TUZ KOKTU!
BORSA VURGUNUNUN TÜM SORUMLULARI AÇIĞA ÇIKARILSIN,
HESAP SORULSUN!
Ülke olarak günlerdir 1 Trilyon TL’ye ulaşan borsa-fon vurgununa ilişkin gelişmeleri izliyoruz. Vurgundan nemalandığı iddia edilenlere eski bakanlardan, bürokratlara kadar uzanan yeni isimler ekleniyor.
Yaşanan her gelişme basit bir piyasa dolandırıcılığı ile değil, “Finansal Piyasaların Susurluk'u" olarak nitelendirilen; sermaye, siyaset ve bürokrasinin, siyasi nüfuz ağlarının iç içe geçtiği bir çürüme ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Üstelik bu skandalda yaşananların Türkiye ekonomisine verdiği zarar yalnızca vurgunun doğrudan parasal büyüklüğü ile ölçülemez. Yüz binlerce yurttaşın birikimlerinin erimesi, borsada yaşanan değer kayıpları ve ülkenin finansal risk algısının yükselmesi bu skandalın tüm topluma yansıyan ekonomik maliyetini çok daha ağır hale getirmektedir.
Buna rağmen siyasal iktidar etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütüleceğine ilişkin hamaset nutukları atmakta, vurgunu istifalarla, etkin pişmanlıkla geçiştirmeye çalışmaktadır.
Bu hamaset nutuklarına, toplumu oyalama taktiklerine daha önce defalarca tanık olduk.
Deniz Feneri, Reza Zarrab–Halkbank dosyaları gibi soruşturma dosyalarında; Kızılay’ın deprem çadırı satışı, ticaret eski bakanının kendi şirketinden dezenfektan alımı yapması gibi onlarca yolsuzlukta da benzer nutuklar atıldı. Ancak tüm bu dosyaların, yolsuzlukların üzeri asıl sorumluları ortaya çıkarmadan tek tek kapatıldı.
Dolayısıyla göz göre göre yapılan vurgunu 1 yılı aşkın süredir sadece izlemekle yetinenlerin bugün attığı hamaset nutuklarının hiçbir inandırıcılığı yoktur.
Nitekim devletin görevi, vurgun büyüdükten sonra hasar tespiti yapmak değil, yurttaşın birikimlerinin yağmalanmasını daha başında engellemektir.
Yaşanan soygunun üstü istifalarla ya da etkin pişmanlık benzeri cezasızlık kapısına dönüşen düzenlemelerle kapatılamaz!
Haksız kazancı iade etmek, işlenen fiilin yok sayılması anlamına gelmez, gelemez. Kamu vicdanını yaralayacak biçimde “parayı geri ver, suçunuzu görmezden gelelim”anlayışı kabul edilemez.
Bu sistematik soygunun devletin ilgili kurumlarının bilgisi ve gözetiminde gerçekleştiğine dair haklı şüpheyi ortadan kaldırmak için atılacak adımlar bellidir.
· Kamu kurumları borsadaki olağan dışı işlemleri ne zaman tespit etti?
· SPK ve Borsa İstanbul neden zamanında müdahale etmedi?
· Kimler görevini ihmal etti ve vurguna göz yumdu?
· Siyasi ilişkiler bu servet transferlerinde rol oynadı mı?
İktidar hamaset nutukları atmak yerine bir an önce bu sorulara cevap vermelidir.
Aileleriyle birlikte en az bir buçuk milyon yurttaşımızın mağdur edildiği borsa ve fon vurgununa karışan, göz yuman, koruyup kollayan tüm sorumlular ve siyasi uzantıları hesap vermelidir!
Vurgunun faturasının birikimlerine çökülen emekçilere ve halka kesilmesine izin verilmemelidir!
Bunun için;
· Vurgundan elde edilen kazançların tamamı tespit edilmeli, haksız kazançlara ve mal varlıklarına derhal el konulmalıdır.
· Vurgunun arkasında örgütlü bir yapı olup olmadığına ilişkin şeffaf bir süreç yürütülmeli böyle bir yapı varsa tüm ekonomik, bürokratik ve siyasi bağlantılarıyla ortaya çıkarılmalıdır.
