9 gün oldu yavru kediyi katledenler bulunmadı diye ülke ayağa kalktı.
Ama,
Bakanlığın derdi hala sokakta 3-5 tane kalmış kedi/köpeğin sayısı ve konumu! Bunun için tespit team’leri kuruyorlarmış.
Biz kimden ne bekliyoruz,
benim umudum yok bu hayvanlar için hepsini yokedecekler…
🚨 BU BELGELERE İYİ BAKIN! MESELE ARTIK YALNIZCA HAYVANLAR DEĞİL; HUKUK, VİCDAN VE DEVLETİN ÖNCELİKLERİ MESELESİDİR!
📄 İstanbul’da kaymakamlık, zabıta ve kolluk personelinden ekipler oluşturulması; parkların, meydanların ve sokakların taranması; KGYS kayıtlarının sahipsiz hayvan tespiti amacıyla incelenmesi isteniyor.
🐕🐈 Üstelik yazının dili “sahipsiz hayvan”: Kedi-köpek ayrımı yapılmadan tespit ve raporlama isteniyor.
⚠️ ŞİMDİ HUKUKİ SORUYU SORALIM:
Kanun, belediyelere gerekli hayvan bakımevlerini kurmak ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmek için 31 ARALIK 2028’E KADAR SÜRE veriyor.
Ama sıra sokaktaki hayvanı tespit etmeye ve yakalayıp yok etme kampına göndermeye gelince 2028 BEKLENMİYOR!
Dahası, kanunun sahiplendirilinceye kadar bakımevinde tutulmasına ilişkin açık hükmü “rehabilite edilen KÖPEKLER” için kurulmuşken, bu yazıda tespit faaliyeti genel biçimde “SAHİPSİZ HAYVANLAR” üzerinden yürütülüyor.
❗ O HALDE SORUYORUZ:
KEDİLER KONUSUNDA UYGULAMANIN HUKUKİ SINIRI NEDİR?
YETERLİ VE UYGUN BAKIMEVİ KAPASİTESİ OLUŞMADAN BU HAYVANLAR NEREYE GÖTÜRÜLECEK?
2028’E KADAR TAMAMLANMASINA İZİN VERİLEN ALTYAPI HENÜZ TAMAMLANMAMIŞSA, TOPLAMA POLİTİKASININ HAYVAN REFAHI AÇISINDAN SONUCU NE OLACAK?
🚔 Ve asıl insanın içini yakan tarafı:
Devletin asayiş ve kamu güvenliği amacıyla sahip olduğu imkânlar; personel, kameralar, drone’lar ve denetim mekanizmaları kedi-köpek tespiti için seferber edilebiliyor.
Peki;
🔪 Sokakta bıçakla gezenler?
🔫 Ruhsatsız silahlar ve silahlı şiddet?
💊 Uyuşturucu ve yeni nesil suç örgütleri?
👩 Kadın katilleri?
👶 Çocuklara yönelik şiddet?
🐾 Hayvanları vuran, zehirleyen, işkence edenler?
💻 İnternette açıkça şiddeti ve katliamı teşvik edenler?
ONLAR İÇİN DE AYNI KARARLILIK, AYNI TAKİP, AYNI SEFERBERLİK NEDEN YOK? VARSA NEDEN HER GÜN ONLARCA OLAY OLUYOR?
Sokak hayvanları bu ülkenin, bu kadar kolluk gücünün seferber edilmesini gerektiren bir MİLLİ GÜVENLİK SORUNU MU?
Biz binlerce yıldır bu canlarla yaşamadık mı?
NE OLDU DA BU CANLILAR ÖZEL ASAYİŞ EKİPLERİYLE, 7/24 KAMERALARLA VE HATTA DRONE’LARLA İZLENECEK KADAR BÜYÜK BİR İNSANLIK TEHDİDİ HALİNE GELDİ?
🌍 Peki aynı “tehdit” Orta ve Doğu Avrupa’da, Balkanlar’da, ABD’nin güney eyaletlerinde, Güney Amerika’da, Rusya’da, Asya’da, Afrika’da yok mu?
