'NATO Zirvesi' baskınları devam ediyor: Ankara Üniversitesi öğretim üyesi de gözaltına alındı!
Ankara'da NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen operasyonlarda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş’in de gözaltına alındığı öğrenildi
https://t.co/9XD5ohlQPW
"If you put two economists in a room, you get two opinions, unless one of them is Lord Keynes, in which case you get three opinions."
-Winston Churchill
Sanki ortada duran hazır, biricik, şaşmaz -yanılmaz gerçeklik var da, ekonomistler onu gidip almadığı için bu kadar fikir ayrılığı söz konusu... Bir düşünün ya, enflasyon gibi çok bilinen bir meselede bile her bakan başka şey görüyor, neden acaba diye.
İran İslam Cumuriyeti Ankara Büyükelçiliği Basın Bildirisi
Türkiye’nin hava sahasına giren mühimmatların tespit edildiğine dair haberlerin yayımlanmasının ardından şu hususu vurgulmak isteriz:
İran’dan Türkiye’ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen son görüşme ve iki ülkenin dışişleri bakanları arasındaki temaslar dikkate alındığında, İran İslam Cumhuriyeti, herhangi bir belirsizliği gidermek amacıyla bu konunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için ortak bir teknik ekip oluşturulmasına hazır olduğunu bildirmiştir.
Daha önce de belirtildiği üzere, İran İslam Cumhuriyeti dost ve komşu ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır.
Bombing Iran in the middle of negotiations, while starving Cuba, while genociding Palestinians, while threatening to invade Greenland… the US and Israel are the single greatest threat to humanity and it’s not even close. We are all forced to live in the nightmare they create.
Sadece kira kontrolü değil, her türden rant kontrol edilmeli. Emlak, doğal kaynak, finans, fikri mülkiyet... Bunlar üretimden değil fakat sahiplikten doğan gelirler. Aristokrasi ile savaşlarında klasikler rantiye sınıfını yattıkları yerden para kazanan asalaklar olarak gördüler +
acısız şekilde tükensin (rantiyenin ötanazisi). Fakat finans sermayesinin dolup taştığı, faizlerin sıfıra park ettiği dönemde de finansal rantiye servetine servet kattı. Çünkü asıl mesele sermayenin suni kıtlığı değil, onun kontrolü. Sahiplik temelinde şekillenen bu yapıda +
Gelişmekte olan ülkelerin makroiktisadi sorunlarını alternatif iktisat yaklaşımlarıyla ele almak isteyen lisansüstü öğrenciler ve kariyerinin başındaki araştırmacılar için 26-29 Temmuz 2025 tarihlerinde ODTÜ’de gerçekleşecek çalıştaya başvurular başladı.
2008'de ücret, maaş ve yevmiyeli çalışan sayısı 11 milyon 937 bin kişiydi ve GSYH'nın %26'sını alıyorlardı. 2024'de ise 23 milyon 190 bin kişi oldular ve ancak %34 pay alıyorlar. Kişi başına aldilıkları pay, 2024'de 2008'in %67'sine gerilemiş oldu, yoksullaştılar.
1/
-Döviz artmıyor,
-Ücretler baskılanıyor,
-Küresel konjonktür olumlu (petrol, hammadde fiyatları düşük)
-İç talep zayıf (ancak üst gelir gruplarının talebi sürüyor, hatta yüksek faiz nedeniyle artıyor),
- Ancak enflasyon durdurulamıyor!
Fiyat belirleme gücü olan firmalara dokunmadıkça, milletin sırtına binen yük artıyor.
4) Bu durumda vergiler, hükümetlerin para yaratmak veya harcamalar için ihtiyaç duyduğu bir kaynak değil; daha ziyade, ekonomiyi aşırı ısınmaktan koruyan bir kontrol mekanizmasıdır.
Ben bunu kaçırmışım. Ben de meslektaşlarımla aynı görüşteyim. Hatta popüler deyimle el arttırıyorum: Asgari ücret açlık sınırı ile fakirlik sınırı arasında, fakirlik sınırına yakın olarak belirlenmelidir. Benim önerim 40 bin TL.
1- Devletin harcama yapması için önce borçlanması veya vergi toplamak zorunda kalması diye bir şey söz konusu değil. Hükümetler bütçe açığı verebilirler ve bu açıkları, vergilendirme ve/veya borçlanma ile finanse etmek zorunda değildir.
1⃣ Ne hoş değil mi?
📍Parasal sıkılaşmaya rağmen; Vatandaşımız daha çok gıda-içecek tüketiyormuş !
📍Yani iç talep hala canlıymış!
📍"Yok öyle bişey" - "Saha bambaşka şey söylüyor" dedim; ama pek dikkate alınmadı, nedense...
📍Hala tüketebiliyor muyuz?
➡️Gerçek ne?
Hem Harrod hem Skidelsky (en meşhur Keynes biyografileri), Keynesyen devrimin önünü açan sezgilerin oluşmasında İngiltere mb'sinin faiz artışlarının çok önemli olduğunu düşünüyorlar. Keynes büyük öfke besliyor... Faiz de 3ten 5e falan çıkıyor :)