· Denetim görevini zamanında yerine getirmeyenler de tıpkı bu vurgundan haksız kazanç sağlayanlar gibi kamuoyu önünde hesap vermelidir.
Öte yandan bilinmesini isteriz ki toplum olarak bir borsa-fon vurgunundan çok daha derin bir sorun ile karşı karşıyayız.
Çünkü sorunun kaynağında sivrisinekleri besleyen bataklık misali yolsuzlukları, vurgunculuğu besleyen bir sitem vardır.
Dolayısıyla mesele tek başına bir borsa-fon vurgunu meselesinden ibaret değildir.
Mesele; “Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar ile mücadele edeceğiz” diyerek iktidara gelenlerin Türkiye’yi adım adım daha fazla Yasakla, Yoksullukla, Yolsuzlukla birlikte anılır bir ülke haline getirmesidir.
Mesele; güçler ayrılığını ortadan kaldıran, parlamentonun yetkilerini alabildiğine sınırlamakla yetinmeyip devletin denetleme-soruşturma-yargılama yapmakla görevli her kurumunu kendine bağlayan mevcut otoriter sistemdir.
Mesele; attığı her adımda halka ve emekçilere açlık ve yoksulluk dayatan, sermayenin ve yandaşların servetine servet katan sömürü düzeni ve söz konusu düzeni yasaklarla, baskılarla ayakta tutmaya çalışan tek adam iktidarıdır.
Dolaysıyla tek çıkar yol yoksulun cebinden, sofrasından alıp zengine aktaran, yaşanan her yolsuzluğun üstünü kapatan, sömürü ve baskı politikalarından beslenen otoriter düzene karşı mücadeleden geçmektedir.
KESK olarak emekçilere ve halka sefalet dayatan, bir avuç yandaşın ve sermayenin servetini büyüten düzene karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.
Yürütme Kurulu
HALKIN İRADESİNE YARGI SOPASIYLA ÇÖKÜLEMEZ!
Son iki günde sabah saatlerinde düzenlenen operasyonlarla; aralarında Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli ve İstanbul Eyüpsultan belediye başkanlarının da bulunduğutoplam 87 kişi gözaltına alınmıştır.
Gözaltına alınalar arasında bağlı sendikamız TÜM BEL-SEN üyeleri de bulunmaktadır.
Belediyelere yönelik saldırılar münferit operasyonlarla açıklanamayacak kadar ağır bir tablo oluşturmaktadır.
Ayrıca mesele yalnızca gözaltına alınan kişiler değil,hukukun ne için var olduğu ve kimin iradesine hizmet edeceğidir.
Tekrar altını çiziyoruz.
Ortada bir suç iddiası varsa bağımsız ve tarafsız yargı tarafından soruşturulur. Ancak ülkemizde soruşturmanın kendisi, seçilmişlerin iradesini etkisizleştirmenin ve halkın sandıkta verdiği kararı boşa çıkarmanın aracına dönüştürülmektedir.
Oysa hukuk, iktidarın elindeki bir sopa; yargı siyasi hesaplaşmanın aracı haline getirilmektedir. Hukukun gerçek anlamı, gücün karşısında yurttaşın hakkını ve toplumun iradesini güvence altına almaktır.
Hukuk adaletten koparıldığında, geriye yalnızca güç kalır. Yargı bağımsızlığını yitirdiğinde, adalet duygusu yara alır. Seçimle ortaya çıkan halk iradesi yok sayıldığında ise demokrasi rafa kalkmış olur.
Siyasal iktidar, muhaliflere yönelik artarak devam eden bu baskı, gözaltı, tutuklamalarla yani ördüğü abluka ile emekçi halklara dayattığı yoksulluk, sömürü ve yolsuzluk politikalarıiçin yol temizliği yapmaktadır. Fon-borsa vurgunu ile ortaya saçılan yolsuzlukların bürokrasi ve iktidar ilişkilerine uzanma düzeyi her şeyi açığa çıkarmıştır
Hukukun, adaletin, halk iradesinin son kırıntılarının dahi ortadan kaldırıldığı baskıları kınarken bir kez da diyoruz ki:
Halkın iradesine yönelik operasyonlarla, gözaltılarla, tutuklama ve kayyum siyasetiyle yolsuzlukların üstünüörtemeyeceksiniz!
