Hürriyetçi Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının sendikasıdır. Eli kanlı terör örgütü PKK’ya ve teröristbaşına af getirecek her türlü girişimin karşısında; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındadır.
Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen teklifin TBMM’deki komisyon görüşmelerinde, şehit meslektaşlarımız adına sözümüzü söylemek ve görüşlerimizi ortaya koymak için gerekli tüm girişimlerde bulunacağız.
ÖĞRETMENİMİN KATİLİNİ AFFEDEMEZSİNİZ!
TBMM’de görüşülen ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen teklife karşı sesimizi yükseltmek için cuma günü saat 14.00’te TBMM Dikmen Kapısı’nda basın açıklaması yapacağız.
Tüm eğitim çalışanlarını ve duyarlı vatandaşlarımızı, şehit öğretmenlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının sendikasıdır. Biz eli kanlı PKK terör örgütüne açık veya üstü kapalı af getiren düzenlemede şehit öğretmenler adına tarafız.
TBMM’de çerçeve yasanın görüşüleceği komisyona sesleniyoruz. Bebek katili Apo’nun fikrinin alındığı kanun teklifinin görüşmelerinde bir eğitim sendikası olarak bize söz hakkı verin!
Terör bitsin; fakat terörist ödüllendirilmesin. Silahlar sussun; fakat şehitlerimizin gazilerimizin sesi susturulmasın.
Şehit öğretmenlerimizin, askerlerimizin, polislerimizin vatandaşlarımızın aziz hatıralarını hiçbir siyasi hesabın ve pazarlığın konusu yaptırmayacağız.
Bir kez daha altını çizerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sesleniyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen’e komisyonda söz hakkı verin.
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ADINA İTİRAZ EDİYORUZ
Değerli basın mensupları,
Kıymetli eğitim çalışanları,
Basın açıklamamıza katılan değerli milletvekilleri
Aziz Türk milleti;
Hürriyetçi Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının sendikasıdır. Bu nedenle bugün burada, terör örgütü PKK tarafından şehit edilen öğretmenlerimiz adına bulunuyoruz.
Biz eli kanlı PKK terör örgütünü açık veya üstü kapalı af getiren düzenlemede şehit öğretmenler adına tarafız.
Öğretmenler olarak bizler şehir merkezlerinde ilçelerde kasabalarda köylerde ülkemizin en ücra köşelerinde ülkemizin 60 bin noktasında Türk bayrağını göklere çekenleriz. Bu ülkenin çocuklarını aydınlık yarınlara ulaştırmak için elimizde bir kalemle görev yapanlarız. Görevini yaparken PKK terör örgütü mensupları tarafından 157 öğretmenimizi şehit vermiş bir meslek grubuyuz.
PKK terör örgütü mensubu katil hain alçak teröristler tarafından Yasemin ve Bayram Tekin öğretmenlerimiz, kızları Betül ile birlikte katledildi.
Yasemin öğretmeniz 8 aylık hamileydi kızları Betül 3 yaşındaydı. Bayram Tekin’in gözleri önünde Yasemin öğretmenimizi karnındaki 8 aylık çocuğuyla ve 3 yaşındaki kızları Betül’ü kurşuna dizdiler. Sonra Bayram öğretmenimiz kurşuna dizildi.
Neşe Alten, ilk görev yerine büyük bir heyecanla gitmiş genç bir öğretmendi. Babasıyla birlikte şehit edildi.
Necmettin Yılmaz, öğrencilerine ve mesleğine kavuşalı henüz aylar olmuşken kaçırıldı ve katledildi.
Şenay Aybüke Yalçın, öğrencilerine karnelerini dağıttığı gün terör saldırısında şehit edildi.
Biz bugün burada şehit öğretmenlerimiz ve aileleri adına konuşuyoruz.
Şenay Aybüke Yalçın adına konuşuyoruz.
Necmettin Yılmaz adına konuşuyoruz.
Neşe Alten adına konuşuyoruz.
Ayşe ve Numan Konakçı adına konuşuyoruz.
Yasemin ve Bayram Tekin adına konuşuyoruz.
Üç yaşındaki kızları Betül adına konuşuyoruz.
