Babam WP gurubunda paylaşmış, çok hoşuma gitti. Böyle anlamlı bir günde bu organizasyonu düzenleyen köyümüzün değerli muhtarı ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Mazbata yok, milletvekilliği yok, resmi yetki yok ama adam bugün meclise konuşmaya gelecekmiş. Muhtemelen meclis lokantasına müşteri gibi girip halkın yiyemediği ucuz karemelize soğanlı avokado, favalı enginar yanında keşkek yatağında dana antrikot yiyip gidecek
Bugün size o süslü akademisyen laflarını bir kenara bırakıp, bu toprakların en büyük mucizesini anlatmak istiyorum.
Kemalizm diyorlar adına. Kimileri bir kalıba sokmaya çalışıyor, kimileri geçmişte kalmış bir gardırop malzemesi sanıyor. Oysa Kemalizm, bu çorak topraklarda çatlayan kurak toprağın bağrından fışkıran o taze, yeşil fidanın adıdır.
Bir düşünün... Padişahın ağzından çıkacak tek bir söze bakan, "kul" olmaktan başka kaderi olmayan bir kitleyi alıp, "Sen yurttaşsın, bu memleket senin" diyebilmektir Kemalizm.
Sarayın pencerelerinden tebaaya bakan o kibirli gözlerin karşısına, Anadolu’nun yalınayak çocuklarını dikip "Egemenlik kayıtsız şartsız senindir" diye haykırmaktır.
Bir zihniyet devrimidir bu. Kokmuş, çürümüş dogmaların, hurafelerin karanlığından başını kaldırıp, yüzünü bilimin ve aklın aydınlığına dönmektir.
Laiklik dedikleri şey, camiyle devlet kapısını ayırmaktan çok ötedir dostlar; bir insanın, özellikle de bir kadının, bu topraklarda insanca, özgürce nefes alabilme garantisidir.
Eğer bugün bir kadın çıkıp da kürsülerde ders anlatabiliyorsa, adliye koridorlarında hakkını arayabiliyorsa, meclis sıralarında yumruğunu masaya vurabiliyorsa; bu ne tesadüftür ne de kendiliğinden olmuştur.
O beğenmedikleri Medeni Kanun’un, o unutturmak istedikleri kadın devriminin ayak sesleridir. Kadını kafesin arkasından çıkarıp hayatın tam merkezine, o aydınlık geleceğe yerleştirme cesaretidir.
Bizim gibiler, yani toplumun damarlarını inceleyenler iyi bilir; toplumlar kolay değişmez. Ama bir adam çıktı, bir avuç inançlı insanla birlikte koca bir coğrafyanın kaderini tersine çevirdi.
Batı’nın sömürgeci zihniyetine tokatı basarken, onun ilmini, fennini, çağdaşlığını hedef seçti.
Kemalizm donmuş bir dogma değildir. Kitaplara hapsedilecek bir şey hiç değildir.
O, Atatürk’ün o meşhur ve zamansız vasiyetidir aslında, "Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin."
İşte bu yüzden, ne kadar karartmaya çalışırlarsa çalışsınlar, ne kadar unutturmak isterlerse istesinler; yönü her zaman ileriye, aydınlığa ve bilime dönük olan bu toplumsal motoru durdurmaya güçleri yetmeyecek.
Çünkü fidan bir kere yeşerdi. Kökü derinde, göğe bakıyor.
@meryem_e_meltem