Gördüğü durumdan şaşkına dönen adam Picassoya:
-Bu kadar mükemmel resimler yapabiliyorken niçin bu garip resimleri yapmakta ısrar ediyorsunuz?
Picasso yanıtı yapıştırır:
-Çünkü ben resimlerimi tavuklar için yapmıyorum...
Görsel : Picasso
Bir adam Picassoya şöyle der:
-Renkleri karıştırmaktan ve iç içe geçmiş çizgiler yapmaktan başka resim yeteneğin yok gibi geliyor bana...
Picasso fırçasını alır ve yere bir buğday tanesi resmi çizer. Öyle gerçekçi olur ki bir tavuk yemek için gagalamaya başlar.
+
1910 da yazdığı Bir Zambakın Hikayesi romanı müstehcen bulundu, donanma ile ilişiği kesildi. Bundan sonra ölümüne kadar geçimini kalemi ile sağladı.
Türk edebiyatında ilk psikolojik roman sayılan Eylül'ün yazarıdır.
Ruhu şad olsun.
Mehmet RAUF
12 Ağustos1875-23 Aralık 1931
Ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz🙏🏻🙏🏻
Yazar- Bahriye subayı.
İstanbul’da doğdu. Bahriye Mektebini bitirdi. Gemilerde görev yaptı Bahriye mektebinde öğretmenlik yaptı. Gençliğinden itibaren hikaye roman yazdı. +
@unipersen X hesabından Eğitim Bir Sen Sekreteri @talatyavuz29 hakkında 5 bin TL’lik taz. davası açtığını duyurdu.
NE OLMUŞTU: Yavuz, yüzde 2 barajı hakkında açıklama yapmış baraj altında kalan sendikalar için hilkat garibesi, parazit, asalak gibi cümleler kullanmıştı.
TOPLU SÖZLEŞME MASASINA MEMUR SEN VE KAMU SEN NEDEN OTURMAMALI?
Konuyu uzun boylu anlatmayacağım. Ancak 7. Toplu Sözleşme arifesinde sizlerle bazı bilgileri ihtiyari olarak paylaşmak istiyorum.
Öncelikle ve de önemle ifade etmek gerekirse: Kamu kesimi çalışanları, toplumun en duyarlı hizmet veren bölümlerinde önemli görevleri üstlenmiş kimselerdir ve varlıkları o toplum için son derece önemlidir. Bu kesimin mavi yakalı çalışanlara oranla daha eğitilmiş ve daha çok sorumluluk taşıdığı açıktır.
Kamu görevlilerinin tam anlamıyla ve de tüm yönleriyle sendika kurma hakkına kuşku ile yaklaşmak, çağdaş, demokrat, ve şeffaf devlet anlayışı ile bağdaşan bir davranış olarak kabul edilemez. Türkiye uzun yıllar tutucu ve kuşkucu bir kimlikle, kamu çalışanlarının örgütlenme özgürlüğü hakkına sıcak bakmamıştır.
Belirtilen belli başlı sebepten dolayı Türkiye’de kamu sendikacılığı sendikacılıkta öyle kadim bir geçmişe sahip değildir hele işçi sendikacılığıyla kıyas bile kabul edilmez. Çünkü devlet aklı (geçmişten bugüne gelen iktidarlar veya hükümetler) ve kamu bürokrasisinin kamu çalışanlarına bakış açısı çok farklı.
Hakim görüş: Devlet varlık nedeninden dolayı yetkilerini kendisi kullanmak ve bu yetkileri başkasına teslim veya temsil hakkı vermemek durumundadır. Kamu çalışanı kamu işvereniyle aynı masaya oturamaz, haklarını talep edemez memurun varsa sorunu bunu sendika veya bir birlik oluşumu ile dile getirilmeyecek. İhtiyaç duyulduğunda kamu işvereni kamu çalışanın haklarını verir, hak talepte ortak aramaz.
Günümüzde devlet ve yerel yönetimlerde çalışan memurların sendika kurma ve toplu sözleşme yapmak hakları giderek kabul edilen bir görüş olmaya başlamışsa da bu haklar uzun süre ciddi itirazlara uğramıştır. İtiraz edenler genellikle devlet memurlarının devlete bir sadakat borcu olduğu ve sendikalaşma olgusunun ortaya bir sadakat çatışması çıkaracağı savına dayanmışlardır.
İtirazlar olsa bile süregelen zaman içinde hükümetler memura verilmesi gereken birçok hakkı görmezden gelerek gerek mali, gerek sosyal, gerekse mesleki haklarını vermekten yeterli derecede istekli bulunmadılar.
Zamanla artan sorunların çözülmemesi nedeniyle zamanla açılan dernekler, açılan kapanan, yasaklanan sendikalardan önce ILO’yla ortak atılan imzalar, mahkeme kararları derken zorunlu olarak sorunları yasal zeminde görüşmek için geçte olsa kanun çıkarıldı.
Önce 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu arada geçen uzun süre sonra da 2012 yılında kanuna eklenen Toplu Sözleşme ibaresi… Son düzenleme ile mevcut kanunun yeni ismi “4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” oldu.
11 yıldır mezkur kanunla mali haklarımız düzenleniyor. Oldu da kaçımız memnunuz? Düşünün!?
1⃣-Toplu sözleşme var✔️toplu pazarlık yok❌
2⃣-Toplu sözleşme masası var✔️ grev hakkı yok❌
3⃣-Toplu sözleşme var✔️ toplu iş sözleşmesi yok❌
4⃣-Çıkan anlaşmazlığı sonuca bağlamak için hiçbir hak çalışandan yana kullanılmamış kamu işvereni belirlediği Kamu Görevlileri Hakem Heyeti tarafından itirazlar sonuçlandırılır ve de sendikalarca itiraz bir üst mahkemeye taşınamıyor.
