Kocaeli Şehir Hastanesi’nde babasının yaşadığı ve ‘ihmal olduğunu’ düşündüğü olayı paylaşan genç:
• Babam Ali Çelik, 28 Temmuz Salı günü Kocaeli Şehir Hastanesi'nde ses tellerinden ameliyat oldu.
• Ameliyat sonrasında durumu gayet iyiydi. Saat 16.00'da hemşirenin odaya gelip yanlış iğne yapması sonucunda babam fenalaştı ve kalbi durdu.
• Doktorlar yaklaşık 6-8 dakika sonra müdahaleye geldi ve gelir gelmez kalp masajına başladılar.
• Bizzat benim yanımda yapılan kalp masajına 2-3 dakika devam edip durdular. "Neden duruyorsunuz? Devam edin!" diyerek tepki gösterdiğimde beni zorla odadan çıkarttılar.
• O süreçte tabii devam ettiler ve babamın kalp ritmi monitörde görüldü.
• 15-20 dakika sonra bize "Babanız iyi, ilaca alerjik reaksiyon gösterdi. Yoğun bakıma alıyoruz, endişelenmeyin" bilgisi verildi.
• Ancak gece saat 00.00 - 01.00'e kadar babamdan hiçbir şekilde haber alamadık. Haber almak için ortalığı ayağa kaldırınca iki hastane personeli yanımıza geldi.
• Bize, çalışanların bulunduğu hastane grubundaki bir yazışmayı gösterdiler.
• Yazışmada kısaca şöyle deniyordu: "5. katta olaylar olmuş, hastanın kalbi durmuş, yanlış iğne yapılmış. Hasta yakınlarına kesinlikle bilgi vermiyorsunuz, hasta yakınları ortalığı ayağa kaldırmış.”
• Bu yazışma üzerine "Ne oluyor, yanlış iğne mi yapıldı? Hani alerji demiştiniz?" diyerek tekrardan ortalığı ayağa kaldırınca bizi yoğun bakıma çağırdılar.
• Babamı kapıdan gösterdiler ve "Yazışmayı kimden aldınız? Söylemiyorsanız babanızı göremezsiniz" deyip beni güvenlikle dışarı çıkarttılar.
• Hiçbir veriyi e-Nabız'a yüklemiyorlar; epikriz raporları tamamen eksik ve yanlış.
• Epikrizde kalp masajı yapıldığı da elektroşok uygulandığı da asla yazmıyor.
• Oysa babamın vücudunda elektroşok (defibrilatör) izleri vardı, bunların hepsi fotoğraflarla belgelendi.
• Yerel basında bu olay haber yapılıyor ancak haber siteleri aranıp haberler kaldırtılıyor.
• Kimi, niye rahatsız ediyor? Neden gocunuyorsunuz? Madem bir ihmaliniz yok, neden bu haberleri kaldırtıyorsunuz?
Korkunç bir dönem korkunç. İçinde olduğumuz için tam idrak edemiyoruz belki. İleride bugünleri tanımlayacak kelime bulamayabiliriz. Göz göre göre tehditle şantajla rejim değişiyor, bir ülke yağmalanıyor, bir eşkiyalık düzeni çepeçevre sardı, inanılır gibi değil artık.
“Başıma bişey gelirse, intihar demeyin” demişti Fatma Çelik.
Başına çok şey geldi; 8 yaşındaki kızı istismar edildi, kendi çocukken istismar edildi, failiyle evlendirildi.
Kızıyla birlikte ölü bulundu, olayla ilgili kimse yargılanmadı.
Sesini bile duymadılar. Kimi korumak için?
Serkan Dindar tarafından tecavüze uğramamak için direndiğim için canice katledildim.. Mahkeme "hayır" dememi katil için "haksız tahrik" saydı, AYM cezayı onadı. Benim bedenim, benim kararım suç oldu, katilin caniliği ise "tahrik" oldu. Ben sadece yaşamak istedim.. #CeydaYüksel
12 yaşındaki Eyüp Can Güner'in çalıştığı dönercide 10 farklı suç kaydı bulunan Necmettin Ulaş tarafından bıçaklanarak hayattan koparılmasının üstünden 1 sene geçti...
Şu baş örtülü bir kadına yapılsa olay bambaşka olurdu biliyoruz. Saldırganlar hala yakalanmamış burada. Bu adaleti beklemek hakkımız değil mi ya? Hepi topu yaşayacağımız 80 sene, bu adaletsizlikle mi yaşamalıyız reva mı?
1 saattir radar girdim mi diye tırnaklarımı yiyorum, bu eleman hakkında fuhuş ve uyuşturucu soruşturması kapsamında yakalama kararı var. Bu resmi kısmı, konuşulanlara girmiyorum bile. Bu rahatlığa imreniyorum…
Ben Derin Deniz. 2,5 yıldır hamileyken bile eşimden şiddet gördüm. Son olayda bebeğimi kucağımdan zorla aldılar. Eşim beni yatağa fırlatıp defalarca yumrukladı, kaşım patlayınca durdu. Küçük kızımın önünde canıma kastedildi. Ölmek istemiyorum, sesimi duyun! #DerinDenizinSesiyiz
— Ankara’da yaşayan Derin Deniz isimli mağdur kadının, yaklaşık 2,5 yıldır eşi tarafından sistematik şiddete maruz kaldığı,
— Şiddetin hamileliği boyunca da devam ettiği,
— Çiftin küçük kızının ise annesine yönelik şiddet anlarına tanık olduğu biliniyor,
— Sesini duyurmak isteyen Derin Deniz için sosyal medyada destek çağrıları yapılıyor.
— Kurye olarak çalışan 40 yaşındaki trans kadın Merve Yılmazeli, makas atarak ilerleyen bir aracın neden olduğu trafik kazasında hayattan koparıldı.
Ailesi, trans kimliği nedeniyle cenazesini teslim almayı reddetti. Kimsesizler mezarlığına defnedilecek.
he korkuyor da bu arada da “bizden” değil. nato’dan korkuyor, bm’den korkuyor; tek lafıyla iktidarını sona erdirecek olan abd’den, yaptığı ticareti bile kesmeye cesaret edemediği soykırımcı israil’den korkuyor tabii…
mecliste yekpare şekilde iktidarın karşısında duran bir muhalefet bloğu mu var? ve bu pasivize ettiği toplumun ve meclisin tam karşısında tamamen kendi eline geçirdiği polis, asker, medya, yargı gücüyle faşist bir iktidar… niye korksun kendi halkından allaşkına?
neden korksunlar mesela bizden? toplu şekilde direnip yaşamı kilitleyen bir halk var mı? tek bir haksızlık uğruna kenetlenip polis şiddetine rağmen milyonlar olarak sokağa mı iniliyor? 19 mart gibi benzersiz bir darbenin bile toplumdaki isyan etkisi ne kadar sürdü?