SEVGİLİ MİLLETİMİ BİLGİLENDİRME: 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü geliyor. Medya harıl harıl hazırlanıyor. Siyasetçiler neler yaptıklarını, neler yapacaklarını anlatıyor, depremzedeler nelerin eksik olduğunu söylüyor. İyimserlik, karamsarlık almış yürümüş. Aziz milletim bugünkü anlayışla herşey yapılmış, tamamlanmış olsa bile DEPREM SORUNU bitmeyecek. Bu sorun ancak anlayışımızı değiştirerek çözülebilir. Soruyorum size. Yarin yine buralarda deprem olmayacak mı? Başka yerlerde olmayacak mı? Depremler ebediyen tekrarlanacak. Belki o sırada biz olmayacağız ama çocuklarımız, nesillerimiz olmayacak mı? Aynı acıları onlar çekmeyecek mi? Bütün acı ve ölümleri birbirimize devir edip duracak mıyız?
Bu sorundan ancak deprem dirençli kentler yaratmak suretiyle kurtulabiliriz. Çağdaş deprem ülkeleri böyle. Depremde biz binlerce insanımızı feda ederken oralarda ancak bir kaç kişi tesadüfen ölüyor. Deprem dirençli kent büyük depremleri minimum hasarla atlatan kent demektir. Kent yönetimi, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem/çevreyi ve ekonomiyi eğitim, bilim ve günümüz tek nolojileri ile deprem dirençli hale getirirsek bu dertten büyük ölçüde kurtuluruz. Yeterki sizi yöneten insanlardan deprem dirençli kentleri talep edin. Sevgiyle.
🔔 | "İncirlik Üssü'den kalkan ABD uçakları, PKK'ya yardım dağıtıyor. Buna müsade etmem." dedikten 10 gün sonra uçağı düşürülerek Şehit edilen 32. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis paşa ve Emir Subayı Fahir Işık'tan geriye kalanlar..
Eşref Bitlis dosyası çözülemeden zaman aşımına uğradı ve kapandı..
- Biz unutmadık, sizde unutmayın.
Gölcük depreminin 25. Yıldönümünde doğal afetlere gerek yakalanmayı gerekse hazırlıksızlığı kader olarak görmeye devam ediyoruz. 6 Şubat 2023 depreminin yaraları aradan geçen 1,5 yılda sarılamadı. 2021 Ege Bölgesinde yaşanan tarihimizin en büyük orman yangınlarından ders çıkaramadık. Dünyanın en seçkin coğrafyasında şark kurnazlığı ve siyasal/ekonomik yozlaşma sarmalında yaşamanın bedeli çok ağır oluyor. Aynı hatalar, aynı demeçler, aynı sahneler devam ediyor. Türk Hava Yollarına ve devlet protokolüne itibardan tasarruf olmaz mottosu ile milyonlarca dolarlık yatırım yapan ya da Hindistan'dan 400 milyon dolara sıvılaştırılmış Doğal Gaz Depolama Gemisi (FSRU) almaya niyetlenen devlet, Orman Bakanlığına büyük bir havadan yangınla mücadele filosu kurmuyor. Büyük İstanbul depremi beklenirken siyasi saiklerle belediye ve AFAD arasında işbirliği kurulamıyor. İzmir gibi büyük bir şehirde yangına etkinlikle ve süratle müdahale edemiyoruz. Artan iklim krizi nedeni ile her sene yaz aylarında yaşanan büyük orman yangınlarına devletin tüm unsurları ile bütüncül şekilde müdahaleye hazır değiliz. Öğretilmiş kadere teslimiyetçilik, akılcı eğitim, planlama ve hazırlık süreçlerini galebe çalıyor. Halkımızı doğal afetlerle mücadele konusunda eğitemiyoruz. Onları kaderciliğe, boşverciliğe, yalnızlığa itiyoruz. Büyük bir talihsizlikle yan yana düşen 16 Ağustos'ta Mecliste yaşanan kitlesel kavga sahneleri ile aynı gün İzmir yangınında yaşanan sahneler dilerim iktidar ve muhalefete taşıdıkları sorumluluğu hatırlatır. İç barışı ve doğayı korumak devletin iktidar ve muhalefeti ile temel görevidir. 17 Ağustos depreminde hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİNİN 25. YILI
ARTIK BİZ HAKLI ÇIKTIK DEMEK İSTEMİYORUZ!!