Buminhan Temizkan, Nurettin Aslan ve Aydın Yılmaz adına konuşuyoruz.
PKK terör örgütünün hain saldırılarında şehit edilen bütün öğretmenlerimiz ve aileleri adına konuşuyoruz.
Biz bugün TBMM meclisine getirilen Çerçeve Yasada şehit öğretmenler adına tarafız.
TBMM’de çerçeve yasanın görüşüleceği komisyona sesleniyoruz. Bebek katili Apo’nun fikrinin alındığı kanun teklifinin görüşmelerinde bir eğitim sendikası olarak konuşma hakkımızın verilmesini istiyoruz.
Biz terörün sona ermesine karşı değiliz.
Bu ülkede hiçbir askerimizin, polisimizin, korucumuzun, öğretmenimizin veya vatandaşımızın bir daha terör saldırısında hayatını kaybetmemesini herkesten çok isteriz.
Terör örgütü bütün silahlarını teslim etmeli, örgütsel yapısını dağıtmalı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna koşulsuz biçimde teslim olmalıdır.
Ancak terör örgütünün silah bırakması, Türk milletine yapılmış bir iyilik değildir.
Bu, devlete sunulmuş bir lütuf değildir.
Pazarlık kozu hiç değildir.
Suç işlemeyi bırakmak, işlenen suçları ortadan kaldırmaz.
Bugün silah bıraktığını söyleyenlerin geçmişte işledikleri suçlar, şehitlerimizin mezarları ve ailelerinin acıları olduğu yerde durmaktadır.
Bu teklif hazırlanırken terör suçlularının geleceği düşünülmüş; fakat şehit ailelerinin, gazilerin, terör mağdurlarının ve milletimizin adalet duygusu dikkate alınmamıştır.
Terör suçlularına hangi kolaylıkların sağlanacağı ayrıntılı biçimde konuşulurken, şehitlerin ailelerine ne söyleneceği cevapsız bırakılmıştır.
Biz bu teklifte şehit edilen öğretmenlerimizin, askerlerimizin, polislerimizin, korucularımızın, kamu görevlilerimizin vatandaşlarımızın sesini göremiyoruz.
Biz bu teklifte, evladını toprağa veren annenin gözyaşını göremiyoruz.
Biz bu teklifte, eşi, kardeşi şehit edilen insanların ve milletimizin adalet beklentisini göremiyoruz.
Biz bu teklifte, terör örgütünün saldırıları nedeniyle öğretmensiz kalan çocukların yaşadığı acının karşılığını göremiyoruz.
Terör bitsin; fakat terörist ödüllendirilmesin.
Silahlar sussun; fakat şehitlerimizin gazilerimizin sesi susturulmasın.
Kardeşlik büyüsün; fakat kardeşliğin bedeli şehit ailelerine gazilerimize milletimize ödetilmesin.
Toplumsal barış sağlansın; fakat adalet feda edilmesin.
Terör örgütü silahlarını bıraksın ve hukuk önünde hesap versin.
Bunun karşılığında şehitlerimizin hukukundan bir parça isteniyorsa vermeyiz.
Milletimizin egemenliğinden taviz isteniyorsa vermeyiz.
Silahlı geçmişin karşılığında siyasi imtiyaz isteniyorsa kabul etmeyiz.
Terör örgütünün silahla elde edemediğini masa başında elde etmesine izin vermeyiz.
Kimse bize “Susun, süreç zarar görmesin.” demesin.
Şehitlerimizin hukukunun zarar gördüğü yerde, zarar görmesinden korkacağımız hiçbir süreç yoktur.
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak Çerçeve Yasa’ya itiraz ediyoruz.
Terör suçlularına açık veya örtülü af niteliği taşıyacak düzenlemeleri kabul etmiyoruz.
Terör örgütü elebaşına herhangi bir hukuki veya siyasi statü kazandırılmasına karşı çıkıyoruz.
Örgüt kadrolarının silahlı geçmişlerinden siyasi imtiyaz üretmesine karşı çıkıyoruz.
Sürecin bütün aşamalarının Türk milletine açıkça anlatılmasını istiyoruz.
