Ukrayna, Karadeniz'de bir günde 3 gemimizi vurdu. İkisi battı, mürettebattan çok sayıda kayıp var. Ve bu facia ülkemizde yayın yapan TV kanallarının hiç birinde haber bile olmuyor. Hükümetten tık yok. Muhalefet ölü taklidi yapmaya devam ediyor.
Karadenizde son iki gün içinde 3 Türk gemisi insansız hava araçları ile vuruldu.
Bulgaristan, açıklarında vurulan gemimiz batmış ve 10 kişilik mürettebatın tamamı hayatını kaybetmiş. .
6 Ekim'de tahıl taşıyan ikinci bir gemimiz de Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesi içinde vurulmuş. Gemideki 18 mürettebat kurtarılmış.
5 Ekim'de de Romanya açıklarında Türk sahipli olduğu açıklanan bir yük gemisi batmıştı.
Uzun süredir Ukran veya Rus kim olursa olsun sivil gemilerimizi vuruyor, gemicilerimizi öldürüyor.
Bu gemilerimizi Ukranya İHA’larının vurduğunu ve gemicilerimizi öldürdüğünü sağır sultan bile duydu.
Bir zamanlar bırakın Karadenizi Akdeniz’i Türk gölü yapmıştık. Şimdi sözde dünya lideriyiz ama Karadeniz’de gemilerimizi koruyamıyoruz. Zaten okulda, sokakta, pazar yerinde de çocuklarımızı koruyamıyoruz . Askerlerimizin, polislerimizin, koruyucularımızın , öğretmenlerimizin katillerine villa yapılıyor.
Sesimizi duyan var mı?
Karadeniz’de 13 gemi vurulmuş, 20 insan hayatını kaybetmiş, 30’dan fazla insan yaralanmış ve bir kişi bile Türkiye’yi adam yerine koyup özür bile dilememiş. Türkiye tarihinin en ağır diplomatik utançlarından biri.
#SONDAKİKA
Yeni Parti İzmir Örgütü, “Dağılın!” çağrısı yaptı!
İzmir halkı, Yeni Parti’yi alandan kovarak “Sizin kapasiteniz yok!” dedi.
Halk direnişe devam ediyor.
Yeni Parti İzmir Mv. Tuncay Özkan tarafından TBMM'ye sunulan yeni kanun teklifininde bazı maddeler:
▪️ 16 yaş altındaki oyunculara günde en fazla 55 dakika çevrimiçi oyun kotası.
▪️ Gece 22:30 ile sabah 09:30 saatleri arasında çevrimiçi oyunlara mutlak erişim yasağı.
▪️ Oyun şirketlerine "yaş doğrulama" ve ebeveyn izni için sistem kurma zorunluluğu.
▪️ Oyunlardaki ganimet kutusu (lootbox) ve şansa dayalı ödül mekanizmalarının tamamen yasaklanması.
▪️ Platformların, 18 yaş altındaki kullanıcılar için velilere "haftalık kullanım raporu" gönderme şartı.
Hoi4 serverında değiştirilen kuralın sadece GÖSTERMELİK olduğunu, olayı sadece profil fotoğrafına indirgemeye çalışarak üzerine örtmeye çalıştıklarını ve başkalarına uygulanmayacağını dile getirmiştim bir kullanıcı tarafından bana ulaştırılan mesaj ve görüntüler:
"Bu elemanlar kuralları adminlerin gözünün önünde çiğniyorlar ve bir şey yapılmadı. Ben bu kişileri çok önceden rapor ettim ve bana “7 günlük bekleme süresi” sonrası kurallarım uygulanacağı ve kullanıcıların uzaklaştırılacağı söylenmişti. Ben raid’e doğrudan katılmama sadece profil fotoğrafımda Atatürk olması sebebiyle time out yemiştim fakat bunlar bırak engellenme time out bile yememişler. 5 gün önce rapor etmiştim bu kullanıcıları ve hala Paradox tarafı harekete geçmedi. Bu bir çifte standarttır."
#paradox #atatürk #racistparadox
Devlet bursuyla okuyan Fatma Betül Sayan Kaya, tapu zengini çıktı!