Gözaltılarla, kayyumlarla, baskılarla toplumu susturamazsınız!
Halkların iradesi kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak, adalet kazanacak!
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Yürütme Kurulu
KÜLTÜREL MİRAS TEMSİLCİLERİ İLE OMUZ OMUZA!
Kültürel mirasımızın ve tarihimizin korunması için canla başla mücadele eden meslek örgütlerinin değerli başkanları Sendikamızı ziyaret etti.
Arkeologlar Derneği Genel Başkanı Bülent TÜRKMEN, Anadolu Sanat Tarihçileri Derneği Genel Başkanı Tekin SÜLLÜ, Müzeciler Derneği Genel Başkanı Hakan Melih AYGÜN ve Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği Genel Başkanı Gül PULHAN'ı Genel Merkezimizde ağırladık.
Genel Başkanımız Ahmet ÖZBEKve Genel Sekreterimiz Yusuf SAĞLAM'ın katılımıyla gerçekleşen görüşmede; kültürel miras uzmanlarının, arkeologların, sanat tarihçilerinin ve müze emekçilerinin yaşadığı sorunları, özlük haklarını ve ortak mücadele hatlarını ele aldık.
Kültür, sanat ve tescilli tarihimizin bekçileri olan tüm meslektaşlarımızın hakları için omuz omuza yürümeye, birlikte üretmeye ve örgütlü gücümüzü büyütmeye devam edeceğiz! Nazik ziyaretleri ve kıymetli dayanışmaları için kendilerine teşekkür ederiz.
#KültürSanatSen #KültürelMiras #Arkeoloji #SanatTarihi #Müzecilik #AnadoluSanatTarihçileriDerneği #EmekMücadelesi #Dayanışma
@ArkeologlarDer@muzecilikmkd@muzecilerderneg
Kültür Sanat Sen Van Bölge Temsilciliği Yeni Dönem Seçimleri Gerçekleştirildi!
İşyerlerinden başlayarak sendikal demokrasiyi yaşatmayı ilke edinen Kültür Sanat Sen, aynı kararlılıkla yoluna devam ediyor!
Kültür Sanat Sen Van Bölge Temsilciliğimizde; yeni dönem Bölge Temsilcilik Kurulu seçimi demokratik olgunlukla gerçekleştirilmiştir.
Örgütlü gücümüzü büyütmek, emeğin ve haklı mücadelemizin sesini daha gür duyurmak için omuz omuza yürüyen tüm üyelerimize ve delegelerimize teşekkür ederiz.
Birlikte değiştireceğiz, birlikte kazanacağız!
#KültürSanatSen #SendikalDemokrasi #Van #ÖrgütlüGüç #Emek #Dayanışma
Genel Başkanımız Ahmet ÖZBEK ile Genel Mali Sekreterimiz Mustafa ÇAKMAK, Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM)'nın 9. Olağan Genel Kurulu'na katıldı.
Kültür Sanat-Sen Diyarbakır İl Temsilciliği’nde gerçekleştirilen 3. Olağan Genel Kurul’un tamamlanmasını kutluyor, sendikal demokrasiyi tüm kurullarında hayata geçiren KESK çizgisindeki bu anlamalı duruşa katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz.
Günümüzde kamuda fiilen alınan maaşların gerilediği ekonomik adaletsizlik ortadayken, insanca yaşam ve adil ücret talebimizi bir kez daha en güçlü şekilde yineliyoruz.
Yeni dönemde omuz omuza vererek haklarımızı savunmaya, sendikal dayanışmayı büyütmeye ve emeğin hak ettiği değeri alması için kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.
YAŞASIN KÜLTÜR SANAT SEN!
YAŞASIN KESK!
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
Görüş Alışverişi Ve Eleştiri Kültüründen Korkmak, Sanatın Özgür Ruhuna Darbedir!”
- Devlet Tiyatroları’nın yıllardır sürdürülen: Koordinasyon Toplantıları’nda sendikalar, meslek örgütleri ve STK’lar bu yıl yok sayılmıştır.