Hemen yanı başımızdaki Avrupa ülkelerinde sokak köpekleri -kedilerden bahsetmiyorum bile- sokakta, küpeli, kısırlaştırılmış, beslenmiş şekilde yaşamaya devam edebiliyor.
BU TEHDİT YUNAN’A OLMUYOR DA TÜRK’E Mİ OLUYOR?
⚖️ Hukuk devleti, kanunun yalnızca vatandaşa ve savunmasız olana karşı bütün gücüyle uygulanması değildir.
❤️ Vicdan, güçsüzü ortadan kaldırmak değil, güçsüzü koruyabilmektir.
🕌 Merhamet ise bu toprakların yabancısı değildir. Hayvana verilen bir yudum suyu dahi iyilik kabul eden bir inanç ve kültürün insanlarıyız.
Binlerce yıldır bizimle yaşayan kedi ve köpekleri bir anda toplumun başlıca güvenlik meselesi haline getirmek yerine, toplumdaki gerçek şiddetle mücadele edin!
📸 EKTEKİ RESMÎ YAZILARI OKUYUN.
📢 PAYLAŞIN, YAYIN, HUKUKÇULARA VE GAZETECİLERE ULAŞTIRIN.
🏛️ YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA İSTEYİN.
SOKAK HAYVANLARI DÜŞMAN DEĞİLDİR!
MERHAMET SUÇ DEĞİLDİR!
YAŞAM HAKKI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!
🔥 KENDİNİZ GELİN!
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak
#HayvanCinayetineHayır
@abakingurlek@adalet_bakanlik@TEMDairesi@EmniyetGM@jandarma@SiberayEGM@SiberDB@iletisim@dmmiletisim@burhanduran@ankaracbs@istanbulCBS@izmirCBS@AnadoluCBS@RTErdogan@tcbestepe@Akparti@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@barolar@mustafaciftcitr@TC_icisleri@ikalin1
AKP zihniyetinin yasaklarından bazılarını derledik:
— Bir gün bir uyandık, festivaller yasaklandı: “2020 yılından itibaren yüzlerce festival ve konser yasaklandı.”
— Bir gün bir uyandık, alkol yasaklandı: “Erdoğan 2013’te içki tüketimi ve satışına ilişkin bir dizi yasak getirdi.”
— Bir gün bir uyandık, ruj yasaklandı: “THY, hosteslerin kırmızı ruj sürmesini ve saçlarını üstten toplamasını yasaklamıştı.”
— Bir gün bir uyandık, kürtaj yasaklandı: “Erdoğan bir konuşmasında sezaryen doğuma karşı olduğunu ve kürtajın cinayet olduğunu söylemişti.”
— Bir gün bir uyandık, kızlı-erkekli kalmak yasaklandı: Erdoğan, apartmanlarda kızlı-erkekli kalınmasına sitem ederek: “Buralarda nelerin olduğu belli değil. Karma karışık her şey olabiliyor. Uygun değil.” diyerek yasaklamıştı.
— Bir gün bir uyandık, dekolte yasaklandı: Dönemin Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik, sunuculuk yapan Gözde Kansu’nun dekoltesinin çok açık olduğunu belirterek, “…çok aşırı. Dünyada da kabul edilemez.” diyerek Kansu’nun işine son verdirtmişti.
— Bir gün bir uyandık, kahkaha yasaklandı: Akpli Bülent Arınç, “Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak.” demişti.
— Bir gün bir uyandık, Discord, Roblox, Wattpad, Instagram yasaklandı. Instagram hariç hiçbiri açılmadı.
— Bir gün uyandık: Oy irademiz yasaklandı.
— “Anyma” konseri, “satanist ritüel sembolleri barındırdığı” iddiasıyla yasaklandı.
— Bu eleştirimiz de yasaklandı.
“Ekmek Yok; Ama Seküler Muhaliflere Sövebilirsiniz”
Uyduruk canavarlı dijital görsellerle bezenmiş konserin iptaline şaşıran çok olmuş. “Nesi suç ki bunun” demişler. Haklı olarak.
Lakin, yaşadığımız ülke öyle makul insanın basit mantığı ile anlaşılabilecek bir yer değil artık.
