Şu görüntüler bir film falan olsa dünya kadar ödül alır, izleyipte ağlamayan kalmaz… Gerçekte yaşanan bu acı görüntüler kimsenin umurunda değil. Nasip işte, hak etmediğin hiçbir şeyi nasip etmiyor kurban olduğum.. https://t.co/9kw4Y7jUFa
2027 kışı.
İstanbul ağır şekilde bombalanıyor.
Şehrin nüfusu 2.5 milyona düşmüş.
Boğazdaki tüm köprüler bombalandığı için Asya ve Avrupa’nın bağlantısı tamamen kesilmiş.
Ailen Sakarya’nın Taraklı Köyü’ndeki bir çadırkente sığınmış.
Sen de Anadolu yakasına geçemediğin için büyük bir zorlukla Bulgaristan’a kaçmayı başarmışsın.
Sofya’nın varoşlarında -2. kattaki 2+1 bir dairede 7 kişi ile birlikte kalıyorsun.
İstanbul’da iken özel bir şirkette beyaz yakalı olarak çalışıyor, Şişli’de lüks bir sitede 1+1 dairede tek başına yaşıyordun.
Sofya’da bulduğun tekstil işinde günde 11 ila 14 saat çalışıyor, haftalık 100 leva ödemeni alabilirsen şükrediyorsun.
Kimseye zararın yok. Türkiye’de iken de suç işleyen topluma uyumsuz bazı Türkler Bulgaristan’da iken de insanlara rahatsızlık veriyor ama senin bunlarla hiçbir alakan yok. Sadece hayatta kalmaya çalışan sıradan bir insansın.
Tüm bunların üstüne, senin Türk olduğunu yüzüne birkaç saniye bakınca anlayan Bulgarlar sokakta, toplu ulaşım araçlarında, hastanede, markette sana ikinci sınıf insan muamelesi yapıyor ve sürekli ülkelerini terk etmen gerektiğini söylüyorlar.
Ama gidecek bir yerin yok, gerçi buna da inanmıyorlar ama, gidecek bir yerin olsa bir saniye Bulgaristan’da durmayacağını sen çok iyi biliyorsun.
Bu senaryoyu çok uzak bir ihtimal zanneden ve kendi başına gelmeyeceğini düşündüğü felaketleri yaşayan insanlara zerre merhamet göstermeyenlere gerçekten diyecek bir sözümüz kalmadı. Ama biliyoruz ki yaşattığınızı yaşamadan ölmeyeceksiniz. Hele “benim başıma böyle bir felaket gelse ben asla ülkemi terk etmem” diyerek mültecilere zulmedenleri göreceğiz. Zira kendinden başka kimseyi düşünmemeye programlanmış bu zihniyetin canı pahasına vatana millete hizmet edeceğine asla inancım yok. Allah siz de dahil hepimizi, vatanımızı böyle bir felaketten korusun ve iştirak ettiğiniz zulmü farklı yollarla idrak etmenizi nasip etsin.
İsrail’i savunan hesapları anlıyorum.
Bir şey demiyorum.
Yazayım.
3 aydır Mısır refah kapısından geçmeyen yardımlarımız var.
Şu anda çocuklar açlıkla sınanıyor.
Ve ölecekler belki de.
İsrail Hamas’ı bahane ederek 20 bin çocuk öldürdü.
Öldürülen çocuklar için bile “Teröristlerin evinde ne işleri var?” diyorlar.
Tel Aviv’de yaşayan İsrailli arkadaşlarım geçtiğimiz mitingde haykırdılar “Çocuk ölümlerinin sorumlusu Netenyahu’dur” diye.
Şu an önemli bir tarihi olaya tanıklık ediyoruz.
Ülkemde her kesimden politik düşünürün yüksel sesle bu Nazi soykırımını andıran işgale karşı durması gerekiyor.
Bazı kardeşlerim yazıyor
“Abi Araplardan bize ne biz ülkemize bakalım” diye.
Olmaz!! Olamaz!!!
Sen muhalif isen ülke yönetimini eleştir , dilediğini yaz savun.
Ama bu bir insanlık dramı.
Orda Araplar yok orda insanlar var çocuklar var.
Hitler’den 15 yıl sonra gazetelerin sorularını yanıtlayan Avusturyalı , İsviçreli, Belçikalı binlerce insan “keşke susmasaydık bizlerin de suçu var” demişken Adalet , sosyal haklar, özgürlük, demokrasi, insan hakları için yazılar yazan arkadaşlarımızın Filistin’e karşı daha duyarlı olmasını bekliyorum.
Milli duyguları yüksek olan kardeşlerimize de şunu söylüyorum.
Bu siyonist politika bugün Filistin’de.
Yarın herhangi bir dünya düzeninde bizim şehirlerimize göz koyarsa ne yapacağız. Çünkü bu da olası bir durum.
Fikirlerime katılmayanları saygıyla karşılıyorum.