SÖZ BİTTİ!!!
SIRA EYLEMDE
Ülkemiz 21.yüzyıla 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde gerçekleşen ve kamuoyunda Kocaeli ve Düzce depremleri olarak adlandırılan depremlerin açtığı yaraları sararak girdi. Aradan geçen 25 yılda Bingöl, Elazığ, Van, İzmir, Kahramanmaraş…. Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen depremler ile sınıfta kalmaya devam ediyoruz. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisliği meslek duayenleri, Hocalarımız, sayılan tüm bu depremlerden önce defaatle uyarılarda bulundu. Raporlar hazırladı. Ancak dikkate alınmadı. Ne yazık ki ortaya çıkan bu durum sadece ülke coğrafyasında JEOLOJİK bir fayı değil; ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımızı parçalayan fayları da bize göstermiştir.
Jeoloji Mühendisleri olarak;
Yıkıcı afet zararlarına yol açan nedenlerin ülkedeki sosyoekonomik koşullardan ve siyasal tercihlerden bağımsız olmadığını, afet güvenliğinin sağlanmasının da diğer tüm toplumsal olgularda olduğu gibi siyasal bir kararlılık alanı olduğunu bir kez daha ifade ediyor ve; yukarıda özet halinde verdiğimiz tespitlerde somutlaşan ulusal afet politikasızlığımızı gidermek için; toplumsal ve yönetsel düzeyde tüm kaynakları risk azaltma hedefine yönlendirecek,kişi ve kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak,mevzuat, kurumsal yapılanma, eğitim, sağlık v.b. alanlarda kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve ilkeleri ortaya koyacak, her aşamada denetim süreçlerini de tanımlayacak stratejik deprem planının ivedilikle hazırlanmasını öneriyoruz.
Ve madde madde yapılması gereken eylem planınıpaylaşıyoruz;
1- Depreme dirençli yerleşim alanları oluşturarak, ülkemizdeki bütün yerleşim alanlarını Kaliforniya, Japonya, Meksika, Brezilya, Arjantin, İtalya, Çin, Endonezya örneklerinde olduğu gibi depreme dirençli yapılmasını sağlayacağız. Kentlerin mikro-bölgeleme çalışmaları yapılmalı/tamamlanmalı, mekan kullanımı, imarı, iskanı, ve tüm fiziksel gelişimi bu çalışmanın verilerine göre planlamalıdır.
2- Kentlerimizi tehdit eden depremi üretecek fay sistemi mikrobölgeleme çalışmalarına göre analiz edilerek, Deprem Tehlike Haritaları güncellenmeli ve Tahmini Hasar Analizleri ortaya konmalıdır.
3- Deprem Tehlike Haritalarının yanı sıra, Heyelan Duyarlılık ve Risk Haritaları, Çığ Düşme Risk Haritaları, Su Baskını Haritaları üretilmeli ve planlama süreçlerinde girdi olarak kullanılmalıdır. Elbettle tüm bu analizler deprem gelmeden önce yapılmalı ve ortaya konan tehlikelere yönelik zarar azaltıcı mühendislik çalışmaları ivedilikle gerçekleştirilmelidir. Deprem sırasındaki olası hasar ve can kayıplarının en aza indirgenmesi için; Halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem/çevre ve ekonomi başlıkları ile bilimsel ve detaylı analizler gerçekleştirilmelidir.