Bu işler artık şöyle yürüyor (benim anladığım):
Kanuna göre ortada bir suç unsuru yok. Toplumsal normlara göre de… Peki neden böyle yasak, baskı, hezeyan?
Şöyle düşünün: Ortalama bir iktidar destekçisi amcamız… Orta Karadenizli, emekli, hep büyük liderine oy vermiş. Muhafazakâr. İyidir, hoştur ama hayatı yaşayışımız farklıdır… İşte bu amcamızın hoşuna gitmeyecek şeyler yasaklanıyor. Tabana “Ülke senin dayı” diyebilmek için…
Böyle düşününce her şey netleşiyor, değil mi?
Manifest, Hayko, Behzat Amir, kolyeli hanım, anti arpasuyu dronu, Athena Gökhan (ki, bu insanı sekü insanlar kendilerinden bile görmezler ama tipinden dolayı işte), Deniz Göktaş, babala, Milör, ve en son da bu konser…
İktidar; tabanına ekmek, huzur, güvenlik, sağlık vs veremese de; söylem düzeyinde şunu verebiliyor böylece: “Bak dayı, bak teyze, senin hoşuna gitmeyen, ve gitmeyebilecek her şeyi, senin haberin bile olmayan bir sürü şeyi bulup yasakladık, cezalandırdık bile! Daha ne istiyorsun”. (Böylece, asgari rıza üretilmiş oluyor bir şekilde - ama toplumun geniş kesimlerini ezmek pahasına).
Dünyanın en kapalı, en otoriter nizamlarından birini kurmaya ant içmiş birileri sanki(!) Elalemin distopik şaka diye gösterdiği şey bizim günlük hayatımız oldu maalesef (özellikle dron meselesi!)
“Milletin Yeni Düşmanları”
Otoriter idarelerin günah keçilerine, ortak düşmanlara ihtiyacı vardır. Bizde, yönetim nazarında (dağdakiler artık sayılmadığından) orta sınıf seküler Cumhuriyetçiler bir nevi yeni “hostile class” ilan edildiler maalesef.
Adını anmak istemediğim aşırı baskıcı rejimlerde vardır bu normalde; bir kesim insan, devletin ve halkın hasmı görülür. Hakaret edilirler, maddi manevi baskı altındadırlar, varlıklarının kendisi suç sayılır neredeyse!
Bizde de daha düşük seviyelerde de olsa kısmen var olan bir şeydi bu. Ama yeni nizamda, ülkenin üreten, mülayim, makul insanları bir anda kendilerini böyle garip bir parantezin içinde buldular. Dünyadaki örneklerinden farklı olan asıl bu.
Cizye benzeri vergiler, hayat tarzlarına sürekli müdahale ve hem resmî makamlar hem de iktidar medyası tarafından sürekli aşağılanma ve hedef gösterilme şeklinde tezahür ediyor bu nefret!
Bir nevi: Konuşan doğalgazlara konuşmamaları gerektiği öğretiliyor; belli bir düşük statü dayatılıyor; çeyrek ayar vatandaştan fazlası olmadıkları hatırlatılıyor…
Bunu NormalleştirmeMek gerek (ama işte, hayatta kalabilmek için bir şekilde alışmak da gerekiyor. Zor. Gene de…)
Bir de ek…
Şöyle de bir insan cinsi türetildi ülkemizde: Seküler görünümlü ama kafaca cahiliye devrinde kalmış. 20 yıllık yoğun propagandayla beyinler yıkanmış. Uyduruk bir dijital yaratık gösterisine bakıp satanist telkin görüyorlar. Manifest’e fh*ş diyebiliyorlar. Her operasyonda “helal olsun” çekiyorlar. Özetle, hangi ülkede ne yaşadıklarının farkında değiller! Yazık. Gerçekten yazık.
Bu köpek insanı vefat edince yakınları tarafından barınağa bırakılmış. 1 haftadır Bodrum'da barınakta. Bodrum veya İstanbul 'da geçici/kalıcı yuva aranıyor acil.
8 yaşında, erkek. Çok güzel huylu, çocuklarla büyümüş bir köpek.
Paylaşır mısınız