur.
Afetzede ile nasıl konuşulur’un yanında nasıl susulur’un da bilinmesi gerektiği bir durumdayız. Teselli etmek için dilden çok kulağa ihtiyaç vardır. Dinle ve kalbinle yaklaş…
Bazı ruh sağlığı uzmanları afet zamanı kendimizi iyi hissetmemiz için tavsiyelerde bulunuyor. Bırakın biraz da mutsuz olalım, kötü hissedelim, suçluluk duyalım. Hayat İngilizceden tercüme edilmiş popüler psikoloji kitaplarındaki kadar pembe, kolay ve acıdan arındırılmış değil.
Okulumuz PDR zümresi tarafından hazırlanan Çocuğun Dünyasında Can Kaybı konulu makalenin tamamına ve Doğal Afet Sonrası
Etkileri Hafifletme ve İyileşme Süreçleri ile ilgili oluşturduğumuz diğer kaynaklara web sitemizden ulaşabilirsiniz.
Evet, anne kuş yavrusunu önce ağzıyla besler ama sonra ona uçmayı öğretir ve onu özgürleştirir. Hatta anne, uçmak istemeyen yavruyu yuvadan kendisi iter. Yavrusunu özgürleştirmeyen anneler yüzünden çocuk sahip olduğu kanatların uçma işlevini hayat boyu keşfedemez.
Kimi birlikte yaşamaya, kimi birlikte ölmeye yatkındır. Yaralılar, birlikte ölmeye yatkın olanlara aşık olur tekrar tekrar. Ölerek ve öldürerek yeniden ve yeniden doğmak için; “bu defa olacak… bu defa olacak…”
Olmaz. Hem birlikte hem de ayrı ayrı yaşamayı öğrenmeden olmaz.
Hayatta her şeyin mücadele ederek elde edileceği hissi kontrolcü insan yanılgısıdır. Oysa irade dışı sistemlerin devrede olduğu düzen kendiliğindenliği, kendiliğindenlik ise bi bırakmayı gerektirir. İlla savaşmak isteyen bi şeyleri akışına bırakabilme mücadelesine girsin.
Bir ilişki iyi yürütebilmek için önemli olan, uyumlu olmaktan çok, uyumsuzluklara katlanabilme veya halledebilme yeteneğidir. Hiçbir ilişki tam uyumlu olamaz. Aslolan ilişkideki eksiklik ve yanlışlıklardan çok, bunların düzeyi ve bizim bunlara nasıl tepki verdiğimizdir.
"Sana kevseri verdik" müjdesi "senin onarilmayacak hiç bir yerin, şifalanmayacak hiç bir yaran yok demektir. Geçmiş ahirete akar, sevdiklerin kevsere...geçmişe akmiş herkesi yeniden görecegin bu su ne güzeldir! Ramazanda kevseri sıkça an. Onun suyu geniş ve derindir. Manasi da...
O kadar değiştin ve ondan o kadar farklılaştın ki sana eşlik etmiyor diye onu suçlama.
Değişemeyebilir çünkü kendine dair herhangi bir şüpheye sahip değil ya da kendinden şüphe ettirici deneyimleri yetersiz; belki de sert bir çerçeveye sahip ve esnemesi hiç mümkün değil.