Eşiyle birlikte 'Özata Denizcilik' hisselerinde manipülasyon yapan ve 5 ay içerisinde 2 milyar TL'den fazla kazanç sağlayan Kaya, ifşa olmasının ardından AKP'deki tüm görevlerinden istifa etmişti.
Gazeteci Yiğit Uzun, Kaya'nın ve ailesinin üzerine kayıtlı servet değerindeki tapuları paylaştı.
İBB'de işe girdiği gün, maddi durumu yeterli olmadığı gerekçesiyle milyonlarca TL değerinde 'burs kazanarak' yurt dışında okumaya giden Kaya'nın ve ailesinin tapuları şu şekilde:
1 - Fatma Betül Sayan Kaya'nın annesi Hatice Sayan'ın üzerine Tekirdağ Süleymanpaşa Köseilyas’ta 66.400 m² büyüklüğünde 5 farklı arazi bulunuyor. Arazilerin toplam değeri 250 milyon TL ila 300 milyon TL arasında.
2 - Anne Hatice Sayan'ın üzerine İstanbul Büyükçekmece'de Alkent 2000 villa sitesinde lüks bir villa bulunuyor. Bu villanın tapusu Kaya'nın bakan olduğu 2018 yılında alınırken, sitedeki villaların fiyatı 150 milyon TL ila 300 milyon TL arasında değişmekte.
3 - Anne Hatice Sayan'ın Tekirdağ Yenice'de 171 bin m² büyüklüğünde iki arazisi daha var. Bu arazilerin değeri de 80 ila 120 milyon TL arasında değişmekte.
4 - Fatma Betül Sayan Kaya'nın ağabeyi EPDK üyesi Ömer Fatih Sayan’ın Kadıköy Four Winds Park Residence’da lüks bir dairesi, Pendik Omega Yeşiltepe Villaları’nda ise lüks bir villası bulunmakta. İki taşınmazın toplam değeri 130 milyon TL'yi buluyor. Ağabey Sayan, her iki taşınmazı da kardeşinin bakan olduğu 2018 yılında satın aldı.
5 - Fatma Betül Sayan Kaya'nın küçük kardeşi Nazmiye Sümeyye Sayan'ın ise Büyükçekmece Türkoba’da havuzlu bir dubleks villası, Alibeyköy'de ise bir dairesi bulunuyor. Her iki taşınmaz da Fatma Betül Sayan Kaya'nın bakanlıktan ayrılmasından kısa süre sonra satın alınmış.
6 - Anne Hatice Sayan'ın tüm bu taşınmazlara ek olarak İstanbul'da 4 dairesi ve 2022’de kurduğu 'Hayat Var Gayrimenkul Yatırım İnşaat AŞ' adlı bir şirketi bulunmakta.
Deniz Göktaş, 88 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktı:
"4 cümleden suçlanıyorum. Cümle başına tam 22 gündür hücredeyim"
“Tüm polis memurları neden döndüğümü sordu, 'Sendeki imkan bizde olsa gelmezdik' dediler"
“Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.”
“Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.”
“Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi.
Bakın istifa etmiyor, özeleştiri vermiyor. Halkın parası gitti iddiası var ama o yine yukardan af istiyor. Bu ancak otoriter bir liderin ülkesinde olabilir.”
“Utangaç bir diktatör’ tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen demokrat diyebilir ve benim şakamdan daha da komik olabilir.”
Eğer video olarak görmesem gerçekten şaka zannedeceğim. Zabıta teşkilatının 200. yılı nedeniyle program yapılıyor programdan sonra İBB zabıta ekibi taksim’de karanfil dağıtmak istiyor.
Maalesef ama maalesef tekrar söylüyorum çok Üzüntü verici bir şekilde maalesef polis tarafından engelleniyor. Gerçekten Ülkem adına o kadar üzgünüm o kadar üzgünüm ki böyle bir manzarayı görmüş olmaktan dolayı çok Üzüntü duyuyorum.
@ibbzabita@nuriaslan_tr
DİSTOPYA — Son 48 saatte polis dronları, açık alanda alkol tüketen insanlara “Bu bir polis dronudur. Bu bölgede alkol içmek yasaktır. Derhal ayrılın.” anonsu yapıyor.
