Nafaka hakkının gaspı, erkeğin sorumluluğunun reddi beyanı aynı zamanda. Evlenmişsin, sen dışarıda çalışırken karın evde çalışmış veya dışarıda senden az kazanmış. Ama evli olduğunuz süre boyunca eşitsiz de olsa bir ortak yaşam sürmüşsünüz. Şimdi boşanınca, o yıllar yokmuş gibi davranma arzusu. E bi düşün bakalım ilişkilerde yoksul olan ve yoksulluk nafakası alanlar neden hep kadınlar? Donunu yıkayan kadına don yıkama parası ver o zaman. Hesabı böyle dökersek, nafakanın devede kulak olduğu açığa çıkar.
Bugün bir görüşmede müvekkilin arkadaşı avukatını öve öve bitiremedi. Hakaret suçundan çıktığı duruşmada avukatı öyle bir savunma yapmış ki hakim ve savcı ağızlarını açıp hayretler içinde izlemiş. Sonuç ne diye sordum, 5 yıl denetim verdiler dedi. Böyle müvekkil dostlar başına 😂
Önünde de bedava veriyorlarmış gibi bir kuyruk oluyor ki hafta sonu 1 saat beklersin. Oturduğumuz yerden menüyü görünce bile kalkmadığımız, önce menü incelemediğimiz sürece İstanbul’da bizi daha çok koparırlar. Mekanların kapıya menü asması zorunlu. Asılı değilse şikayet edin, asılıysa gidin bakın beğenmediniz mi göstere göstere dönün gidin. Kişi başı 1500-2000 tl kahvaltıya böyle sıra olursa adam yarın 2 de yapar, 3 de.
Yemin ederim bizi İstanbul’da öyle bir koparıyorlar ki öyle böyle değil. Bugün 4 kişi Erenköy’deki @ethemefendiK kahvaltıcısına gittik, sınırsız kahvaltıya ekstra olarak kavurmalı yumurta ve hellim peyniri söyledik. Hesap istedim 7.520 TL hesap geldi, 4 kişilik bir kahvaltı asgari ücretin 1/4’ü kadar para olabilir mi? Kafayı mı yediniz siz? Hayatımda bana en çok koyan hesaptır, bir daha asla önünden geçmem. Demem o ki; İstanbul’da bizi kazıklamıyorlar bildiğiniz koparıyorlar.
Müvekkil eşi ile evlenmeden önce mal ayrılığı rejimini seçiyor, evlilik sözleşmesi de imzalıyorlar ve 8 sene evli kalıyorlar. Bir çocukları var. Evlilik sözleşmesini de o dönem hayatta olan bir üstat hazırlıyor. Sözleşme aslında gayet güzel, açık vs yok her şey yazılmış detaylı. Ama eşi boşanma davası açmıyor bunun yerine TMK 199 kapsamında ailenin fakirleştiğini iddia edip aile mallarının korunmasına dayanarak dava açıyor adamın 4 taşınmazına tedbir konuluyor. Bunlardan bir tanesi evlilik birliği öncesinde alınan taşınmaz zaten. Hakim Tedbire karşılık teminat da istemeden adamın mala mülke tedbiri koyuyor kısaca. Sözleşmeleri vs hepsini sunuyoruz, hakim diyor ki eşin ağır mağdur edilmesi, TMK 2 dürüstlük kuralına aykırılıktır, davalı mallarını satacağından ailenin mağduriyetine sebep olur. Yahu sözleşme var mal ayrılığı rejimi seçilmiş, boşanmaya gitse hak talep edemez, kaldı ki mallardan biri evlilik öncesi meye dayanarak bu kararı aldın? Cevap yok… Hakimi adalet komisyonu ve hsk ya şikayet ediyoruz hala sonuç yok bir de İstinafta mecbur bekleyeceğiz. Yahu ben anlamadım mevcut sistemde bir x kişisi kendini nasıl güvenceye alabilir? Sözleşme yapıyorsun yine olmuyor hiçbir evrakın güvencesi kalmadı resmen.
Geçenlerde müvekkilin sıkıntılı olduğu karşı tarafla olan ceza duruşmasında mübaşire 3 kere koridorun biraz ilerisinde beklediğimizi söylediğim duruşmada mübaşir seslenmeden karşı tarafı almış. Şans eseri gidince görüp salona daldım. Mübaşir özür diledi, hakim ifadeyi baştan aldı. Karşı taraf vekili ise beni tanımasına, görmesine rağmen mübaşirin seslenmediğini kabul ettiği olayda “seslendi gelmediniz” diyordu:) bu durumlarda mahkemeler kadar meslektaşlar da düşmanımız kesiliyor malesef. Keşke bu ayağa düşmese meslek…
DURUŞMAYI SAATİNDEN ÖNCE ALIP AVUKATSIZ KARAR VEREN MAHKEME!
Duruşmanın geç alınmasına alışan avukatlara bu kez de erken alınma şoku...
Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesi, duruşma zaptında 11.00 yazmasına rağmen bugünkü duruşmasını 09.50 de yaparak sanık müdafii meslektaşın yokluğunda karar verdi.
Mahkemeyle yapılan görüşme ve düzeltme talebinin sonuçsuz kalması üzerine;
Durum AGH'li arkadaşlarımızın destek vererek düzenlediği tutanakla kayıt altına alındı.
Mahkemelerin avukatları zor durumda, müvekkillerini de avukatsız bırakacak bu tür uygulamalarını düzeltmeme ve yanlışta ısrarlarını kınıyoruz.
#AvukatHakları
#AvukatlarınAvukatıyız
@froggprincee -Büyük Defter, Kanıt, Üçüncü Yalan
-Aşırı gürültülü, inanılmaz yakın
-Bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi
-Kafamda bir Tuhaflık / Kara Kitap
Anayurt Oteli
(Sırasız)
Kızın sesinin kötü olmasını geçtim, daha kariyerin başında Tan Taşçının sesine sallayacak kadar ukala ve itici bir solisti ve grubu şahsen ben hiçbir yerde görmek istemem, dinlemem. Ayrıca yalancılar, insanları kandırmaya çalıştılar. Acilen dağılmalılar, müzikte bir kariyer şansları yok bence.
Gittiğim ilk konser Şebnem Ferah Bostancı Konseriydi. Bileti Blue Jean dergisinden kazanmıştım. 15 yaşındaydım, kardeşimle gitmiştik, o daha 11 yaşındaydı. Babam kapıdan bizi bırakıp yine kapıdan almıştı. Görevliler, ablalar abiler yardım edip bizi öne geçirmişlerdi. O kadar mutluyduk ki, 17 sene geçmiş hala arkada dönen görüntüleri, şarkıları, mutluluğumuzu hatırlıyorum. Öyle bir ülkeydik o zaman, şimdi 15 yaşındaki çocuğumu tek başına konsere göndermem. Birbirimize güveniyorduk, eğlenebiliyorduk, rahattık. Şebnem Ferah hepimiz için o eğlenebildiğimiz, huzurlu ve güvende olduğumuz günlerin anısı sanırım. Elli kere tekrar gitsek de dönmeyeceğimiz günlerin anısı.
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