Şehit ailelerinin ve terör mağdurlarının görüşlerinin dikkate alınmasını istiyoruz.
Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletvekillerimize sesleniyoruz:
Önünüzde yalnızca birkaç maddeden oluşan sıradan bir kanun teklifi yoktur.
Vereceğiniz karar, şehit ailelerinin devlete duyduğu güveni ve milletimizin adalet duygusunu doğrudan etkileyecektir.
Elinizi kaldırmadan önce Aybüke öğretmeni düşünün.
Necmettin öğretmeni düşünün.
Neşe öğretmeni düşünün.
Üç yaşındaki Betül’ü düşünün.
Yasemin ve Bayram öğretmenleri düşünün.
Evladını, eşini, annesini veya babasını teröre kurban vermiş insanlara bu düzenlemeyi nasıl anlatacağınızı düşünün.
Yarın hiç kimse “Sonucun buraya varacağını bilmiyorduk.” diyemez.
Milletvekillerinin sorumluluğu yalnızca bugüne karşı değildir.
Bu sorumluluk şehitlerimize, milletimize, hukuka ve tarihe karşıdır.
Aybüke’nin türküsü, Necmettin’in emaneti, Neşe’nin cesareti, Yasemin ve Bayram öğretmenlerin üç yaşındaki Betül’le birlikte yarım kalan hayatı karşınızda durmaktadır.
Biz de buradayız.
Susmayacağız.
Unutmayacağız.
Unutturmayacağız.
Şehit öğretmenlerimizin, askerlerimizin, polislerimizin vatandaşlarımızın aziz hatıralarını hiçbir siyasi hesabın ve pazarlığın konusu yaptırmayacağız.
Şehitlerimizin hukukunu sonuna kadar savunacağız.
Ve bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisine sesleniyoruz:
Hürriyetçi Eğitim Sen’e komisyonda söz hakkı verin.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ENAG ➡️ Aylık %4,10 - Yıllık %54,62
TÜİK ➡️ Aylık %1,94 - Yıllık %30,87
Mart ayı enflasyon verileri bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede açıklanan enflasyon ile vatandaşın yaşadığı hayat arasında derin bir uçurum var.
Hangi enflasyona inanacağız? Market rafına mı, kira fiyatına mı, yoksa masa başında üretilen rakamlara mı?
Bu fark bir “hesaplama yöntemi” farkı değil; memurun, işçinin ve emeklinin emeğinin karşılığının gasp edilmesidir.
Bu tabloda sorumluluk sadece toplu sözleşme masasında memuru ve emekliyi yok sayan iktidarın değil; hakem heyetine temsilci göndererek bu adaletsizliği meşrulaştıran, memuru masada satan yandaş sendikaların da omuzlarındadır.
ÖĞRETMENE YÖNELİK TEHDİT ASLA KABUL EDİLEMEZ
İstanbul Beylikdüzü Dr. Ayla Savaş Ortaokulu’nda görev yapan bir kadın öğretmenimiz hakkında, bir veli tarafından İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gönderilen e-postada açıkça fiziksel şiddet tehdidinde bulunulmuştur.
“O öğretmeni okul içinde veya okul çıkışında yakalar ve fiziki olarak şiddete başvururum. Haziran ayına kadar evinde ya da hastanede raporu ile yatar.” İfadeleriyle açıkça tehdit etmiştir.
Öğretmenimize yönelik bu açık tehdit asla kabul edilemez.
Yetkilileri derhal göreve davet ediyor; bu açık tehdidi savuran kişi hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını, öğretmenimizin, öğrencilerin ve okul personelinin güvenliğinin sağlanmasını talep ediyorum.
@tcmeb, @adalet_bakanlik@TC_icisleri@istanbul_EGM@TC_icisleri
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ara tatilleri tartışmaya açan açıklamaları, eğitim sistemimizin yıllardır çözülemeyen temel sorununu yeniden göstermiştir: Öngörüsüzlük.
Eğitim; günübirlik açıklamalarla, deneme-yanılma yönetimiyle yürütülemez. Öğretmeni, öğrencisi, velisi bu yap-boz anlayışından yorulmuştur.