- Bu tutum, basit bir davet eksikliği değil; çoğulculuğu, eleştirel düşünceyi ve kurum içi demokrasiyi yok sayan bir yönetim anlayışıdır.
- Devlet Tiyatroları; yöneticilerin şahsi mülkü değil, halkın ortak değeri ve sanat emekçilerinin alın teriyle var olan bir kamu kurumudur.
- Kurumun sorunlarını en yakından bilen sanatçıların, teknik personelin, sendikaların ve meslek örgütlerinin görüşleri yok sayılamaz.
-Eleştiriden korkmak sorunları çözmez; aksine sorunların büyümesine neden olur.
KÜLTÜR SANAT-SEN OLARAK SORUYORUZ:
- Sendikalar, meslek örgütleri ve STK’lar bu yılki Koordinasyon Toplantısı’ndan neden dışlanmıştır?
- Kurumun sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getiren örgütlü yapılardan neden rahatsız olunmaktadır?
Kültür Sanat-Sen olarak; eleştiriye kapalı, görüş alışverişinden uzak ve kurumun demokratik geleneklerini tasfiye eden bu anlayışı kınıyoruz.
Sanatın özgürlüğünü, tiyatronun geleceğini ve emekçilerin haklarını savunmaya; yanlışları dile getirmeye ve çözüm önerilerimizi her platformda savunmaya devam edeceğiz.
Devlet Tiyatroları hiç kimsenin şahsi şirketi değildir.
Devlet Tiyatroları, halkındır; sanatçılarındır; emekçilerindir!
KÜLTÜR SANAT-SEN MERKEZ YÖNETİM KURULU @kultursanatsen @devlettiyatrolari @mehmetersoytr@bthnmumcu
Emek, demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesinde kardeş sendikamız ESM 25 yaşında!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın KÜLTÜR SANAT SEN , Yaşasın ESM! Yaşasın KESK!
Maaşlarımız son 5 yılda % 35 eridi. Her yıl kaybımız büyümeye devam ediyor. Kamu emekçilerini yoksullaştıran bu düzen son! Derhal % 35 #EkZam İstiyoruz!
Toplu Sözleşme Hükümsüzdür! ACİL #EKZAM! ÇSGB ÖNÜNDEYİZ!
KESK olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin iradesini yok sayan, yoksulluk sınırının çok altında bir yaşamı reva gören bu toplu sözleşme hükümsüzdür!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) önünde bir araya gelen kamu emekçileri, alım gücünü her geçen gün eriten sefalet sözleşmesine karşı alanlarda ses yükseltiyor. Eyleme Kültür Sanat-Sen Genel Sekreteri Yusuf SAĞLAM ve Genel Mali Sekreter Mustafa ÇAKMAK da katılım sağladı.
Öne Çıkan Taleplerimiz:
1-Yetkili konfederasyonun imzaladığı mevcut toplu sözleşme hükümleri bu tarih itibari ile hükmünü yitirmiştir.
2-Yaşanan enflasyon ve ekonomik kriz karşısında ezilen kamu çalışanları için acil #EkZamm talebimiz acil karşılanmalıdır.
3-Vergide ve gelirde adalet sağlanarak insanca yaşayacak bir ücret düzeni hayata geçirilmelidir.
4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın derhal, Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını temel alan evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini İSTİYORUZ! %35 #EkZam İSTİYORUZ!
HAK VERİLMEZ, MÜCADELE İLE ALINIR! %35 #EkZam İSTİYORUZ!
📌Maaşlarımızın her ay biraz daha erimesine sessiz kalmayalım.
📌 Yoksulluğu kader gibi gösterenlere karşı sesimizi birleştirelim.
TİS hükümsüzdür! Eriyen maaşlarımızın telafisi için %35 ek zam talep ediyor, imza dilekçelerimizi Bakanlığa iletiyoruz!
📅 3 Ağustos 2026 Pazartesi
⏰ Saat: 13.00
📍 Yer: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Önü / Ankara
Haklarımız ve geçimimiz için omuz omuza veriyoruz!
#KESK #EkZam #BasınAçıklaması