5⃣-Toplu sözleşmede işçilerde “ne görüşülmeyecek” ibaresi varken memur için kanunda “ne görüşülecek” ibaresi var. Bu ibare son derece kısıtlayıcı bir ibaredir.
6⃣-Yaz dönemine denk getirilen ve sadece bir aya sığdırılan görüşme (itiraz edilme riskine karşı çoğu kamu çalışanın tatilde olması veya önemli meslek grupların iş bırakmasının zaman sebebiyle önemsiz hale getirilmesi)
Ve daha birçok sorun…
Soruna sebep olan eksiklik yasa yapım sürecinde siyasi partilerden (muhalefet partileri dahil), uzman kuruluşlarından ve işçilerin 50 yıldır kullandığı toplu iş sözleşmesi hakkının birikiminden yararlanılmadı. Bu bilgi birikimi “işçileri ve memurlar faklı statüdeler” denilerek dikkate alınmadı. Oysa uygulamada, doktrinde ve yargı kararlarında önemli bir birikim oluşturmuş işçi sendikalarının toplu sözleşme düzeninden yararlanılmalıydı.
Kimlerden yararlanıldı? Bu sorunları meydana getiren kanunun çerçevesini kimler oluşturdu?
Evet başlıkta da belirtiğim gibi #MemurSen ve #KamuSen yetkilileri bu kanuni düzenlemeye ortak oldular. Çalışmayı kamu işvereniyle bu iki sendika birlikte yürüttüler. Sorunun parçası olan çözümün parçası olabilir mi?
Ülkemizde sendikal hakların kullanması için yasal düzenlemelerin yapılmasının da yeterli olmadığını tecrübe ettiğimiz uygulamalardan bilmekteyiz. Çünkü pratikte kamu görevlilerinin örgütlenmesine müspet bakmayan bürokratik yapının varlığı bilinen bir gerçek.
Sonuç olarak: Sendikal hakların kullanılması için öteden beri var olan bu “zihni engellerin” de aşılması gerekiyor. Yeni bir kanuni düzenleme gerekiyorsa ki şarttır. Kamu çalışanlarının sendikalaşması ve sözleşme hakkının kullanılmasına çok sıcak bakmayan kamu otoritesi geleneksel reflekslerini görmek ve yeni bir kanuni düzenlemede bunun önüne geçmek gerekiyor. Aksi halde #toplusözleşme nin adı sanı değişse de sorun devam edecektir.
#toplusözleşme2023
#toplusözleşmeZAManı
Optimar Araştırma Şirketi Başkanı @DasdemirHilmi :
" Öğretmenler ve eğitimciler ahlaklı olsa ülke bu durumda olmazdı."
🗣 Öğretmenlerimizi bu şahıs hakkında dava açmaya davet ediyoruz.
#ogretmenlersusmayacak
🛡
Öğretmenler çalışma yaşamlarını, mesleki pozisyonlarını ve sosyal konum ve ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek bu girişime aynı kararlılıkla karşı durmaya devam etmeliler.
#tekçözümsınaviptal#CumhurbaşkanıÖğretmeniyle
Değerlendirme:
@tcmeb Bakanı Özer’in uzmanlık ve başöğretmenlik için “müjde” diye açıkladığı şeyin aslında öğretmenlerin tepkilerini dindirmeye yönelik atılan bir adım olarak değerlendiriliyor.
#ogretmenlersoruyor
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer:
“Haftaya öğretmenlerimize kariyer sınavı ile ilgili müjde vereceğiz.” dedi.
💔Kırık bir kalbe sizce nasıl bir müjde iyi gelir⁉️
#öğretmenlersoruyor#mebitibarımadokunma
Mantıklı bir açıklaması bulunmayan Öğretmenlik Meslek Kanunu için haklı olarak #öğretmenlersoruyor
Mevcut durumda doktora yapan bir öğretmen 10 yıl uzmanlığı, 20 yıl da başöğretmenliği beklemiş olacak👀
#mebitibarımadokunma
Çelişkili açıklama:
MEB Bakanı Özer daha önce “Sınav yapmazsak öğretmenlerin eğitimde ne anladığını nasıl ölçeriz.” dediğini unutarak, “Mümkün olduğu kadar öğretmenlerimizi lisansüstü eğitime yönelterek sınavdan muaf olmalarını sağlamak.” dedi.
#mebitibarımadokunma
Son dakika:
Yönetmelik değişimi.. sınıf öğretmen normu artırıldı👇
Buna göre, “Nüfusu az ve dağınık olan köy vb, yerleşim yerlerinde, açılan ilkokullara öğrenci sayısına bakılmaksızın 1 sınıf öğretmeni normu verilir.” şekilde değiştirildi.
Son dakika:
Yönetmelik değişimi.. okul öncesi öğretmen normu artırıldı👇
Buna göre, “Nüfusu az ve dağınık olan köy vb, yerleşim yerlerinde, öğrenci sayısı 5’ten az, 20’den fazla olmamak üzere, açılan anasınıfılarında oluşturan her grup için 1 norm verilir.” hükmü getirildi.
Son dakika:
Yönetici ve öğretmenlerin norm kadrolarına ilişkin yönetmelik değişti👇
👉 Md. Yard. normu için, “Bir eğitim kurumunda öğrenci sayısı 1500’e kadar olanlar için 6’yı, 1500 ve daha fazlası için 7’yi hiçbir şekilde geçmez.” şeklinde değişti.