Ara tatil uygulamasını getiren de sizsiniz; şimdi kaldırılmasını tartışmaya açan da…
Bir dönem “bilimsel raporlara dayanıyor” denilen uygulamanın bugün “veliler istedi” gerekçesiyle sorgulanması, ciddiyet eksikliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ara tatilin pedagojik karşılığı vardır mı yoktur mu tartışılır; buna sözümüz yok.
Ama bilimsellik iddiası ile popüler talepler arasında savrulan bu yönetim anlayışını kabul etmemiz mümkün değildir.
Sayın Bakan;
Bu milletin çocukları da öğretmenleri de sizin politik deney sahalarınız değildir.
Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, Kocaeli Valiliğinin 10 Kasım programı çerçevesinde camilerde Mevlit okutulması kararından rahatsız olmuş.
Milli bayramlarımızda dahi Atatürk’ün adını anmaktan korkanlardan beklenen bir davranış aslında. Hiç şaşırmadık.
Yedi düvele karşı savaşarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Atatürk’ün ruhuna Mevlit okunmasından kim rahatsız olur?
Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmasa ya da bazılarının arzu ettiği gibi Yunan kazansa, bundan mutlu olacak “nesebi gayri sahih”, soysuz niceleri vardır mutlaka.
Atatürk’ün, “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” veciz sözünden hareketle kahramanlarımıza, ecdadımıza, bir Türk evladı olarak sahip çıkmak asli görevimizdir.
Hür-Sen olarak, başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere ecdadımızı hayırla anmaya, onlarla gurur duymaya devam edeceğiz.
Atatürk’ün aziz milletimize uyarısını paylaşmanın tam zamanıdır:
“Efendiler, sırası gelmişken aziz milletime şunu tavsiye ederim ki; bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”
Türkiye sevdamız…” diye slogan atanlar, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” diye haykıranlar, Apo iti için TBMM’de, Gazi Meclis’te sloganlar atılıyor? Hani dalını kıranın ağacını kökünden sökerdiniz! Bir ses verin, iki kelam edin!
Nerdesiniz?
Anlaşılmıştır ki sevdanız Türkiye değil, menfaatleriniz ve altınızdaki koltuklarınızmış.
SİZİ GİDİ TAKLACILAR, SİZİ!
Memur ve emeklisinin mali ve sosyal haklarının TBMM’de görüşülmesini engelleyip iktidarı zora girmekten kurtaran; ardından da memuru ve emeklisini satan sarışınlar, şimdi utanmadan açıklama yapıyor, mali durumun vahim olduğunu söyleyip çeşitli talepler sıralıyor.
Siz nasıl bir ahlaka sahipsiniz? Yaptığınız ayak oyunları, attığınız taklalarla memur ve emeklisine Toplu Sözleşme tarihimizin en büyük oyununu oynadınız, en büyük kazığını attınız.
Milyonlarca memur ve emeklisinin artık hiçbir umudu kalmamış olan Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna, siz yeniden işlerlik kazandırdınız. Belki refah payı alabilecek memur ve emeklisini, %1’lik sefalet zammına mahkûm ettiniz. Ne ülke genelinde ne de TBMM’de mali ve sosyal haklarımızın tartışılmasına izin vermediniz. Şimdi çıkmış, timsah gözyaşları mı döküyorsunuz?
Hani taklacı güvercinler vardı ya; vallahi siz onlara bile taş çıkartırsınız. Sizi gidi taklacılar, sizi!
İNANIYORUZ Kİ, KAMU ÇALIŞANLARININ FERASETİ BİRÇOK YANLIŞI DÜZELTECEKTİR
Memur ve emeklisine dayatılan sefalet zammı sonrasında, enflasyon oyunları hız kesmeden devam ediyor.
ENAG, Ağustos ayı enflasyonunu %3,23, yıllık enflasyonu %65,49 açıkladı.
TÜİK ise aylık enflasyonu %2,04, yıllık enflasyonu %32,95 olarak ilan etti.
