Bursa İnegöl Kurşunlu Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçisi bir ailenin yaşadığı olay, Türkiye’de yoksulun nasıl cezalandırıldığının ibretlik bir örneğidir.
Diyaliz hastası çocuğunu hastaneye götüren, ardından tarlada çalışan çocuklarını almaya giden aile yakınının aracı, “yetki belgesiz yolcu taşımacılığı” yapıldığı iddiasıyla 60 gün trafikten men edildi.
Soruyoruz:
Araçta müşteri mi vardı?
Bilet mi kesilmişti?
Ücret karşılığı taşımacılık mı yapılıyordu?
Hayır!
Araçta aynı ailenin çocukları ve yakınları vardı.
Kanun korsan taşımacılığı önlemek için çıkarılmıştır. Hastasını hastaneye götüren, çocuğunu tarladan alan mevsimlik tarım işçilerini cezalandırmak için değil!
Bir yanda milyonluk usulsüzlük iddiaları yıllarca araştırılmazken, diğer yanda ekmeğinin peşindeki tarım işçisinin aracı 60 gün bağlanıyor.
Bu kararın bedelini bürokratlar değil; diyaliz hastası çocuk, tarlada çalışan çocuklar ve yoksul bir aile ödüyor.
Hukuk devletinde kanunlar vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için uygulanır, hayatını felç etmek için değil.
Mevsimlik tarım işçisini korsan taşımacı gibi gösteren bu anlayış; kanunun amacına da, vicdana da, adalet duygusuna da aykırıdır.
@halktvcomtr@szctelevizyonu@BirGun_TV@cumhuriyetgzt1@evrenselgzt@bizimtvcomtr@tele2haber
⚠️ Havalimanında vatandaşa ucuza su satmak kabahat oldu!
Gaziantep Havalimanı’nda bir işletme, vatandaşlara havalimanı şartlarında ‘makul’ sayılabilecek fiyatlarla yiyecek ve içecek satmaya başladı.
Suyun 50 TL, sandviç ve kahvelerin ise 200-250 TL bandında olduğu işletme, yolcular tarafından büyük talep gördü.
Ancak bu durum, havalimanındaki diğer işletmeleri rahatsız etti.
İşletme, havalimanı yönetimi tarafından yasaklandı.
İşletmeye, Türk kahvesinin yanında bedava verdikleri su için bile izin vermeyen yönetime, vatandaşlar tepki gösterdi:
• Resmen ucuz hizmet alamayalım diye uğraştılar.
• Ürünler bu fiyatlara satılabiliyorsa, diğer işletmeler de satabilirdi ama bilerek satmıyorlar. (Sözcü - Ali Can Polat)
📍 Gündemi sarsan fotoğrafta 2 Cumhuriyet Savcısı meslekten ihraç edildi!
Bu masa öyle alelade bir masa değil. 2 savcı, tam 9 şüpheli ile aynı masada yemek yiyor, alkol alıyor. Üstelik bu fotoğraf restoranın sayfasında alenen paylaşılıyor!
Bakın bu savcılar neler neler yapmışlar:
— Şüpheli olması gereken kişinin “bilgi sahibi” sıfatıyla ifadesi alınıyor ve UYAP sistemine “tanık” olarak kaydediliyor!
— İhbar üzerine basılması gereken mekana jandarma gidiyor. Savcı M.A, jandarmayı arayıp “insanları fazla rahatsız ediyorsunuz” diyor!
— Savcı H.S, şüpheliyi arayıp “bu hafta fazla zıplamayın” diyerek yapılacak operasyonu önceden ima ediyor.
— Savcılar önlerindeki şüphelilere ilişkin dosyaları sürüncemede bırakıyor, hiçbir işlem yapmıyor. Şüpheliler de yeni suçlar işlemeye devam ediyorlar!” (Son TV)
Bununla kalmamalı:
1– Bu savcıların verdiği tüm kararlar tekrar incelenmeli!
2– Bu savcılara mülakatta referans olan kişiler tek tek irdelenmeli!
Yeter artık her gün böyle olayları duymaktan yorulduk!
Adana'da sokak çeteleri tarafından canice katledilen Baran Cengiz'in annesi Tülay Cengiz:
“Oğlum Baran Cengiz 18 yaşında sokak çeteleri tarafından öldürüldü.
Saat üç buçukta oğlumu dışarı çıkartıp bir dakika içinde öldürdüler. O sırada yanında bulunan arkadaşı tanıklık etmesine rağmen takipsizlik kararı verildi.
17 yaşındaki çocuk önce suçu üstlendi sonra 'Baran'ı öldürüp silahı temizlediler ve elime verdiler.' dedi. Teker teker isimleri verdi, 'tehdit ediliyorum.' dedi.
