mesela ağaç olsaydım gelir rüzgar eserdi dalım yaprağım oynardı hışırdardım ağaç olduğumu hatırlardım insan insan olunca kendini nerde kaybetti de nerde bulacak neyi unuttu da neyi hatırlayacak hiç bilemiyor
geç kalmadın motivasyonu da bir müddet sonra inandırıcılığını yitiriyor. bazı şeylere geç kalabiliriz bu hayatın sonu değil. zil bizim için çalmadı ama ders başlamış olabilir. sorun değil. bazen de dersin en başından itibaren orada olanlardan fazla şey öğrenebiliriz. hayat böyle bir şey.
şu an böyle hissediyorum. yarın zil ne zaman çalarsa benim için ders o zaman başlayacak da diyebilirim.
sadece sen öldükten sonraki gün değil, sen kırıldığında da hayat böyle. senin içinden hiçbir şey yapmak gelmezken de sabah oluyor, sen dağıldığını hissederken de insanlar normal hayatlarına devam ediyor. dünya, kimsenin acısına göre yavaşlamıyor. zaman, kimse hazır olana kadar beklemiyor. ve insan bunu fark ettiği an büyüyor.
“Yalnızca zamanın öğretebileceği şeyi daha önce bilmediğin için kendini affet.”
İnsanın bilgiyle kurduğu ilişki zamana bağlı bir süreçtir. Bazı bilgiler yalnızca deneyimle yani yaşanmışlıkla kazanılır. Bu sebeple, daha önce bilmemek bir hata değil, henüz o deneyimden geçmemiş olmanın doğal sonucudur. Bilmeme halimize yargılayıcı değil, özşefkat ile yaklaşalım; kendimize karşı daima merhametli olalım.
Köşelerimi yontmayı, her şeyin olabileceğini, daha müsamahalı olmayı, hayatın dış dünyaya göre değil iç dünyaya göre şekil aldığını, bu hayatın bi durakta otobüsün gelmesini beklemek gibi olduğunu, takılmamayı, hoş görmeyi, umursamamayı, iyi insan biriktirmenin önemini vs vs
hayatının nasıl kötü gideceğini hayal etmek zor değildir çünkü kaybedeceğin şeyler bellidir ama nasıl iyileşeceğini hayal etmek zordur çünkü neler kazanacağını bilemezsin
Had Bildirme Üzerine
Gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız bir tutum vardır: Herkesin neyi nasıl yapması gerektiğini söyleme, sınır çizme adı altında karşısındakini hizaya sokma arzusu…
“Haddini bil” cümlesi, kimi zaman bir ilke gibi taşınır; kimi zaman da kişinin kendini güçlü hissettiği bir mevziye dönüşür. Oysa had bildirme refleksi, çoğu zaman dışarıya yönelmiş bir bilgelikten değil, içeride çözümlenmemiş bir huzursuzluktan beslenir.
İnsan, kendi iç dünyasında yerini bulamadığında, başkalarına yer göstermeye daha fazla ihtiyaç duyar.
Herkese had bildirmeyi kendine görev edinmiş insan, çoğu zaman başkalarına değil; kendi içindeki bastırılmış kaosa sesini yükseltir.
Sürekli uyaran, düzeltmeye çalışan ve karşısındakini “yerine oturtma” ihtiyacı hisseden kişi, aslında kendi yerinde durmakta zorlanıyordur.
Çünkü içsel bir huzursuzluk vardır ve bu huzursuzluk, dış dünyayı kontrol ederek yatıştırılmaya çalışılır.
Bu tip insanlar genellikle içsel bir değersizlik ya da güvensizlik duygusunu bastırmak için sürekli dışarıyı düzenleme ihtiyacı duyar.
Kendi sınırlarıyla temas edemeyen kişi, başkalarının sınırlarını ihlal ederek varlığını hissetmeye çalışır. Had bildirme burada bir iletişim biçimi değil; egonun ayakta kalma stratejisidir. Kontrol ettikçe rahatlar, bastırdıkça güçlü hissettiğini sanır.
İlginçtir ki, had bildirmeyi alışkanlık haline getiren insanlar en çok “hadsizlikten” şikâyet eder. Sürekli başkalarının sınır aştığını, saygısızlık yaptığını dile getirirler. Oysa çoğu zaman en büyük sınır ihlalini kendileri yapar.
Çünkü başkasına ayar verme hakkını kendinde görmek, başlı başına bir had aşımıdır. Karşısındakini küçültme, hizaya sokma ya da susturma çabası; saygı talep ederken saygıyı ihlal etmektir.
Bu insanlar kendilerini sıklıkla “doğrunun temsilcisi” olarak konumlandırır. Farklı bakış açılarına tahammül etmekte zorlanırlar. Esneklik, iç dünyalarındaki kırılganlığı görünür kılacağı için tehdit gibi algılanır. Keskinlik onlara güven verir; gri alanlar ise kontrol kaybı demektir.
Oysa gerçekten güçlü ve sağlıklı sınırları olan insanlar had bildirme ihtiyacı duymaz. Güç, karşısındakini bastırmakta değil; kendi merkezinde kalabilmektedir.
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
İçsel huzuru olan insanın kimseyi hizaya sokmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü kendi yerini bulmuş olan, başkasının yerini düzeltmeye çalışmaz.