TÜİK enflasyonuna göre, memur ve emeklisine verilen %5 zamdan geriye sadece %0,9 kaldı. Görülüyor ki, Toplu Sözleşme zammı olan %5, TÜİK enflasyonu baz alındığında bile iki ayda eridi. Kaldı ki, halkın enflasyonunun TÜİK’in hayallerinin çok ötesinde olduğu, artık her bir vatandaşımızın genel kabulüdür.
Değerli kamu çalışanları, ekonomik ve sosyal anlamda birçok problemle baş başa bırakıldığınız gün gibi ortadadır. Siyasi iktidarların, bilhassa mevcut iktidarın, memur ve emeklisinin tüm taleplerine kulak tıkadığı, son yapılan Toplu Sözleşme sürecinde çok daha net görülmüştür. Anlaşılan odur ki, iktidarın ekonomik becerisi (!) ekonomik başarısızlığının tüm yükünü memur, memur emeklisi, asgari ücretli gibi dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın sırtına yüklemekten ibarettir.
Ağustos ayında yapılan ve her yönüyle tam bir rezalet, stratejisi bakımından ise tam bir pazarlama ve satış olan Toplu Sözleşme sürecini hep birlikte yaşadık. Bu senaryo yeni olmamakla birlikte, bu defa tüm yönleriyle nasıl bir sendikal kokuşmuşluk içinde olduğumuzu, tercihlerimizin bugünümüzü ve geleceğimizi nasıl kararttığını anlayan, idrak sahibi insanlara göstermesi bakımından önemlidir.
Günlerce bahsettiğimiz olayların detayına tekrar girmeyeceğim, ancak feraset sahibi tüm kamu çalışanlarının bu rezil süreci çok iyi değerlendirmelerini ve gerekli tedbirleri almalarını istirham ediyorum. Hiçbir sarı sendikaya ihtiyaç yoktur. Bunların ortaya saldıkları korkutma, tehdit politikaları eminim ki bunların sonunu da getirecektir.
Ülkemizin en aydın kesimini oluşturan kamu çalışanları, sadece sendikal hareket için değil, ülke ve milletimizin istikbali bakımından da gerekli bilgi birikimi ve donanıma sahiptir.
Hür-Sen olarak, 4 milyon feraset sahibi insanın ortaya koyacağı tavrın sadece sendikal alanda değil, ülke geleceği yönünden de birçok yanlışın düzeltilmesi sonucunu doğuracağına yürekten inanıyoruz.
Saygılarımla.
📍Mahalle yanarken saçını tarayan, her zaman 'milliyiz, milliyetçiyiz, Atatürkçüyüz ' nutku atan sendikalar da var, maalesef.
Kimsenin, ne kadar milli olduğuna, milliyetçi ve Atatürkçü olduğuna dair elimizde bir ölçü olmasa da, Apo piçi adeta kahraman ilan edilip, PKK'yı savunmak adi vakadan sayılırken, hatta açık açık övülürken, sesi boğazlarına kaçmış bu sendikalar neden ses çıkarmaz?
Kimse kusura bakmasın, hainler kutsanırken, sesi çıkmayanlar bunu doğrudan destekliyor demektir.
Türk Milletinin adı, Türkiye milleti diye ilan edilirken de bu güruhtan tık yok maalesef. Biz bu koltuk sevdalılarını biliyoruz da, yüzbinlerce üyesi neden görmüyor?
📍Biz, Hür-Sen olarak, ihanetin tarafı olmadık, olmayacağız. Türkiye vatanımızın adıdır, bu vatanda yaşayan milletin adı da Türk Milletidir. Apo bebek katili, Türk düşmanı bir canidir, haindir. Bir hainden gelecek bekleyen de, tüm bunlar olurken susan da, görmezden gelen de, bilerek aynı derecede ihanetin içindedir.
Türk milleti, siyasi rant uğruna nice senaryoyu seyretmek zorunda bırakıldı.
"Aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar beklemek aptallıktır." sözünden hareketle, hain terör örgütü PKK'nın silah bırakma tiyatrosuna da inanmıyoruz.
Bundan sonra yaşanacak gelişmelerden endişe duyuyoruz.
Tarih şahit olsun ki bu aymazlığın hiçbir tarafında yokuz ve olmayacağız.
