Allah Resulü ﷺ şöyle buyurdu;
Kalpler kaplar gibidir; bazıları diğerlerinden daha geniş ve daha kuşatıcıdır. Ey insanlar! Allah'tan istediğiniz zaman, duanızın kabul edileceğine kesin olarak inanarak isteyin. Çünkü Allah, gafil bir kalbin arkasından, sadece diliyle dua eden kulun duasına icabet etmez.
(Ahmed)
ya rabbî.. istikbalde beni bekleyen şer ve musibet varsa onu kaldır. ileride kavuşacağım bir nimet varsa onu da arttır. rızkıma, ömrüme, günüme ve vaktime bereket ver. beni ve sevdiklerimi hayal dahi edemediğim güzelliklere kavuştur. / âmîn
günahtan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.
bu yüzden Allah'ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyin. günahlarınızın o'nun mağfiretinden daha büyük olduğunu zannetmeyin. hata ne kadar büyük olursa olsun Allah'ın affı daha büyüktür ve günah ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın, göğüste nefes alıp verildiği müddetçe tövbe kapısı asla kapanmaz.
içtenlikle tövbe edin, mahzun ve sadık bir kalple o'na dönün. Allah'ın sizi bağışlamayacağından korkmayın. vaktiyle putlara secde etmiş kullarına bile tövbe kapısını açan bir rab, pişmanlıkla ve istiğfarla kendisine dönen bir müslümanı asla geri çevirmez.
şeytanın sizi ümitsizliğe düşürmesine izin vermeyin. zira yeis (ümitsizlik) müminin vasfı değildir. gönül rahatlığıyla Allah'a dönün. çünkü Allah kulunun tövbesine sevinir ve onun kötülüklerini iyiliklere tebdil eder (çevirir).
şu nebevi düsturu kalbine mürşit eyle ki; erteleme gafletinden, zihni yoran aşırı düşüncelerden, nefsi hırpalayan vicdan azaplarından, hayıflanmaktan, kaderi tenkit edip ilahi takdire hastalıklı bir direnç göstermekten halas olasın. Allah'tan yardım dile ve acizlik gösterme. başına bir musibet gelirse de 'eğer şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu' deme. aksine 'Allah’ın takdiridir, o ne dilerse onu yapar' de. çünkü 'eğer/keşke' sözü, şeytanın vesvese ameline kapı açar. zira iblis, kulun gönül hanesine ancak o maziye takılıp kalan "keşke" anahtarıyla sızar. o halde bu marazın yegane çaresi, rıza hırkasına bürünüp kadere teslim olmak ve lütuf kapıları ardına kadar açılana dek rıza makamında gayret ve samimiyetle kulluğa devam etmektir. rabbim cümlemize bu rızayı sevdirsin ve öğretsin.
Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre
🌹Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir:
“Allâhümme ente rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene ‘abd��ke, ve ene ‘alâ ‘ahdike ve va‘dike m’esteta‘tü. Eûzü bike min şerri mâ sana‘tü, ebûü leke bi-ni‘metike ‘aleyye, ve ebûü bi-zenbî, fağfir lî fe-innehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente:
Allahım! Sen benim Rabbimsin. İbadete lâyık senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum. Ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lutfettiğin nimetleri yüce huzurunda minnetle anar, günahımı itiraf ederim. Beni affet; şüphe yok ki günahları senden başka affedecek yoktur.”
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:
“Her kim, bu seyyidü’l-istiğfârı sevabına ve faziletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse Cennetlik olur. Yine her kim, sevabına ve faziletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse Cennetlik olur.
(Buhârî, Daavât 2, 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 100-101; Tirmizî, Daavât 15; Nesâî, İstiâze 57)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Ümmetimden birini sevindirmek için onun bir ihtiyacını karşılayan kimse beni sevindirir. Beni sevindiren Allah’ı hoşnut eder. Allah da onu hoşnut edeni cennete koyar.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, 10/111)