Önce Fatih, ardından Üsküdar sahili… Bu konu, “teknoloji kullanıyoruz” denilerek geçiştirilemeyecek kadar problemli: Hoparlörlü, spot ışıklı, termal ve gece görüşlü gözetleme cihazları…
— Baştan belirtelim, “Alkol yasağı” diye bir kanun yok.
2023’te 4250 sayılı kanun üzerinden “hatırlatma genelgesi” çıkartılarak yasak denenmeye çalışıldı fakat çok sürmeden İstanbul Valiliği’nin park, piknik alanı, sahil bandı ve plajlarda alkol tüketimini “önleme” genelgesi iptal edildi.
Gerekçe: Temel hak ve özgürlükler ancak kanunla, ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde sınırlanabilir (Anayasa m.13).” oldu.
Genel, orantısız, yaşam tarzına müdahale niteliğindeki bir yasak hukuka aykırıdır.
Somut bir rahatsızlık, gürültü veya kamu düzenini bozan davranış yoksa, yalnızca biranın varlığı tek başına suç veya kabahat oluşturmaz.
— Ek olarak, Türkiye’de kolluğun drone kullanımını özel olarak, sınırlarını, kayıt sürelerini, silme yükümlülüğünü, hâkim denetimini ve amaç sınırlamasını düzenleyen ayrıntılı bir kanun yok.
CMK m.140’taki “teknik araçlarla izleme” ise belirli bir suça ilişkin kuvvetli şüphe, hakim kararı ve son çare şartlarına bağlıdır. Genel asayiş, “alkol içenleri uyarmak” veya “şehir gözetimi” bu şartları karşılamaz.
— Şimdi asıl meseleye gelelim.
Bugün hedef “açık alanda içki içenler”
Peki ya yarın?
Sahilde el ele oturan bir çift, parkta öpüşen iki genç, gece yarısı bankta oturup konuşanlar, “uygunsuz” bulunan kıyafetler, “şüpheli” toplanmalar…
Bir kez “kamu düzeni ve ahlak” gerekçesiyle havadan müdahale meşrulaştı mı, sınır çizmek çok zorlaşır.
Çünkü sınır artık kanunda değil, o anki operatörün veya talimatın “yorumunda” durur.
Kaldı ki, “müstehcenlik” maddesi gibi tanımı net olmayan bir kanun maddesi üzerinden istenildiği gibi hareket edilebiliyor.
“Kötü bir şey yapmıyorsan korkma” oto-kontrol cümlesidir.
Özgürlüğün ölçüsü, devletin sizi izlerken ne kadar nazik davrandığı değil; sizin izlenmeden, uyarılmadan, aydınlatılmadan kamusal hayatı yaşayıp yaşayamamanızdır.
— George Orwell’ın Big Brother’ı da önce suçluları izlemek için gelmemişti. Önce “düzeni” izledi.
İstanbul gibi milyonların yaşadığı, sahillerinin, sur diplerinin, parklarının sosyalleşme alanı olduğu bir kentte, gökyüzünden hoparlörle “derhal ayrılın” demek, yalnızca alkol denetimi değildir.
Kamusal alanın kimin olduğunu, orada kimin nasıl durabileceğini devletin tek taraflı belirlediği bir rejim işaretidir.
— Hukukun işi tam da buradadır: Teknolojiyi yasaklamak değil, onu anayasa, kanun, ölçülülük ve yargı denetimi altına sokmak.
Aksi halde dronlar sadece alkol içenleri değil, şehirde “uygun” bulunmayan herkesi uyarır. Ve o uyarıya itiraz edebilecek bir yer kalmaz.
Şehrin güvenliğinin bu şekilde sağlanacağı iddiası gerçekçi gelmemektedir.
Ankara güven parkta, er gaziler eyleminde. Rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan, ve vefaat eden. Bingöl 33 silahsız er olayında, sakatlanıp felç olan. Gazi Erdal Özdemir, memleketi Denizli'de Askeri törenle toprağa verildi..
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum...
Söylenecek çok şey var 😔😔🇹🇷🇹🇷