Tarafımız, Türk milletinin yüksek menfaatleridir.
Şehitlerimize ve ölçülemez acılara gark olmuş şehit ailelerine olan saygımız, geleceğimize yön verecektir.
Hür-Sen olarak, savunduğumuz değerlerden asla taviz vermeden yolumuza devam edecek, milletimize sadakatten ayrılmayacağız.
Koltuk ve istikbal kaygısıyla susanlardan hiç olmayacağız.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
MEMUR VE EMEKLİSİNE YÜZDE 15,57
Aynı senaryoyu her zam döneminde yaşıyoruz maalesef. Bu Temmuz ayında da farklı olmadı. ENAG, Haziran enflasyonunu yüzde 3,05; yıllık enflasyonu ise yüzde 68,68 olarak açıkladı. TÜİK’in aylık enflasyonu ise yüzde 1,37; yıllık enflasyonu yüzde 35,05 oldu. Adeta dejavu!
TÜİK enflasyonu dikkate alındığı için enflasyon farkı yüzde 10,07’ye; yüzde 5 Toplu Sözleşme zammı eklendiğinde toplam artış yüzde 15,57 oldu.
Ağustos ayında Toplu Sözleşme süreci başlayacak. Hangi memura, hangi emekliye sorsanız bir umut görünmüyor. Allah nasip ederse, hep birlikte göreceğiz. Sendikacılığın asgari gerekleri bile yerine getirilmeyecek. Yetkili sendika ve yamağı, aynı ağız ve yöntemlerle masaya oturup sonunda timsah gözyaşları dökecekler.
Sendikal itibarları neredeyse sıfıra düşerken, üye sayıları artan bu sendikalar; memur ve emekliye “işte bu!” dedirtecek adımları bile atmayacaklar. Neden? Çünkü bunları sorgulayan, başarı ve ilkeli duruş bekleyen kimse kalmadı maalesef. Yani bile bile lades!
İktidarın, dar gelirli memur ve emekliyi rahatlatmak; yıllar içindeki kayıplarını telafi etmek gibi bir derdi de yok, şüphesiz. Halkın sorunları devasa boyutlara ulaşmışken, her gün yeni bir suni gündeme odaklanan ülkemizde; yokluk, yoksulluk sözü dahi edilemez hâle geldi.
Türk-İş’in Haziran ayı açlık ve yoksulluk sınırı açıklaması tüyleri diken diken edecek boyutlara ulaşmış: Açlık sınırı 26.115 TL, yoksulluk sınırı ise 85.066 TL olmuş. Hal böyle iken, kitleler pastadan payını isteyeceğine; “bunun maaşı çok, şunun maaşı az” tartışmasına girmiş haldeler. Hâlbuki asıl olan, pastadan payımıza düşeni talep etmektir.
Bunu yapacak tek irade ise kendimizdedir. 2 milyon memuru arka bahçesi olan sendikalara üye yapmış iktidarın eli gayet rahattır. Meydanlar boş, tepkiler doğal olarak cılızdır. Böyle devam edemez, etmemelidir. Silkinip kendimize gelmenin; hem iktidara hem de arka bahçe sendikacılığına bir ayar vermenin tam zamanıdır.
Hür-Sen sizinle.
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden canlarımızı rahmetle anıyor, bu vahşete zemin hazırlayan karanlık zihniyeti ve canileri lanetliyorum.
Aynı acıların bir daha yaşanmaması için; kardeşliğe, birliğe ve adalete sarılacağız.
Hep birlikte Türk Milleti’yiz.
İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuran’ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar millî mukaddesattandır. Millî mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür. H. Nihal ATSIZ
Leman dergisinin yayınladığı karikatür, açık bir provokasyon ve inanca yönelik ağır bir saygısızlıktır. Şidetle kınıyoruz.
Bu durumu fırsat bilip ülkemizin kurucusu Atatürk’e ve millî değerlere saldıranlar ise yeni bir provokasyonun tarafıdır.
Böylesi dönemlerde sağduyu, vakar ve toplumsal sorumluluk en çok ihtiyaç duyulan erdemlerdir.