Ama düşüncelerim bunlar. 🙏
#GazaStarving
İstanbul'da Çengelköy'den bir öğrencim vardı, Suriyeli. Zehir gibi çocuk. Türkçe su gibi, İngilizce öyle ve Almanca öğreniyordu. Abisi geldi okula, kardeşinin durumunu öğrenmeye gelmiş. O zamanlar müdür yardımcısıyım.
Konuşurken işsiz olduğunu söyledi. Tam 7 aydır 4 ayrı işte çalıştığını ama hepsinden parasını alamadan işten çıkarıldığını söyledi. Çengelköy'de meşhur bir kokoreççi biri, diğeri cafe. Bir diğeri de ünlü bir restaurant, sonuncusu lastikçi. "Valla hocam mekanların adı bunlar, güvenmiyorsanız gelin beraber gidelim paramı niye vermeden işten çıkarmışlar soralım. Siz hakem olun." dedi.
Şimdi yaşadığım yerde de Suriyeli çoban zam istemiş biraz, işten çıkarmış övüne övüne anlatıyor adam. Ayıp değil mi, diye sordum da bir daha konuşmadı benimle.
Bakın çok açık yazacağım. Bizim şu üçüncü sınıf ırkçıların derdi milliyetçilik, vatanperverlik falan değil. Ezmek istiyorlar. Böyle köpek gibi, it gibi çalıştıralım ama sesleri çıkmasın istiyorlar.
Doğru düzgün çobanlık yapmak isteyen Türk yok piyasada. Suriyeliler yapıyor, onu da karın tokluğuna yapsın istiyorlar. Bu ahlâka sahip toplumun milliyetçiliğine çok şey söylerim ben.
Ha, mesele güvenlik mi? Ee kardeşim bu Suriyeliler gelmeden önce de çok güvenli bir yer değildi ülke. Üçüncü sayfa haberleri diye deyim var. Şu reyting canavarı Müge Anlı haberlerinde yabancı uyruklu hatırlamıyorum.
Bence burada eleştirilecek en önemli nokta istihbarat zaafiyeti olabilir. Onun da açıklamasını devletin gerekli makam ve mercilerinden bekleriz. Beklemek de hakkımız. Kim kardeşim bu Afgan? Talibanla bağı var mı yok mu? Kim bu Suriyeli Daeş'le ilişkili mi değil mi? Önüne gelen giriyor mu ülkeye diye sormamız gereken yer, açıklama istediğimiz makamların belli olması lazım. Yolda geçen kendi halindeki kadına vatan müdafaası yapmak bayağılıktır. Basitliktir.
Benim devletten beklentim belli. Artık ülkemizin sırtına neredeyse bir kambur olan bu kontrolsüz mülteci sayısının ivedilikle azaltılması. Bu şahısların güvenli bi şekilde buradan gönderilmesi. Terör örgütleriyle veya şiddet suçlarıyla ilişkisi olanların bir an önce tesbiti, sınır dışı edilmesi. Bunları da yine bizzat masum mültecilerin ve ülkemizin refahı için talep ediyorum. Böyle giderse kurunun yanında yaş da yanacak zira.
Bursa'da tarifsiz bir huzur var. Şehrin tarihi ve dokusu modern şehircilik yaklaşımıyla yaşanacak cazip bir şehir haline geliyor.
Yaşamaktan zevk alınacak bir şehirdir Bursa.
Namazda vurdular,Yemekte vurdular, Hastanede vurdular,orayı boşaltın buraya geçin dediler gittikleri yolda vurdular,uyurken vurdular uyanıkken vurdular çocukları vurdular anneleri vurdular.Yok olasın israil tüm insanlığa ibret bir sonla yok olasın ve Allah bizi buna şahit etsin
“Ülkede erkek kıtlığı var!” diyor kadın, “Hocam ortalıkta kız yok!” diyor erkek. İkisine de ayrı ayrı bakıyorsun, iyi insanlar. Yalnızlar. Şanslıysak “topu topu 3-5 kişiyiz” dediğimiz hayatlar yaşıyoruz. Sadece ücra köylerde değil, sonsuz seçenek sunar gibi görünen metropollerde de. Çünkü Türk insanında çok derin bir kopukluk, şüphecilik, kendine acıma, özerklik korkusu, değersizlik-yetersizlik algısı ya da mesnetsiz, şişmiş bir öz değer ve değersizleştirme refleksi var. Durum böyle değilmiş gibi davrandıkça da sürekli birbirimizi yaralıyoruz.
Düşünce inceliği bir ilişkideki en önemli şeydir. Hayatınızdaki kişinin bir şeyi yapmadan önce size nasıl hissettireceğini düşünmesi, rahatınızı düşünmesi, detaylara dikkat etmesi…çünkü İnce düşünmek cömertliktir. O yüzden eş seçiminde her şeyden önce cömertliğe bakmak gerekir.
adını duyurmazsak, bağlantılarını açığa çıkarmazsak, kamuoyu baskısı kurmazsak deprem suçlularını yakalamıyorlar. şu ana kadar hepsi öyle yakalandı. tek tek hepsinin peşine düşmeliyiz. hiçbirinin cezasız kalmasına izin vermemeliyiz.