Tuncay Özkan aynı konudan (ona göre hakaret) İzmir başsavcılığında 2 ayrı savcıya şikayette bulunuyor.
Biri davaya dönüyor, ben davadan beraat ediyorum. Diğerine de yine İzmir'de savcı takipsizlik veriyor.
Sonra Tuncay Özkan "vay ben vekilim de vs" diye Sulh Ceza'ya itiraz ediyor... İtirazı kabul ediliyor...
Sonra ÇOK GARİP bir şey oluyor.. Hiçbir tebligat yollanmıyor ve yapılmıyor bana! Ortada tek belge yok!
Sözde; kolluk, benim evime defalarca gelmiş, defalarca bana telefon etmiş ama ne hikmetse ulaşamamış!
Semtimin muhtarı bile bana ulaşırken koskoca kolluk ulaşamamış!
Ya da katip; bunu birden böyle değerlendirmek istemiş! Ve bir anda gece yarısı hakkımda yakalama kararı çıkarıldı. İzmir Başsavcılığın'dan...
Üstelik 1 Ekim'de Ankara'ya uçakla gidiyorum. Hiçbir şey yok. Tuncay Özkan beni TBMM bahçesinde gördükten sonra gece yarısı ANİ BİR YAKALAMA KARARI sisteme düşülüyor!
EVİNDE HOME OFİS OLARAK SÜREKLİ YAYIN YAPAN, MAHALLE MUHTARININ BİLE RAHATLIKLA ULAŞTIĞI BİR GAZETECİ OLARAK; BU İLGİNÇ VE BANA GÖRE ŞAİBELİ DURUMU BURAYA NOT DÜŞMEK İSTERİM..
TUNCAK ÖZKAN'IN HAKKIMDA DAHA ÖNCE DE YAKALAMA KARARINI YİNE İZMİR SAVCILIĞI 'NDAN ÇIKARDI. ÜSTELİK AVUKATIM ARADIĞINDA; HAKİMİN KATİBİ; "aaa yanlışlık olmuş özür dileriz" demişti...
BU YANLIŞLIK VE TUHAFLIK NEDENSE İKİNCİ KEZ YİNE İZMİR'DE OLDU...
yorum yapmıyorum. Bence konu yeterince açık. Buradan yetkililer zaten görmesi gerekeni görecektir...
Tek yorumum: YENİ PARTİ'nin, her türlü rezilliği yapabilen böyle bir "tipi" sırtında taşıyarak, kazanacağı herhangi bir seçim olmayacağını şimdiden tahmin etmek zor değil!
Bahar Feyzan: “Ahmet Şık niye iktidar içinden sipariş metinleri kulis diye yazıyor ki?
Keşke bir de ‘copy paste’ yapmasa!
Yıllardır kendisini iktidara karşı konumlandıran bir siyasetçinin (ya da gazetecinin bilmiyorum hangisi) meseleyi sadece, iktidar içindeki güç odaklarının birbirleriyle hesaplaşması üzerinden okuması çok tuhaf
Metinde emek, sermaye, kamu zararı ya da yatırımcının hakkından çok; kimin kimi tasfiye ettiği, kimin Erdoğan’a ne anlattığı ve hangi bürokratın hangi kliğe yakın olduğu var.
Eee halkın hakkını savunan siyasetçi ya da gazeteci nerede?
Gazetecilik açısından soru sormaya çok önem veriyorum. Ama niye iktidarın içindeki birileri tarafından kullanışa el verişli olunsun ki? Dikkat etmek lazım.
Hatta geçen gün Fatih Altaylı yazdı. Bu dönemde birileri gazetecileri çok yanıltacaktır onlara pirim vermemek lazım diye...
Ama yazarken gazeteci gibi siyasetçi demeyi unutmuş!
Ahmet Şık’ın yapması gereken basit:
Kulis anlatmak yerine Zeynel Emre gibi iddialarının dayanağını ortaya koyması yeter.
Kimin hakkında hangi somut belge-bilgi var, hangi bilgi doğrudan teyit edilmiş, hangisi yalnızca duyum?”
Ahmet Şık niye iktidar içinden sipariş metinleri kulis diye yazıyor ki?
Keşke bir de copy paste yapmasa!
Dikkatle okuyorum.
Son paylaşımında “ortak kanaat var”, “düşünülüyor”, “bilindiği için”, “telaffuz ediliyor” yazmış. Ancak hangi somut veriye dayandığı göremiyoruz. Aldığı kulisi gerçek gibi yapıştırmış...
Daha ilginci, yıllardır kendisini iktidara karşı konumlandıran bir siyasetçinin ya da gazetecinin bilmiyorum hangisi???
Meseleyi sadece, iktidar içindeki güç odaklarının birbirleriyle hesaplaşması üzerinden okuması çok tuhaf!.
Metinde emek, sermaye, kamu zararı ya da yatırımcının hakkından çok; kimin kimi tasfiye ettiği, kimin Erdoğan’a ne anlattığı ve hangi bürokratın hangi kliğe yakın olduğu var. Eee halkın hakkını savunan siyasetçi ya da gazeteci nerede?
Bir başka acayiplik de kesin hüküm ile fısıltıların birbirine karışması.