4- Başta sınırları fay hattı güzegrgahında yer alan 24 şehrimiz ile ülke nüfusunun yaklaşık %75`ini oluşturan 30 Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ülke genelinde kentsel/kırsal alt ve üst yapı hizmetleri (yol, su, kanalizasyon, köprü, baraj vb) ile binaların projelendirilmesi süreçlerinin doğru olarak yürütülmesinde gerekli olan jeolojik-jeoteknik etütlerin yapılması, kontrol edilmesi ve denetiminin sağlanması, kentsel su temini, yeraltısuyu kaynak ve rezervlerin araştırılarak ortaya konulması, yeraltısuyu havzalarının korunması, jeotermal kaynak ve doğal mineralli sulardan arzu edilen yararın sağlanması süreçlerinin doğru yürütülmesi ve geliştirilmesi için idari yapılanmaya önem verilmelidir.
5- 4708 sayılı Yapı Denetim Yasasına uygun olarak yapı denetim kuruluşlarının denetim içindeki fonksiyonları yerinde denetim süreciyle gerçekleştirilmelidir.
6- Yaşamın ve yaşamsal faaliyetlerimizin jeolojik çevremizde sürdürüldüğü dikkate alınarak ve jeolojik çevremize farkındalık yaratılarak doğa olaylarının doğru algılanması için jeoloji dersi ilköğretimden başlayarak eğitim programları kapsamına alınmalı, örgün ve yaygın eğitim sisteminin her aşamasına afet olgusu doğru bir şekilde entegre edilmel
17 Ağustos 1999 Gölcük Depreminden sonra bilim dünyası Marmara Bölgesi için alarm verdi ve bölgenin genelde, İstanbul’un özelde depreme hazırlanması gerektiğini söyledi. Aradan 25 yıl geçti ama halen daha konuşuyoruz. İstanbul depreme hazır değil. Bugüne kadar yapılanlar, yapılması gerekenlerin küsüratı durumunda.
İstanbulun depreme hazırlanması için HÜKÜMET, YEREL YÖNETİM ve İSTANBUL HALKININ el ele vermesi, birbirine yardımcı olması ve birlikte çalışması şart. Hükümet ve yerel yönetimin kararlı bir irade göstermesi, halkın ise denetim ve gözetim işlevini yerine getirmesi şart. Aksi halde millet olarak çok üzüleceğiz demektir. SAKIN OLAKİ 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ UNUTMAYIN, saygılar,
Sn. Valimiz Aydın BARUŞ İlçemizi teşrif ettiler. Kaymakamlık ziyaretinde Sn.Valimize Kaymakamımız Tahsin AKSU ve Bld. Bşk. Y.Murat PARLAK tarafından ilçemizde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. Sn.Valimize teşrifinden dolayı Keçiborlu halkı adına şükranlarımızı sunuyoruz.
Sayın Murat Kurum 2025 yılında deprem geçiren 11 ilimiz artık deprem bölgesi olarak anılmayacak demiş. Sayın bakanımızın iyi niyetinden şüphe etmiyor, neyi kastettiğini anlyorum ama bir yanlış anlama olasılığını önlemek için bunu yazıyorum. 6 Şubatta deprem geçiren o illerimiz levha sınırında bulunuyor. Arap, Anadolu ve Afrika Levhaları. Bu sınır daha milyonlarca sene levha sınırı olarak olarak kalacak ve deprem üretmeye devam edecektir. Eğer siz o levha sınırına gerekli özeni göstermez ve bir levha sınırına özgü planlama, inşaat tipi, tasarımı, mimarisi, yapı malzemesi, mühendislik hizmeti, mikro bölgeleme, zemin vb ayrıntılar getirmez herhangi bir yer gibi sadece yap-satcı müteahhitlerle düzenlemeye çalışırsanız, 6 Şubatta gördüğünüz felaketi gelecek nesillerimize ihraç ederiz. Sevgiyle