'Hakim Bey, Baran'ı ben öldürmedim.' demesine rağmen takipsizlik kararı verildi ve katil halâ dışarıda. Ben adalet peşindeyim.”
Vize randevusu sorunu ve vize hakkınızı gasp edenlerle ilgili çalışmalarım devam ediyor. Bir süredir Ankara’daydım.
Türk yetkililer bu konuda çok hassas şekilde çalışıyor.
Bu konuyla ilgili, Türk makamları dışında:
• Almanya,
• İspanya,
• Fransa,
• Slovenya,
• Macaristan ve
• Avrupa Birliği komisyonuna bilgi verdim.
Fransızlar hariç diğer ülkeler ciddi şekilde bu konuyla ilgililer. Fransızlar nedense haberin kendisinden rahatsız olmuşlardı.
Sürecin sonunda inanıyorum ki tüm vatandaşların hakkını gasp eden bu vize çeteleri gereken cezayı alacak.
Ayrıca vatandaşın hakkını gasp edenlerin reklamını yapmaya devam edenlere de umarım ‘Vize iptali’ getirilir.
Elimdeki tüm bilgileri tüm kurumlarla paylaştım. Türk makamlarına hassasiyetleri için teşekkür ederim.
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
-T24
Milletin vize randevusu hakkını botlarla alıp, Resmi olmayan vize şirketleriyle millete 300 euroya satan yüzlerce ismin bilgilerini ihbarlar sonucu aldım.
Şimdi istedikleri kadar silebilirler. Bu suça bulaşmış herkesin ismini Yetkili makamlara ileteceğim.
Avrupa Birliği Yetkilileri de tüm bu şahsıları ve bu bahsettiğim şirketleri incelemeye aldı.
Desteğiniz için teşekkür ederim çok sayıda kanıt paylaşan vatandaş oldu. Bu herkesin sorunu. İnşallah bunların sonunu getiririz hep birlikte.
Bu arada hesaplarıma sahte teliflerle bildirim gönderiyorlar. Instagram’a 4 kez kısıtlama getirdiler ancak açtırdım ordan takip ederseniz hesabım için faydası olabilir.
Tüm vatandaşlara sesleniyorum. Sizin hakkınzı gasp eden karaborsacı çeteleri hesaplarımı kapattırmaya çalışıyor.
Yaptığım videoyu Instagram'a geri yüklettirdim. Bu paylaşım yayılmasın diye SAHTE TELİFLERLE videomu kaldırdılar.
Bu mesele benim değil sizin meseleniz. Bu videoyu lütfen Instagram'a hikayelerinizde paylaşın. Video linkini bu paylaşım altına ekleyeceğim.
Bu pisliklerin sonunu hep beraber getirelim. 1 dakikanızı almaz.
@jurnalhabertr@a101iletisimm ekonominin bu kadar kotu olduğu bir dönemde ailesini gecindiren bu gençlere bu tür tavır ve davranışlar büyük bir hatadir. Kimsenin emeğine cokemezsiniz mafyaciligi derhal birakin.
Arsan var ev yapamıyorsun.
Evine soyguna gelseler silahı çekip vuramıyorsun.
Ne kadar maddi imkanın olursa olsun, ülke sınırları içinde olduğun sürece çocuğunu düzgün müfredatı olan bir okulda okutamıyorsun.
Bürokrasi elitlerinin egolarını incitirsen soluğu emniyette alıyorsun.
Kira artış oranlarından çalışma saatlerine kadar her şeyde üçüncü bir taraf olan devlet masaya oturuyor ve senin rızanı kendi politik bekasına kurban ediyor.
Nihayetinde bu ülkede vatandaşlık, karşılıklı bir toplum sözleşmesi değil.
İptal edemediğin, hizmet kalitesinden şikayet edemediğin ve fiyatını tek taraflı olarak efendinin belirlediği zorunlu bir abonelik sistemi.
Vatandaşı; nükleer politikadan makroekonomiye kadar ülkenin kaderini tayin edecek seçim sandığında "rasyonel ve tam ehliyetli" kabul edip,
Konu 30 bin liralık bir tapu devrine gelince "zihinsel engelli" muamelesi yapmak koca bir tutarsızlıktır.
Eğer bir birey mülkiyeti üzerindeki en basit tasarruf işlemini bir vasi olmadan yönetemeyecek kadar akıl fukarasıysa, o zaman ülkeyi kimin yöneteceğine dair verdiği oyun meşruiyetini de derhal tartışmaya açabilirsiniz.
Ama hiç işinize geleceğini zannetmiyorum o kısmın.