“Kimin koruduğu biliniyor”, “şu isim mesaj vermek için kullanıldı”, “örtbas planı yapılıyor” gibi kesin cümleleri var.
Fakat dedikodu gazeteciliğinden öteye gitmemiş.
Gazetecilik açısından soru sormaya çok önem veriyorum. Ama niye iktidarın içindeki birileri tarafından kullanışa el verişli olunsun ki.. Dikkat etmek lazım.
Hatta geçen gün Fatih Altaylı yazdı. Bu dönemde birileri gazetecileri çok yanıltacaktır onlara pirim vermemek lazım diye... Ama yazarken gazeteci gibi siyasetçi demeyi unutmuş!
Gazeteci üstelik sola yaslandığını methiyelerle anlatan bir kişi; devlet içindeki güç dengelerini tarif eden bürokratik bir istihbarat notunu gerçek haberden iyi ayırabilendir!
Ahmet Şık’ın yapması gereken basit: Kulis anlatmak yerine Zeynel Emre gibi iddialarının dayanağını ortaya koyması yeter.
Kimin hakkında hangi somut belge-bilgi var, hangi bilgi doğrudan teyit edilmiş, hangisi yalnızca duyum?
Bunlar birbirinden ayrıştığında, kamuoyunun neyin haber, neyin yorum olduğunu görmesi daha sağlıklı olur.
İzmir Belediye başkanı Cemil Tugay'ı nasıl açıklayacak Yeni Parti?
Adam güle oynaya geçiyor Ak Parti'ye...
45 belediye başkanı Ak Parti'ye geçti. Yeni Parti'de bunun sorumluluğu, özeleştirisi hiç yok mu?
Çok soran oldu. Endişeye mahal yok. Gözaltına falan alınmadım.
Tuncay Özkan denen çok sevilesi! müptezel kişi, tarafıma açtığı davaları sürekli kaybettiğinden; "vekilim ben" diye Sulh Ceza'ya devamlı itiraz ediyor!
Kendine benzeyen avukatı da bilerek yanlış adrese tebligat yaptırıyor! Haliyle bana hiç ulaşmayan tebligatlar sonrasında etik dışı davranan avukatı yırtınarak yakalama kararı çıkarıyor.!
Polisler görevleri gereği uçağın kapısına geldiler sonra durumu anlayıp gittiler.
Şimdi geçmişi "sözde gazetecilikten" gelen bu müptezel "vekilim ben" nasıl takipsizlik verirsiniz, nasıl davaları kaybederim davaları diye tırmalıyor!
Ağlayarak günlüğüne yaz Tuncay Özkan daha kaybedecek çok davan vardır..
Teveccüh olduğu kesin…
Konu “teveccühe” götüren teşkilatlanma!…
SPK eski başkanı böyle ifade veriyorsa, kendisinin de mal varlıkları detaylıca incelenmeli…
Belli ki işin içinde iş var. ⁉️
Esnaf gazeteci... Parça başına gitme yazık sana.. Gazeteci ol adam ol. götün sıkışınca da bel altına girme.. Ben reklam almadım. İstanbul'un konusu deprem. Ama sen almışsın. Bariz. Taş atmadan evvel camdan olan evine bak. Bir de kime sataşacağını haddini bil. Senin poponun ne kadar açıkta olduğunu ben çok iyi biliyorum.İstersen devam et... Bakalım noluyor.
Taş Yapı’yı almışsınız. Bir de benim üzerimden yavşak yavşak yakışıyor mu ya. Karaktersizler. Sizin elden çektiğiniz operasyonları ben mi yazayım siz mi anlatırsınız? İmamoğlu’nun diploma işini bitirmek için aldıklarınızı isterseniz siz açıklayın. İsterseniz ben anlatayım… aldığınız paraları sahaya harcayın istiflemeyin!
Bu arkadaşlar geçen sene İşbankası'na, yayınları üzerinden operasyon çekiyordu.
Ben bunları yakaladım. Yaptıklarının suç olduğunu duyurdum. O günden beri hakaret, bel altı, iftira ne varsa durmuyorlar...
İşlerine nasıl bir taş koydum bilmiyorum. Ama dürüstçe olan bu... Kamuoyu bilsin...
“The Economist”in fiyasko olarak duyurduğu Fon Skandalında asıl “balinalar” açıklanmalı. Yani kim ne kadar kazandı, ne zaman çıktı?
Para akışı kimlere yaradı?
Fonlar çökerken kimin kaybettiğini görüyoruz.
Asıl fonlar şişerken kimin parasını çektiğini ve denetçinin o sırada ne yaptığını öğrenmek önemli.
New York’dayım. Birleşmiş Milletler’de bugün hem Hakan Fidan’ın temasları vardı. Hem de Rusya dış işleri bakanı Lavrov’un basın toplantısına katıldım.
S-400 meselesini sordum.
Lavrov’un cevabını da Hakan Fidan’a sordum.
Türkiye ne aldı ki?
diye soranlar açısından; Türkiye dış politikada açısından çok ciddi bir denge kurduğunu özellikle Rus dış işleri bakanı açıklaması da teyit eder nitelikte.
Bu çok önemli bir kazanım.